Kutuplar

“Ünzile’nin kaç koyun ettiğini hesaplayan bir kültürün var olduğu topraklardan çıktım yola” HALE SARGIN

 

Özel bir bankanın kurumsal iletişim bölümünde sosyal sorumluluk projeleri hazırlayan beyaz yakalıyken dünya gezginine dönüşen Sargın, 2012 yılından beri 6 kıtada 30 ülkeyi dolaştı. Tek başına 18 yaşındayken yaptığı ilk yurt dışı seyahatinden beri dünyayı tek başına dolaşan Türk kadınları arasına giren Sargın, kendisini zaman sorunu olmayan ve işi gücü gezmek olan bir seyyah olarak tanımlıyor. 8 yıldır adeta göçebe yaşantısı süren Sargın, farklı coğrafyalardaki kültürleri sırt çantasıyla otostop yaparak tanırken bisiklete terfi eden bir gezgin. 38 yaşındaki Türk gezgin Sargın, dünyayı saran koronavirüs salgınından önce gittiği Kolombiya’da zorunlu karantinanın tadını da bisikletiyle çıkartıyor. Tek başına gezdiği için nereye, ne zaman gideceğine özgürce karar verdiğini söyleyen Sargın, 13 Mart’ta gittiği Kolombiya’da Latin Amerika’nın tüm ilginçliklerini keşfediyor. And Dağları’ndan Karayip Sahilleri’ne uzanan büyüleyici yolculuğunun hayatının en önemli deneyimlerinden biri olduğunu belirten Sargın, Küba’dan Kolombiya’ya geldiği günlerde koronavirüsle yüzleşmek zorunda kaldığını vurguladı.

13 Mart’tan beni Kolombiya’da

Sargın, “Küba’yı bisikletimle pedallamıştım ve ilk koronavirüs vakası haberi duyuldu. Havana’da her şey normal akışındaydı. Küba’dan Kolombiya’ya uçmak için havalimanına vardığımda maske takan görevliler ve yolcularla karşılaştım ama benim maskem yoktu. Kolombiya’ya indiğimde de insanlar maskeliydi. Kolombiya’da eşimle buluştuktan sonra Türkiye’ye gelmek ve 1 ay sonra dönerek Panama’dan Meksika’ya kadar Orta Amerika ülkelerini bisikletle gezmeyi planlıyordum. Fakat, tüm dünyada olduğu gibi Kolombiya’da vakalar artmaya başladı. Virüsü konuştuğumuz günlerde Kolombiya-Türkiye uçuşu iptal oldu ve 13 Mart’tan beri Kolombiya’dayım. 1 Eylül’e kadar Kolombiya’da sokağa çıkma yasakları ve karantina altında yaşadık. Şehirlerarası seyahat yasaktı, haftanın 1 ya da 2 günü gıda alışverişi için çıkabiliyorduk” dedi.

“Kolombiya’yı pedallıyorum sonrasının cevapları yok”

Sürekli seyahat ettikleri için Kolombiyalı eşiyle tek odada yaşadıklarını belirten Sargın, “Karantinada boşta kalan pansiyonlardan birini uygun fiyata kiraladık. Kolombiya’nın Santander bölgesinde turistik bir köyde bahçeli pansiyonda 6 ay hiç kıpırdamadan yerleşik yaşamak kolay olmadı benim için. Yol almaya alışmış ruhum dalgalandı sonra duruldu. Yerleşik hayata geçersek hayalini kurduğumuz meyve ve sebzelerimizi ekmek için ön çalışma yaptık. Başlarda ‘acaba ektiklerimizi yiyebilir miyiz’ diye düşünürken karantina uzadıkça ektiklerimizi yedik. Karantina bize bir kez daha gösterdi ki kendi gıdanı üretebiliyorsan aslında özgürsün. Kolombiya’nın kara sınırları hala kapalı. Amerika kıtasındaki bazı ülkelerle uçuşlar başladı ama pek çok ülkeye başlamadı. Yeni normal hayatta maske takmak zorunlu onun dışında hemen her yer açıldı. Ekim’de bisikletimle yeniden yola çıktım. Kolombiya’da daha önce pedallamadığım rotaları belirledim. Sosyal mesafeyi en iyi koruyarak seyahat edebileceğim bisikletimle yol alıyorum. Daha ne kadar Kolombiya’da kalırım ya da bundan sonra hangi ülkeye giderim gibi soruların cevapları yok. Yeni düzende neler olacak bilmiyoruz” diye konuştu.

