Spiny dogfish (Squalus acanthias) - also known as spurdog, piked dogfish, dog shark, or mud shark. Tahsis Inlet, Discovery Passage, Vancouver Island, British Columbia, Canada.
Deniz suyunda çözünmüş oksijenin 2 mg/L’nin (ya da 80 µM) altına düşmesiyle tanımlanan oksijensizleşme (hipoksiya), oksijen soluyan tüm deniz canlıları için kritik bir tehdit oluşturuyor. Marmara Denizi gibi insan faaliyetlerinden yoğun biçimde etkilenen ekosistemlerde oksijensizleşme (hipoksiya), deniz tabanında oksijenin sıfıra yaklaştığı ölüm bölgelerinin oluşmasına yol açarak biyoçeşitliliği dramatik biçimde düşürüyor. Özellikle dip balıkları için büyük bir yaşam baskısı yaratan oksijen kısıtlı bölgeler, hassas türlerin hızla azalmasına sebep oluyor.
Yaklaşık yarım asırlık ölçümler, Marmara’nın derinlerinde “doğal” kabul edilen oksijen yetersizliğinin, yoğun insan kaynaklı baskılar nedeniyle hızla oksijensizleşme (hipoksiya), hatta yer yer sıfır oksijen (anoksiya) koşullarına dönüştüğünü ortaya koyuyor. İç denizi çevreleyen milyonluk kentlerin ve endüstriyel tesislerin atıkları ile tarım kimyasalları taşıyan akarsular bu süreci şiddetlendirerek derin Marmara’yı bir ölüm bölgesine dönüştürüyor.
WWF-Türkiye Kıkırdaklı Balıklar Danışmanı Dr. Hakan Kabasakal derin Marmara’nın hızla geri dönüşü zor bir eşikten geçmekte olduğuna dikkat çekerek, “Yaşamak için direnen hassas türleri desteklemek ve ekolojik direnişe katılmak, Marmara Denizi’nin geleceği için kritik önemde. Doğru politikalar, güçlü toplumsal farkındalık ve kararlı adımlarla ‘derin Marmara’da’ yaşam umutlarını güçlendirmek birlikte mümkün. Daha etkili atık yönetimi yapılması, toplumda çevre farkındalığının artırılması, derinlerdeki yaşamın görünür kılınması ve hassas türler üzerindeki hedef dışı av baskısının azaltılması için kamuoyu oluşturulması hayati önemde. Marmara’nın karanlık katmanlarında yaşam için direnen türlerin geleceği, insanların bugün vereceği kararlara bağlı” dedi.
Son yıllarda mezofotik kuşakta 300 metreye kadar indirilen robot kameralar, karanlık mercan bahçelerinde dolaşırken görüntülenen köpekbalıkları sayesinde derin Marmara’daki yaşam direnişini gözler önüne serdi. Altı yarıklı bozcamgöz (Hexanchus griseus), yutucu köpekbalığı (Centrophorus uyato) ve domuz köpekbalığı (Oxynotus centrina), oksijenin neredeyse yok olduğu bu katmanlarda yaşam mücadelesi veren kırılgan avcı türlerin başında geliyor. Ancak Marmara Denizi’nin derin sularında süren oksijensizleşme, bu türleri koruma çabalarını giderek zorlaştırıyor.
İstanbul Boğazı ile Karadeniz’e ve Çanakkale Boğazı ile Ege Denizi’ne açılan Marmara Denizi, Türk Boğazlar Sistemi olarak tanımlanan ekosistem bütününün merkezinde yer alıyor. Yüz ölçümü 11.500 km² olan bu yarı kapalı iç denizin en derin noktası Çınarcık Çukuru’nda 1.390 metreye ulaşıyor. Hidrografik yapısı büyük ölçüde boğazlar aracılığıyla gerçekleşen su değişimleri tarafından belirlenen Marmara’nın en karakteristik özelliği ise haloklin altı katmanlarda süregelen oksijen yetersizliği. Bu doğal süreçlerin geçmişi yaklaşık 3.000 yıl öncesine dayanıyor.
Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…
Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…
Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…
Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…
Bilim insanları, El Nino ve La Nina’yı 15 ay önceden yüksek doğrulukla öngörebildiği öne sürülen yeni bir model geliştirdi. 2026'nın…
Araştırmacılar, 15 eski ahtapot fosilinin çene yapısını inceleyerek bu canlıların geçmişte ne kadar büyük olabileceğini ortaya çıkarmaya çalıştı.Yaklaşık 100 milyon…