İçinden deniz geçen Türk şiirleri

0
10

Sanat, müzik, edebiyat ve felsefe; sosyal ve teknik konulardaki düşünce ve öngörü yelpazemizi açmakta, yaşama ve konulara farklı pencerelerden bakmamızı sağlamaktadır. UNESCO 2003 Felsefe Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi’nin “Sanata Felsefe ile Bakmak”  başlıklı kitabından; “Her yüzyıla damgasını vuran olaylar ve belirli coğrafya sınırları içinde ona rengini veren olgular vardır. Geçmişi değerlendirme çabasında bugünden geçmişe bakarken bunlar, tarihsel dönemleri-“çağları”-ayırmada ve insanlığın serüvenini serimlemede sınır taşı işini görürler. Ne var ki, içinde yaşanılan çağın özelliğini oluşturan olgular, ancak olaylardan ayıklanıp kandırmacasız ortaya konunca-adları takılınca fark edilir. Bu işi yapanlarsa, çağı görenler ve o çağda yeni olanaklara-bakış, yaşantı ve eylem olanaklarına-işaret edenlerdir: ozanlar ve filozoflardır”(1).   

 

Kuğu gibi süzülen gemiler, uykuya dalan yelkenliler, gücünü azgın dalgalarıyla kanıtlamak isteyen okyanuslar, sevgi ile kucağına çağıran sessiz koylar, ahenkli bir tınıyla kumsallara savrulan dalgalar; şiirlerde dile gelmiş, şarkılarda ses bulmuş, resimlerde gerçekliğini kanıtlamış, denizcilere özlem, sevenlere, sevilenlere hasretle bekleyiş, sevdalara ilham kaynağı olmuş.

 

Resimlerinde deniz temasını işleyen Fransız ressam Claude Monet (1840-1926), resmi dört duvar arasından çıkarıp doğaya açılan güneş ışığıyla tanıştırmıştır. İtalyan ressam Fausta Zonaro (1854-1829), Türkiye’de resim sanatının gelişmesine yardım etmiş, deniz ve Boğaziçi’ni canlandıran renkli resimler yapmıştır. 19. yüzyıl empresyonist ekolünde eserler veren Fransız ressamlarından Boudin Eugenenin (1824-1898),Caillebotte, Gustave (1848 – 1894) ve Camp, Joseph Rodefer de (1858 – 1923), romantizm ekolünde eserler veren İngiliz ressam Constable, John (1776 – 1837), Norwich ekolünün en parlak temsilcilerinden biri olan İngiliz ressam Jhon Cotman resimlerinde deniz temasını işlemiştir.

 

Bahriyeli İsmail Hakkı ile başlayan deniz ressamlığı

 

Deniz temasını işleyen Türk ressamlarımız ise; Batılı anlamdaki Türk resminin ilk temsilcilerinden olan gemi inşaat mühendisi Bahriyeli İsmail Hakkı (1863-1920) “Baltık Denizi’nde Fırtına” tablosunda  “Baltık “Denizi”ni başarıyla betimlemiş en önemli deniz ressamlarımızdandır. Ressam, “Yavuz Zırhlısı”, “Fırtınada Bir Savaş Gemisi” konulu tablolarında, gemileri belgeselci bir tutumla resimler. Deniz ressamlarımız içerisinde tanınan yağlıboya ressamı olan Osman Nuri Paşa deniz sevgisini “Ertugrul Fırkateyni Japonya Yolculuğunda” tablosuna yansıtmıştır. Resmettiği günbatımı ve fırtınalı deniz tabloları ile bilinen, 1817 yılında Kırım Bölgesindeki Feodosya kentinde doğan Ermeni ressam Ivan Aivazovski en çok donanma ve deniz resimleriyle fırtınalı denizlerin romantik ressamı olarak tanınmaktadır. Müziğinde doğayı ustalıkla işlemiş Fransız besteci Claude Achille Debussy’in denize olan sevgi ve özlemini, denizci olamayışından yakınmasını “La Mer” bestesinde, Vivaldi deniz sevgisini “Deniz Fırtınası” eserinde ifade etmiş, 1961’de Azerbeycan’da doğan Mirzayev ise deniz tutkusunu “Üç Denizin Senfonisi”nde yansıtmıştır. Türk bestecileri deniz üzerine birçok besteler yapmıştır. Deniz türkülerinden birkaç örnek verecek olursak; Sadettin Kaynakın “Hoy Gemici Hoy”, “Gemi İster Yedek”, “Gemim Gidiyor”; Şemsettin Ziya Bey’in “Denizin Dalgasını Bekliyorum”; Hacıbeyli Üzeyir Bey’in “Çırpındı Karadeniz Bakıp Türk’ün Bayrağına” türküleridir.

