TARİH SAHNESİNE BİR KOMUTAN ÇIKIYOR… YARBAY MUSTAFA KEMAL… DENİZ ALBAY MÜMİN KIR ANLATIYOR

İKİNCİ DERS HAZIRLIKLARI:

İstilacıların şaşkınlık ve durum değerlendirmesiyle geçirdikleri 19 Mart gününü müteakip, 20 Mart 1915 sabahı hava kapalı ve rüzgarlıydı. Ertesi günde kötü gidince, Birleşik Donanma, Mondros ve Bozcaada’da sıkışıp kalmışlardı. Londra sonuca inanmakta zorlanıyordu. İngiliz Deniz Bakanı Churchill’in yarası, savaş dışı kalmış gemilerinden çok daha ağır ve derindi.

İngiliz savaş komitesi, mağlubiyetin ardından hemen bir gün sonra, 19 Mart 1915’te Akdeniz Sefer Kuvveti Donanma Komutanı Koramiral M. de Robeck’in uygun bulması halinde taarruzun tekrarlanabileceği kararını almış ve İngiliz Deniz Bakanlığı da 18 Mart’ta kaybedilen gemilerinin yerine yenilerinin gönderilmesi emrini vermişse de, sütten ağzı yanan de Robeck, gerek kendi amiralleri ve gerekse Akdeniz Sefer Kuvvetleri Başkomutanı Orgeneral Sir Ian Hamilton ile yaptığı görüşmeler sonucunda, boğazın yalnızca donanma ile geçilemeyeceği kanaatine vardığını Deniz Bakanlığı’na bildirmiştir.

Donanmanın desteğinde büyük çaplı bir amfibi (çıkarma) harekatı

Aynı zaman diliminde General Hamilton’da bu görüşü paylaştığını savaş bakanlığına bildirmiş ve bunun üzerine İngiliz Hükümeti bu teklifi kabul etmek zorunda kalmıştır; Çanakkale Boğazı, donanmanın desteğinde yapılacak büyük çaplı bir amfibi (çıkarma) harekatıyla ele geçirilecektir.

Ancak, Akdeniz Sefer Kuvvetleri, bu karara anında mukabele edecek bir seviyede değildi. Zira, bu planın uygulanabilmesi için olabildiğince uzun bir hazırlık sürecine, birliklerin yeniden organize edilmesine, eğitim ve düzenlemelere ihtiyaç vardı. Tahmin edilen en yakın süre Nisan 1915 ayı ortalarıydı.

Çok basit olarak ifade etmek gerekirse, bahse konu planın ana hedefi: Gelibolu yarım adasının güneyine kara kuvvetlerini çıkararak, Çanakkale Boğazını savunan ve işgal donanmasına geçit vermeyen tabyaların gerisindeki hâkim noktaları ele geçirip, tabyaları etkisiz hale getirmek ve bilahare de mayınları temizleyip, İstanbul’a ulaşmaktı. Bütün hazırlıklar bu plan çerçevesinde yapılmaktaydı.

Bu kapsamda, toplanma yerinde olan birliklerden ne Kraliyet Deniz Tümeni, ne de Fransız Sefer Kuvveti (Corps Expeditionnaire d’Orrient) düşman kıyılarına çıkarma yapmak amacıyla gelmemişlerdi ki her şeyden önce bu iki tümenin yeniden organize edilmesi gerekmekteydi. 25 Mart 1915 tarihi itibarıyla bu iki tümenin hazırlıklarının Mısır Birlikleri Komutanı Korgeneral John Maxwell’in teklifi üzerine Mısır’da yapılmasına karar verildi. Ve ne acıdır ki, Osmanlı toprağı Mısır, şimdi Osmanlı’nın başkentinin işgaline hazırlanan birliklerin hazırlık alanı olmuştu. Bu arada şunu da ifade etmeliyim ki; işgal güçlerinin toplam mevcudu beş tümenden oluşan 75.000 kişiydi.

“Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ”

Mısır’da toplanan kuvvet öyle bir birlikti ki, tam anlamıyla kozmopolit bir yapıdaydı. Gösterişli üniformalarıyla geçit resmi yapan Fransız Birlikleri’nin yanında, Akif’in dediği gibi herkes oradaydı; “Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ”. Afrika’dan Zovaveler ve yabancı lejyonerler, Hindistan’dan Gurka’lar ve Sihler, Rum ve Yahudilerden iş taburları, İskoç, İngiliz, İrlanda birlikleri, Yeni Zelanda ve Avustralyalılar. Komutanlarıysa; ANZAC Birliklerinin de komutanı olan, Korgeneral William Birdwood’tu.