 Türk takipçiler Kolombiyalı çocuklara bisiklet aldı

 

Çalışırken tanıştığı Avrupa Gönüllülük Projesi’nin hayatını değiştirdiğini belirten Sargın, “Çok az İngilizce biliyordum ve yabancı dil bilmememin sıkıntısını hep yaşamıştım. Bu proje bana kurumsal hayatın içinden çıkabilmek için fırsat oldu. Sicilya’da bir dernek beni kabul etti. Yola çıkmak yerleşik hayat dışında da hayatlar ve iş imkanları olduğunu öğretti bana. Akvaryumdan çıkıp denize dalmış bir balık gibi hissettim sonra okyanuslara yönelmek istedim. İnsan gerçekten bir şeyi istiyorsa, adım atmaya cesaret ediyorsa, tutkusunu kaybetmiyorsa evren ona yardımcı oluyor, kapıları aralıyor” diye konuştu. Hermes isimli bisikletiyle dolaşan Sargın, tüm maceralarını www.isimgucumgezmek.com adresinden ve sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. Sargın, “2 yıldır Türkiye’deki köy okullarına bisiklet kulüpleri kurmaya çalışıyoruz. Hesaplarımdan bağış kampanyalarıyla çocuklara bisiklet alıyoruz. Bu sene virüs nedeniyle projemiz beklemede. Kolombiya’da karantina sürecinde 3 çocuğa takipçilerimle bisiklet aldık. Nasıl güzel bir his ve kalp çarpıntısı o çocukların mutluluğunu görmek, kelimelerle anlatamam” dedi.

1- Hale Sargın kimdir? Hikayen nasıl başladı? Hale Sargın, beyaz yakalı bir plaza çalışanıyken dünya vatandaşı bir gezgine nasıl dönüştü?

 

38 yaşımdayım, 30 yaşıma kadar sistemin çizdiği ve çoğumuza bedavadan sattığı hayatı yaşadım. Sınavlar, sene kaybı olmadan(!) üniversite, mezun olur olmaz ssk’lı iş başvuruları, özel sağlık sigortası, ismimin başına hanım eklendiğinde önemli insan olma hissiyatı, kariyer merdivenlerini çıkarken düğünü de yemekli yapmak lazım tabi bir de kartvizitimin bir önünde Türkçe diğer yüzünde İngilizce yazarsa hele daha önemli biri haline geleceğimi düşünürken durup durup bu hayatın içinden çıkmak istiyordum. İstanbul’da özel bir bankanın kurumsal iletişim departmanında sosyal sorumluluk ve sosyal aktiviteler koordinatörlüğünü yapıyordum. İşimi çok seviyordum ama o kurumsal hayata ait hissetmiyordum kendimi. Farkına varmadan yıllar geçiyor, aynı şikayetleri yapıyordum, ama hep aynı yerdeydim. Bu sistemin içine girmek kolay, çıkmak zor. Yeni ve farklı bir hayata başlamak istediğimde hep aynı cümleler çalınıyordu kucağıma: ‘’Gül gibi işin var, geleceğini düşün’’ ‘’piyasa kötü, iş bulmak zor’’ İnsan zannediyor ki 9/6 hayat tarzı dışında başka bir hayat tarzı yok, olsa da sürünürsün. Maaşın düzenli yatsın, taksitlerini öde, sigortan yatsın da mutluluğunu çok sorgulama!!

İşte bu hayatın içinde mutluluğumu sorgulamaya başladığımda Avrupa Gönüllülük Projesi ile karşılaştım. 18-30 yaş arası gençlerin Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde 2 ila 12 ay arasında bir dernek ya da sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak çalıştığı bir değişim programı. Ne bir ücret ödemek gerekiyor bu programa dahil olmak için, ne de yabancı dil bilmene gerek var. Bu programla gittiğin ülkede diğer gönüllülerle bir evde kalıyorsun ve bir miktarda cep harçlığı veriliyor her ay. Gittiğin ülkenin dilini öğrenmek için de ücretsiz dil kursu imkanı. Yabancı dil olarak çok az İngilizce biliyordum. Bir çok kez seyahat için yurtdışına çıkmıştım, yabancı dil bilmiyor olmanın sıkıntısını hep yaşamıştım. Bu proje bana bu kurumsal hayatın içinden çıkabilmek için bir fırsat gibi gözüktü. Deli cesareti deyin ya da cahil cesareti, senelerin birikmişliği ile bu programa başvurdum, İtalya Sicilya’da bir dernek başvurumu kabul etti ve 1 yıllığına İtalya’ya gittim. Sonra her şey çorap söküğü gibi geldi. Başlangıçta ne istediğimi, nasıl bir hayatın içinde yaşamak istediğimi bilmiyordum ama ne istemediğimi çok iyi biliyordum. 8 sene önce sırt çantamla İstanbul’dan nasıl bir hayatın içine doğru yürüdüğümden habersiz korkularıma ve endişelerime kulak kabartmamaya çalışıyordum.  Yola çıkmak, 9/6 yerleşik hayat dışında da hayatlar ve iş imkanları olduğunu deneyimlerle öğretti bana. Akvaryumdan çıkıp denize dalmış bir balık gibi hissettim sonra okyanuslara yönelmek istedim.