 

 

 

Ziya Gökalp’ten Yahya Kemal’e Mavi Şiirler

 

Daha nice şairler, yazarlar deniz üzerine şiirler, romanlar yazmış; ressamlar deniz tutkusunu, sevdasını resmetmiş, besteciler denize olan özlemlerini, sevgilerini bestelerine yansıtmıştır. Bu yazımda, 1869-1974 dönemini kapsayan; denizcilerimizin, denizi sevenlerin kendinden, yaşadıklarından, duygularından, tutkularından bir şeyler bulabileceği  şairlerimizin “İçinden Deniz Geçen Türk Şiirleri’nden birkaç mısra aşağıda yer almaktadır (2).  Ayrıca, Türk Edebiyatına değerli katkılarda bulunmuş ve şu anda hayatta bulunmayan Türk şair ve yazarlarını rahmetle, hayatta olanları da saygı ve sevgi ile anıyorum.

 

Hüseyin Sirat ÖZSEVER (1872-1959): Şiirlerinde özellikle aşk, kadın, doğa ve gurbet temalarını işlemiştir. Şairin “BOĞAZİÇİ NOTLARI” şiirinden birkaç mısra:

 

Akşamın rengi soldu gün gideli,

Bah maziye açtı bir dehliz

Yaşlı bir levha şimdi mavi deniz

Abanoz gölgelerle çerçeveli

 

Ziya GÖKALP (1876-1924): Didaktik şiir, manzum destan ve masal türünde eserle veren Ziya Gökalp’in “BULUT’A” şiirinden birkaç mısra:

 

Bulut, bulut karadan,

Denizden geliyorsun

Pembe kanatların var…

Orhan

 

Yahya Kemak BEYATLI (1884-1958): Türk şiirinin önde gelen şairlerinden olan Beyatlı, şiirlerinde özellikle tarihi değerler, İstanbul ve Boğaziçi, aşk, deniz ve ölüm temalarını işleyen şiirleri ile tanınmaktadır. Şairin “ITRİ” şiirinden bir mısra:

 

Öyle bir musukiyi örten ölüm,

Bir teseli bırakmaz insanda,

Muhtemel görmüyor henüz gönlüm;

Çok saatler geçince hicranda,

Düşünülür bir hayale, zevk alınır

Belki hala o besteler çalınır,

Gemiler geçmiyen bir ummanda.

 

Şairin “AÇIK DENİZ” Şiirinden birkaç mısra:

 

Birgün dedim ki “isterim artık ne yer ne yar”

Çıktım sürekli gurbete, gezdim diyar diyar;

Gittim son diyara ki serhadir yerin,

Hala dilimdedir tuzu engin denizlerin

 

“DENİZ TÜRKÜSÜ”’nden birkaç mısra:

 

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık yapyalnız,

Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervasız,

Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.

 

 “SESSİZ GEMİ”

 

Artık demir almak günü geçmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan

Birçok giden memnun ki yerinden

Birçok seneler geçti dönen yok seferinden

 

Ahmet HAŞİM (1885-1933): Türk şiirinde sembolizmin temsilcisi ve Fecr-i Ati akımının önde gelen şairlerinden biri olan Haşim aşk ve doğa şiirleri ile muziksel bir ahenk yaratmıştır. Şairin “O BELDE” şirinden birkaç mısra:

 

Denizlerden

Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin

….

Sen ve ben ve deniz

Ve bu akşamki lersesiz, sessiz

Topluyor bu-yi ruhunu güya,

Uzak ve mavi gölgeli bir beldeden cüda kalarak

Bu nefy ü hicre muabbed bu yerde mahkumuz.

 

Ali Cenap YÖNTEM (1887-1967): Yöntem Genç kalemler Dergisi başyazarlarından Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin ile birlikte yeni lisan akımının savunucularından ve hece ölçüsüyle yalın şiiriler yazdı.  Şairin “EYLÜL’ÜN DENİZİ” şiirinden birkaç mısra:

 

Dalgalar, ey büyük deniz dalgalar,

Dualar indirsin sana göklerden.

Benim dalgalarda çarpan kalbim var,

Bir şeyler haykırır uzak bir yerden.