Hal böyleyken 10 Nisan 1915 tarihinde, General Hamilton, Arcadian adındaki gemiyle Limni adasından Mondros’a giderek, zamanın en yeni gemilerinden Quin Elizabeth zırhlısında amirallere planını anlattı. Öncelikli amaç, Çanakkale Müstahkem Mevki’nin savunmasını çökertmek olduğundan, Akdeniz Sefer Kuvvetleri’nin ilk hedefi Kilitbahir Platosu’nu ele geçirmektir. Bu amaçla yapılan genel çıkarma planı şu hususları ihtiva ediyordu:

  • Gelibolu güney kıyılarının beş ayrı noktası ile Kabatepe’ye asıl kuvvetlerin çıkarılması
  • Kumkale Türk savunma kuvvetlerini tespit etmek maksadıyla 48 saat süreli sınırlı hedefli bir çıkarma yapılması
  • Türk savunma kuvvetlerini yanıltmak maksadıyla Beşiğeler ve Bolayır bölgelerine de boş taşıt ve refakat gemileriyle çıkarma gösterileri (aldatma) icra edilmesi,
  • Altı filoluk, Birleşik Deniz Kuvveti’nin bir filosunun boğazı kontrol altında bulundurması diğerlerinin ise çıkarma ve gösteri bölgelerinde en kuvvetlileri Seddülbahir, Kabatepe ve Kumkale de olmak üzere harekatın su üstü yapılışını ve ateş destek koordinasyonunu yürütmesi hususlarına yer verilmiştir.

Diğer taraftan, işgalcilerin başarısız deniz harekatının bu şekilde sonlanmayacağı, bir kara harekâtıyla daha doğrusu bir amfibi harekât sonrası icra edilecek kara harekatıyla yarımada ve bölgenin ele geçirilmesine çalışılacağı Türk kurmay ve komuta kademelerince öngörülmekte olup gelen istihbarat bilgileri de bu öngörüleri desteklemekteydi. Bu nedenle, böyle bir taarruza karşı Boğaz savunmasının pekiştirilmesine ve güçlendirilmesine karar verildi.

 

Bu kapsamda ilk iş olarak 24 Mart 1915 tarihinde -21 Kasım 1918 de lağvedilecek olan- 5’inci ordu kuruldu. Çanakkale’nin savunulmasından sorumlu olan 5’inci Ordu Komutanlığına ise 25 Mart 1915 Alman Mareşal Liman von Sanders atandı. 26 Mart 1915 de Gelibolu’ya gelen Sanders, karargahını kurarak görevine başladı.

Ateş Çember: Saros Körfezi

5’inci ordunun kabaca sorumluluk sahası ve görevi; Saros körfezi kuzeyinde bulunan Enez’den, Çanakkale’nin güneyinde Akçay iskelesine kadar kıyıların savunulmasıydı. Diğer bir deyişle Saros Körfezi’nin batısından (Enez’den) Edremit Körfezi’ne kadar 350 km. genişlikte olmasına rağmen bölgenin önemli kısmı Gelibolu yarımadası ile Boğazın Anadolu yakasıydı ve bu ancak 120 km’lik bir genişlikteydi. Fakat bu bile fazlaydı. Eldeki kuvvet sayısı hem kıyıyı sağlam tutmak hem de geride kuvvetli ihtiyatlar bulundurmak için yeterli değildi. Ayrıca kıyıya çok kuvvet yığmak güçlü düşman donanmasının ateşleri altında daha savaşın başında çok kayıp vermeye neden olurdu. Bu nedenle-hâlâ tartışılmakta olan-kıyıları zayıf tutmak, derinlikte kuvvetli ihtiyatlar bulundurmak Sanders’ın öncelikli düşüncesiydi. Kısaca Sanders, çıkarma belirsizlikleri nedeniyle oynak bir savunmadan yanaydı. Yani kıyı boyuna yapışıp kalmaktan çok, kuvvetli ihtiyatlara dayanan bir savunma düzeninden yanaydı. Ancak gerek arazi yapısı gerekse birliklerin ulaşım ve muhabere (iletişim-haberleşme) olanakları büyük kuvvetlerin hareketini oldukça güçleştirecek vaziyetteydi. Ancak her şeye rağmen Mareşal Sanders kıyılarda zayıf derinlikte kuvvetli olmak esasına dayalı olarak ordu, aşağıdaki şekilde teşkilatlandırıldı ve birlikleri konuşlandırıldı:

