Enerjinin yeni kaynağı Doğu Akdeniz

Doğu Akdeniz’de keşfedilen enerji kaynakları pek çok ülkeyi harekete geçirirken Türkiye’nin, bölgeye yönelik ‘Milli Enerji ve Maden Politikası’ hamleleri sürüyor.

0
5

Uzmanlar bölgede varlığını, 3 boyutlu sismik araştırma gemisi Barbaros Hayrettin Paşa ile derin deniz sondaj gemisi DeepSea Metro 2 ile sürdürüyor. Hidrokarbon(petrol ve doğalgaz) kaynaklarının keşfiyle önemi artan Doğu Akdeniz, Türkiye kadar; KKTC, Mısır, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi üzerinden Yunanistan’ı yeni stratejiler üretmeye zorluyor. Türkiye enerji kaynaklarının paylaşılması, hak ve menfaatlerinin korunması için önemli adımlar atarken Doğu Akdeniz Münhasır Ekonomik Bölgesi’nin önemini, Prof. Dr. Hakan Karan ve Yrd. Doç. Dr Jale Nur Ece yorumladı.

Coğrafi konumu Doğu Akdeniz’i önemli kılıyor

Yrd. Doç. DR. Jale Nur Ece, Tunus’taki Bon Burnu ile İtalya’nın Sicilya Adası’nın Lilibeo Burnu arasında çizilen hattın doğusunun Doğu Akdeniz olarak tanımlandığını belirtti. Dr. Ece; “ Bugün bölgede İtalya, Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Karadağ, Arnavutluk, Yunanistan, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin, Ürdün, Mısır, Libya, Tunus, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin kıyısı var. Doğu Akdeniz; Hint Okyanusu’nu birleştiren Süveyş Kanalı yoluyla Doğu-Batı deniz taşımacılığının ana rotası. Dünya deniz taşımacılığının yüzde 30’u, petrol taşımacılığının yüzde 20’si buradan yapılıyor, Arap Yarımadası’na ve Basra Körfezi’ne ulaşıyor. Dünya üzerinde ispatlanmış petrol rezervlerinin yüzde 47’sine, doğal gaz rezervlerinin % 43’üne sahip Orta Doğu, Ege, Karadeniz ve Atlantik’e açılan kapı olduğu için jeostratejik ve jeopolitik açıdan çok önemli.

“Dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerinden biri”

Son dönemde keşfedilen zengin petrol ve doğalgaz kaynakları bölgenin önemini arttırdı. Doğu Akdeniz Bölgesi’ni özel bir jeo-politik enerji alanı konumuna getirdi.  ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi; Kıbrıs Adası, Lübnan, Suriye ve İsrail arasındaki Levant Havzasında yaklaşık 3,5 trilyon metreküp doğalgaz ve 1,7 milyar varil petrol bulunduğu tahmin ediyor. Doğu Akdeniz Havzası’nda değeri üç trilyon dolar olan 60 milyar varil petrole eşdeğer hidrokarbon rezervi bulunduğu düşünülüyor. Kıbrıs Adası’nın çevresinde ki 8 milyar varil petrol rezervinin 400 milyar dolar değerindi olduğu belirtilmekte. Uyuşmazlığın temelinde ülkelerin Münhasır Ekonomik Bölgelerindeki hidrokarbon kaynaklarını tek taraflı paylaşma isteği var. Sahildar ülkelerin MEB ilanı ve sınırlandırmalarının, uluslararası deniz hukukuna göre hakkaniyet prensibi ve bölgedeki tüm aktörler dikkate alınarak işbirliği içinde yapılması gerekiyor.

“Türkiye uluslararası hukuktan doğan hakkını kullanıyor”

Uluslararası deniz hukuku, sahildar devletlere karasularının ötesindeki hidrokarbon kaynaklar üzerinde;  kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) tanımları ile hak tanıyor. Türkiye, uluslararası hukuktan doğan hakkını kullanarak 21 Eylül 2011’de KKTC ile Akdeniz’de Kıta Sahanlığı Sınırlandırması Anlaşması’nı imzaladı. 02 Kasım 2011’de ise KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanlığı ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) arasında ‘Petrol Sahası Hizmetleri ve Üretim Paylaşım Sözleşmesi’ imzalandı. KKTC, 22 Eylül 2011 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile, TPAO’ya Kıbrıs Adası’nın civarındaki deniz sahalarında petrol ve doğalgaz arama ruhsatları verdi.

En uzun sahil şeridi Türkiye’nin

Doğu Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip Türkiye’nin teknolojik donanımı bölgede arama yapmak için yeterli. Barbaros Hayrettin Paşa Sismik Araştırma Gemisi, Ekim 2014’te adanın güneyinde araştırmalara başladı. TPAO, Norveç’ten açık denizlerde sondaj çalışması gerçekleştirebilen, gelişmiş gemilerden Deepsea Metro-2’yi satın aldı. Bu yıl ilk derin deniz sondajının gerçekleşmesi bekleniyor. Türkiye, uluslararası deniz hukukuna dayanarak, Doğu Akdeniz’de yetkilerini kullanmaktan kaçınmamalı. Yani izlenen politika yerinde ve uluslararası hukuka uygun”

 Ankara Üniversitesi, Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi Danışma Kurulu Üyesi olan Dr. Ece, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İstatistik Bölümünde lisans, Belçika-Antwerp Üniversitesi Liman İşletme ve Yönetimi’nde master, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans,  Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde doktorasını tamamladı. Mersin Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Denizcilik İşletmeleri Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi olan Yrd. Doç Dr. Jale Nur Ece, Gemi Makinaları İşletme Mühendisliği Bölüm Başkanı. Türk Boğazları, deniz ulaştırması, deniz emniyeti ve güvenliği, limanlar, deniz hukuku gibi konularda ulusal ve uluslar arası hakemli bilimsel dergi ve kitaplarında makaleleri bulunuyor. İstanbul Boğazı: Deniz Kazaları ve Analizi kitabı ile ortak yazarlı ‘Deniz Lojistik ve Taşımacılık Hukuku’ kitabı bulunuyor. Türk Boğazları Kitabı’nın editörlüğünü de yapmıştır.

 

CEVAP VER