 

Halit Fahri OZANSOY (1891-1971): Şairin “DENİZDE AY” şiirinden birkaç mısra:

 

İndi solgun ve ılık,

Ay ışığı denize

Bal rengi bir tatlılık

Çöktü gözlerimize

 

Edip AYEL (1894-1957): Divan şiirini çağda dil ve duygularla yeniden yazmayı amaçlayan günümüz Türkçesini aruz ölçüsü içinde uygulamaya çalışan şairin “MAVİLİK” şiirinden birkaç mısra:

 

Bulanma gökyüzünün lacivert olan denizi

Acımla rengine daldım, açılda gizle bizi!

 

Ali Mümtaz AROLAT (1897-1967): Şair, şiirlerinde doğa ve aşk temalarını işleyen hece ölçüsündeki şiirleri ile tanınmaktadır. Şairin “BİR GEMİ YELKEN AÇTI” şiirinden;

 

Bir gemi yelken açtı hayal iklimlerine,

Civarından çığlıkla yorgun martılar kaçtı;

Rüzgar sürüklenirlen derinlerden denize

Hayal iklimlerine yeni bir gemi yelken açtı.

 

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL (1898-1973): “Hecenin Beş Şairi”  hareketinin temsilcisi olan şairin “NAZ” şiirinden alıntılar:

 

Ben ki, her damla derdim

Deniz olsun dilerdim

İpi elimle verdim

Benliğimi alsana

 

Nazım Hikmet (1902-1063): Yirbirinci yüzyılın en önemli Türk şairlerinden olan Nazım Hikmet’in Hasret şiirinden birkaç mısra;

 

Gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider!

Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.

Elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter.

Ve madem ki bir gün ölüm mukadder;

Ben sularda batan bir ışık gibi

sularda sönmek istiyorum!

Denize dönmek istiyorum!

Denize dönmek istiyorum!

 

Ömer Bedrettin UŞAKLI (1904-1946): Uşaklı, şekil olarak hecelere bağlı görünse de lirik bir şairdir. Şairin “DENİZDE AKŞAM” şiirinden birkaç mısra:

 

Akşamı süzme deniz,

Renginden gözüm yandı!

Koydaki alevden iz,

Gönlümde halkalandı!

 

“DENİZ HASRETİ” şiiri:

 

Gözümde bir damla su deniz olup taşıyor,

Çöllerde kalmış gibi yanıyor, yanıyorum

Bütün gemicilerin ruhu ben de yaşıyor

Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum

Nasıl yaşayacağım ey deniz, senden uzak?

 

Reşat EKREM KOÇU (1905-1975): Koşu Osmanlı tarihiyle ilgili araştırmaları, romanları ve özellikle İstanbul’u tüm yönleriyle ele aldığı İstanbul Ansiklopedisi eseriyle tanınır. Şairin “KIZ KAYASI” şiirinden birkaç mısra:

 

İşte…

Bir güzel şey ile korsanı,

Soyunuk ki can

Zehir gibi, çelik gibi, tığ gibi,

Ama biri denizin üstündeki nur,

Biri denizin dibi.

 

Selahattin BATU (1905-1973): Batu, şiir, gezi, deneme, makale, oyun ve çeviri alanında pek çok eser verdi. Şairin “RÜYALARIN YAŞI” şiirinden birkaç mısra:

 

Yosunlu, denizli gece.

Bir yeşil kıyıya veda.

Kimi ta yanımda Denizcilik Kimi bir uzak kıyıda.

Delidir suların aşıkı

 

Ahmet Muhi DRANAS (1909-1980: Şair, şiirlerinde aşk, doğa, mutluluk gibi temaları işledi. Şairin “OLVİDO” şiiri:

 

Ey unutuş! Kapat artık pencereni,

Çoktan derinliğe çekmiş deniz beni,

Çıkmaz artık sular altından o dünya

 

Orhan Veli KANIK (1914-1950): Türk şiirine yeni bir ses getirmiş olan şair birtakım kalıplardan kurtararak yalın bir dile kullanmıştır. Şairin “DENİZİ ÖZEYENLER İÇİN” şiirinden birkaç mısra:

 

Gemiler geçer rüyalarımda,

Allı pullu gemiler, damların üzerinden;

Ben zavalı,

Ben yıllardır denize hasret.

 

Şairin “GEMİLERİM” şiiri;

 

Gemilerim, yan yata yata;

Gemilerim, kurşunkalemiyle çizilmiş;

Gemilerim, kırmızı bayraklı.

Elifbamın yapraklarında

Kız Kulesi,

Gemilerim.

 

“DENİZ” şiirinden;

Deniz, benim eskiden yaptığım gibi,

Aynasını odamın tavanında

Dolaştırıp beni kızdırmaktan

Hoşlanır.

