Genel

FAO’nun Akdeniz’de Mavi Umut Girişimi: Çıkarılan derslerin paylaşılması

Neden Mavi Büyüme Çerçevesi? Dünya’nın azalan kaynaklarına bir çözüm olsun diye mi?

Balıkçılık ve su ürünleri sektörü, özellikle kıyı toplulukları olmak üzere  dünya genelinde milyonlarca insana geçim kaynağı sağlamakta, besleyici ve sağlıklı sucul gıda arzıyla dünyayı beslemekte ve pek çok ülkenin ekonomisine etraflı katkılarda bulunmaktadır. Ancak, ne yazık ki artan dünya nüfusu, dünya genelinde balığa olan talebin artması, yetersiz yönetişim, kötü yönetim uygulamaları, iklim değişikliği ve kentleşme bu önemli geçim ve ekonomik büyüme kaynağının sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir; öyle ki bu sorunlar ilgili kaynaklar üzerinde baskı oluşturmakta ve çevresel bozunmaya neden olmaktadır. Yoksulluk ve alternatif geçim kaynaklarının eksikliği düşünüldüğünde, durum daha da kötüleşmektedir.

FAO’nun Mavi Büyüme Çerçevesi sucul kaynakların kullanımının iyileştirilmesi ve balıkçılık ve su ürünlerine dayalı olan toplulukların ve genel olarak tüm dünyanın elde ettiği sosyal ve ekonomik faydanın azami düzeye çıkarılması ve balıkçılık ve su ürünleri sektörü geliştirilirken bu kaynakların kullanımı ile alakalı ortaya çıkan çevresel bozunmanın asgari düzeye indirilmesi için yenilikçi ve bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır.

Mavi Büyüme, istihdam ve geçim kaynakları, gıda güvenliği ve beslenme, akılcı balıkçılık yönetim uygulamaları ve sağlıklı ekosistemlerin desteklenmesi konularına vurgu yaparak, insanları ve insanların oluşturduğu toplulukları tüm politika ve aktivitelerin merkezine yerleştirir.

Bu proje bünyesinde neleri başardınız?

Projenin başlıca başarısı partner üç ülkenin her birinde, ilgili tüm paydaşların temsilcilerinin katıldığı katılımcı ve kapsayıcı istişare süreçleri neticesinde ulusal makamlar tarafından belirlenmiş olan öncelik alanlarında proje ve program uygulamasına destek vererek Çok Sektörlü Yatırım Proje Planları (MIPP) hazırlanması olmuştur.

Türkiye’ye gelince, ülkenin dört ilgi alanı olan ekosistem temelli balıkçılık yönetimi, su ürünleri, değer zinciri ve geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesi alanlarında beş adet proje teklifi geliştirdik.

Detay vermek gerekirse, proje teklifleri aşağıdaki konuları kapsamıştır:

  1. İstilacı Yabancı Türler Mavi Ekonomiyi Kalkındırıyor: İstilacı yabancı tür tehdidini bunlar için bir pazar oluşturma ve yerel ekonomiye değer katmalarını sağlama yoluyla ortadan kaldırmayı ve böylelikle Türkiye’nin güneybatı kıyılarında yaşayan balıkçıların yaşam standartlarını ve kapasitelerini artırmayı hedeflemektedir.
  2. Ekolojik Tuzak Olarak Yapay Resif Kullanımı Yoluyla Aslan Balığının Ortadan Kaldırılması: Seçili alanlarda (Türkiye’de 4 özel çevre koruma bölgesi) aslan balığı yayılımının belirlenmesini ve aslan balığının yakalanması için ekolojik kapan olarak yapay resif kullanımını amaçlamaktadır.

