Kadın reisler için özel balıkçı barınağı

Türkiye’de yaklaşık 3 bin kadın balıkçı maviliklere ağ atarken, kadınlara özgü ilk balıkçı barınağı Ordu’da kuruluyor.

0
53

Eşleri ya da çocukları Moritanya, Romanya ve İstanbul’daki balıkçı teknelerinde tayfa olan kadın balıkçılar için Perşembe’ye bağlı Okçulu’da özel barınak yapılacak. Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili bakanlıklara bildirdiği barınaktaki çalışmaları ilk kez Milliyet görüntülerken, balıkçılığın anneden kıza geçtiği köye İstanbul’dan giden usta balıkçı Necla Yazıcı’da kadınlara destek oldu.

1,5-2 yılda tamamlamak istiyoruz

Çocuklarını büyütürken ekmeklerini denizin iyotlu suyundan çıkartan Ordulu kadınlar için Türkiye’nin ilk kadın balıkçı barınağı yapılıyor. Ayşe Reis, Güllü Reis ya da Fadime Reis isimli tekneleriyle açıldıkları Karadeniz’in hırçın dalgalarına meydan okuyarak ağlarını salan kadın balıkçılar için Ordu Büyükşehir Belediyesi harekete geçti. Perşembe’ye bağlı Medreseönü mevkiinde Okçulu, Kovanlı, Büyükağız adlı 3 köydeki 25-30 kadın balıkçının kullandığı Okçulu Balıkçı Barınağı böylece büyük dönüşüm yaşayacak. Ordu Kent Konseyi’nden Zeki Özel’in önerisiyle gündeme gelen kadın balıkçı barınağının kente önemli kazanımlar sağlayacağını söyleyen Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Hilmi Güler, 2 yıl içinde tamamlamayı planladıkları projeyi ilk kez Milliyet’e anlattı.

Türkiye’de ilk kadın balıkçı köyü

Perşembe’de kurulacak kadın balıkçı barınağının Türkiye’de ilk olacağını söyleyen Dr. Güler, böylece kadınların aile ve ülke ekonomisine katkılarının artacağını belirtti. Güler, “3 mahalleden kadın balıkçılarımızın kullandığı barınağın çevre düzenlemesini ve fiziki şartlarının iyileştirilmesini yapacağız. Denize kolay ve güvenli açılmalarını sağlarken, karadaki konforlarını sağlayacağız. Hem marina hem de tekne inşa yeri olmasını hedeflerken, kadınların hayalini gerçekleştireceğiz. Önceden yaptığımız mendirek artık ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Barınak inşaatı için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile görüşüyoruz. Öncelikle kadın reislerin ihtiyacı doğrultusunda hayalini kurdukları balıkçı barınağını yapacağız. Kadın balıkçı köyü dünyanın ilgisini çekecektir. Çevresinde pansiyon işletmeciliği ve tesislerle bölge ekonomisine ardından da eko turizme destek olacak. 2 yıl sonra ilk kadın balıkçı barınağı Ordu’da hizmete girecek” dedi.

Kadın reislerin ortak isteği: Sığınacak modern barınak

Güllü Reis: Kızımı bu deniz aldı

Okçulu köyündeki derme çatma barınaktan denize açılan kadınların en kıdemlisi Güllü Akbaş. 75 yaşındaki Güllü Anne’nin elleri 60 yıldır denizin tuzlu suyunda. Güllü Akbaş, “15 yaşında gelin geldiğimden beri denizdeyim. Önceleri eşime ve oğullarıma yardım için çıkıyordum. 30 yıl önce fırtınada kalan teknemiz sığınacak liman bulamadı ve kızım Gülistan denizde boğuldu. Şimdi kızım ve damadımla yine denizdeyim. Güvenilir bir liman yaparlarsa torunlarımız bile balıkçılık yapar” dedi. Güllü Anne’nin küçük kızı Selma Şahin ise, “ Ablamı kaybetmemize rağmen denize küsmedik. Çünkü bizim tek anladığımız iş balıkçılık. Ağabeylerim başka yerlerde tayfalık yapıyor bende teknemizle denizde kaya levreği avlıyorum. Kadın balıkçıların kendilerine ait bir yeri olması çok güzel” dedi.

Karadeniz bizim kaderimiz

42 yıldır balıkçılık yapan Necla Yar ise, “17 yaşında Fatsa’dan gelin geldim. Kalkan balığını teknede ilk gördüğümde çok korktum. Avlanmak için açığa gidiyoruz ama fırtına çıkınca sığınacak barınak ya da liman bulamıyoruz. Bu nedenle kocam teknelerini sattı İstanbul’da balıkçılık yapmaya başladı. Çekek yerimiz, soyunma kabinimiz, teknemizi bağlayacağımız iskelemiz olsun. Biz ekmeğimizi denizden çıkartırız” dedi.

Soğuktan ağladığımı hatırlıyorum

Sabire Yar, “23 yıldır denizdeyim. Önceleri eşime yardıma gidiyordum. Şimdi ise ağları denize ben bırakıyorum. İhtiyacımız düzenli bir barınak. Kar yağarken ellerim ağların donuyor ve ağlıyorum. Teknemizi koruyacağımız, rüzgar ve soğuktan korunacağımız barınağımız olursa nesiller boyu devam edecek kadın reisler Ordu’ya hizmet verir” dedi. Sığınacak liman bulamadıkları için 2 kayık sattıklarını söyleyen Nuray Akkaya ise, “İstediğimiz tesis yapılırsa kendi balığımızı yakalar ve satarız. Ben tek başıma çocuklarıma bakıyorum ve tek işim balıkçılık. Denize çıkmaktan korkmuyoruz ama sığınacak limanımız yok. Bu müjde bizi umutlandırdı” dedi. Ayşe Yar ise, kocasıyla çıktığı balıktan ailesini geçindirdiklerini ve yeni barınağın köylere çok iyi geleceğini belirtti.