3. Kolordu (Esat Paşa komutasında): 7’nci Tümen, 9’uncu Tümen, 19’uncu Tümen (Mustafa Kemal komutasında

15. Kolordu (Tuğgeneral Erich Weber komutasında): 3’üncü Tümen, 11’inci Tümen

Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığı (Cevat Paşa komutasında)

Bir uçak filosu

**** Ordu karargâhı ve bağlıları: Gelibolu’da bağımsız süvari tugayı Bolayır doğusunda denize kadar olan kıyı kesiminde gözetleme ve örtme görevinde,F

** 5’inci Piyade Tümeni: Takviyeli bir taburu Kocaçimen dolayında; kalan bir kısmı Eksamil- Kavak kesiminde toplu durumda.

*** 3’üncü Kolordu; Bolayır’dan başlayarak Gelibolu Yarımadası’nı korumakla görevli olup karargahıyla Gelibolu da,

** 7’nci Tümen: karargâhı ile Gelibolu da kuruluş dönemindeki jandarma ve diğer birlikleriyle Bolayır ve çevresinin savunmasıyla görevli,

** 19’uncu Tümen: Genel ihtiyat olarak Bigalı köyü çevresinde, (Yarbay Mustafa Kemal Komutasında),

** 9’uncu Tümen: Ağıldere’den itibaren Gelibolu Yarımadası kıyılarını korumak ve savunmakla görevli,

*** 15’inci Kolordu: Karargahıyla Anadolu yakasında Calvert Çiftliği’nde,

** 3’üncü Tümen (32’nci, 46’ncı Alay ve Topçu Taburları): Sarıçalı dolayında, 31’inci Alayı ve diğerleri Halileli-İntepe ve Kumkale bölgesinde, 39’uncu Alay, Çıplak-Yenişehir -Yeniköy bölgesinde, gerektiğinde Truva Harabesi- Menderes Çayı doğusunda savunma düzeni alacak,

** 11’inci Tümen: 32 ve 127 alay ve topçu birlikleriyle İntepe’de mevzilenmiş olup, bağlılarıyla Pınarbaşı çevresinde, 126’ncı Alay Mahmudiye Üvecik, 127’nci Alay da Geyikli doğusunda bulunuyorlardı.

 

Bütün bu planlamalar, düzenlemeler konuş ve kuruluşlar bir yana, açıkça ifade etmek gerekirse hem Sefer Kuvvetleri Komutanı General Hamilton, hem de 5’inci Ordu Komutanı Mareşal Sanders, Türk ordusunun savaş kabiliyeti konusunda aynı düşüncedeydi. Çünkü Türk Ordusunun çok uzun zamandan beri önemli bir başarısı yoktu. Kısa bir zaman önce Sarıkamış ve Süveyş’te yenilmesi bir yana, son gelen haberlere göre bir Türk birliği Irak-Şuaybe’de bir İngiliz birliğine taarruz etmişse de başarılı olamamış ve 14 Nisan gecesi yarı yarıya dağılmış ve kalanlar zorlukla geri çekilmişti. Bu mağlubiyete katlanamayan Türk birliğinin komutanı Süleyman Askeri Bey de maalesef intihar etmişti. Bu nedenle, 3,5 ay içinde üçüncü mağlubiyetini alan Türk ordusunun savaş yeteneği ve yeterliliği pek ciddiye alınmamış, tarihi bir hata ile planın birçok ayrıntısı bu ön yargının altında hazırlanmıştı. Ancak her iki komutanın yanılıp yanılmadıkları çok kısa bir süre sonra anlaşılacaktı.

VE İKİNCİ DERS:

23 Nisan 1915 günü, Akdeniz’e özgü bir mavilikle başlamıştı. Hava açık ve güzeldi. 24 Nisan günü, Mondros Limanı’ndan herekte eden 200 parça gemi ve deniz aracıyla birlikte, 300 parçayı bulan irili ufaklı işgal donanması unsurları Bozcaada ve Gökçeada arasında toplanmış, çıkarma için gerekli son tertiplenmelerini yapıyorlardı. Komuta birliği ve deniz-kara koordinasyonu nu sağlamak üzere de General Hamilton karargahını Queen Elizabeth gemisine taşımıştı. Bu arada bir müttefiklik dayanışması gösterisi olarak Rus Donanması da İstanbul Boğazı’nın her iki yanını 150 adet mermi ile bombardıman etmişti.