 

“Ayrılış”şiirinden;

 

Bakakalırım giden geminin ardından;

Atamam kendimi denize, dünya güzel;

Serde erkeklik var, ağlayamam.

 

Melih Cevdet ANDAY (1915 ): Yeni şiiri öncülerinden olan Anday’ın “KAPI” şiirinden birkaç msra:

 

Ben de sizlerdenim ben de

Yerli yerimdeyim ben de ağaç gibi

Taş gibi soğuk

Güneş gibi scak

Rahat mı rahat deniz gibi…

 

Behçet NECATİGİL (1918-1979): Şiirimizin çağdaş ustaları arasında yer alan Necatigil kent insanının günlük yaşantısını, kendine özgü dili ve biçimiyle işledi. Şairin “BARBAROS MEYDANI” şiirinden birkaç mısra:

 

En gürültülü şarkılar

Çalarken plakta

Onlar orda oturur

Denize bakarlar

 

Fahri ERDİNÇ (1917-1986): Toplumcu gerçekçi bir sanatçı olan Erdinç’in “DENİZ ŞİİRİ”nden birkaç mısra:

 

Bu toprak tulumunun

Kaç bucak olduğumu bilen deniz!

Tekneler çift sürer poyrazında

Meltemler ekin eker,

Lodosun harman kaldırır

Uçsuz tarlalarında.

 

Cahit KÜLEBİ (1917-1997): Yeni edebiyat akımı içinde yer alan Külebi Anadolu insanının sorunlarını yurt gerçeklerini yalın bir dille anlatmıştır. Şairin “BİR DAMLA DENİZ” şiirinden birkaç mısra:

 

Bir damla deniz işte görüp göreceğin

Ey yoksulluklardan yola çıkan kişi!

Altmış yıl yaşadın, altı günlük ne kaldı?

Ne kaldı anılardan, acılardan başka?

 

Salah BİRSEL (1919-1999): Birsel, kendine özgü şiir dili ve ile  pek çok ödül kazanmıştır. Şairin “JALE” şiirinden birkaç mısra:

 

Ben takma gönüllerde yaşamadım

Gündüz gece açık denizden geçtim

Saçlarımı dağıtır gibi sevgilerimi dağıtmadım.

 

Necati CUMALI (1921): Cumalı, hikaye, roman, oyun, deneme ve günce türündeki eserleriyle birçok ödül kazanmıştır. Şairin “DENİZ GÖRÜNÜR” şiirinden birkaç mısra:

 

Sonsuz denizin eliyle

Kutsandın bağışlandın

Denizsin artık sen de

Ey mutlu ölümlü.

 

“YAĞMURLU DENİZ” şiirinden birkaç mısra:

 

Bırakın beni dışarıda yağan yağmurlar alsın

Yanı sıra yağan yağmurların

Kaldırımların dibinden dibinden

Mutludur denize doğru giden

 

Adnan ARDAĞI (1922-1998): Aynı zamanda ders kitapları da yazan şairin “KARADENİZ” şiirinden birkaç mısra:

 

Karadeniz ses verir

Sanki yürek seslenir

Gökler gürülder gibi

Sular kemençelenir…sular kemençelenir.

 

Şükrü Enis REGÜ (1923-1976): Şair, son dönemlerinde daha çok çocuk şiiri ve masalları yazdı. Şairin “HAYDİ YOLA ÇIKALIM” şiirinden birkaç mısra:

 

Haydi yola çıkalım deniz,

Gemiler hazır

Dalgalar emrimizde

Rüzgar bizimle beraber

Sıla içimizde ufuklar

Yolumuzun üstünde bulutlar

Günler güvertemizde misafir;

Haydi yola çıkalım Denizcilik bize göre değil bu şehir

 

Feyzi HALICI (1924-):  Fezai mahlasıyla saz şirleri yazdı. Şairin “MAVİ BOĞAZ” şiirinden birkaç mısra:

 

Özlemini duyduğum şey, bütün bir yaz,

Boğazlar içinde ille mavi boğaz

En güzele, en yüceye, en maviye doğru

Üzengesinde, bir hırçın atın, …

 

Bülent ECEVİT (1925-2005):  Merhum Başbakanımız, değerli devlet adamı Sn. Bülent ECEVİT Tagore, T.S. Eliot, Ezra Paund gibi şairlerden çeviriler yaptı. ECEVİT’in çok bilinen şiiri TAKA:

 

