Araştırma ekibi, Alaska Körfezi’nde yüzeyin yaklaşık 3 kilometre altında yaptıkları keşif sırasında küçük, altın renkli ve yuvarlak bir nesneye rastlamıştı. Yaklaşık 10 santimetre çapındaki bu yapı, bir kayanın üzerine sıkıca tutunmuş haldeydi ve üzerindeki küçük bir açıklık iç yapısına dair ipuçları veriyordu.
Keşif, uzaktan kumandalı su altı aracı Deep Discoverer ile gerçekleştirilmişti. Numune, aracın vakum sistemiyle toplanarak inceleme için laboratuvara götürülmüştü
Bilim insanları ilk incelemelerde bu yapının bilinen hayvan anatomisine benzemediğini fark etmişti. Lifli ve katmanlı bir yapıya sahip olan küre, başlangıçta büyük bir soru işareti yaratmış ve basında yankı uyandırmıştı.
Numune daha sonra Smithsonian Doğa Tarihi Müzesi laboratuvarlarında detaylı analizlere tabi tutuldu. NOAA ve müze uzmanları, hem fiziksel yapı hem de genetik veriler üzerinde çalıştı.
İlk analizlerde kürenin yüzeyinde bulunan ve mercanlar ile deniz anemonlarına özgü “yakıcı hücreler” dikkat çekti. Bu hücrelerin daha sonra spirosist adı verilen ve yalnızca Hexacorallia grubuna özgü yapılar olduğu belirlendi.
Ancak DNA analizleri başlangıçta net sonuç vermedi. Bunun nedeni, örneğin çevresindeki mikroorganizmaların DNA’sını da barındırmasıydı. Bu nedenle bilim insanları daha ileri bir yöntem olan “tüm genom dizileme” tekniğine başvurdu.
Bu yöntem sayesinde elde edilen sonuçlar, kürenin DNA’sının “Relicanthus daphneae” türü anemon ile neredeyse birebir örtüştüğünü ortaya koydu.
Relicanthus daphneae dev bir derin deniz anemonu türü. Devasa boyutu ve uzun, iplik benzeri dokunaçlarıyla dikkat çeken tür, 6 bin metreye kadar uzanan ekstrem derinliklerde yaşıyor.
Pasifik, Güney ve Hint Okyanuslarında yaygın olarak görülen tür, genellikle hidrotermal baca alanlarının çevresini tercih ediyor.
Bilim insanlarına göre keşfedilen yapı, anemonun normalde tabanda kalan kısmı.
Ancak bu örnekte üst bölümün bulunmaması dikkat çekiyor. NOAA’ya göre bu durumun nedeni, canlının parçalanarak ölmesi ya da başka bir yere taşınması olabilir. Ancak henüz kesin bir açıklama yok.
NOAA yetkilileri, bu tür keşiflerin derin denizlerin hâlâ büyük ölçüde bilinmezlerle dolu olduğunu gösterdiğini vurguluyor. Kurum yetkililerinden William Mowitt, gelişmiş DNA analiz tekniklerinin bu tür gizemleri çözmede kritik rol oynadığını belirtiyor.
Bilim insanlarına göre derin okyanusların keşfi sadece bilimsel merak açısından değil, aynı zamanda doğal kaynakların anlaşılması, çevresel sürdürülebilirlik ve hatta ulusal güvenlik açısından da büyük önem taşıyor.
Kaynak: https://tr.euronews.com/next/2026/04/23/deniz-dibinde-bulunan-gizemli-kurenin-sirri-cozuldu-bir-anemon-kalintisi
Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…
Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…
Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…
Bilim insanları, El Nino ve La Nina’yı 15 ay önceden yüksek doğrulukla öngörebildiği öne sürülen yeni bir model geliştirdi. 2026'nın…
Araştırmacılar, 15 eski ahtapot fosilinin çene yapısını inceleyerek bu canlıların geçmişte ne kadar büyük olabileceğini ortaya çıkarmaya çalıştı.Yaklaşık 100 milyon…
Türk gemi inşa sektörünün en önemli kuruluşu Türk Loydu'nun başkanlığı için Gemi Mühendisleri Odası (GMO) eski Başkanı Bülent Hüseyinoğlu adaylığını…