İstanbul ve çevresinde gemi kaynaklı emisyonlar ve hava kirliliği

Canlı hayatının en temel ihtiyacı ; havadır. Hava kalitesi , insan yaşamı ve ekolojik dengenin vazgeçilmezidir.

0
25
Levent Akson
Havadan Denizden

Endüstri devriminden bu yana, kaliteli bir havadan söz etmemiz olası değil. İnsan kaynaklı kirleticilerin insan sağlığı ve ekoloji üzerinde oluşturdukları tehdit, sera gazları emisyonlarının artması, küresel ısınma ve sonucunda iklim değişikliklerine yol açmaktadır.

Hava küresel kamusal mal niteliğindedir.

Hava kirliliğinin oluşturduğu olumsuz etkiler, sadece kirliliğin kaynaklandığı bölgeyi değil, rüzgar ve hava akımları ile bölge sınırlarını aşmaktadır. Hava kirliliğinin kontrolü, yönetimi ve uluslararası işbirliği konusunda ulus devletlere önemli görevler düşmektedir. Günümüzde, hava kirliliği ve iklim değişikliği birlikte ele alınmaktadır. Hava kirliliğinin bölgesel ve küresel ölçekte iklimi doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediği ve sera gazı emisyonlarının büyük bir bölümünün hava kirliliğine bağlı olarak geliştiği bilinmektedir.

Konumuz, gemi kaynaklı emisyonlar ve kirleticiler olduğuna göre, öncelikle gemi kaynaklı karbon dioksit emisyonunu ele alalım;

Küresel ticaretin  yüzde 86’lık yükünü ( 12 milyar ton ) ambarlarında, tanklarında ve güvertelerinde taşıyan 2 milyar ton taşıma kapasiteli dünya ticari gemileri, karbon dioksit (CO2 ) emisyonu hesaplamasında, milyon ton-mil esası 14 ton karbon dioksit emisyonu ile rakiplerine ciddi bir fark atıyor. Bu değer, demiryolunda 16 / 190 ton, karayolunda 128/290 ton ve havayolunda 700/2900 ton aralığındadır.

Gemiler, dünyanın yükünü taşırken ürettikleri CO2, kullandıkları 256 milyon ton fosil sıvı ya da gaz yakıt ile  dünyada insan kaynaklı üretilen emisyonun yüzde ikisi kadardır (  820 milyon ton- 2018 yılı verileri) Dünya Denizcilik Örgütü(IMO), bu üretilen emisyonun 2050 yılına kadar yüzde 50 azaltılması konusunda ciddi çalışmalar yapmaktadır.

Gemi kaynaklı emisyon sadece karbon dioksit mıdır ?

Hayır…

Kükürt dioksit, azot oksit ve kirletici parçacıklar (particulatematter) gemi kaynaklı hava  kirleticiler olarak soluduğumuz havada yerini almaktadır. Fosil yakıtlarından kükürt iki oksit ( dioksit ) salınır. Bunun havadaki nem ( su ) ile birleşmesi sonucu sülfüroz asit oluşur ve asit yağmurunun asıl nedeni olan bu zayıf asittir. İçten içe her şeyi yer bitirir. Uygun ortamda güçlü aside yükseltgenir. Asit yağmuru pH’sı genellikle 4 civarındadır. Bu asitlik ciddi tahribata yol açar. Kükürt kirliliği ( Sulfuroussmog ) kirleticilerin havada birikmesi ve nem ile birlikte asit oluşumu ve bunun yanında kirletici parçacıkların  yine insan kaynaklı ( anthropogenic ) artması hava kirliliğini arttırır. 1960’ların sonu ve tüm 70’ler ve 80’lerin sonuna kadar başta Ankara, Bursa, Konya, Kayseri, Eskişehir şehirlerimizde kükürtlü kirlilik, yoğun parçacık kirliliği ile birlikteydi. İçeriğinde sıfır kükürt ve parçacık madde bulunan doğal gaz kullanımı bunun önüne geçti. Azot oksitler ve asit oluşumu genelde ikinci derecede kalmaktadır. Bu kirlilik, çokluk yüksek sıcaklıkta yanma ile oluşan azot oksitlerden kaynaklanıyor. Gemilerden olduğu kadar sivil ve askeri uçakların jet egzozundan bol miktarda atılır.