 

  1. Türkiye’de Gölet ve Deniz Çiftliklerinde Deniz Hıyarı Yetiştiriciliği: Türkiye’de aşırı kullanılmış olan yabani stokların üzerindeki baskıyı azaltmak, yeniden stok oluşumuna ve/veya stokların iyileşmesine fırsat tanımak, üretim ve ihracatı artırmak, Entegre Multitrofik Yetiştiricilik (IMTA) aracılığı ile kafes balıkçılığından kaynaklı olumsuz çevresel etkileri azaltmak ve kültür çeşitlerini artırarak çiftlikte başarısızlık riskini azaltmak amacıyla Türkiye’de deniz hıyarı yetiştiriciliğinin gelişimine destek olmayı hedeflemektedir.

 

  1. Makroalg ve Deniz Yosunu Üretimi: Antalya, Manavgat’ta makroalg ve deniz yosunu üretimi amacıyla bir yetiştiricilik tesisinin işlevsel hale getirilmesi ve bu vesileyle Türkiye’de makroalg ve deniz yosunu üreticiliğine ivme kazandırılmasını amaçlamaktadır.
  2. Türkiye’de Sürdürülebilir Balıkçılık için Peskaturizm Girişimi

Türkiye’nin kıyı bölgelerinde geçim kaynaklarını çeşitlendirecek alternatif bir kaynak sunmak suretiyle balık stoklarının üzerindeki baskıyı hafifletmek, ek gelir kaynakları oluşturmak, hem balıkçılık hem de turizm sektöründe çalışmak isteyen gençleri teşvik etmek gibi amaçlarla çabalarımızı Türkiye’de peskaturizmin geliştirilmesine yönlendirdik.

Türkçe’de geleneksel balıkçılık turizmi terminolojisiyle kabul görmüş olan peskaturizme olan ilgi ilk olarak Nisan 2019’da düzenlenen Proje İkinci Paydaş Toplantısında dile getirilmiştir. Sonrasında ise, Ekim 2019 tarihinde Peskaturizm Diyalog Toplantısı gerçekleştirilmiş ve paydaşlar tarafından, hem balıkçıların hem de potansiyel turistlerin farklı geçim kaynaklarına yönelik ilgilerini görebilmek adına, proje alanı olan Gökova Körfezi’nde pilot geleneksel balıkçılık turizmi çalışmalarını başlatma kararı oybirliği ile alınmıştır. Bu bağlamda, FAO’nun Akdeniz’de Mavi Umut Girişimi kapsamında, Gökova Körfezi’nin Akyaka beldesinde 27 Eylül 2021 itibariyle pilot peskaturizm turları başlatılmıştır. Bu gelişme Türkiye’ye en uygun peskaturizm modelini benimseme yolunda ilk adım atılmış olmuştur.

Fotoğraf: Emre Tazegül-Akyaka

Eş zamanlı olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Türkiye’de ilgili tüm maddeleriyle beraber bir peskaturizm mevzuatı kabul etmek üzere bir mevzuat yol haritası tasarlanması konusunda FAO’dan teknik destek talep etmiştir ve o zamandan beri, FAO bir yol haritası oluşturulması için çalışmaktadır. Umarız ki hem bu ay sona erecek olan pilot turlar ve hem de FAO tarafından hazırlanacak olan peskaturizm yönetmeliği bu umut vaat eden faaliyetin Türkiye’de tam bir mevzuat ile buluşturulması sürecini tetikleyecektir.

Gökova Körfezi’nde Akyaka bölgesinin önemini bize anlatabilir misiniz? Neden Türkiye’yi seçtiniz? Türkiye’nin denizlerinde balık stoklarında bir azalma mı gözlemleniyor veya böyle bir risk mi söz konusu?

