Beyaz Kuğu

0
189
Levent Akson
Havadan Denizden

1931 yılında Almanya’da dünyaya geldim ..

Doğduğumda, 124 metre boy ile en büyük, en ihtişamlı, en güzel kızı idim zamanın,

Beyaz bir kuğuya benzediğimden , bir Afrika kuğusu olan Savarona ismini vermişti bana annem ,

İlk yolculuğum anne ve babamla yaşayacağım evimiz Amerika’ya oldu ,

Ve ilk sorunumu Amerika varışta yaşadım ,

Vergi memurları , Amerika’ya girebilmem için babamdan o kadar yüksek vergi istediler ki , bu parayı ödeyemeyen ailem ile birlikte doğduğum yer Almanya’ya dönmek zorunda kaldım ,

Aileme uğurlu gelmemiştim ,

Beni 1937 yılında satılığa çıkardılar ..

Satıldığım güne kadar da Hamburg’ da uslu bir kız gibi sahibimi bekledim.

Hala , o dönemin en güzel ve en ihtişamlı kızı idim ..

İki talibim oldu ,

Biri Adolf Hitler , hatta bir rivayete göre beni satın almıştı .

Diğeri , uzakta bir yerde, Anadolu ‘da ,  bir askeri deha , Kurtuluş Savaşı kahramanı, bir devrimci  Mustafa Kemal Atatürk..

Hitler , beni Alman denizaltıları için ana gemi olarak kullanmak istiyordu ,

Türk Halkı ise ağırlaşan hastalığına , deniz havasının iyi geleceği umuduyla Ata ‘sına almak istiyordu beni ,

Belki de bir veda hediyesi ..

Hitler , beni almaktan vazgeçti .

Atatürk’ün askerliğine hayrandı ve hastalığını biliyordu ..

Belki de , Avrupa’yı işgale hazırlanırken Atatürk gibi askeri bir dehayı karşısına almak istemiyordu ..

Türkiye , 23 Şubat 1938 ‘ de beni resmen aldı ,

1 Haziran 1938 ‘ de Dolmabahçe önüne demirledik..

Kısa süre sonra Acar motoru belirdi pruvada ..

Son derece şık giyimli sahibim iskeleden ilk adımını attı ,

Çocuk gibi sevinçli olduğunu hatırlıyorum..

56 gün birlikte geçireceğim ilk eşimdi Mustafa Kemal ..

Bir yandan beni incelerken , yanında bulunan bir beye , daha sonra Çankaya Köşkü Kütüphanecisi olduğunu öğrendiğim Nuri Ulusu’ya ilk emrini veriyordu “ Nuri , oğlum , kitaplarımı getirdin mi ? Hepsini kamarama muntazam koy, herhalde pek dışarı çıkmayacağım için bol bol okuma fırsatım olacak “ ,

Hayatımda olmadığım ve bundan sonra da olamayacağım kadar temiz olmuştum , her gün yıkanıyor , temizleniyordum ,

Mutluluğu gözlerinden okunuyordu Mustafa Kemal ‘ in ,

İlk günler rahatsızlığı hafifler gibi oldu , fakat daha sonraki günlerde kendisine o kadar iyi bakmasına rağmen iki kriz geçirdi..

Hastalığı artıyordu , 25 Temmuz gece yarısı benden aldılar Mustafa Kemal ‘i , Dolmabahçe’ye götürdüler ve bir daha kendisini hiç göremedim ..

 

1946 yılına gelmiştik , meclislerinde muhalefet devamlı beni eleştiriyordu , çok masraflıymışım ..

Ne de çabuk unutmuşlardı Ata ‘ larını .

Birlikte geçirdiğimiz 56 mutlu günü ,

Kamaralarıma sinmiş Ata’larının kokusunu ..

Ve bedenimin her yerinde dolaşan Ata ‘ larının ruhunu ..

Artık belli ki gözden çıkarılmıştım , önce en yakın arkadaşı ihanet etti bana “ bütçeye yararı olur “ diye ,

Yurt dışındaki Türk Büyükelçilerine haberler gönderildi,

Bir İngiliz firma beni satın almak istedi ,

Çok şükür ki Ankara’ da Ulus diye bir gazete “ Savarona bize Atatürk’ün emanetidir , satılamaz “ yazıları yazdı..

