Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’nde sürekli devriye görevlerini sürdürürken ileri deniz karakol uçağı ihtiyacı olan Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyacı doğrultusunda İtalya’dan alınan Meltem 3 uçaklarının kabulü sürüyor. Böylece donanmanın çarpan katsayısı artarken, 6 adet Meltem 3 uçağında denizi havadan denetleyebilen ileri sistemler ve uzman personel görev yapacak.
Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyacı doğrultusunda İtalyan Leonardo firmasının alt yüklenicisi TUSAŞ tarafından Meltem-3 Projesi yürütülüyor. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine alınması planlanan 6 adet deniz karakol uçağının kabul faaliyetleri sürüyor. ATR 72-600 olarak bilinen deniz karakol uçağı ileri harekatlarda savaş gemileri ve karadaki üsler için önemli keşif, gözetleme ve planlama yapabiliyor. 19 Nisan 2013 tarihinde TUSAŞ tesislerine gelen ilk uçağın ardından donanmaya katılım süreci de başlamıştı. Diğer uçaklarında 2022 yılı içinde teslim edileceği öğrenildi.
Deniz Hava Filosunun denizlerdeki etkinliğine önemli ölçüde katkı sağlayacak P-72 uçaklarının Meltem-3 Projesi kapsamında kabul test uçuşlarına devam ediliyor.
Türkiye Güreş Federasyonu, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya’nın, oğlunun kaybettiği maçın ardından mindere girip hakemin üzerine yürüdüğü iddia edilen olayla ilgili inceleme ve soruşturma başlattı. KAYNAK: Odatv.com
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Yorumlar kapalı.