Genel

SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM İÇİN: ORMANLAR MI, MADENLER Mİ?

 

Madenlerin Çıkarılmasında Teknolojinin Önemli Nedir?

Siyanür gibi ağır kimyasallar yerine ekolojiye uygun yöntemler veya ileride madenlerin ileri teknoloji gelişene kadar ertelenmesi tercih edilmelidir. İndikatör bitkiler uzun süre jeologlara ve maden bilimcilerine büyük destek sundu maden alanlarını belirlemede yardımcı olduğunu biliyoruz. Doğaldır ki bitki türlerinin besin elementi talepleri ve konsantrasyonları farklılıklar oluşturuyor. Özellikle altın ve değerli madenler için Jeolojik-madenî aramada “indikatör bitkiler” (geobotanik) ve bitkiden alınan örneklerin kimyasal analizine dayalı “biyogeo­kimyasal prospeksiyon”, yüzeydeki ve sığ derinlikteki cevherleşmeleri dolaylı olarak işaretleyen tamamlayıcı yöntemler olarak kabul edilmektedir. Bu alandaki temel/çekirdek kavram “hiperakümülasyon”dur. Belirli elementleri olağandışı düzeylerde bitki yaprak/sürgün dokusunda önemli element konsantrasyonu yüksek düzeyde içeren ve dokularında biriktiren türler, örn. Ni ≥ 1.000 mg·kg⁻¹, Zn ≥ 10.000 mg·kg⁻¹ ve Cd ≥ 100 mg·kg⁻¹ gibi eşiklerle tanımlanmaktadır. Normalinde bu değerler bitkiler için olması gereken kritik değerlerin katı ve kat üzerindedirler. Ancak bitkiler bulundukları ortama adapte olması ile yüksek konsantrasyonlarda da yaşamaktadırlar.
Bu konuda seçili alanda jeobotanik taramalarında serpantinit ve ultramafik kayaçlar (Zn-Pb-Cd içeriği zengin elementler) ve bu kayaçların üzerinde oluşan topraklar gibi jeolojik bağlamlarda indikatör bitki florasındaki bitkilerin belirlenmesi önemli. Bitki yaprak, genç sürgün, iğne/yaprak döküntüsü gibi organlardan mevsimsel süreçte ICP-MS/ICP-OES gibi ileri element analizi yapan ekipmanalar ile ölçülen minarelerin toplam miktarının belirlenmesi ve sonuçların yorumu ve standardizasyonu daha çok analiz edilmektedir.
Günümüzde maden aramalarında toprak jeokimyası, jeofizik ve uzaktan algılama teknikleri çıktılarıyla birlikte yapılarak sonuçlar yorumlanır. Amerikan Jeoloji Biriminin altın aramacılığında ağaç dokusunu kullanan çalışmalar bu yaklaşımın klasik örneklerindendir. Avustralya’da Eucalyptus yapraklarında ve dallarında nano-altın parçacıkları gösterdiği ve özelleşmiş altın (Au) emen köklerinin oluğun belirtildi (Lintern vd., 2013).
Bitkiler İle Madenlerin Aranması İle Doğa Daha İyi Korunur mu?
Geobotany and Biogeochemistry in Mineral Exploration adlı kitap hatırladığım kadarı ile geniş bilgi sunuyor. Rusların Geobotank biliminden yaralandığını biliyoruz. .
Nikel elementi (Ni) Akdeniz ve Batı Asya kuşağında Odontarrhena chalcidica (eski Alyssum murale) saha ve tarlada yüksek Ni biriktirir için kullanılıyor. Güney Afrika’dan Berkheya coddii, yüksek biyokütleli bir Ni hiperakümülatörüdür ve prospeksiyon ile fitomadencilikte model olarak uygulanmaktadır.
Bakır/Kobalt (Cu/Co) için Afrikada: Kongo-Zambiya’da Haumaniastrum katangense bakır-kobalt zenginleşmeleriyle güçlü ekolojik ilişki gösteren “cuprofite” bir tür olarak rapor edilmiştir (Paton ve Brooks, 1996).
Çinko/Kadmiyum/ Kurşun (Zn/Cd/Pb) için Noccaea (Thlaspi) caerulescens Zn/Cd hiperakümülatör ve model bitkiler kulanıldığı rapor edilmiştir.
Çim Karanfili (armeria maritima) popülasyonları ağır metal toleransı ve birikimi ile çalışıldığı rapor edilmiştir.
Bu konuda madenlerin toprakta çıkarılması siyanür bileşiği kullanmak yerine topraklardaki önemli mineralleri okside eden ve ayrıştıran mikroorganizmaların kimyasallara alternatif olarak kullanılmaktadır. Bakterilerin altını oksitlemesi kadar mantarlarında oksitleyici tola aldığı belirtilmiştir. Fusarium oxysporum izolatı olan altın oksitleyici mantar TA_pink1’in varlığı, mantarların altın biyojeokimyasal döngüsünü önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahip olduğunu araştırma verileri ortamdaki altın konsantrasyonlarıyla pozitif korelasyon gösterdiğini rapor edildi (Bohu vd., 2019; Lintern vd., 2018). Doğanın mekanizmaları iyi anlaşılırsa doğrunun korunması daha madenlerden yararlanılması daha sağlıklı karşılanacaktır. Ancak burada önemli olan yer yüzeyinin ütündeki biyolojik varlığın yer atındaki madenlerden daha önemli olmasıdır. Onun için bu mekanizmalar iyice anlaşılana kadar maden çıkılmasının zaman bırakılması doğa yararına olacaktır. Özellikle bitkilerin karbon oksijen döngüsü ile yaşamın sürdürülebilirliği ve biyoçeşitliliğin sağlanması için bugün maden aramayı ileriye bırakarak, önce bozulan doğal dengeyi korumamızdır.
Maden Çıkarılması İçin Orman Vasfını Kaybeden Alanlar Miktarı Ne Kadardır
Son yıllarda artan oranda “orman alanlarında maden aranmasına verilen ruhsatlar” doğal olarak kaygıları artırıyor. Zeytin alanlarının madenciliğe açılması ciddi tartışmalar altında bir gece TBMM’sinde verilerimizin kabul işaretleri ile doğanın üstü daha az değerli diye yer altındaki kömür ve altına teslim edildi. Son yılları arasında Türkiye’de izin verilen maden arama izinleri ve orman vasfını kaybeden orman ve zeytin varlığı ne kadardır sorusu net olarak veri paylaşılmamış görülüyor. 2008–2023 döneminde toplam maden ruhsatı sayısının (arama+işletme) yaklaşık olarak 386 bin olduğunu ve bu izinler, 440.535 hektarlık bir alana denk gelmekte olduğu hesaplandı.
Evet, yer altında değer taşıyan minareler teknoloji için önem oluşturuyordur. Veya orman ve biyolojik kütlenin canlılık için öneminin vurgulanması. Genelde minerallerce zengin olan kayaçlar veya onlardan meydana gelen topraklar üzerinde hayat bulan bitkiler doğanın sürdürülebilirliği için hayatı önemdedir. Bitkiler ve mineraller arasındaki birliktelik doğayı korumaya yönelik bir yaşam formudur. Son yıllarda ormanları konumları nedeniyle toplum tarafından korumaya dayalı refleksi ve sorgulama duruşu hepimizin temel duruşudur.
23 08 2025, Adana
Kaynakça
Bohu, T., Anand, R., Noble, R., Lintern, M., Kaksonen, A. H., Mei, Y., . . . Verrall, M. (2019). Evidence for fungi and gold redox interaction under Earth surface conditions. Nature Communications, 10. doi:10.1038/s41467-019-10006-5
Lintern, M., Anand, R., Ryan, C., & Paterson, D. (2013). Natural gold particles in Eucalyptus leaves and their relevance to exploration for buried gold deposits. Nature Communications, 4. doi:10.1038/ncomms3614
Lintern, M., Anand, R., Ryan, C., & Paterson, D. (2018). Natural gold particles in Eucalyptus leaves and their relevance to exploration for buried gold deposits (vol 4, 2614, 2013). Nature Communications, 9. doi:10.1038/ncomms16199
Paton, A., & Brooks, R. (1996). A re-evaluation of Haumaniastrum species as geobotanical indicators of copper and cobalt. Journal of Geochemical Exploration, 56(1), 37-45.