Kirletici Parçacıklara gelince ( particulatematter ); bunlar organik kökenli ağır hidrokarbonlardır ve her türlü is, yetersiz yanma nedeniyle ve anorganik parçacıklar genellikle diğer sanayiler, termik santral bacaları, çimento sanayinde görülür. Gemiler, atmosferdeki kükürt dioksit’in % 9 ‘undan, azot oksit emisyonlarının ise % 18-30 ‘undan sorumludur. ( 2008 yılı verileri )

İstanbul’da hava kirliliği

Amerika’da 2008 yılında yapılan bir araştırma;  dünya deniz ticaret filosunun oluşturduğu hava kirliliğinin ABD’ de 60 bin erken ölüme ve akciğer, kalp hastalıklarına bağlı olarak 330 milyar dolara mal olduğunu göstermektedir. İstanbul ‘da hava kirliliğini ele almadan önce, hava kirliliği, PM 10 ve PM 2.5 (kirletici parçacık 10 ve 2.5 ) ve emisyon ile konsantrasyon arasında ki farklar ve tanımlarının ne olduğunu anlamamız gerekmektedir. Hava kirliliği; havada istenmeyen maddelerin insan sağlığı, bitkiler, hayvanlar, binalar ve benzerleri üzerinde zarar verici seviyede bulunması durumudur. PM 10; Yarıçapı 10 mikrometreden küçük kirletici parçacık, PM 2.5; Yarıçapı 2.5 mikrometreden küçük kirletici parçacık. Emisyon;  kirleticilerin atmosfere verildiği andaki miktarı, genelde gram/saniye ya da kilogram /saat olarak hesaplanır.

Gaz fazından partikül maddeye

Konsantrasyon, kirleticilerin, atmosfere çıktığı anda 1 metre küp havanın içindeki değerdir. Neden bu iki olgu ayrı ele alınıyor; gazlar, konsantrasyona geçerken atmosferdeki fiziksel ve kimyasal dönüşümlerle bambaşka tepkiler olabiliyor. Örneğin, kömür yaktığımız zaman, kömürün içindeki kükürt, atmosfere kükürt iki oksit olarak verilir ancak atmosferdeki kimyasal reaksiyonlar sonucunda  sülfat dediğimiz SO 4 ‘ e ( kükürt 4 oksite ), partikül maddeye dönüşür, yani gaz fazından partikül maddeye geçer. Hava kirliliğinin sağlık etkisi dediğimiz zaman konsantrasyondan bahsediyoruz. Çok kısa bir örnek ile; PM 10,1 metre küp havanın içinde 10 mikrogram artması durumunda günlük ölümlerde % 0.6 – 1.2 artış ( Pope 2006 )

PM 2.5 ; 1 metre küp havanın içinde 10 mikrogram artması durumunda ; genel ölümlerde % 1-17 artış , kardio ölümlerinde % 5-42 artış , akciğer kanserinde ise % 1 -17 artış görülmüştür ( Pope 2006 )

2013 yılında İstanbul Kalkınma Ajansı, Ulaştırma Bakanlığı, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü ‘nün yapmış olduğu çalışma ve modellemeler sonuç bildirgesi;

 

-Gemi emisyonları, Marmara Bölgesi için özellikle azot oksit ve kükürt oksit emisyonları açısından ciddi bir kaynak oluşturmaktadır.

– Bunlara bağlı olarak Parçacık Madde konsantrasyonları, çalışılan dönem için % 50 ye varan artışlara sebep olmuştur.

– Gemi emisyonları yüzünden Marmara Bölgesinde ölüm oranlarında ciddi artış olmaktadır ( yılda 4500).