Proje sahası olan Akyaka Bölgesi’nin Gökova Körfezi çeşitli sebeplerden dolayı önemlidir. Gökova el değmemiş pek çok deniz-kıyı yaşam alanına ev sahipliği yapan bir Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK) / Deniz Koruma Alanı’dır (DKA). Burası zengin biyolojik çeşitliliği, tabiat güzelliği, su altı ve su üstü tarihi kalıntıları ile 1988 yılında korunan alan ilan edilmiştir. Gökova Körfezi Türkiye’nin 305 Önemli Doğa Alanı’ndan biridir. El değmemiş kıyıları ve temiz denizi ile Gökova Körfezi hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgi odağı olmuştur. Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde Türkiye’nin en önemli Deniz Koruma Alanlarından (DKA) biri bulunmaktadır. Aşırı avlanma, izinsiz faaliyetler, iklim değişikliği ve diğer faktörler nedeniyle azalan balık stokları Körfez’in zengin biyolojik çeşitliliğine tehdit oluşturmakta ve sonuç olarak bölgedeki geleneksel küçük ölçekli balıkçıların gelirlerine zarar vermektedir. Gökova Körfezi Deniz Koruma Alanı’nda sürdürülebilir balıkçılığı sağlamak amacıyla, FAO’nun Akdeniz Projesi olan EastMed’in finansal desteği ile 2016 yılında Gökova Körfezi’nde Balıkçılıkta Ekosistem Yaklaşımı’nın (BEY) uygulanması üzerine bir pilot vaka çalışması başlatılmıştır. Balıkçılık kooperatifleri, STK’lar, bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ve üniversiteler gibi çeşitli paydaşlar projeye katkıda bulunmuş ve proje bünyesinde işbirliği yapmıştır. Mavi Umut Projesi ile FAO ve Türkiye Hükümeti Gökova Körfezi’nde elde edilen önceki başarıları BEY temelli bir yönetim planı aracılığı ile pekiştirmeyi amaçlamıştır.

Fotoğraf: Emre Tazegül-Akyaka

Hangi ülkelerden destek alıyorsunuz? Projenin uluslararası boyutunu biraz anlatabilir misiniz?

Mavi Umut Projesi tamamen FAO tarafından finanse edilmektedir. Ancak, başta kurumsal ve politik desteğini esirgemeyen ve teknik tecrübesini bizlerle paylaşan  Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı’nı temsilen Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü olmak üzere pek çok partnerin desteği olmaksızın projenin uygulaması başarıya ulaşamazdı. Cezayir ve Tunus’ta ilgili ulusal kurumlar ve Avrupa Birliği ve İspanya tarafından finanse edilen EastMed ve CopeMed II gibi FAO projeleri de projenin başarısına katkıda bulunmuştur. Projenin uygulanması sırasında pek çok STK ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), Akdeniz Koruma Derneği, Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) ve İleri Akdeniz Agronomik Çalışmaları Merkezi (CIHEAM) gibi uluslararası kuruluşlarla güçlü bir işbirliği sağlanmıştır. Bahsi geçen tüm bu partnerler yaygın şekilde Mavi Umut Projesinin hedeflerini desteklemektedir.

BM ve FAO bu işin neresinde? İşin uluslararası boyutuna – FAO’nun balıkçılık ve su ürünleri alanındaki desteklerine- biraz daha eğilelim mi?

Birleşmiş Milletler’in açlıkla mücadele ve beslenme ve gıda güveliğini iyileştirme alanında uluslararası çalışmalara liderlik eden ihtisas kuruluşu olan FAO, gıda güvenliği ve beslenme, balık üretimi ve ticareti yoluyla ekonomik büyüme, yoksulluğun azaltılması ve bilhassa kırsalda istihdam fırsatlarının yaratılmasında balık ve ilgili diğer ürünlerin öneminin farkındadır.