PROF.DR. İBRAHİM ORTAŞ

ferit

En Yeniler

İSRAİL YUNAN KARASULARINDA SUMUD FİLOSU’NA SALDIRDI

Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…

% gün önce

NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’

Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…

% gün önce

GREENPEACE TÜRKİYE KÜRESEL SUMUD(DİRENİŞ) FİLOSU’NDA

Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…

% gün önce

GÜÇLÜ EL NİNO UYARISI: 2026, KAYITLARDAKİ EN SICAK İKİNCİ YIL OLABİLİR

Bilim insanları, El Nino ve La Nina’yı 15 ay önceden yüksek doğrulukla öngörebildiği öne sürülen yeni bir model geliştirdi. 2026'nın…

% gün önce

100 MİLYON YIL ÖNCE DENİZLERDE KRAKEN BENZERİ AHTAPOTLAR HÜKÜM SÜRDÜ

Araştırmacılar, 15 eski ahtapot fosilinin çene yapısını inceleyerek bu canlıların geçmişte ne kadar büyük olabileceğini ortaya çıkarmaya çalıştı.Yaklaşık 100 milyon…

% gün önce

DENİZ DİBİNDE BULUNAN ‘GİZEMLİ KÜRENİN’ SIRRI ÇÖZÜLDÜ: BİR ANEMON KALINTISI

2023 yılında Alaska açıklarında denizin derinliklerinde keşfedilen ve uzun süre “gizemli altın küre” olarak anılan nesnenin sırrı nihayet çözüldü. ABD…

% gün önce