Takalar geçiyor allı yeşilli

Takalar geçiyor dümenleri nazlı

Takalar geçiyor en nazlı

Yelkenlilerden de güzel

Güvenli sularda işsiz dönenen

Gezi yelkenlilerden çok duyarak denizi

Takalar geçiyor enginlere

Yamalı gögsünü gere gere

 

Takalar geçiyor yükle yürekle

Takalar geçiyor emekle dolu

Günlük güneşlik kıyılardan kopmuş

Denizlerde Anadlu

 

Kıyılar kadın olmuş

Açılır gider erkeği

Takalar takalar toprağın

Denizde çarpan yüreği

 

Sabri ALTINEL (1925-1985): Şair, zengin bir dize işçiliğiyle yazdığı şiirlerde yalnızlık ve yabancılaşma gibi temaları işledi. Şairin “EY AŞAĞIlARDA OYALANAN DENİZ” şiirinden birkaç mısra:

 

Ey aşağılarda oyalanan Deniz

Nasıl olsa varır insan özgürlüğe

Taçlandırır kendini ışıyan usuyla

Çılgınca aldanışlar kırık sevinçler

Akan durmadan akan yaşam

Aşar doğayı ve zamanı

Şafağa bulanan elleriyle

Taştan sesten bir denize

Kanı ürperten yağmurlar

Sonra düşündüren sonra alıp

Götüren birdenbire

Taştan sesten bir denize

 

Can YÜCEL (1926): Şair yalın bir dili ve çok çeşitli buluşlarıyla özgün bir şiir dili yarattı. Dünya şiirinden çeşitli şiirler çevirdi. Şairin  “ARİFE TARİF” şiirinden birkaç mısra;

 

“Biraz taş biraz hayvan biraz düş”

Ve göğe aşırdığım kuş

Denizin mor bostanından

Süngerim al soğanım

Soluğumdan açan lale

Mutluluğa geleceğe

 

Hasan HÜSEYİN (1927-1984): Genellikle toplumcu anlayışta şiirler yazan mizah dergilerinde öyküler yazan şair çeitli şiir ödüllerini de kazandı. Şairin  “DEMEDİM Kİ” şiirinden birkaç mısra;

 

Bu kenti sevdim dedim

Benim olsun demedeim ki

Sevdim dedimse akşam kızıllığını

Gönlüm gibi akıp giden şu çayı

Şu ormanı şu denizi şu dağı

Benim olsun demedim ki

 

Metin ELOĞLU (1927-1985): Şair, resim yaparak sürdürdüğü yaşamında özel bir dil oluşturarak toplumsal sorunları ve insan ilişkilerini inceleyen şiirler yazdı. Şairin  “UYAN” şiirinden birkaç mısra;

 

Hadi uyan

Günışığı çilemeye başladı başucunda

Denizler bir mavilik edindi günden

Seher yeline uyup kuşlar tüneğinden uçtu

Bu türküyü dinlemeyecek misin

 

İlhan DEMİRASLAN (1928-1980): Dr. Demiraslan’ın çeşitli dergilerde yayımlanan yaşam anılarından kaynaklanan duygu yüklü şiirlerini daha sonra öykü-şiir çizgisinde sürdürmüştür. Şairin  “ESKİ SESLER ESKİ KULAKLARDA” şiirinden birkaç mısra;

 

Gelibolu’da kadı iskelesi çocukluğum

Teneke kayıklarım yelkeni bezden

Boğazda bata burunlu gemiler

Kimbilir şimdi hangi denizlerde

Kibilir şimdi nerelere gider

 

Halil KOCAGÖZ (1930-1984): Yurtgerçeklerini ve evrensel sorunları işleyen şiirleriyle tanınan şair, oyunlar ve çocuk romanları da yazmştır. Adına çocukları tarafından bir şiir ödülü oluşturuldu. Şairin  “GÖK SU” şiirinden birkaç mısra;

 

İlk deniz kızıdır arınan düşüncelerimizde

İner tül merdivenden sızan ışığıyla tanınan

Görünürken Samanyolu gergin usuyla denizde

 

Yılmaz GRUDA (1930): Şiirleri çeşitli dergilerde yayınlanan şairin “KARA ŞAPKALI HAYDUT’TAN” şiirinden birkaç mısra;

 

Bir gün baktı ki bu dünya yaşanmayacak kadar güzel

Sili ak kağıtlarda yazılmış sabahlarını, akşamlarını,

Bir büyük deniz düşünerek sustu

Artık sana şiir yok. Artık kimseler yok

Şimdi bir nehire gidiyor kara şapkası

 

Ece AYHAN (1931): Ayhan, Türk şiirine getirdiği yeni solukla İkinci Yeni akımın en çok sözü edilen şairlerinden biri oldu. Günce deneme ve söyleşi türünde ürünler verdi. Şairin  “SEVDA YARATAN ” şiirinden birkaç mısra;

 

-Sayın padişahım muhbir

Denizin altındaki bandolarda çalıyor muydu?