İnsan gerçekten bir şeyi istiyorsa, adım atmaya cesaret ediyorsa, tutkusunu kaybetmiyorsa evren ona yardımcı oluyor, kapıları aralıyor.

2- Şimdiye kadar kaç ülkeyi kaç yıldır kaç kıtada gezdin? Hangi seyahat yöntemini tercih edersin? Bisiklet, otostop ya da otobüs.

İlk kez 18 yaşında tek başıma Yunanistan’a gitmiştim. Çalışmaya başladıktan sonra da uzun tatillerimde farklı ülkeleri keşfetmeye çalışıyordum. O zamanki seyahat etme, keşfetme anlayışımla şimdiki anlayışım arasında çok fark var. O zamanlar 20 güne 3 ülkeyi sığdırmak gibi derinlemesine değil de yüzeysel seyahatler yapıyordum.  İtalya’dan sonra 2 senelik Latin Amerika yolculuğu planladım. O zaman her ülkede 3’er ay kalırım diye planlıyordum ama Güney Amerika benim seyahat etme anlayışımı çok değiştirdi. Ne acelem vardı? Onca güzel yer, onca keyifli insan, onca basılacak toprak parçası varken hızlıca gezmek neden? Bir gezi planı yapıp bir bitiş tarihi koyduğumda yolun bana sunduğu sürprizleri göremediğimi farketmek benim için güzel bir aydınlanma oldu. 2 sene diye geldiğim Latin Amerika’da 6 sene geride kaldı ve bir çok ülkede yaşayarak gezme fırsatım oldu. Düşük bir bütçeyle seyahat ediyordum ilk başlarda, otostop çekerek yol alıyordum. Otostop olmuyorsa otobüs. Sonra Şili’de bisikletle seyahat etmeye başladım. 2015’te beri dünyayı bisikletimle de keşfetmeye çalışıyorum. Yürüyerek yol aldığım, kara yolunun bittiği noktada gemiyle, tekneyle devam ettiğim de oluyor.

3- Bisiklet ve yoga senin için ne ifade ediyor? 

Bisiklet dış dünyayı, yoga ise iç dünyamı tanımama aracılık yapıyor.

4- Bisiklet kulüplerinin arttırılması amacına ulaşıyor musun?

2018’den bu yana Türkiye’deki köy okullarına bisiklet kulüpleri kurma projemiz devam ediyor. Bağış kampanyaları yaparak sosyal medya takipçilerimle beraber çocuklara bisiklet alıyoruz. Bu sene okulların virüs nedeni ile aktif olmaması nedeni ile şu an projemiz beklemede. Fakat bu süreçte de boş durmak istemedim. Kolombiya’da karantina sürecinde ailelerinin ekonomik düzeyi düşük çocuklarla tanıştım. B11 yaşında Kolombiyalı bir kız çocuğuna ve ülkelerindeki sıkıntılardan dolayı Kolombiya’ya göçmüş 11 ve 15 yaşlarındaki 2 kardeşe takipçilerimle beraber bisiklet aldık. Nasıl güzel bir his ve kalp çarpıntısı o çocukların mutluluğunu görmek, kelimelerle anlatamam!

5- Son seyahatindeki amacın nedir? Güney Amerika’dan Alaska’ya mı çıkıyorsun?