25 Nisan 1915 günü saat 02.57 de ay batmıştı. Sahilden görülmemesi için ufuk çizgisinin arkasında bekletilen 308 gemi ve deniz aracı ağır ağır harekete geçti. Arıburnu bölgesinden sorumlu bölüğün komutanı Yüzbaşı Faik iki gözcünün “Birçok düşman gemisinin görünmekte olduğunu” rapor etmesiyle, hareket edip etmedikleri henüz anlaşılamayan gölgeleri incelemeye başladı. Geliyorlardı. Hemen tabur komutanı İsmet Bey’e durumu değil bildirdi ve birliklerine silah başı yaptırdı.

Düşman çıkarma kuvveti dokuza ayrıldı. Bir grup gösteri için Saros’a doğru ilerlerken ikinci bir grup da yine aldatma için Beşiğe’ye doğru ilerlemekteydi. Asıl çıkarma bölgesine çıkarma yapmak için bir grup Arıburnu-Kabatepe arasına 5 grupta Seddülbahir’e gidecekti. Kalan dokuzuncu ve son grup ise Kumkale’ye doğru yönelmekteydi. Düşman bazı gemilerinin bordalarına “Türk lokumu” ya da “İstanbul’a ve haremlere” yazdıracak kadar zaferden emindi. Oysa, kayıtlı tarihin o gününe kadar dünyanın en büyük amfibi harekatının nasıl sonuçlanacağını ve işgalciler için hangi sonuçları doğuracağını ve bu sonucun Birinci Dünya Harbinin süresini ve seyrini nasıl değiştireceğini, sözüm ona müttefiklerin hiçbiri tasavvur bile edemiyorlardı. Bununla birlikte 5’inci Ordu Komutanı Mareşal Otto Liman von Sanders ’de, adeta kendisinde saplantı haline gelen Bolayır’a çıkarma beklentisi nedeniyle derhal Bolayır’a gitmiş ve maalesef düşmanı orada beklemeye başlamıştır.

Oysa düşmanın planı çok farklıydı

25 Nisan gün doğumundan 26 Nisan sabahına kadar sürecek bu hareket tarzı, Mareşal Sanders’ı asıl çıkarma ve çatışma bölgesinden uzak tutmakla kalmamış aynı zamanda beş tümeninden ikisini yani önce 7’nci ve 5’inci tümenini anılan bölgeye konuşlandırmasına ve kuvvetinin boşu boşuna bölünmesine neden olmuştur. Oysa düşmanın planı çok farklıydı:

Amaç; güney bölgesinin beş ayrı çıkarma noktasına amfibi harekat yaparak kıyı başını tutmak, taktik açıdan kilit bir nokta oluşturan Alçıtepe’yi hedefleyen bir taarruzla ilk aşamada ele geçirmek, bu tepe çevresinde donanma için bir gözetleme şebekesi kurarak boğaz topçusunu etkisiz hale getirmek, Alçıtepe’de sürdürülecek taarruzların kuzeydeki Anzak Kolordusu’nca Maltepe üzerinden geliştirilecek bir tarzda birleştirmek, donanmanın güven içinde mayın arama işini yapıp Marmara’ya geçmesini sağlamaktır.

Bu harekatın icra edilebilmesi için, kuzeye yani Saros’a İngilizler tarafından yapılacak bir amfibi aldatma harekâtıyla Anadolu yakasındaki 3 ve 11’inci tümenleri oyalamak maksadıyla Kumkale ve Beşiğe Burnu civarına Fransızlar tarafından yapılacak bir amfibi hücum planlanmıştı. Türk tarafı ise, asıl çıkarma yeri tam olarak bilinemediğinden 3 ve 11’inci tümenler boğazın Anadolu girişinde, 5 ve 7’nci tümenler ise Saros bölgesinde, 9’uncu tümen, Arıburnu bölgesinde ve Sanders’ın emirleri gereği, tüm kıyılarda zayıf birlikler, derinlikte de asıl kuvvetler olacak şekilde; düşmanı kıyılarda değil, derinlikte karşılama prensibine göre konuşlandırılmıştı. Yarbay Mustafa Kemal komutasındaki 19’uncu Tümen ise Bigalı köyü civarında ihtiyattaydı.

