Kuzey ışıklarının gizemi

Avusturyalı kaşif Julius VonPayer kuzey ışıklarını şöyle anlatır: “Hiçbir kalemle çizilemeyecek, hiçbir renkle boyanamayacak güzellikte ve ihtişamının kelimelerle tarif edilmesi imkansız”.

0
15
Barbaros Büyüksağnak
Kuzey Işıkları

Bu muhteşem doğa olayından eski zaman insanları çok korkar ve bunu Tanrı’nın kızgınlığının bir ifadesi olarak görürlerdi. Bu ışıklar görüldüğünde ya savaş çıkacağı, ya salgın bir hastalık başlayacağı, ya da korkunç bir afetin meydana geleceği düşünülürdü.

Kızılderililer için kaynayan kazan Vikingler için savaşçı ruhu

Kanada’nın en kuzeyinde yaşayan Eskimolar kuzey ışıklarının, güneşin yokluğunu fırsat bilip eğlenmeye başlayan mistik ışık haline bürünmüş ruhlar tarafından yaratıldığına inanırlar.  Onlara göre hızla hareket eden ışıklar adeta ölümün dansıdır. İskandinavya’nın kuzeyinde yaşayan Samiler ise bu ışıkları “guovssahas” olarak adlandırır ve duyulabilecek ışıklar olarak tanımlarlar.

 

ABD’nin kuzeyinde yer alan ve soğuğu ile meşhur Kuzey Dakota’da yaşayan Mandan kızılderilileri kuzey ışıklarını, kuzeyde yaşayan ülkelerin sihirbaz ve savaşçıları tarafından  öldürülen düşmanların içinde kaynatıldığı büyük kazanlardan çıkan alevler olarak açıklardı. Işıkları savaşçıların ışıldayan ruhları olarak gören Vikingler ise “Norğurljós” olarak isimlendirirdi kuzey ışıklarını.

Karşınızda Galileo Galilei

Peki, farklı toplumlar tarafından farklı isimlerle anılan bu ışıkların Latince bilimsel adı olan “Aurora Borealis” ne anlama gelmektedir ve bu ismi ilk kullanan kimdir? Burada karşımıza gözlemsel astronominin babası Galileo Galilei çıkmaktadır. 1564-1642 yılları arasında yaşamış olan ünlü İtalyan astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçi kuzey ışıklarını gören ilk kişi olmasa da Latince ismi kullanan ilk bilim insanı olarak kayıtlara geçmiş. Latince kelimelerin anlamı ise ilginç: “Kuzeyin Şafağı”. İşi ilginç kılan bir diğer şey de Galileo’nun yaşadığı enlemde kuzey ışıklarının genellikle kırmızı renkte olması. Bu nedenle Aurora Borealis ismi verilmiş. Peki, Galileo eğer Norveç’te yaşasa ne olacaktı? Renkler değişeceğinden isim de değişecek ve “Lux Viridis Borealis”ismini alacaktı, yani “Kuzeydeki Yeşil Işık”.

Kuzey ışıkları nasıl oluşur?

Kuzey ışıkları, Güneş’ten gelen parçacıklar dünyamızın manyetik kalkanı olarak bilinen manyetosfere çarptığında oluşur. Bazı parçacıklar dünyanın gece tarafından manyetosfere nüfuz etmeyi başarır. Güneş fırtınaları manyetosferi sarsarken, bu manyetik koruyucu tabaka içindeki parçacıklar manyetik alan çizgileri boyunca dünyaya doğru geri püskürtülür ve kutuplara doğru yönlendirilirler. Bu parçacıklar atmosfere girdiklerinde nitrojen (azot) ve oksijen atomları ile çarpışırlar. Genellikle 80 ilâ 500 kilometre yükseklikte meydana gelen bu çarpışmalar sonucunda atomlara enerji transfer edilir ve hemen ardından gökyüzüne belirli frekans ve renkte ışık saçılır.

Kuzey ışığının rengi saçılan ışığın dalga boyuna bağlıdır. Bu da atmosferdeki gaz ve onun elektrik durumu ile gaza çarpan parçacığın enerji durumuna göre değişiklik gösterir. Atmosferde en çok oksijen ve azot gazlarının bulunduğunu biliyoruz. Eğer parçacıklar oksijen atomlarına çarparsa yeşil ve kırmızı; azot atomlarına çarparsa mavi ve koyu kırmızı renkte ışık oluşur. Işıkların çoğu yeşilimsi sarı renkte olmakla birlikte uzun ışıkların oluşması halinde üst ve alt taraflarda kırmızı ışıklar görülmektedir. Nadiren de olsa güneşin ışıkların üst tarafına çarpması halinde donuk bir mavi rengin oluşma ihtimali mevcuttur.Zaman zaman alt taraflarda pembe rengin görüldüğü de bilinmektedir.

Kutup Işıkları tanımı daha doğru

Peki kuzey ışıklarının gökyüzündeki dansı sırasında ışığın sesini duyabilir miyiz? Sesin yer seviyesinde saniyede 340 metre süratle ilerlediğini, ışıkların da 80 ilâ 500 kilometre arasındaki irtifalarda oluştuğunu dikkate aldığımızda ve bu yüksekliklerde hava boşluğunda ses çıkmasının mümkün olmadığını düşündüğümüzde ışıklardan kaynaklanan bir ses duyamayacağımızı söyleyebiliriz. Ses duyduğunu iddia edenlerin olsa olsa manyetik fırtınadan kaynaklı sesler duyabileceklerini belirtmekte yarar var.

Aslında bu ışıkları, kuzey ışıkları yerine kutup ışıkları olarak adlandırmak çok daha doğru olur. Çünkü benzer ışıklar güney kutup bölgesinde de görülebilmekte. Bu ışıkların Latince adı ise Aurora Australis. Orada az sayıda insan yaşadığından ve daha az kişi izlemeye gittiğinden kuzey ışıkları kadar popüler değil. Akla şu sorunun da takılması mümkün: Bu ışıklar sadece dünyada mı oluşur? Bunun da cevabı; hayır. Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’de de benzer doğa olayları yaşanmakta, elbette dünyayla aynı nedenle.

74 ve 81. enlemler arasında Norveç’e bağlı Svalbard Adaları Arktik bölgenin içinde yer almakta. Kuzey ışıklarının en iyi izlenebileceği yerlerden biri olan bu adalarda özellikle Kasım ve Şubat ayları arasında bu muhteşem doğa olayını izleme şansınız yüksek olacaktır. Ayrıca ne kadar yüksek bir noktaya çıkarsanız, ışıkları görme şansınız o kadar artar. Şehir ışıklarından uzakta, dolunayın olmadığı, bulutsuz açık havalarda ve gece yarısından hemen önce ışıkları izlemenin en uygun zamanı.

Tabii Svalbard’a kuzey ışıklarını görmeye giden Türklerin bu adanın statüsünü belirleyen 1920 tarihli Svalbard Antlaşması’na Türkiye’nin taraf olmadığını üzülerek hatırlatmak gerek. Antlaşmaya taraf devletlerin vatandaşları birçok haktan yararlanırken bizler maalesef biraz geri planda kalıyoruz. Buna bilimsel araştırma yapabilmek için istasyon kurmak, adada ev sahibi olmak, balık tutmak ve şirket açmak dahil…

Acaba ülkemizdeki karar vericileri bir süreliğine bu muhteşem kuzey ışıklarını izlemek üzere Svalbard’a mı göndersek, ne dersiniz?

 

 

CEVAP VER