Gıdı gıdı

0
30
Levent Akson
Havadan Denizden

Merhaba Dostlar,

50’li yılların sonu, 60’ların başı,

İlkokul öğrencisiyiz,

Her ay bir hafta çeşitli etkinliklere ayrılmış,

Ayını hatırlamıyorum, bir hafta da ‘Yerli Mallar Haftası ‘idi,

O haftanın, yerli malların kullanımını teşvik etmek için bu malları tanıtmak ve sevdirmek gibi bir misyonu vardı,

O günlerden hafızamda hala şu dörtlük saklıdır ;

Nazilli’de çıkar basma

Dudak büküp kulak asma

Hem güzeldir hem de sağlam

Ucuz olduğuna bakma.

( bazı kelimeleri yanlış hatırlıyorsam kusura bakılmasın )

 

Sene 1929, Amerika’da ‘Dünya Ekonomik Bunalımı’ başlamış, nerede ise tüm ülkelerini sarmış ve ülkemizde de hissedilmekte. Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkılmış, yarı tarım ülkesiyiz ancak sanayimiz ve paramız yok.

Ekonomik Bunalım’dan etkilenmeyen tek ülke Sovyetler Birliği hatta ekonomisi büyüyor o dönemde.

“ Ekonomik bağımsızlık olmadan ulusal bağımsızlık olmaz “ ilkesini savunan Atatürk, İsmet İnönü’yü Moskova’ya gönderir 30’ların başında, kafasında 1934 senesinde başlatacağı sanayi kalkınma programı vardır.

İnönü, Moskova’dan Avrupa başkentlerine gider, amaç borç para bulmak ve sanayi hamlesini başlatmaktır ancak tüm seyahatinden eli boş döner, Moskova hariç.

Sovyetler Birliği, narenciye karşılığı sanayi tesisleri yapımına onay vermiştir,

Meclis tarafından uygun görülür ve Sovyet uzmanlar ülkemize davet edilir,

Sovyet uzmanlar iki sene tüm ülkeyi gezdikten sonra raporlar verilir Meclis’e,

Ham pamuğun işlenmesi ve ham bez haline getirilmesi için iki bölge seçilmiştir: Kayseri ve Nazilli.

24 Ağustos 1935 senesinde temeli atılır Sümerbank Nazilli Basma Fabrika’sının,

Mimari projesini Sovyet Mimar İvan Nikolayev çizer, 120 Sovyet Mühendis ve 4000 Türk işçisi gece ve gündüz çalışarak 18 ay gibi kısa bir sürede Fabrika inşaatını tamamlar.

Fabrika, 9 Ekim 1937 tarihinde Atatürk tarafından açılır.

Yorgundur ve hastadır, açacağı son sanayi tesisidir ve bu tesise son derece önem vermektedir Atatürk. Doktorların seyahat edemezsiniz ricasına karşın, ülkemizin büyük sanayi hamlesini görmek istemektedir.

Tren ile gelir Nazilli’ye. Yorgunluğu ve hastalığı son derece belirgindir. Bir askerin kolunda iner tren vagonundan, kısa bir istirahatten sonra açılış için fabrikaya hareket eder.

Fabrikanın kapısı Atatürk tarafından açılır ve makinelerin olduğu bölüme geçilir. Fabrika Müdürü’nün talimatı ile 800 makine aynı anda çalışmaya başlar, Atatürk ‘ün dudaklarından şu kelime dökülür “ İşte, Sanayinin Musikisi “.

Fabrika 8 milyon liraya mal olmuştur.

Türkiye’nin hatta Avrupa’nın dört bir yanından gelmiş 2400 işçi çalışmaktadır ve günlük 64 bin metre ham bez dokumaktadır.

Çırçır, iplik, dokuma ve basma fabrikaları ile Avrupa’nın en modern basma fabrikası, 10 sene içinde ülkenin en büyük 100 sanayi şirketinden biri olmayı başarmıştır.

İşte, bu fabrikanın, Nazilli ile arasında işçilerin, memurların, öğrencilerin ulaşımını sağlayan 3 vagonlu küçük bir treni vardır adı da : Gıdı Gıdı.

Bu ismi, muzip Nazilli halkı, trenin yokuşu sardığında makinesinin yorgun bir sesle çıkardığı gıdı gıdı gıdı gıdı gıdı gıdı sesinden esinlenerek vermişler. Gıdı Gıdı sadece Nazilli halkı değil, Ankara tarafından da benimsenmiş, bu sevimli oyuncağın ismi Gıdı Gıdı treni olarak kalmıştır günümüze kadar.

Gıgı Gıdı treni, kısa sürede tüm Nazilli halkının hayatının içine girmiş, insanlar saat kullanmayıp Gıdı Gıdı trenin geçiş saatlerine göre yaşamaya başlamışlar.

Fabrika, hayatın kendisi olmuş Nazilli halkı için, öyle ya, Gıdı Gıdı bedava, fabrikada her gün sinema var, hem de 5 kuruşa, atla Gıdı Gıdı’ya, gel fabrikaya, 5 kuruş ver, izle filmi ve dön Nazilli’ye.

Sadece sinema mı? Hastanesi, kreşi, tiyatro salonu ve Futbol sahası ve futbol takımı var, iyi mi? Çok da ünlüler. Rıdvan Dilmen’in de Nazillispor’dan geldiğini unutmayalım.

0645’de başlar ilk sefer, 0700 işçiler işbaşı yaparlar ve gün içinde 8 ring sefer yapar Gıdı Gıdı.

Başlarına neler gelmez, bir seferinde ineğe çarparlar, bir diğerinde traktöre,

Karayolu bağlantılı hemzemin geçitte, insanlar bir garip bakar Gıdı Gıdı’ya bu nasıl bir tren böyle?

Gazetesi var fabrikanın adı yine Gıdı Gıdı. Matrak bir gazete, senede bir yayınlanır.

Gıdı Gıdı’nın vagonlarında son güne kadar şu uyarılar asılı idi ; “ vagon dahilinde yerlere tükürmek memnudur “ ve “ vagonların sahanlıklarında durmak memnudur “ ( yasaktır ).

Ünlü besteci Arif Sami Toker’in yolu bir gün eşi Sevim Hanım’la birlikte Nazilli’ye düşer.

Böyle dense de aslında Arif Sami Bey’de, eşi Sevim Hanım’da Gıdı Gıdı’yı merak etmektedirler.

Çok etkilenirler ve hemen orada bir marş besteler Arif Sami Bey;

Atamız kurmuştu bu fabrikayı

Yıl bindokuzyüzotuzyedi yılı

Nazilli Sümerbank olmuştu adı

Yurdumun böylece oldu muradı.

 

Nazillinin çiçeğidir basmalar

Basmalar işçinin alın teridir

 

Gıdı gıdı gıdı gıdı

İşçileri götürür cici tren.

 

Fabrikanın kapanması ile 1989 senesinde Gıdı Gıdı kaderine terk edilir ve çürümeye bırakılır.

Ancak duyarlı halk bunu asla kabullenemez, yıllarca belediye ve TCDD ye yapılan baskılar sonuç verir ve Gıdı Gıdı 2016 yılında onarılarak Nazilli / Adnan Menderes Üniversitesi ( eski Nazilli Basma Fabrikası ) arasında öğrenci taşımak üzere yeniden servise girer.

Yolunuz bir gün Nazilli taraflarına düşerse, mutlaka ama mutlaka Gıdı Gıdı ile kısa da olsa nostaljik bir seyahat etmeyi ihmal etmeyin.

CEVAP VER