Korgeneral William Birdwood 23 yıl sonra Atatürk’e saygı duruşunda bulundu

Düşman tarafından, Seddülbahir bölgesi ile Kabatepe Bölgesi ve Arıburnu arasındaki sahil şeridi amfibi hücum bölgesi (amphibious assault area) olarak seçilmişti. Ve asıl çıkarma, 2 İngiliz, 1 Fransız ve 1 Hint tümeni olmak üzere toplam dört tümenle Seddülbahir, General William Riddell Birdwood (20-21 Kasım 1938 de Atatürk’ün naaşının Etnoğrafya Müzesine konuluşunda yapılan devlet törenini ayakta izleyen ve geçiş sırasında onu ayakta selamlayan İngiliz generalidir. 1925 yılında Mareşal olmuştur) komutasındaki Anzak Kolordusu (ANZAC = Australian and New Zeland Army Corps) ile Arıburnu bölgesine yapılacaktı.

Hücum, aldatma ve gösteri (oyalama) plaj ve sahilleri, işgal donanması gemileri tarafından ateş altına alınırken, General Birdwood, sorumluluk bölgesi olan Arıburnu’na deniz ateş desteği istememişti. Bunun nedeni, icra edilecek harekatın baskın tarzında olmasını sağlamaktı. Çünkü Birdwood Türk askerinin uyuduğunu düşünüyordu. Diğer yandan, Seddülbahir’e, Arıburnu’ndan farklı bir çıkarma planlanmıştır: Ağır bombardıman sonrası içi asker dolu gemiler ve filikalar çıkarma sahillerine güneş doğarken hareket edecek, Ertuğrul Koyu asıl çıkarma noktası olmak üzere toplam beş noktaya çıkarma yapılacaktı. İngilizlerin Y, X, W, V ve S harfleriyle kodladığı bu noktalar, Pınariçi Koyu, İkiz Koyu, Tekke Koyu, Ertuğrul Koyu ve Morto Koyu’dur.

O SABAH: 25 NİSAN 1915… SAAT 03.00

25 Nisan günü saat 03.00 sularında ilk grup Anzak askerlerini taşıyan donanma unsurları Kabatepe’nin 5 mil kadar batısına intikal etmiş, ilk dalga olarak yüzlerce asker on iki büyük filikaya bindirilerek karaya doğru harekete geçmişti. Belirlenen çıkarma noktasından 1-1,5 kilometre kuzeye sapmakla birlikte yine de sahile ulaşmışlardı. Saat 04.30 da çıkarmayı yapacak olan Anzak Kolordusu’nun ilk askerlerini taşıyan filikalar sahile yanaşır yanaşmaz, Haintepe’de bulunan 80 kişilik Türk takımı tarafından ateş altına alınmıştı.

Anzak kolordusu ve General Birdwood, için çıkarma harekâtı baskın niteliğini çoktan kaybetmiş olmakla beraber aksine sürpriz olan şuydu:

Sanılanın aksine Türkler uyumuyordu

Çıkarmanın yapıldığı Arıburnu bölgesi, dokuzuncu tümene bağlı 27’nci Alay tarafından tutuluyordu. 27’nci Alay komutanı Yarbay Şefik Bey alayına bağlı 2’nci taburu Kabatepe de sahil savunmasıyla görevlendirilmiş diğer taburlarıyla da Kabatepe’ye 8 kilometre mesafede Eceabat yakınındaki zeytinlikte karargâh kurmuştu. İşte, Kabatepe’ye kendi karargahını kurmuş olan bu 2’nci taburun, Yüzbaşı Faik komutasındaki 250 kişilik 8’inci bölüğü Arıburnu’nda düşmanı ilk karşılayacak olan bölüktü. Faik Yüzbaşı, Arıburnu sahili gerisinde yanında bir takım tutarak diğer iki takımdan birini Asteğmen Hayrettin komutasında balıkçı damları mıntıkasına diğerinde Asteğmen Muharrem komutasında Arıburnu sahilinin hemen gerisinde bulunan ve savaş zamanında Haintepe adını alacak olayın tepeye konuşlandırılmıştı. Ancak, saat 6’ya geldiğinde karaya çıkan Anzak askerlerinin sayısı 4 bini bulmuş, düşmanı durdurmaya çalışan Haintepe’deki Türk birliği cansiperane bir şekilde görevini yerine getirmiş, 80 kişilik bu takımdan sadece üç asker sağ kalabilmişti. Saat 07.00’ye gelindiğindeyse Arıburnu’nu savunan 8’inci bölük mevcudunun çoğunu şehit vermiş yaralılar ve sağ kalabilenler geri çekilmişti. Bölük komutanı Yüzbaşı Faik yaralılar arasındaydı. Kanlısırt’tan, Yükseksırt’a kadar olan hat düşman eline geçmişti. Anzaklar’ın ilk hedefleri olan Conkbayırı ve Kocaçimentepe hattıyla aralarında hiçbir engel kalmamıştı.

