4 denizde 8 bin 337 km’lik kıyısının yanı sıra 50’den fazla doğal göl ve 200’e yakın korunması gereken sucul ekosisteme sahip ülkemiz, Avrupa’nın en şanslı coğrafyalarından biri. Dünyanın geleceğini tehdit eden iklim değişikliği gerçeği her geçen gün deniz, göl ve sucul ekosistemlerimizdeki etkisini arttırıyor. İklim değişikliğinin yanı sıra olumsuz insansal etkilerini de izlemek için 2 yıl sürecek bir çalışma başlatıldı. Devlet Su İşleri’nin liderliğinde, TÜBİTAK MAM, ve Üniversitelerimizden alanlarındaki uzmanlar Türkiye’de 25 havzada 2 yıl sürecek Havza Yönetim Planları Hazırlama Çalışmalarının Marmara ayağında buluştu. Marmara Denizi’nde Riva, Bakırköy, Maltepe, Silivri, Tavşanlı, Çınarcık gibi noktaların yanı sıra Darlık, Elmalı, Ömerli, Sazlıdere gibi baraj gölleri, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Terkos, İznik gibi doğal göller ve göletlerdeki 94 çalışma noktasında uzmanlar örnekleme ve gözlemler yaptı.
Ülke genelinde, depolamalı baraj ve göletlerdeki biyolojik çeşitliliğin korunması, geliştirilmesi ve değerlendirilmesi çalışmalarına destek veren DSİ’nin belirlediği yöntemle önce ‘Biyolojik Çeşitlilik Analizi’ yapan uzmanlar aldıkları örneklerde kimyasal analizler de yapacak.
2 yıl sürecek çalışmaların ilk sonuçlarını açıklayan Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halim Aytekin Ergül, 18 bilim insanına 14 doktora ve master öğrencisinin destek verdiğini belirterek çalışmanın şimdiye kadar yapılan en büyük organizasyonlardan biri olduğunu vurguladı.
İklim değişikliği etkileri çok hızlı
Mart 2021 döneminde tekrar aynı bölgelerde çalışma yapılacağın söyleyen biyolojik çalışmaların koordinatörü Ergül, “iki döneme ait veriler laboratuvar ortamında incelenecek. Sucul ekosistemin kötü, zayıf, orta, iyi, çok iyi şeklinde nitelendirilerek rapor hazırlanacak. İlk tespitlerimize göre ne yazık ki göllerde su seviyeleri ortalama 3 – 4 metre çekilmiş. Hatta bazı göllerde botlarla ilerlemek mümkün olmadı. İstanbul’da göllerin derinliği 50 cm’nin altına düşen bölümleri bizi üzdü. Göllerdeki yeni türler bizi sevindirdi. Genel olarak çeşitliliğin tahminimizden yüksek olması ve canlı kalitesinin iyi olması sevindirici olsa da iklim değişikliği bizi vuruyor. Su seviyeleri azalıyor. Bu azalma eninde sonunda biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyecek. İklim değişikliğinin etkileri tahminimizden hızlı geliyor. Atmosfere salınan sera gazları, fosil yakıt kullanımı gibi küresel insan faaliyetleri öngörülenden daha hızlı etkileyecek” dedi.
“Denizlerde besin zinciri tehdit altında”
Marmara denizi kıyılarında canlı çeşitliliğinin zayıf olduğunu belirten Kocaeli Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Ergül, “Marmara havzası, diğer havzalara göre daha fazla yağış alıyor. Araştırmacılar, önceden görülen bazı kırmızı alg gibi türleri bulamazken, bazı kirlilik belirteci türlerin bol ve yaygın olduğu belirlendi. Çeşitliliğin az, miktarın fazla olması ötrofikleşme yani besin zinciri yıkımı işaretidir. Kıyılardaki düzensiz kentleşme en büyük neden. Dolgu yapılan yerlerde zeminde yaşayan canlılar yok olmuş, sadece kayalarda tutunabilen türler kalmış. Su sıcaklıklarının yüksek seyretmesi de büyük bir etken. Mart 2021’deki sonuçları aldıktan sonra detaylı bir rapor hazırlayabileceğiz” diye konuştu.
Dünyanın yaşam zenginliği
Dünyada yaşayan 9 milyon ökaryot canlı türü olduğu tahmin ediliyor. Ülkemizde 25 binden fazla omurgasız hayvan türü, bin 500’den fazla omurgalı hayvan türü, 13 binden fazla bitki türü, 2 bin 500 alg türü yaşıyor. DSİ liderliğindeki bilimsel çalışmaya Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fazıl Özen, Doç. Dr. Özlem Aksoy, Doç.Dr. Arzu Yüce, Dr. Arda Acemi, Serdar Aksan, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Neslihan Özdelice, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hüseyin Erdoğan, Doç. Dr. Deniz Odabaşı, Doç. Dr. Serpil Odabaşı, Trakya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nurcan Özkan, Doç. Dr. Burak Öterler, Sakarya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Tuğba Sevindik, Dr. Hatice Tunca, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden Prof. Dr Özgür Emiroğlu, Dr. Sadi Aksu ve Rize RTE Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Gözler gibi isimler katılıyor.
Doç. Dr. Ergül, “Temmuz ayında NASA atmosferik CO2 oranını milyonda 414 olarak açıkladı. Bu değer yerküre var olduğundan beri en yüksek seviye. Biyolojik çeşitlilik tüm toplumlar için çok önemli. Sürdürülebilir yaşam koşullarının devamlılığının sağlanması biyolojik çeşitliliğin bilinmesi ve korunması ile yakından ilişkilidir. Karbon, Azot Fosfor gibi temel elementlerden havadaki oksijene kadar biyolojik çeşitliliğe bağımlıyız. Soluduğumuz oksijeni üreten tek hücreli, klorofil taşıyan organizmalar, iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışından olumsuz etkilenmekte. Esasen atmosfere salınan, karbon gibi sera gazlarının etkisi sonucu oluşan iklim değişikliğini çok ciddiye almamız gerekiyor” dedi.
Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…
Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…
Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…
Bilim insanları, El Nino ve La Nina’yı 15 ay önceden yüksek doğrulukla öngörebildiği öne sürülen yeni bir model geliştirdi. 2026'nın…
Araştırmacılar, 15 eski ahtapot fosilinin çene yapısını inceleyerek bu canlıların geçmişte ne kadar büyük olabileceğini ortaya çıkarmaya çalıştı.Yaklaşık 100 milyon…
2023 yılında Alaska açıklarında denizin derinliklerinde keşfedilen ve uzun süre “gizemli altın küre” olarak anılan nesnenin sırrı nihayet çözüldü. ABD…