 

Cevat ÇAPAN (1933): Şairin tiyatro sorunları üzerine çeşitli yapıtları olup çok sayıda şiir çevirileri yapmıştır. Şairin  “UYAN” şiirinden birkaç mısra;

 

Her şey ne kadar kül rengi ve dağınık

Gökle denizin maviliği ötesinde

Ve uzakta düşlediğim Girit’te, belki de,

Denize inen çamları yıkıyor denizler

 

Gülten AKIN (1933): Şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan şair, oyunlar da yazdı. Şairin  “TELEZAMAN” şiirinden birkaç mısra;

 

Deniz uzaklaşıyor gitgide

Ufuk çekiliyor

Kumsal enişliyor

Kısalıyor adımlarımızsa

 

Ümit Yaşar OĞUZCAN (1926-1984): Birçok şiirleri yayımlanan şairin kitabı ile aynı adı alan “ACILAR DENİZİ” şiiirnden birkaç mısra (3);

 

Ben acılar denizinde boğulmuşum

İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını

Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni

Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

 

Şairin “DENİZ MUSİKİSİ” şiirinden birkaç mısra;

 

Deniz insanlarının hepsi cömert

Denizler, denizler doldurdu beni

Denizler mavi, denizler lacivert

Deniz insanlarının gönlü gani.

 

Afşan TİMUÇİN (1939): Prof. Dr. Timuçin felsefe dalında eğitimini tamamlamıştır. Felsefe ile ilgili kitaplar yanı sıra öykü ve deneme kitaplarıyla da tanınmıştır. Şairin “YAZDAN KALAN” şiirinden birkaç mısra;

 

Kocaman bir yazdan

Kala kala bu deniz kaldı

baş edilmez bir aşktan

Kala kala bu sevinç

 

Ergün GÜNCE (1938-1983): Ekonomist ve planlama uzmanı olan şairin “KIYIDA ÖLÜM” şiirinden birkaç mısra;

 

Ölürken görünmesin diye

Yumar sımsıkı gözlerini

Öper kendi dudaklarından

Güneydeki deniz aldırmaz buna

 

  1. Alaeddin ASNA (1939): Türkiye’nin ilk halkla ilişkiler firmasını kuran Asna, şiir ve hikayeler yazmıştır. Şairin “GEMİCİ” şiirinden birkaç mısra;

 

O mutsuz bir gemicidir

Yanlış bir okyanusa yelken açmıştır

Uzanır halatların dibine arada bir

Güçsüz yumruklarıyla gözlerini siler

Nedenini bilemez.

 

Ataol BEHRAMOĞLU (1942): Şiirimizde 1960 kuşağının öncüsü olan Behramoğlu, çeviri, anı ve antoloji alanında ürünler vermiştir. Şairin “YAŞADIKLAIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR” şiirinden birkaç mısra;

 

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne

Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa bir çocuğa

Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır

Kopmaz kökler salmaktır oraya

 ….

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir arömağandır insana.

 

Güven TURAN (1943): Yunus Nadi Öykü ve Şiir Ödülü’nü kazanan şairin öykü, eleştiri ve deneme çalışmaları vardır. Şairin “BİR KENT VE KENDİSİ” şiirinden birkaç mısra;

 

Denize bakarken bile

Denizi düşlemek

İşte bu yaptığı çoktandır

Ve kendini bir kentte tasarlıyor  

 

Ali Rıza ERTAN (1944-1979): Şiir eleştirmenliğiyle de tanınan şairin “GÜLLE BÜYÜYECEK ADI” şiirinden birkaç mısra;

 

Denizin maviliği ulaşıyor sana;

O, en kendinden olana.

Geliştireceğiz daha; dünü karanlık olanı,

O, ölümle bir tutulanı,

Yenilmez, girişken bir güne.