General Hamilton, komutasındaki işgal kuvvetlerinin planı doğrultusunda, Arıburnu çıkarmasıyla-yaklaşık eş zamanlı olarak, Seddülbahir bölgesine de çıkarma harekâtı başlamış, beş noktadan dördüne 04.30’da başlayan ve 1,5 saat sonra süren donanma bombardımanından sonra, Pınariçi Koyuna ise baskın maksadıyla bombardımanın başlamasıyla birlikte amfibi hücum yapılmıştır. Düşmanın birincil hedefi olan bu bölgede de kahramanca ve kanlı çatışmalar yaşanmaktaydı.

Bu toz duman ve kanlı çatışmalar sırasında yaşanan en büyük sorunlardan birisi de muharebenin olmazsa olmazıydı: Muhabere. Ağır bombardımanlar neticesinde, telgraf/telefon hatlarının hasar alması, günümüzdeki ifadesiyle ve en basit anlamıyla haberleşme ya da iletişim de yaşanan sorunlar, emir-komuta gecikmeleri ve zafiyetlerine neden oluyor, bu da birliklerin sevk ve idaresini zorlaştırıyordu. Örneğin, Arıburnu’na çıkarma yapıldığı 27’nci Alayın Eceabat’taki karargâhı tarafından top tüfek seslerinden anlaşılmıştı. Aynı şekilde Seddülbahir’e çıkarma yapıldığı da ilk önce top tüfek seslerinin duyulmasından anlaşılıyordu. Zaman; tecrübe, inisiyatif alma, durum muhakemesi vb. bir komutanda olması gereken bütün nitelikleri kullanabilme zamanıydı. Bu seviye, en ast komuta seviyesi olan manga komutanından, generale kadar olan tüm komuta seviyelerini kapsamaktaydı. Muharebeler içinde yaşananlar, bazen emir beklemeyi mümkün kılmıyor, can ve zaman kaybından ve hatta muharebenin kaybedilmesinden başka hiçbir işe yaramıyordu. Yapılması gereken şey; vakit geçirilmeden ve cesaretle yapılmalıydı. Kaldı ki Osmanlı Ordusunun başkomutan vekili İstanbul’da (arada gelip-gidiyordu), 5’inci Ordunun Komutanı ise o günkü ulaşım imkanları dikkate alındığında birliklerinden oldukça uzakta, görülmemek için yaveri ile bir çalı dibine uzanmış, düşmanın Saros’ta yaptığı amfibi aldatma ya da gösteriyi izlemekle meşguldü.

Kısaca özetlemeye çalıştığım şartlarda devam eden çarpışmalar Arıburnu’nda az sayıda sağ personeli kalan müfrezelerin geri çekilmesine neden olduğundan, 27’nci Alay Komutanı Yarbay Şefik Bey, Kabatepe deki tabur komutanıyla (Binbaşı İsmet Bey) ile irtibata geçtiği gibi, alayının diğer iki taburunu da harekete hazır hale getirmişti. Fakat burada da aynı sorun vardı. Arıburnu’na yapılan çıkarmanın bir aldatma çıkarması olduğu endişesini taşıyan 9’uncu Tümen Komutanı Halil Sami Bey, anılan iki taburun hareketi için bir türlü emir vermiyordu. Nihayet, 27’nci Alay Komutanı Yarbay Şefik Bey’in ısrarlı tutumu sonucunda, saat 05.50 de 27’nci Alay’ın yaklaşık 2000 kişilik iki taburu hareket emrini aldı ve iki saatlik bir yürüyüşten sonra, Topçular Sırtı üzerindeki tepede durarak birliklerine savaş düzeni aldırdı. Saat 8’ de Yüzbaşı İbrahim komutasındaki 1’inci Tabur Kanlısırt istikametinde, Binbaşı Halis komutasındaki 3’üncü Tabur ise Merkez tepe ile Edirne sırtı istikametinde harekete geçmişti. Bu iki kahraman taburun yaptığı taarruzla ilerlemiş olan Anzaklar püskürtülmüş, Kanlısırt- Edirne sırtı hattına kadar geri atılmıştı. Ancak sürekli takviye alan Anzaklar karşılık vermeye başlayınca muharebe göğüs göğse bir mücadeleye dönüşmüştü. Saat 10’da 2.000 kişilik kuvvetle muharebeye giren 27’nci Alay verdiği zayiatla sayıca azalmış olmasına rağmen, sürekli takviye alarak sayıları 10 bini bulan Anzak birlikleri 2’nci alayı yavaşlatmış ve en nihayetinde durum oldukça kritik bir hal almaya başlamıştı.