Son 8 senedir göçebe bir yaşam sürüyorum. Gezip gezip döndüğüm bir evim yok. 1 ay bir yerde ya da 1 gün bir yerde kalarak yoluma devam ediyorum. Ayrıca bu göçebe hayatımı ekonomik olarak sürdürebilmek için çalışıyorum da. Latin Amerika ülkelerine butik turlar düzenliyorum. Gezi yazıları yazıyorum, gezi programları yapıyorum. Amerika kıtasının güney ucu Patagonya’dan başladım pedallamaya, önce sadece Şili’yi pedallarım diyordum, sonra Bolivya’ya vardım. Peru’ya kadar ulaşınca,  ‘’neden Peru’yu da pedallamıyorum ki?’’ derken bisiklet yolculuğuma dair hayallerim büyüdü, Meksika’ya kadar sonra Amerika kıtasının en kuzey ucu Alaska’ya kadar pedallama hayalleri kurmaya başladı. Peru’dan sonra Avrupa’da bir kaç ülkeyi pedalladım. Sonra Meksika, Kolombiya, Küba’yı pedalladım. Evet Alaska’ya bisikletimle  ulaşmak istiyorum ama şu tarihe kadar ulaşacağım diye kendimi kısıtlamıyorum. Sağlığım elverdiği müddetçe yavaş yavaş yol almaya devam edeceğim. Başka kıtalara gitmek, oralarda yaşamak ve gezmek de çok istiyorum.

5- Dünyayı saran koronavirüsle Kolombiya’da mı yüzleştin? Seyahatini nasıl etkiledi? Kaç gündür oradasın? Rotan nedir? Ne kadar daha kalacaksın? Kolombiya’da kaldığın süreyi detaylarıyla anlatır mısın?

Aslında koronavirüsü ilk Küba’da yakınımda hissettim. Küba’yı bisikletimle pedalladıktan sonra Küba’daki son 2 günümde Küba’da ilk vaka haberi duyuldu.  Haber duyulduğunda Havana’da her şey normal akışındaydı. Küba’dan Kolombiya’ya uçmak için havalimanına vardığımda maske takan görevliler ve bazı yolcularla karşılaştım, benim yanımda maske yoktu. Kolombiya havalimanında da yine bazı kişiler maskeliydi. O zaman ki gezi planım Kolombiya’da eşimle buluşup, çantalarımızı toplayıp 4 gün kalmak ve sonra Kolombiya’dan Türkiye’ye uçup 1 aylık bir Türkiye ziyareti yapıp yeniden Kolombiya’ya dönmek ve Panamadan başlayıp Meksika’ya kadar olan Orta Amerika ülkelerini pedallamaktı. Fakat o 4 günde ne olduysa oldu, dünya değişti. Kolombiya’da vakalar artmaya başladı, Türkiye’de de. Virüs bulaşır ve bulaştırırız endişesi ile gitmeme kararı aldığımız günün ertesi günü Kolombiya-Türkiye uçuşunun iptal edildiği haberi geldi. 13 Mart’tan beri Kolombiya’dayım. 19 Mart – 1 Eylül arası Kolombiya’da sokağa çıkma yasakları ve karantina altında yaşadık.  Şehirlerarası seyahat yasaktı, haftanın 1 ya da 2 günü gıda alışverişi için çıkabiliyorduk. Eşim Kolombiyalı, ikimizde seyahat ederek yaşadığımız için sabit bir yerimiz yoktu.

Bir komün evinin odalarından birini kiralamıştık fakat karantina olunca tek bir oda içinde yaşamanın zor olacağını düşünerek turizm olmadığı için boşta kalan pansiyonlardan birini uygun fiyata kiralama şansımız oldu. Kolombiya’nın Santander bölgesinde turistik bir köyde bahçesi olan bir pansiyonda 6 ay hiç kıpırdamadan yerleşik yaşamak kolay oldu diyemem. Sürekli yol almaya alışmış ruhum bir dalgalandı sonra duruldu. Gezerken istediğim ama bir türlü imkanlar elvermediği için yapamadığım işlerimi tamamladım. Bir gün yerleşik hayata geçtiğimizde hep hayalini kurduğumuz kendi meyve sebzelerimizi ekme hayalimiz için bir pilot çalışma yapma fırsatımız oldu, karantinada kendimize minik bir bahçe kurduk. Başlarda acaba ektiklerimizi yiyebilir miyiz diye düşünürken karantina uzadıkça ektiklerimizi de yerken bulduk kendimizi. Karantina bize bir kez daha gösterdi ki kendi gıdanı üretebiliyorsan aslında özgürsün.

Kolombiya’nın kara sınırları hala kapalı. Amerika kıtasındaki bazı ülkelerle uçuşlar başlamış olsa da bir çok ülke ile uçuşlar henüz başlamadı.  Yeni normal hayatta maske takmak zorunlu onun dışında hemen hemen her yer açıldı. Ekim itibari ile bisikletimle yeniden yola çıktım. Kolombiya’da daha önce pedallamadığım rotaları belirledim. Sosyal mesafeyi en iyi koruyarak seyahat edebileceğim bisikletimle yol alıyorum. Daha ne kadar Kolombiya’da kalırım ya da bundan sonra hangi ülkeye giderim gibi soruların cevapları yok. Yeni düzende neler olacak hiç birimiz net bilmiyoruz aslında.

