Av sezonu bitti sorular bitmedi

Son yılların en bereketsiz balık avı sezonu 15 Nisan’da sona erdi. Ağlar beklenen bereketle teknelere çekilemediği için pek çok balıkçı sezonu Şubat ayında kapatmak zorunda kaldı.

0
20

1 Eylül 2017’de yaklaşık 19 bin balıkçı teknesi hamsi, palamut ve istavrit gibi pek çok balığı avlamak için 8 bin 337 km’lik kıyı şeridimizden denize açılmıştı. Fakat bu sezon da balık miktarı ve çeşidindeki azalma balıkçılara ve tüketiciye olumsuz yansıdı. 228 gün boyunca denizde kalan balıkçılar istediği miktar ve çeşitlilikte balık tutamazken, sofraların vazgeçilmezi hamsi bile tezgahlarda 20-25 TL’den satıldı.

Bilim insanları tükenişin sebeplerini arıyor

Türkiye’nin konusunda en iyi uzmanların bulunduğu İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi’nin dekanı Prof. Dr. Meriç Albay, azalışın nedenlerini değerlendirdi. Albay, “ Son 30 yılda teknelerin boyları uzadı, av teknolojisi ilerledi. Fakat pek çok ekonomik balık türünün avı azaldı. Balıkçıların kurallara uymaması, yasal boyun altında balık tutulması, Marmara Denizi’nde ışıkla avcılık yapılması balık stoklarına ciddi zarar vermiştir. Ayrıca uzun yıllardan beri evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmadan denize verilmesi su kalitesinde ciddi oranda bozmuştur. Kirlenme ile besin zinciri etkilenerek balık stokları zarar görmüştür.” dedi.

“Gelecekte balık yiyemeyiz”

Prof. Dr. Albay, “Lüfer, istavrit, hamsi, tekir, barbun, berlam ve torik gibi ekonomik balık türleri yasal boyun altında avlanıyor ve satılıyor. Önlem alınmazsa gelecek yıllarda balık stokları tükenecek. Bu azalmadan hiç sorumlu olmayan kıyı balıkçıları artık başka işlere yöneldi. Marmara Denizi’nde ışıkla yapılan avcılık katliam boyutuna vardı. Yeni sezonda ışıkla avcılığa izin verilmemeli. Yasadışı balıkçılığı önlemek için balıkçılara eğitimler verilmeli. Denizlerimizi kirleticilerden korumalıyız. Denetimler artırılmalı ve yasadışı balıkçılık yapan tekneler engellenmeli. Balıkçı tekne sayısı kontrollü olarak azaltılmalı. Balık stoklarımız tespit edilmeli ve her tür için kota sistemine geçilmeli. Balık yemi fabrikaları için tutulan balıklar kontrol edilmeli. Su Ürünleri Mühendisleri, Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri gibi meslek gruplarından yeterli şekilde faydalanılmalı. Deniz ekosistemine yeni katılan istilacı türlerle mücadele edilmeli.” diye konuştu.

Doğal stoklar azalıyor yetiştiricilik artıyor

Prof. Dr. Nuray Erkan ise, ülkemizde son yıllarda yetiştirici(çiftlik) balıkçılığının önem kazandığını belirtti. Erkan, “ 2016 yılında 589 bin ton balığın 325 bin tonu avcılıktan, 253 bin tonu yetiştiricilikten elde edildi. 2007 yılında 633 bin ton en iyi av sezonuydu. Ama son yıllarda büyük düşüş var. Avcılık düşerken yetiştiricilik artıyor. Aşırı av baskısı ve iklim değişimlerinin etkisiyle stoklarımız azalıyor. Dünyada deniz ürünü tüketimi kişi başına 16 kg. Avrupa’da 22 kg iken Türkiye’de sadece 6 kg. 2030 yılında dünya nüfusunun 7. 5 milyara ulaşacağı, insanların gıda kaynaklarının zenginleştirilmeyeceği ve tarımsal üretimde yetersiz kalacağı tahmin ediliyor. 2024’de su ürünleri üretiminin yüzde 19 artarak 191 milyon tona ulaşacağı düşünülüyor. Tüm uzmanlar kaliteli protein ihtiyacı için su ürünleri yetiştiriciliğini ve ürünlerin işlenmiş olarak piyasaya sürülmesini kaynak olarak görmekte.” dedi.

Prof. Dr. Erkan, “Türkiye, jeopolitik konum avantajını kullanmalı. Balık üretimine yönelik yemlerdeki balık unu ve yağı için alternatif kaynaklar oluşturulmalı. Ürettiğimiz balıklarda hormon, ilaç kalıntısı, ağır metal, pestisit gibi kimyasal kirleticiler bulunmuyor. Deniz ve iç sulardan avcılık yoluyla gelen ürünlerde av alanından sofraya; kültür yoluyla gelen ürünlerde hasattan sofraya hijyenik koşullarda hazırlama ve korumaya dikkat edilmeli.” diye konuştu.

 

Balık fast food’ları açılmalı

Prof. Dr. Erkan, balıkseverlerin fiyatları yüksek olan yetiştiricilik ürünlerine ilgi göstermediğini söyledi. Doğal kaynakların azalmasıyla yetiştiricilik ürünlerinin her geçen gün daha çok toplum yaşamına gireceğini belirten Prof. Dr. Erkan, “Tüketime yönelik sağlıklı ve dengeli beslenmede önemli fast-food mağazaları gibi balık satış noktaları arttırılmalı. Ev ve işyerlerinde hazır deniz ürünlerinin tüketimi özendirilmeli. Gelişen kültür balıkçılığı katma değeri yüksek ürünleri piyasaya sürmeli.” dedi. Geleneksel balığımız hamsi ve istavriti bile ayıklanmış paketler içinde sunan Leröy Türkiye Genel Müdürü Ümit Güvenç ise, “ Yetiştiricilik artık vazgeçilmez oldu. Somonun yanında çipura, levrek, hamsi, tekir, palamut, lüfer ve istavrit denizden çıktığı gün ambalajlanarak pişirmeye hazır şekilde satışa sunuluyor. Katkı malzemesi eklemeden ömrünü uzatmak çok önemli. Böylece tüketici temizlenmeyenlere oranla ortalama yüzde 15 kar ediyor. Gelecek nesillerimiz balık yiyebilsin diye balık türlerinin ve stoklarının azalmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Yasal av boyutundaki balıkları paketleyerek doğanın dengesini korumayı amaçlıyoruz. Yeni ambalajında taze balıklarımız 860 Migros mağazamızda satılıyor. Balıkçılığımız üzerine önyargı ve alışkanlıklar paketlenmiş ürünler üzerinde baskı yapıyor. Önyargılardan en önemlisi ‘balık ucuz (hamsi 5 TL) olursa yenir’ düşüncesidir. Oysa balık belirli sezonlarda değil, sürekli tüketilmelidir. Piyasada balığın sürekli ve uygun fiyatta tedariki için gerekli düzenlemelerin sektör paydaşları ile bakanlık yetkililerinin ortaklaşa strateji geliştirmesi ve uygulaması ile önemli bir adım olabilir. Ülkemizde yıllık 750 bin ton balık üretimi gerçekleşiyor. Üstelik çiftçilik balıkçılığımız ihracat sayesinde gelişim gösteriyor. Yetiştirilen balıklar iç piyasada da kolayca tüketiliyor. İhracat 800 milyon dolarlara ulaştı. Akılcı politikalarla, katma değerli ürüne yönelme sağlanarak ihracat çok daha arttırılabilir.” dedi.

CEVAP VER