Görevi kadın reise bırakacak

 Türkiye’deki yaklaşık 500 balıkçı kooperatifinde 3 bin civarında kadın balıkçı bulunuyor. Fakat hiçbiri barınaklara kayıtlı değil. Karadeniz’de ise yaklaşık 100 kadın balıkçı var. Ordu’da 25-30 kadın reisin bulunduğu barınağın yönetimini yapan Murat Yar, kısa süre sonra görevi bir kadına devretmeye hazır. 3 köyde yaşayan erkekler barınak sorunu ve balığın azalmasıyla İstanbul, Romanya hatta Afrika kıtasındaki Moritanya’ya gitti. Boş kalan teknelerle denize açılan kadın reisler kendilerini geliştirmek ve daha çok para kazanmak için çok istekli. Türkiye’nin profesyonel balıkçı kadınlarından Necla Yazıcı, “Başka geliri olmayan ve hayata tutunmaya çalışan balıkçı kadınlarımız, Karadeniz’in hırçın sularında mücadele ediyor. Derme-çatma ilkel barınağın modernleşmesi onlara güven verir. Kadın balıkçı olarak ağlarını denize salarken nasıl zorluklar yaşadıklarını biliyorum. Beni çok heyecanlandıran bu proje dünyaya örnek olacak” dedi.

Hem Doğa Hem Yöne İnsanı Kazanacak

Trabzon’daki Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Mustafa Zengin ise, bölgede kıyı balıkçılığı yapan erkeklerin 2000’li yıllardan itibaren başka yerlerde çalışmasıyla kadınların balıkçılığa yöneldiğini söyledi. Zengin, “Proje kadın istihdamı için çok önemli. Yoksulluk ve göçle mücadele edilirken, hassas alanlardaki balık stoklarının geliştirilmesini de sağlayacaktır. Kadın Balıkçılar Köyü, Türkiye’nin tanıtım yüzü olacak, balık lokantaları, günübirlik balıkçılık turizmi turları ile hem doğa ve yöre insanları kazanacak” dedi.

Zengin,  “Öncelikle sosyo-kültürel açıdan değerlendirildiğinde Karadeniz’deki balıkçılığın tarihinde kadınlar (anneler, eşler, kız kardeşler, kızlar, nineler…) sahil bandında yaşamını sürdürenler için balıkçılık bir yaşam şekli, hayat tarzıdır. Ancak 1980’li yılların sonuna kadar balıkçılık hep ‘erkek’ mesleği olmuştur. Reis, ya da tayfa olsun kadınlar hep erkeklerin; evde hasretle, umutla yolunu bekleyen, kimi kez de acı haberini alan, kahredici acıların yaşandığı, buna rağmen umutların her daim yeşerdiği bir meslek olagelmiştir. Diğer taraftan 2000’li yıllardan sonra Türkiye denizlerindeki ekonomik stokların artık sürdürebilirliğini kaybetmesi, artan av gücü ve balıkçı sayısı ve kıyısal bölgelerdeki kentleşme, geleneksel kıyı balıkçıların av sahalarının farklı paydaşlar, şüphesiz başta Endüstriyel balıkçı filosu (Karadeniz için gırgır, dip ve orta su trolü avcılığı, ve buna paralel 1980’li yıllardan itibaren yakın kıyı sularında başlayan deniz salyangozu avcılığı) kıyı balıkçılılarının av potansiyelini ve buna bağlı olarak da ekonomik sürdürebilirliklerini büyük ölçüde yok etmiştir. Yoksullukla mücadele ve ülke balıkçılığında bugüne kadar hiçbir şekilde ele alınmayan ‘Kadın Balıkçılar Köyü Projesi’ aynı zamanda ülke kıyı balıkçılığı için bir model çalışması olarak örnek oluşturacaktır.  Balık avcılığının yanı sıra, son 10-15 yıldır Güney Avrupa kıyılarında, özellikle İtalya’nın öncülüğünü yaptığı ‘slowfish’ gibi geleneksel balıkçılığın yaşatılması, bu şekilde balık stoklarından daha büyük gelir amacı da hedeflenmektedir.  Kadın Balıkçılar Köyü Projesi ile salt bu yöredeki yeni nesillere farklı ve cazip bir mesleğin özendirilmesinin yanı sıra anılan bölgede bir seri balıkçılık temelli faaliyetlerin (balık lokantaları, günübirlik balıkçılık turizmi turları, amatör balıkçılık/rekreasyonel amaçlı, balık lokantaları, geleneksel işleme-lakerda/tuzlama vb…) gibi özgün marka çalışmaları ile doğrudan ve dolaylı balıkçılıkla ilgili gelir kalemleri çeşitlendirilecekti. En önemlisi kıyısal alanlardaki balıkçılık disipline edilecek, doğa ve yöre insanları kazanacaktır” dedi.

 

CEVAP VER