Eğirdir için geç kalmadık

Su seviyesi 14 metreden 6 metreye kadar düşen ikinci büyük doğal tatlı su gölümüz Eğirdir’in kurtulması için çabalayan Dr. Öğretim Üyesi Erol Kesici, görüşlerini Gökhan Karakaş'a değerlendirdi. SDÜ Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi emekli öğretim Üyesi Kesici, “Halen bir şeyler yapabiliriz. Gölün kullanım önceliği birinci sınıf içme suyu için olmalı ve Eğirdir Gölü Hükümleri uygulanmalı” diye konuştu.

0
74

Doğal su kaynaklarıyla Avrupa kıtasının en zengin sulak alanlarına sahip Türkiye’nin en büyük göllerinden Eğirdir’in tükenişi hızlandı. Doğal içme suyu havzası olmasının yanında biyolojik çeşitliliği açısından uluslararası öneme sahip Eğirdir Gölü’nde 225 tür kuş yaşıyor. Sazan ve sudak gibi 7 çeşit balığın bulunduğu gölde balıkçılık, ekonomiye büyük katkı sağlıyor. Elma üretiminin yapıldığı tarlalar da göl kaynağından sulanıyor. Kuruma tehdidi artan gölün etrafındaki tarlalardan gelen kimyasal ilaçlar ve gübre artıkları Eğirdir’in yok oluş sürecini hızlandırıyor. Yılda yaklaşık 1800 ton kimyasal ve 70 ton katı atığın karıştığı Eğirdir ve çevresindeki su kaynaklarında ki balık ölümleri de artıyor.

“Göller insanların çöplüğü değildir”

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği temsilcisi Dr. Öğretim Üyesi Erol Kesici, “ Göller, tarım ve yerleşim yerlerinin atık dökme yeri değildir. Milyonlarca yıl önce oluşup, günümüze dengesini koruyarak gelen Eğirdir Gölü’nün kurtarılması için geç kalmadık. Kuruma sürecine girse de halen bir şeyler yapabiliriz.” dedi.

“Önce insan etkisi engellenmeli

 

Dr. Kesici, Eğirdir’in Anadolu’nun bir zenginliği olarak varlığını sürdürmesi için yapılması gerekenleri paylaştı. Kesici, “Gölün akılcı kullanımı, çevresindeki biyolojik çeşitliliği etkileyen insan faaliyetlerinin belirlenmesiyle başlar. Gölleri besleyen dereler üzerine kurulan baraj, gölet ve set projeleri baraja dönüştürülmemelidir. Gölün, su miktarı, biyolojik çeşitliliği ve su kalitesi mutlaka korunmalı. Tarım alanlarından gübreleme ve pestisit uygulamaları, yerleşimlerden yoğun akan kanalizasyon atıkları, sanayi atıkları göle gelmemelidir. Arıtma ve filtreleme sistemleri günün teknolojik koşullarına göre yapılandırılmalı. Havzada ekolojik tarım yapılmalı.” dedi.

“Kullanım önceliği içme suyu olmalıdır

Kesici,“Gölün dengesini ve üretkenliğini sağlayan doğal balıklar (sazan türleri) korunmalı. Daha çok para kazanılması için göle yabancı tür balıkların bırakılması gölün binlerce yıllık canlı dokusunu tahrip etti. Kaçak kamış ve saz kesimi, yakımı, toplanması, arazi açılması, otlatma, yol yapımı engellenmeli ve kıyı çizgisi korunmalı. Yaban hayatının temsilcisi kuşlar, doğal yapısındaki balıklar ve diğer organizmalar ekolojik yapısı korunan yerleri seçer. Kirlilik artıkça flora-fauna korunamaz. Göl suyunun kullanım önceliği kaliteli içme suyu için olmalıdır.” dedi.

Özel koruma hükümleri açıklanmıştı

Kesici, “Eğirdir Gölü’nün suyu stratejik öneme sahip birinci sınıf içme ve kullanma suyudur. Sanayi, tarım ve turizmde ekonomik olarak da yararlanılabilir. Tarımsal amaçla alınan sular, kaynaklarına kurulan baraj ve göletler ile pompayla su alınması gölün su bütçesinde aşırı kayıplara neden oldu. Göl kayıplarla aşırı oranda kirlendi ve buharlaşmada arttı. Önlem alınmazsa Eğirdir Gölü, 7 yıl önce kuruyan Akşehir ve bu yıl kuruyan Eber gibi kuruyacak. Göl çevresindeki 82 yerleşim alanında yaşayanlar gölü kullandıkları için herkesin yaşadığı yeri yani evinin önünü temiz tutması gerekir. Korumak için 30 yıl önce düşünülen ama Mayıs 2012’de yürürlüğe sokulan Eğirdir Gölü Özel Hükümleri uygulanmalıdır. ”dedi.

CEVAP VER