Korktular kamuoyundan , ama , madem satamıyoruz o halde turizm amaçlı kiraya verelim dediler ,

Trabzon’ lu bir talibim çıktı , masaya oturdular ancak anlaşma sağlanamadı ..

Küçüksu sahilinde , demirde kaderimi bekliyordum ,

1950 yılında iktidar el değiştirdi ,

Demokrat Parti beni bir aylığına Mısırlı zenginlere kiraya verdi,

Yine Ata’sına duyarlı insanların tepkisi üzerine beni Mısırlı zenginlerden alıp  1951 senesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na okul gemisi olarak verdiler ,

3 Ekim 1979 tarihinde Heybeliada açıklarında yandım,

Onarıldım ve 24 Ağustos 1980 ‘ de tekrar okul gemisi olarak kullanılmaya başlandım ,

27 Temmuz 1986 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından terk edildim ..

Başıboştum ,

Çankaya Köşkünde oturan büyük Atatürk’çü çürümemi seyrediyordu,

En hazin olayı 1989 ‘da yaşadım ,

ANAP Hükümeti beni hurdaya çıkardı ..

Anılarımla birlikte ölüme gönderiliyordum ..

Bana acımadınız , bendeki Mustafa Kemal’e de mi hiç acımıyorsunuz diye haykırıyordu bedenim ,

İnfaz günü yaklaşıyordu ..

Bir müteşebbis çıktı ve beni 49 seneliğine kiraladı ,

Diyemedim ona ; başıboş bırakıldığım son üç sene içinde , bedenime hayvanlar gibi saldırdılar , para eden ne varsa söküp gittiler , beni yağmaladılar , hem de ülkenin en fazla nüfusunun yaşadığı insanların önünde , güpegündüz ,,,

Onarıldm , olabildiğince ..

Bedenim yine kiradaydı , değişik insanlara ve vücutlarına ..

Fuhuş operasyonları o kadar gündemde idi ki , 2014 senesinde Kültür Bakanlığı beni tekrar alarak Cumhurbaşkanlığı’na tahsis etti ,

2016 yılına kadar Cumhurbaşkanlığı ‘na hizmet ettim ve 2016 tarihinden bu yana Pendik Askeri Tersanesinde kaderimi beklemekteyim ..

 

Ben O Adamı çok sevdim , ilk erkeğimi ..

Biliyordum , rahatsızlığın nedeniyle benden koparıp almasalar , sonsuza kadar beni terk etmeyecektin ,

Nasıl da özenle yerleştirmiştin kamarana kitap sandığını ve berber koltuğunu ..

Kapalı duran , üzerinde Atatürk yazan kamaranda, kitap sandığının , berber koltuğunun, yatağının ve kanlı yatak örtünün hala bıraktığın yerde senin kokunla durduğunu , çok şükür ki kimsenin bu kamaraya el süremediğini , süremeyeceğini biliyorsun değil mi Mustafa Kemal ,

Rica üzerine açılan kamara kapısından içerde yatağına kapaklanıp hıçkıra hıçkıra ağlayan kadınlarımızı, “neredesin Atam” seslerini duyabiliyor musun Mustafa Kemal ?

Akşamları , yatmadan önce bana anlattığın hayallerini , hani şu Karadeniz Sergi Gemisinin aynı rotasından , aynı limanlara birlikte uğrayarak  tüm aleme yeni Türkiye’yi anlatma arzunu ?

Benimle senin bir obje ve bir ruh olduğumuzu , hatırlama özürlü halkına ;  benim üzerimden ben buradayım demeyi …

Kim bilir , belki daha çok şeyler söylemek isterdin ama artık galiba  veda vakti geldi Mustafa Kemal , yine bir ölüm emri sanki boynumda ,

Bu defa parçalanarak değil , ağır ağır ölüme gönderilerek , vücudumun çürümesi ve yok olması beklenerek ..

Beni böyle görmeni hiç istemezdim , saçlarımyosun bağladı, denizin gövdemden girmesi an meselesi…

Utanıyorum, kendimden değil , bu mu idi  Mustafa Kemal’in sevgilisi ? diyecekler diye ..

Beyaz Kuğun gidiyor Mustafa Kemal ,

Senin sonsuza kadar yaşaman duam ile …

(Bu yazıda, Soner Yalçın’ ın “Savarona” isimli yazısından tarihsel alıntılar yapılmıştır.)

CEVAP VER