Sera gazları nedeniyle tüm ekosistem çöküyor ve küresel yok oluşun eşiğindeyiz.
Sera gazlarının küresel iklim değişikliğine etkisi anlaşılmadan gemi yakıtları emisyonlarının ele alınması doğru olmayacaktır. Burada öncelikle çok kısa ve herkesin anlayabileceği bir şekilde sera gazlarını açıklamak istiyorum.
Güneş ışınları kısa ve uzun dalga boylu ışıklar olarak atmosferimizi geçer ve dünyamıza ulaşır. Karalara ve okyanuslara çarpan güneş ışığı uzun dalga boyuna dönüşür ve kızılötesi ışık adını alır. Enerji ne kadar geldi ise o kadar çıkmalıdır. Güneş enerjisi yeryüzünde her bir metrekareye 342 watt enerji sağlar yani 342 watt enerji de çıkmalıdır. Sera gazları, Dünya’dan çıkmaya çalışan 342 W/m2 enerjinin önünü keserek sadece 340 W/m2 çıkmasına neden olur. Aradaki 2 W/m2 farka ‘’ karbondioksitin iklim zorlaması ‘’ adı verilir. Metanın iklim zorlaması 0.5 W/m2 dir.
Atmosferimiz yüzde 78 azot, yüzde 21 oksijen ve yüzde 1 diğer gazlardan oluşmaktadır. İki atomlu gazların ( oksijen ve azot ) dünyamızdan gelen ışınları tutma özelliği yoktur. Ancak kızılötesi ışınlar 3 ve üzeri atomu olan gazlara ( CO2, CH4,N2O) ( karbondioksit, metan ve diazot monoksit) çarpınca nasıl hareket edeceklerini bilemezler, yarısı atmosfer dışına kaçarken diğer yarısı dünyamıza geri döner.
İşte bu güneş ışınlarını tutma ve dünyamıza geri gönderme özelliğine sahip karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazlarına sera gazları diyoruz.
Atmosferimizdeki sera gazları %81 karbon dioksit, %10 metan ve %7 diazot monoksit gazlarından oluşur.( 2018 verileri )
Global karbon emisyonlarında en fazla CO2 emisyonu %39 ile enerji üretiminde. Bunu %30 ile endüstri, %21 ile taşımacılık takip etmekte.
2009-2019 yılları arasında karayollarındaki araç sayısının 1 milyardan 1.6 milyara yükselmesi karayolu yolcu taşımacılığındaki CO2 emisyonunu %46 ile birinci sıraya taşırken, karayolu yük taşımacılığı %31 ile ikinci sırayı, denizyolu taşımacılığı ise %11 ile üçüncü sırayı almaktadır.
Havayolu emisyon verileri daha da büyük bir artışı işaret etmektedir. Aynı dönemde yıllık yolcu sayısı 2.5 milyardan 4.6 milyara yükselmiş ve %9 ile denizyolunu takip etmektedir.
(TABLO – 1)
Tüm dünya ülkeleri kendilerini Paris 2016 iklim taahhüdüne uyumlu hale getirmek, küresel ortalama sıcaklık artışını 2 derece, mümkünse 1.5 derece ile sınırlamak için çalışıyor. Burada yarım derece fark o kadar önemlidir ki sel ve kuraklık riskini iki katına çıkarır.
Ülkelerin çoğu 2050 itibarıyla karbon nötr olma sözü verdi. Çin ve Hindistan gibi büyük ülkeler sırasıyla 2060 ve 2070 itibarıyla net sıfır olma sözü verdiler.
Net sıfır taahhüdüne şu ana kadar iki ülke ulaştı. 600 bin nüfuslu Surinam ve 800 bin nüfuslu Bhutan. Bu iki ülkenin sera gazı emisyonları, ülkelerin karbon emilimini sağlayan ormanlık alanları ve karbon yakalama ile üretilmiş karbonun yakalanan miktarına eşittir.
(TABLO – 2)
Son beş yılda Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) fosil yakıtların kullanımı konusunda giderek kötümser hale geldi. Bunun nedeni yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların artmasıdır.