Fotoğraf:Embiya Sancak-Akyaka

Bu hedeflere ulaşabilmek adına FAO, Balıkçılık Komitesi (COFI), Balık Ticareti ve Su Ürünleri Alt Komiteleri ve diğer faaliyetleri aracılığı ile uluslararası balıkçılık ve su ürünleri politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında lider rol oynamakta ve kamu kurum ve kuruluşları, bölgesel balıkçılık kuruluşları, hükümetler arası kuruluşlar, kooperatifler ve balıkçı toplulukları dahil pek çok partner ile işbirliği içerisinde (i) Sorumlu Balıkçılığa ilişkin Davranış Kuralları, Balıkçılıkta Ekosistem Yaklaşımı, Yetiştiricilikte Ekosistem Yaklaşımı ve Paraketa Avcılığında Kazara Deniz Kuşu Yakalamasının Azaltılması; Köpekbalıklarının Korunması ve Yönetimi; Balıkçılık Kapasitesinin Yönetilmesi; Yasadışı, Kayıt Dışı ve Kural Dışı Balıkçılığın Önlenmesi, Caydırılması ve Ortadan Kaldırılması, Gıda ve Tarım için Su Ürünleri Genetik Kaynaklarının Muhafazası, Sürdürülebilir Kullanımı ve Geliştirilmesi ve Su Ürünleri Sertifikasyonu gibi alanlarda çeşitli uluslararası eylem planlarının uygulanmasını sağlamakta sektörün sürdürülebilir şekilde gelişmesini sağlamak üzere Gıda Güvenliği ve Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Bağlamında Sürdürülebilir Küçük Ölçekli Balıkçılığı Güvence Altına Almaya Yönelik FAO Gönüllü Kılavuz İlkeleri, Ulusal Gıda Güvenliği Bağlamında Arazi Kullanım Hakkı, Balıkçılık ve Ormanların Sorumlu Yönetişimine ilişkin FAO Gönüllü Rehber İlkeleri, Sürdürülebilir Su Ürünleri Yetiştiriciliği Rehber İlkeleri ve hedef dışı av yönetimi ve ıskartanın azaltılması dahil balıkçılık faaliyetleri; eko-etiketleme ve izlenebilirlik; balıkçılıkta kayıt ve israfın azaltılması; ve tedarik zinciri verimliliğine ilişkin rehberler gibi uluslararası rehberler geliştirmekte ve uygulamakta, (iii) Üye Ülkelere afetlere hazırlık planlaması ve iklim değişikliğinin balıkçılık ve su ürünleri sektörü üzerindeki etkileriyle ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde mücadele edilmesi konusunda destek vermekte ve doğal afetlerden ve uzun süreli acil durumlardan etkilenen ve balıkçılık ve su ürünlerinden geçimini sağlayan topluluklara destek olmakta (iv) Üye Ülkelere, değer zinciri dinamikleri ve pazara erişim, balıkçılık kaynaklarının durumu, erişim ve kullanım hakkı; insana yakışır çalışma koşulları ve sosyal koruma; hakkaniyetli gelir dağılımı ve karlılık ve katma değer gibi konuları dikkate alarak balıkçılık ve su ürünleri sektöründen elde edilen sosyo-ekonomik faydaların artırılması için destek olmakta; ve (v) Yetiştiriciliğin, besleyici gıda olarak balığı uygun fiyatlara temin eden, özellikle küçük ve orta ölçekli olmak üzere çiftçiye ve değer zincirindeki diğer aktörlere iyi kar getiren, istihdam yaratan ve çevreyi korurken vergilendirme yoluyla devlete gelir getiren sürdürülebilir bir iş olarak teşvik edilmesi için Üye Ülkelere yardım etmektedir.

Serbest düşünce ve görüşleriniz nelerdir?