Zor zamanlar, güçlü insanlar yaratır

BİR YILDIZ

Yazar, G. Michael Hopf’a atfedilen ve çok bilinen bi söz vardır: “Zor zamanlar, güçlü insanlar yaratır”. Evet, o sabah her yönden gerçekten çok zor bir sabahtı. Ancak, zamanın içinde de çok güçlü insanlar vardı. Ve onlar gerektiği zaman ve gerektikleri yerde mutlaka ortaya çıkarlardı. Bu sabah, işte o sabahtı.

Yarbay Mustafa Kemal emrine verilen 19’uncu Tümen ile Bigalı Köyüne karargahını kurmuş, ordu ihtiyatı olarak emir bekliyordu. Tümeni, 57, 72 ve 77’nci alaylardan müteşekkildi. 72 ve 77’nci Alaylar Halep bölgesinden gelmiş ve farklı etnik kimliklilerden oluşmaktaydı. Öngörülü ve dinamik bir komutan profili taşıyan Mustafa Kemal Arıburnu cephesine bir çıkarma harekâtı yapıldığı haberini alır almaz emrindeki 19’uncu Tümeni derhal teyakkuz haline geçirmişti. Saat 6.30 civarlarında dokuzuncu Tümen komutanı Halil Sami Bey’den gelen destek talebi üzerine ivedilikle harekete geçmiş, kendisinden talep edilen bir tabur takviyeyi “yetmez” diyerek durumun ciddiyetine binaen bizzat başına geçtiği 57’nci Alayla birlikte Arıburnu yönüne ilerlemeye başlamıştır. Bununla birlikte tümeninin uhdesinde bulunan 72 ve 77’nci alayları da harekete geçirerek muharebe hattına yaklaştırmıştır. Ordu ihtiyatı olarak doğrudan 5’inci Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders’e bağlı olan, Mustafa Kemal, Mareşal ile bir türlü temas kuramamıştır.

Bununla birlikte 19’uncu Tümen komutanı halihazır durumu şu şekilde analiz etmiştir.

“Yarbay Mustafa Kemal Bey’e göre asıl tehlike Kabatepe’de değil, Albay Halil Sami Bey’in sorumluluk alanı dışında kalan Kocaçimentepe bölgesindedir. Gelibolu Yarımadası’nın Saros kıyılarından sonraki en dar bölümündeki bu en yüksek arazi, Arıburnu’ndaki çıkarma sahasına da oldukça yakındır. Anzak birlikleri bu tepeyi ele geçirdikleri takdirde zorlanmadan Çanakkale Boğazı kıyılarına inebilecek ve hem kendi tümeninin hem de Seddülbahir ve Arıburnu Cephelerinde çarpışmakta olan 9. Tümen’in geri bağlantısını kesecektir. Bu, cephenin bütünüyle çökmesi demektir”.

Durumun ciddiyeti konusunda hiç tereddüttü kalmayan Yarbay Mustafa Kemal, öncelikle emrindeki süvari bölüğünü Kocaçimentepe’ye sevk etmiştir. Bu bölüğün görevi tümen bölgeye intikal edene kadar her ne pahasına olursa olsun tepeyi savunmakla görevlidir. Mareşal ile temassızlığı devam eden Mustafa Kemal, tüm sorumluluğu üzerine alarak, saat 8’den itibaren, bir topçu bataryası ve 57’nci Alay ile Kocaçimentepe’ye harekete geçmiştir. Kocaçimentepe’ye intikali müteakip birliklere bir mola veren Mustafa Kemal, sahili görebilmek için çıktığı Conkbayırı’nda ilerlediği esnada düşmanın çıkarma teşebbüsüne karşı koyan 27’nci Alay’a ait gözetleme postasının bazı askerlerinin Düztepe bölgesinden Kocaçimen’e doğru kaçıştıklarını görmüştür. Bizzat bu askerlerin önüne geçerek onları durduran ve mevzi almalarını sağlayan, Mustafa Kemal, hazırladığı raporunda bu durumu şöyle anlatır:

– Niçin kaçıyorsunuz, dedim.

– Efendim, düşman, dediler

– Nerede, dedim.

– İşte! Diye 261 Rakımlı tepeyi gösterdiler.

– Düşmandan kaçılmaz, dedim.

– Cephanemiz kalmadı, dediler.

– Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim ve bağırarak süngü taktırdım ve yere yatırdım.

Bunun üzerine düşman askeri de yere yatmış ve kazanılan kısa bir müddetten sonra 57’nci Alay ve dağ bataryası bölgeye yetişmiştir. Gerçekten de saat 10.00’da taarruza başlayan 57’nci Alay birlikleri kısa sürede Conkbayırı-Kocaçimen hattının güvenliğini sağlamıştır. 19. Tümen’in 72. Alay’ının da öğleden sonra muharebelere katılması Anzakların ilerleme ihtimalini de ortadan kaldıracaktır. Akşam saat 18.00’e gelindiğinde Anzaklar durdurulmuş, Düztepe’den atılmıştır. Kanlısırt’ta düşmanın eline geçen bir top da geri alınmış, sırtın doğusu Türk askerlerinin kontrolüne girmiştir. Yarımadanın en yüksek tepesi olan Kocaçimen’in elde tutulması, Mustafa Kemal’in öngörüsü sayesinde olmuştur. Bu hat, neredeyse tahliyenin yapıldığı 19/20 Aralık 1915 gecesine kadar değişikliğe uğramadan Türk birliklerinin elinde kalmıştır. Bu hamlesi Mustafa Kemal’in Çanakkale Cephesinde bir yıldız gibi parladığı ilk hamlesidir. Bu gayretleri ona 1 Haziran’da albay rütbesini kazandıracaktır.

Mustafa Kemal’in Çanakkale Zaferi’nde etkin olduğu diğer bir tarih ise Ağustos 1915’tir. 9-10 Ağustos Muharebeleri İngilizler için sonun başlangıcı olduğu gibi dünya tarihine de Mustafa Kemal’i Anafartalar Kahramanı olarak armağan etmiştir. Türk ve Dünya tarihindeki çok önemli bir yeri olan Mustafa Kemal’in Çanakkale Cephesindeki görevi 289 gün sürmüş ve 10 Aralık 1915’te son bulmuştur.

Bu sabah, 109’uncu yıl dönümünü yaşadığımız, o sabahın tüm kahramanlarını minnetle yâd ediyor, başta Türk Ordusu ve Donanmasının Ebedi Başkomutanı Gazi Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, tüm şehitlerimiz ve gazilerimizi saygıyla selamlıyor, cennet olduğuna inandığım ebedi istirahatgâhlarında rahmetler diliyorum.

Ruhları şâd olsun.

 

Mümin KIR

(E) Dz.Kd.Alb.

 

 

K A Y N A K Ç A:

Çanakkale Deniz Savaşları 1915, Hazırlayan Çanakkale Boğaz Komutanlığı, Kültür Yayınları Tarih Dizisi No:51, Deniz Basımevi Müdürlüğü, İstanbul/2004.

Özakman, T., Diriliş, (2008), 11.Basım, Bilgi Yayınevi, Ankara/2004.

Engin,V. ve Albayrak, M., Tarihin Akışını Değiştiren Savaş, Çanakkale 1915, Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, İstanbul/2016.

Erdemir, L., 25 Nisan 1915, Çanakkale’nin En Uzun Sabahı, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. yazi.pdf;jsessionid=VDm9DRTsFK-z9x5rEnoFrmdh

 

 

 

 

Köprüüstü Müsaade-Mümin Kır

En Yeniler

TÜRK LOYDU’NDA PROF. DR. ORAL ERDOĞAN GÜVEN TAZELEDİ

Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…

% gün önce

İSRAİL YUNAN KARASULARINDA SUMUD FİLOSU’NA SALDIRDI

Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…

% gün önce

NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’

Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…

% gün önce

GREENPEACE TÜRKİYE KÜRESEL SUMUD(DİRENİŞ) FİLOSU’NDA

Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…

% gün önce

GÜÇLÜ EL NİNO UYARISI: 2026, KAYITLARDAKİ EN SICAK İKİNCİ YIL OLABİLİR

Bilim insanları, El Nino ve La Nina’yı 15 ay önceden yüksek doğrulukla öngörebildiği öne sürülen yeni bir model geliştirdi. 2026'nın…

% gün önce

100 MİLYON YIL ÖNCE DENİZLERDE KRAKEN BENZERİ AHTAPOTLAR HÜKÜM SÜRDÜ

Araştırmacılar, 15 eski ahtapot fosilinin çene yapısını inceleyerek bu canlıların geçmişte ne kadar büyük olabileceğini ortaya çıkarmaya çalıştı.Yaklaşık 100 milyon…

% gün önce