– Marmara Bölgesi’nin, Emisyon Kontrol Alanı ilan edilmesi, halk sağlığında kazanılacak yararlar düşünüldüğünde acil bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gemilerin, İstanbul ve çevresi üzerinde oluşturduğu emisyon ve hava kirliliğini, 2020 yılının Şubat ayına ( günümüze ) göre değerlendirelim;

Gemi kaynaklı karbon dioksit ( CO2 ) salınımı ;

2008 yılında, dünya deniz ticaret filosunda kullanılan gemi yakıtları 330 milyon ton ve karbon dioksit emisyonu 1 milyar tondu. Nasıl oldu da bu miktar, dünya deniz ticaret filosunun bu 10 senelik dönemde % 64 büyümesine karşın  sırasıyla 258 milyon ton ve 819 milyon tona düştü?

– Yakıt verimli makinelere sahip ECO yada GreenGemiler ,

– Gemilerin ortalama seyir hızlarının %18 düşürülmesi .

Basit bir hesaplama ile, Türk Boğazlarından ve Marmara Denizi’nden geçen gemilerin karbon dioksit emisyonlarında yüzde 20 azalma olmuştur. Şimdi sırada, 2050 yılında gemi kaynaklı karbon emisyonlarının yarıya düşürülmesi çalışmaları var. Kükürt iki oksitegelince; IMO ( Dünya Denizcilik Örgütü) bu yılın 1 Ocak tarihinde başlayarak tarihi bir karara imza attı ; tüm dünya deniz ve okyanuslarını emisyon kontrol alanı ilan etti ve gemilerde kullanılacak yakıtlarda kükürt oranını % 0.5 ( binde 5 ) olarak sınırladı ( 1 Ocak tarihinden önce bu oran % 3.5 ile 5 arasında değişiyordu )

Dünya Denizcilik Örgütünün bu alkışlanacak kararı ile artık atmosferde, denizlerde, limanlarda, boğaz ve kanallarda sülfüroz asit, asit yağmuru ve kükürt kaynaklı kirletici parçacıklar var olmayacaklardır. Burada, İstanbul ve çevresi için basında yanlış kullanılan bir başlıktan söz etmek istiyorum.

Asit Yağmuru

İstanbul ve çevresinde devamlı oluşan hakim rüzgarlardan dolayı hiçbir zaman asit yağmuru oluşmamıştır ancak maalesef bu asit yağmurları özellikle poyraz rüzgarı ile Bursa ve çevresine taşınmış , bu bölgelerde sıkça asit yağmuru oluşmuştur)

Azot oksit; Yine Dünya Denizcilik Örgütü ‘nün almış olduğu karar ile gemi makinelerini ‘’ Tier 1 , Tier 2 ve Tier 3 olarak sınıflandırmış ve bu makinelerin gücünün 1 kilowatının , 1 saatte üreteceği azot oksite gram / kilowatsaat hesabı ile sınırlama getirmiş ve Emisyon Kontrol Alanı haline getirdiği tüm dünya deniz, liman , boğaz ve kanallarda uygulanması zorunluluğunu getirmiştir. Görüldüğü gibi, denizciler, küresel iklim değişikliği ve hava kirliliği konularında görevlerini fazlası ile yerine getirmişlerdir. Darısı kara ve çözümü mümkün olamayacak hava sektörüne. Sonuç olarak; kükürtoksitin olumsuz nedenli  Türk Boğazlarıve Marmara Denizi havası , Dünya Denizcilik Örgütü 2020 gemi kaynaklı kükürt emisyonları kararları ile çok daha temiz olacaktır. Yeter ki Devletimizin yetkili kurumları, gemileri denetim safhasında üzerlerine düşen görevi layığı ile yapsınlar.

Bu yazının hazırlanmasında; Clarkson Shipping Intelligence ‘’ analizleri ‘’ , Prof. Alper Ünal  ‘’ Türk Boğazları ve Marmara Denizi Gemi Kaynaklı Hava Kirliliği Konferans Sunumu’’ ve Prof.Teoman Tincer  ‘’ Genel Hava Kirliliği ‘’ konulu sohbetlerimizden yararlanılmıştır.

CEVAP VER