 

6- Yola tek başına çıkmak isteyen kadınlara ilham oluyorsun? İçindeki cesareti çıkarmak için kıvılcım bekleyen kadınlara ne tavsiye edersin?

Ünzile’nin kaç koyun ettiğini hesaplayan bir kültürün var olduğu topraklardan çıktım yola…

Sezen Aksu “Ünzile” şarkısında “Korkar, durur, gitmez köyün en son çitine, inanır o sınırda dünyanun bittiğine.” diyerek 12’sinde ana olmuş Ünzile’nin Dünyası’nı tanımlarken ben “Dünya o çitin bittiği yerde başlıyor.” diyebilecek kadar şanslıydım aynı topraklarda doğup büyüdüğüm Ünzile’ye göre… Ve benzerliklerimiz Ünzile’yle; görünmez prangalarla kadınların sindirildiği toprakların kadınıydık ikimiz de, korkutulmuştuk her şeyden ve herkesten, herkes tarafından! Başka toprakları tanımak için yola çıktığımda sırt çantamda kadınsı korkularda vardı 3-5 eşyamın yanında, kulaklarımda ise korku dolu cümleler: “Tek başına kadın çok tehlikeli, insanlar kötü, herkese güvenme, gece geç vakitte dışarıda tek başına yürüme, yabancılarla konuşma, keserler, tecavüz ederler” Her çantamı açtığımda elime gelen bir korku…  Yüküm ağırdı, en az aynı kaderi paylaştığım her kadın kadar!

Dünya’yı tanıma tutkumu korkularımın üstüne saldığımda tutkum korkularıma şöyle haykırıyordu: ” Yolda başıma gelebilecek her türlü tehlikenin farkındayım, gece yada gündüz tek başıma kendi mahallemde yürürken başıma gelebilecek tehlikeler kadar tehlikeli yollar… Beni yolumdan döndüremezsin!” Korkularımın beni döndürmeye çalıştığı bu yoldan dönmedim! Anlattıkları, korkuttukları gibi değilmiş, Dünya güzelmiş, insanlar iyiymiş, bir kadın da en az bir erkek kadar dünyayı tek başına gezebilirmiş, bir zamanlar yabancı olan kişi en sevdiğin kişi olabilirmiş.

 

7- Bu seyahat ve genel seyahatlerin konusunda genel görüşlerin. Duygu, düşünce ve mesajların nelerdir?

Hayatınızı nasıl yaşamak istediğinizi, seçimlerinizi başkalarının ellerine bırakmayın. Sonsuz seçenekleri içinde barındıran bir dünyada yaşıyoruz. Sizi mutlu eden yaşamı bulana kadar denemekten vazgeçmeyin. Hayal kurmak çok önemli ama o hayalleri gerçekleştirmek harekete geçmekle oluyor. Hayatınızı değiştirecek sihirli çubuk başkasını elinde değil sizin elinizde. Şikayetleri, bahaneleri bir kenara bırak ve hayallerine doğru adım at.

Hale Sargın

İşim Gücüm Gezmek

www.isimgucumgezmek.com

Bir bisiklet ve bir düş seni heryere götürebilir

 

 

Gökhan Karakaş

İki Mavinin Ortasında

En Yeniler

MAVİ VATAN’IN MİMARI ORAMİRAL ÖZDEN ÖRNEK UNUTULMADI

Cumhuriyet Donanması’nın "Altın Çocuğu" olarak anılan, 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, vefatının 8. yıl dönümünde Rahmi M. Koç…

% gün önce

KÜRESEL SUMUD FİLOSU’NA MÜDAHALE

İspanya’dan yola çıkan ve İtalya üzerinden takviye alan Küresel Sumud Filosu, 26 Nisan’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla denize açıldıktan…

% gün önce

TÜRK LOYDU’NDA PROF. DR. ORAL ERDOĞAN GÜVEN TAZELEDİ

Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…

% gün önce

İSRAİL YUNAN KARASULARINDA SUMUD FİLOSU’NA SALDIRDI

Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…

% gün önce

NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’

Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…

% gün önce

GREENPEACE TÜRKİYE KÜRESEL SUMUD(DİRENİŞ) FİLOSU’NDA

Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…

% gün önce