FAO’nun Mavi Büyüme Girişimi (BGI) uyarınca, bu proje aşağıdan-yukarı bir yaklaşımla uygulanmıştır; bu da projenin doğrudan faydalanıcıları olan balıkçı topluluklar ve kamu kurum temsilcileri arasında yakın bir etkileşim olmasını sağlamıştır. Bu yaklaşım sayesinde, proje ekibi balıkçı toplulukları destelemek ve proje alanında küçük ölçekli balıkçılık ile uğraşan insanların sosyo-ekonomik refah düzeyini artırmak amacıyla diğer sektörlerle sinerji kurmak üzere bütüncül bir plan uygulayabilmiştir. Bunun yanı sıra, kamu kurumlarının personeli ve topluluk paydaşları daha geniş bir kalkınma yaklaşımı çerçevesinde sucul kaynakları daha iyi yönetmek, bu kaynakların ekonomik değerini artırmak ve iklim değişikliği ve göç gibi şoklara karşı toplumsal dayanıklılığı artırmak üzere güçlendirilmiştir. Projenin ilgili topluluklara ilave faydaları arasında artan gıda güvenliği, daha iyi beslenme ve geçim kaynakları, girişimcilik fırsatları ve kişisel güvencenin iyileştirilmesi bulunmaktadır. Proje, kıyı balıkçılığı ve su ürünleri yetiştiriciliği yapan toplulukların hayatlarını iyileştirirken sucul kaynakların korunmasını sağlamak üzere BGI yaklaşımının nasıl uygulanabileceğini gösteren güzel ve başarılı bir örnek olmuştur.

Vermek istediğiniz mesaj nedir?

Bu teknik işbirliği projesi, balıkçılık ve su ürünleri sektörünün Akdeniz’in kıyı bölgelerinde balıkçılık, iklim değişikliği ve kentsel kalkınma yönetimindeki kısıtlılıklar nedeniyle artan baskı altında olması durumundan doğmuştur. Tüm bu faktörlere yoksulluk ve geçim kaynaklarının eksikliği eklendiğinde durum daha da kötüleşmektedir. Bu proje göstermiştir ki doğru bir şekilde uygulandığında FAO’nun Mavi Büyüme Girişimi yaklaşımı ulusal düzeyde kamu kurum ve kuruluşlarının ve topluluk paydaşlarının balıkçılık ve su ürünleri ve ilgili diğer sektörlerde kapasitelerini güçlendirme fırsatı tanımakta; bu da en nihayetinde sucul kaynakların üretimini ve kullanımını sürdürülebilir kılmakta, ilgili değer zincirlerinin verimlilik ve kapsayıcılığını artırmakta ve kırsalda yoksulluğun azaltılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu yaklaşımın balıkçılık ve su ürünleri sektörünün yönetimi ve geliştirilmesine uygulanması mümkün olan her fırsatta düşünülmelidir. Türkiye dahil partner ülkelerde elde edilen proje sonuçları daha da yaygınlaştırılmalı ve uygun bir şekilde diğer ülkelerle paylaşılmalıdır.

 

Nathanael Hishamunda, Kıdemli Balıkçılık Sorumlusu, FAO Merkez Ofisi, Roma

Disa Vurdem, Balıkçılık Uzmanı, FAO Orta Asya ve Türkiye Alt-Bölge Ofisi, Ankara

Gökhan Karakaş

İki Mavinin Ortasında

En Yeniler

MAVİ VATAN’IN MİMARI ORAMİRAL ÖZDEN ÖRNEK UNUTULMADI

Cumhuriyet Donanması’nın "Altın Çocuğu" olarak anılan, 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, vefatının 8. yıl dönümünde Rahmi M. Koç…

% gün önce

KÜRESEL SUMUD FİLOSU’NA MÜDAHALE

İspanya’dan yola çıkan ve İtalya üzerinden takviye alan Küresel Sumud Filosu, 26 Nisan’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla denize açıldıktan…

% gün önce

TÜRK LOYDU’NDA PROF. DR. ORAL ERDOĞAN GÜVEN TAZELEDİ

Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…

% gün önce

İSRAİL YUNAN KARASULARINDA SUMUD FİLOSU’NA SALDIRDI

Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…

% gün önce

NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’

Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…

% gün önce

GREENPEACE TÜRKİYE KÜRESEL SUMUD(DİRENİŞ) FİLOSU’NDA

Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…

% gün önce