Han içinde İstanbul’un adsız kilisesi

Sirkeci’de ki Halil Lütfü Dördüncü İş Hanı’nın içinde 900 yıl öncesinden kalan bir kilise bulunuyor. İstanbul’un en işlek yerinde olmasına rağmen çok bilinmeyen yapının Bizans döneminde Prosphorion Limanı girişindeki kilise olduğu tahmin ediliyor. Doç. Dr. Haluk Çetinkaya, “Kaynaklarda adı bilinir yeri bilinmez 460 kiliseden biri bu iş hanında” dedi.

0
7

Temel inşaatında ortaya çıkan kilise

Gazeteci ve matbaacı Halil Lütfü Dördüncü’nün adını taşıyan iş hanı, içindeki kilise yapısı ile dikkat çekiyor. Tan Gazetesi’nin de eski sahibi Halil Lütfü Dördüncü’nün mirasçılarının işlettiği Sirkeci-Hocapaşa Caddesi üzerindeki handaki kilise, günümüzde Papaz Odası olarak biliniyor. Teknoloji mağazaları, fotoğrafçılar, mimarlık ofisleri ve lokantalardan oluşan 62 işyerinin bulunduğu 7 katlı hanın alt katında bulunan yapı, 1995 yılında ortaya çıkartılmıştı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim görevlisi ve sanat tarihi uzmanı Doç. Dr. Haluk Çetinkaya, “Eski iş hanı yıkılıp yerine yenisi yapılırken temel inşaatında ortaya çıkan kilise yapısının 11 ya da 12’inci yüzyıla tarihlendiğini düşünüyorum.  Aziz Theodosius, Aya İrini, Baş Melek Mikhail ya da Aziz Nicholas kilisesi olduğu düşünülüyor.  O tarihlerde Sirkeci çevresi Prosphorion Limanı’ydı. Bu yüzden manastır kilisenin, denizcilerin koruyucu azizi Nikolas’a ithaf edildiğini sanıyorum.” dedi.

“İstanbul’un kayıp kiliselerinden biri”

Doç. Dr. Çetinkaya, “Bizans İstanbul’da 500’ün üzerinde kilise inşa etmiş. Bunlardan sadece 40 kadarını tanımlanmış ve günümüze gelmiş. Bu kilisenin de İstanbul’un adı ve yeri bilinmeyen kiliselerinden biri olduğunu düşünüyorum.  Bulunduğu tarihte insan iskeletleri de çıkmıştı. Kiliselere gömülme ayrıcalığı din adamlarına aittir. Mezarlığı, yemekhanesi, yatakhanesi olan bir manastır kilise var karşımızda. Kilise bu yapılar topluluğunun bir parçası. Bizans’ta, şehrin içine manastır kilisesi yapma geleneği gözden düşen devlet görevlileri ya da din adamlarının son zamanlarını yaşaması 9’uncu yüzyıldan sonra başladı. Duvardaki tuğla diziliminden ve inşaat tekniğinden manastır kilisesi olduğunu anlıyoruz. 12’inci yüzyıldan 21’inci yüzyıla gelen bu yapının korunması çok önemli.” dedi.

“Teknolojinin içinde koruyacağız”

İş hanının mülk sahibi ve işletmecisi Yenal Koçak ise, “ Tarihimizin zenginliğini kanıtlayan bu kilise yapısının korunması için özel çaba sarf ediyoruz. Eski iş hanı yıkılıp yenisine başlandığı 1995 yılında yapı bulundu. Kurul kararıyla 4 yıl kadar inşaat durdu. 2000 yılında iş hanı olarak tekrar çalışmaya başladığımızdan beri tarihimize sahip çıkıyoruz. Avlumuzda ‘Papaz Odası’ olarak bilinen kısmı herkese tanıtmaya çalışıyoruz. İstanbul’un zenginliğini anlatmak için küçük bir örnek olan yapının modern işyerleri arasında bugüne kadar gelmesi bize gurur veriyor.” diye konuştu.

CEVAP VER