 

Ahmet ÖZER (1946): Çeşitli ödüller kazanan şairin “SEVGİN SENİN” şiirinden birkaç mısra;

 

Gül bahçelerinden geçen yağmur

Saçlarını dağıttı günlerime

Yüzün şiir ülke  oldu/kuş sevinçleri yüreğin

Sevgi serptim geçtiğim denizlere

 

Ahmet ADA (1947): Çeşitli ödüller kazanan şairin “RESİM” şiirinden birkaç mısra;

 

Denize çıkan sokak soğuktur üşürsün

Ey ince gömlekli Akdenizli çocuk

Yaz geride kaldı yetişirsin saonbahara

Bütün ömrün yok olan mavi bir bakış

Gibi geçiyor bir solukta bilmiyor musun

 

İsmail UYAROĞLU (1948): Uyaroğlu, şiir, çocuk şiir ve romanları ve tiyatro oyunu türündeki çalışmaları ile çeşitli ödüller almıştır. Şairin “ÖMRÜM, BANA BAĞIŞLA BU ŞİİRİ” şiirinden birkaç mısra;

 

Kumsalı döven denizlerden

Nasıl beyaz ve ince

Köpükler doğarsa, öyle

Beyaz ve vahşi

Vahşi, ve ince

Ömrüm, bana bağışla bu şiiri

 

Mustafa IRGAT (1950-1995): Ait’siz Kimlik Kitabı ile 1995 Orhon Murat Arıburnu Şiir ödülünü alan şairin “TEMSİL EDİLMEYEN’E” şiirinden birkaç mısra;

 

Soluğunu aileden birinin soluğunda duyduğuydu,

Anısı ten kimya ve katran safran meleği uç-uç;

Günü toz içre kaydırılan toprak tabut, -yönü

Havzapol yerine geçmiş kuyruklu bir külyıldız

Estikçe denizi yağan revnağa, yürü ya kulu’m

 

Barış PİRHASAN (1951): Senaryo yazarı olarak tanınan şairin “MARTILAR” şiirinden birkaç mısra;

 

Deniz gökyüzüdür

Kara bulutlar

Dalgalandıkça

 

Gültekin EMRE (1951): Çeşitli şiir ödülleri alan şairin “GECE DÜŞLERİ” şiirinden birkaç mısra;

 

Gece düşleri alır götürür beni

Dimdik yüreklerin yanında nöbete

Şarkı, türkü, şiirle dolmaya

Kilit vurulmuş denizlerin dilinde

Balıkçıların ağında mavi köpük olmaya

 

Arif AY (1953): Öykü ve deneme türünde eserler veren şairin “SU DÜŞÜ” şiirinden birkaç mısra;

 

Denize bir şeyler diyor adam

Çiviler çakarak denize

Gözlerinden

Denize bir şeyler diyor adam

 

Metin CENGİZ (1953): Şiir çevirileri yapan, antolojiler hazırlayanve 1996 Behçet Necatigil Şiir ödülü alan şairin “DENİZİ DONATIN” şiirinden birkaç mısra;

 

Karın öteki yüreğini duyuyoruz birlikte

Müziğini kendisi besleyen karın

Çağrımı anlamak isterseniz diyor beyaz ses

Biraz da denizi yapraklarla donatın

 

Ali CENGİZKAN (1954): Cengizkan’ın şiir kitapları dışında deneme kitapları da yayınlanmış olup çeşitli ödüller kazandı. Şairin “BAĞIMLI ŞİİR” şiirinden birkaç mısra;

 

Denizi düşün; bir oluşumdur, devinir.

Bir bütündür, ama parçalanır dalgalandığında

Yine de kuruduğu görülmemiştir ırmaklar gibi,

Bir trajedidir onu besleyen ırmakların kuruması.

 

Hüseyin Avni CİNOZOĞLU (1955): Şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan şairin “ŞAFAK BEKÇİSİ” şiiiriden birkaç mısra;

 

Çocukluğum tahta sandalyeli kasaba sinemasında

Nehirde yankısı abla kemancının

Nektar içeren bir nergis miydi ablam

Kıyısını denizlerin süslediği bir şehrin

Ahmet GÜNTAN (1955): Müzik yazıları, şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan şairin “YAĞMUR YAĞMUR ÇAKTI ŞİMŞEK” şiirinden birkaç mısra;

 

Deniz kıyısında koşuyordum

Birden ormanın içine girdiğimi fark ettim

Şimşek çaktı, gök gürledi, yağmur başladı

Ormanda yapayalnızdım

 

Haydar ERGÜLEN (1956): Reklam yazarı olan Ergülen’in şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanmış olup şair, çeşitli ödüller almıştır. Şairin “PERİLER AŞKA UÇAR” şiirinden birkaç mısra;

 