Dünya çapındaki bankacılık varlıklarının dörtte birini temsil eden, 37 trilyon USD varlığa sahip, 27 ülkede 53 üyeli, sektör liderliğinde, BM tarafından toplanan bir Net Sıfır Bankacılık İttifakı kuruldu.
Net Sıfır için Glasgow Finansal Birliği (GFANZ), 32 ülkeden 250’den fazla finansal kuruluşa sahiptir ve 88 trilyon USD’ nin üzerinde varlığı temsil etmektedir.
(TABLO – 3)
Ekte görülen tablo, denizcilerin global CO2 emisyonlarının düşürülmesinde sağladığı başarının tablosudur. Neden mi? 2008 yılında 8 milyar ton denizyolu ile taşıma yapılırken üretilen 1.020 milyar ton CO2 emisyonuna karşın 2022 yılında denizyolu ile taşıma 12 milyar tona çıkmış ( yaklaşık yüzde 50 fazla ) buna karşın CO2 emisyonları 851 milyon tona, başka bir deyişle 2008 yılına kıyasla %17 ( 170 milyon ton ) düşürülmüştür. Bunun ana nedeni gemi süratlerinin bu dönemde yaklaşık %15 azaltılmasıdır. 2050 yılı hedefi ise 500 milyon tondur.
(TABLO – 4)
Dünya Denizcilik Örgütü 2008 senesini esas alarak 2023, 2030, 2050 ve 2100 stratejileri ( planları ) geliştirmiş, kısa orta ve uzun vadeli izlenecek yol ve karbon yoğunluğu hedefleri oluşturmuştur.
(TABLO – 5)
IMO’ nun; 1 ton yükün 1 mil taşınmasında oluşturacağı CO2 emisyonunun 5 gram ile sınırlandırılması hedefine 2030 yılına kadar ulaşılabilmesi için en uygun yöntem gemilerin makine güçlerinin sınırlandırılması ve buna bağlı olarak hızlarının azaltılması görülmektedir.
Elbette bu süreçte enerji verimliliği, alternatif yakıtlar, tahrik sistemlerinin (propulsion) iyileştirilmesi de hedefe ulaşmakta önemli rol üstlenecektir.
(TABLO – 6)
Bu yıl EEXI ve CII uygulamaya başlanması, gemilerin tasarım ve operasyonel karbon yoğunluğunun değerlendirilmesini gerektirecektir. Uyumluluk gereklilikleri, yıllar içinde artan azaltma faktörleriyle beraber bağlayıcıdır.
(TABLO – 7)
(burada verilen yüzde oranları karbon yoğunluk azaltılmasıdır, sürat azaltması değildir)
Alternatif yakıtlara geçiş yapmaya başladığımızda, yakıtların mevcudiyeti, kabul edilebilirliği ve benzeri konularda zorlayıcı olması bekleniyor. Bu nedenle, büyük paydaşlar seçilmiş bazı ticaret yollarında yeşil koridorlar oluşturmak için güçlerini birleştirdiler. Bu yeşil koridorlarda alternatif yakıt mevcut olacak ve böylece gemi sahipleri alternatif yakıtla çalışan gemileri konuşlandırmaya teşvik edilecektir.
(TABLO – 8)
Yeşil yakıt nedir? Yenilenebilir kaynaklardan ( çokluk güneş ya da rüzgar ) elde edilen hidrojenin (e- hidrojen ) diğer gazlarla dönüşümünden üretilen yakıtlara yeşil yakıt denir. Çokluk ‘’green’’ ya da eco-friendly’ nin ‘’e ‘’ harfini alarak e-yakıt olarak isimlendirilirler.
Burada, geleceğin gemi yakıtları olarak gündemde olan yeşil yakıtlar; e-hidrojen, e-metanol ve e-amonyak ele alınacaktır.
1 milyar insanın açlık sınırında olduğu gezegenimizde, ekilebilir topraklar üzerinde bitkisel yağlardan üretilen bio yakıtlar bu yazıda bilinçli olarak incelenmeyecektir.