Denizin üstünde uyku yasaklandığından beri

Karadayım, boğulsam da kırpmıyorum gözlerimi

Her zaman benim gözlerin değil uykusuz

Görüyorum beni okşayan gözlerdeki geceyi

 

Adnan ÖZER (1957): Çeşitli dergiler çıkaran Özer 1992 Cemal Süreyya Şiir Ödülü’nü kazandı. Şairin “MARMARA’DA AKŞAM” şiirinden birkaç mısra;

 

Deniz/ah! O uçsuz bucaksız gögsünde

Yeşil hareler oluşan/deniz

Gece dev bir çoban gibi

Kara kepeneğiyle abanınca üstüne

Çırpınır bırakır kendini

 

Engin TURGUT (1957): Resimle de uğraşan şair 1997 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülünü kazandı. Şairin “SULARA KARIŞTIM” şiirinden birkaç mısra;

 

Aldanmayı, her yeni buluşmayı

Hüzün sayıyorum çiçek öpmeyi, kuş koklamayı

Yaşamak anlıyorum duygularımın terlemesini

Denizi ve gögü aşkla içime katmayı

 

Çiğdem SEZER (1960):  Şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan şair 1998 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülünü kazandı. Şairin “ANNEM UÇURUM DOĞURACAK” şiirinden birkaç mısra;

 

Böyle yalnız böyle iyi

Bir öyküyü yeni baştan okur gibi

Yeniden başlar gibi denize

Ama hiç bilmediğim bir denize

 

Sami BAYDAR (1962): Kişisel resim sergileri açan şairin öykü kitabı da yayımlandı. Şairin “AŞK” şiirinden birkaç mısra;

Ben, kaplumbağların çıldırmasında

İşe yaramaz kanıtların sahibiyim.

Günlerce bir deniz kıyısında yürüdüm

Bilmiyordum yüreğime bir gün

Anımsanan insan gücü saklanacak.

 

Hüseyin ATLANSOY (1962): Çeşitli dergilerde şiirleri yayımlanan şair, 1990 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın şairi seçilmiştir. Şairin “GELEN DALGA BİR” şiirinden birkaç mısra;

 

bir yanımız yere düşen yağmur damlacıklar

arasında delilikle 

inat edebilirse bilgeliye erişebilecek

bir yanımız dumanlarını denize vuran

yangınlarda, ve o deniz

 

Halil GÖKHAN (1967): Çeşitli, dergilerde şiirileri yayımlanan ve çeşitli ödüller kazanan şairin “DENİZ KİMİN” şiirinden birkaç mısra;

 

Taşıldır su ağırdır, yol yorgunu ve zahmet içindedir

Ermiş bir yelken takılır açılmaz kulaçlarına

Deniz senindir; bizim teknelerimiz var oysa

Çölün kalçasından bir borda

Kıçsız bir tekne, sağrısı ,insan derisiyle kaplı

Kitaplar yazmıyor bunu, deniz sizindir. 

 

Satırlarıma;

 

Yunus EMRE’nin

 

Bu dünyada kalmayalım

Fanidir aldanmayalım

Bir iken ayrılmayalım

Gel dosta gidelim gönül

 

dörtlüğünde vurguladığı gibi; satırlarıma insanların sevgi, saygı ve hoşgörü ile insanları, doğayı ve doğa varlıklarını kucaklayarak evrensel sevgiye ulaşması dileğiyle, içinden deniz değil ama dünya insanının en fazla ihtiyacı olduğu ve her seyrin son limanı olan sevgi geçen en kısa şiirim “Sevgi Sepeti” ile son vermek istiyorum.

 

Bana bir çiçek ismi söyle

Göstereyim sana yüreğimin neresinden kopardığımı….

 

Siz de “İçinden Deniz Geçen Türk Şiirlerinden” bir demet koparıp sevdiklerinize sunabilirsiniz.

 

 

Sevgiyle kalın.

 

 

 

Kaynakça

 

1) Kuçuradi, Ioanna,“Sanata Felsefe ile Bakmak”, Ayraç Yayınevi (1997)

2) Abdullah ÖZKAN-Refik DURBAŞ, “Cumhuriyetten Günümüze Türk Şiiri Antolojisi, Boyut Dosya

Yayınları (1996).

 

 

Not: Bu makale 2007-2019 yılları arasında denizhaber.com, kaptanhaber.com ve 20017 yılı Alesta Dergisi’sinde yayınlanan “İçinden Deniz Geçen Türk Şiirleri” başlıklı makalenin revize edilmişhalidir.

CEVAP VER