Yeşil yakıtların ( e-hidrojen, e-metanol, e-amonyak) nasıl elde edildiğini ekteki tabloda görmekteyiz. Bu tablo bize şunu anlatmaktadır; yenilenebilir kaynaklardan ( güneş ya da rüzgar) önce elektroliz yoluyla yeşil hidrojen üretilir. Yeşil Amonyak; üretilen yeşil hidrojenin nitrojen ile, Yeşil Metanol ise; üretilen yeşil hidrojenin sürdürülebilir yakalanmış CO2 ile dönüşümünden üretilir.
Özetle, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen yeşil hidrojen üretilmeden geleceğin gemi yakıtları olarak gösterilen amonyak ve metanol karbon emisyonunu azaltıcı yakıt olarak kullanılmaz.
Bu konuda ki yanılgıları diğer tablolarda anlatmaya çalışacağım.
(TABLO – 9)
Amonyağı uygulanabilir alternatif yakıt haline getirmede büyük zorluklar var. Hidrojen yalnızca kısa mesafeli deniz taşımacılığı için kullanılacağından buraya dahil edilmemiştir.
(TABLO – 10)
Pusan Üniversitesi tarafından hazırlanan bu tablonun, bir sonra ki çok önemli tabloyu anlayabilmek için çok iyi incelenmesi gerekmektedir.
(TABLO – 11)
WWT ; WELL-TO-TANK ( Ham petrolün çıkarılmasından ve üretiminden gemi tankına olan süreçte oluşan emisyon )
TTW ; TANK TO WAKE ( Gemi yakıt tankına girmiş yakıtın yanması ile oluşan emisyon )
Tablo; Marine Gas Oil’in ( motorin ) karbon emisyonu esas alınarak hazırlanmış ( 654 gram CO2 equivalent per kWh ) olup tabloda tüm e-yakıtların doğa dostu ve minimum karbondioksit emisyonuna sahip olduğu görülecektir.
Karbondioksit emisyon sorunu ham petrol ürünleri ve doğal gazın kullanımı ile başlamaktadır ve VLSFO de 663 gram CO2 eq.per kWh’a ulaşmaktadır.
Şimdi bu uzun çalışmanın can alıcı bölümüne gelindiğinde ki görünüm insanın canını acıtacak boyuttadır.
Şöyle ki; bu çalışmada geleceğin gemi yakıtları olarak e-hidrojen, e-metanol ve e-amonyak’ın ele alınacağını üst paragraflarda belirtmiştik.
Bu üç e-yakıt yenilenebilir enerjiden elektroliz yoluyla hidrojenin üretilmesi ve kimyasal olarak metanol ve amonyak’a dönüştürülmesi ile elde edildiği gibi günümüzde doğal gazdan ve kömürden elde edilmektedir. Başka bir deyişle günümüzde yakıt pazarında gördüğümüz metanolün, e-metanol ile hiçbir ilgisi yoktur.
Üretim doğal gazdan yapıldığında hidrojen Marine Gas Oil’in %66, Amonyak ile %40 daha fazla karbon salınımı yapmaktadır.
(TABLO – 12)
2022 yılı Gemicilik ve Gemi İnşa Tahmin Forumu araştırmaları incelendiğinde armatörlerin ve yeni gemi yatırımcılarının özellikle 2030/2050 tahminleri, 6 aylık sürede bile kafalarının ne kadar karışık olduğu ekli tabloda görülecektir.
Bu araştırma bugün yapılsa çok daha farklı tablolar önümüze çıkacaktır.
(TABLO – 13)
(TABLO – 14)
Kaynaklar;
Son iki sene içinde yayınlanan geleceğin gemi yakıtları konulu yabancı makaleler,
İklim analistleri ile çalışmalar,
Clarksons Research
Son Buzul Erimeden – Prof.Dr. Levent Kurnaz
2035 sonun başlangıcı – Prof.Dr. Ali Demirsoy
İklim Felaketini Nasıl Önleriz – Bill Gates
Cumhuriyet Donanması’nın "Altın Çocuğu" olarak anılan, 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, vefatının 8. yıl dönümünde Rahmi M. Koç…
İspanya’dan yola çıkan ve İtalya üzerinden takviye alan Küresel Sumud Filosu, 26 Nisan’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla denize açıldıktan…
Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…
Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…
Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…
Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…