Son Gelişmeler
  1. Haberler
  2. Genel
  3. YENİKALE’NİN SAVUNMASI BAĞLAMINDA UZUNADA… KAPTAN ULUÇ HANHAN YAZDI

YENİKALE’NİN SAVUNMASI BAĞLAMINDA UZUNADA… KAPTAN ULUÇ HANHAN YAZDI

Bilindiği gibi Ağustos 1914’te, o günlerde “Büyük Savaş” olarak anılan I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti, Türk-İtalyan ve Balkan savaşlarının ağır sonuçlarını henüz atlatamamıştı. Üsküp, Selanik ve Manastır gibi Balkanların önemli merkezleri kaybedilmişti. İngiltere ve Fransa’nın Rusya ile yakınlaşması, Osmanlı’nın ise II. Abdülhamit döneminden beri gelişen Almanya ilişkilerine daha fazla önem vermesine yol açtı. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak 2 Ağustos 1914’te, İstanbul’daki Alman elçisi ile Rusya’ya karşı gizli bir savunma ittifakı imzalandı ve aynı gün seferberlik ilan edildi. 29 Ekim 1914’te Osmanlı donanmasına katılan Yavuz Sultan Selim ve Midilli’nin Karadeniz’de Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalamasının ardından, Rusya 2 Kasım 1914’te Osmanlı’ya savaş ilan etti ve böylece Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdi. Bu süreçte İngiliz donanması da Çanakkale Boğazı önlerinde bulunuyor ve 3 Kasım 1914’te boğaz girişindeki tabyaları bombardımana tutuyordu.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İngilizler neden İzmir’i bombaladı?

Türkler İzmir körfezindeki mayın döşeme faaliyetlerini 30 Ekim 1914’te tamamladılar. İngilizlerin İzmir’i bombalamasının başlıca dört nedeni olduğu söylenebilir; ilki körfezin Alman denizaltıları için korunaklı bir yer olması, ikincisi limanın faaliyetine darbe vurulması, üçüncüsü yaklaşmakta olan Çanakkale Deniz Harekâtı öncesinde Ege’de güvenli bir arka cephe oluşturulması ve sonuncusu ise yapılacak harekatın psikolojik özelliğidir. İngilizler ilk olarak İzmir Körfezi’ne 1 Kasım 1914’te, HMS Wolverine ve HMS Scorpion adlarında iki destroyer gönderdiler ve bunlar Körfezi girişinde, Urla’da mayın döşediği varsayılan aslında bir mesaha (ölçüm) yatı olan Beyrut’u saf dışı etmesi emredildi. Yat kendi mürettebatı tarafından ateşe verildi ve havaya uçuruldu. Bu esnada Urla’da bulunan Kınalıada vapuru da batırıldı. Bu tarihte Osmanlı Devleti daha İtilaf devletlerine savaş ilan etmemişti. 5 Kasım 1914’te İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti’ne, bundan 6 gün sonra 11 Kasım 1914’te Osmanlı Devleti İngiltere ve Fransa’ya savaş açtı.

İtilaf devletlerinin Çanakkale saldırısı öncesindeki hedefi İzmir’di. Düşman savaş gemileri ve savaş uçakları ile İzmir’i 5 Mart 1915 tarihinde bombalamaya başladı ve süreç 9 Mart 1915’e kadar devam etti. Admiralty tarafından planlanan bu harekâtı yürütmek için, Suriye kıyılarında bulunan, Euryalus adlı sancak gemisi komodoru Amiral Peirse’yi 2 Mart 1915’te görevlendirilmiştir. Bu saldırıda bulunan savaş gemileri şunlardır: İngiliz gemileri Euryalus, Swiftsure ve Triumph savaş gemileri, Rus Askold ve Fransız Kleber savaş gemisi, bir grup mayın tarayıcı ile deniz uçaklarını taşıyan HMS Anne Rickmers’di.

Kasım 1914’ten başlayarak Şubat 1915’in sonuna kadar, Dedeağaç’tan İzmir körfezine uzanan, Kuzey Ege kıyıları İtilaf Donanması tarafından abluka altına alınmıştı. O tarihte savaş dışı olması dolayısıyla hukuken kullanıma açık olmaması gereken Yunanistan’ın, özellikle Çanakkale’ye yönelik saldırılarda üs olarak çok elverişli bir konumda olan Limni Adası, İtilaf donanmasının bir ana üssü haline gelmişti. Buradan Çanakkale kontrol edilecekti. Yine, İzmir Körfezi’nin girişinde yer alan Uzunada ve Ayvalık yöresine hâkim konumdaki Midilli Adası da İtilaf kuvvetlerince kontrol edilmekteydi. İşte böyle bir ortamda 5 Mart 1915’te Amiral Carden’in bizzat yönettiği ve birçok İngiliz ve Fransız gemisinin de katıldığı bombardıman gerçekleşti.

Osmanlılar İzmir’in savunması için bazı askerî tedbirler almışlardı. İzmir ve Saruhan vilayetleri ile Aydın, Isparta, Muğla ve Antalya mutasarrıflıklarını kapsayan 4. Kolordu kurulmuş ve komutanlığına Pertev Paşa getirilmişti. İzmir’in savunma hattı kuzeyde Foça’dan güneyde Yenikale bataryalarına kadar uzanıyordu. Şehir merkezinin jandarma ve demiryolu muhafaza birlikleriyle korunması planlanırken, Yenikale–Urla hattının ise çeşitli askerî birlikler ve iki motorbotla savunulması öngörülmüştü. Ayrıca mayınlanmış körfezi korumak amacıyla Güzelbahçe ile Yenikale arasında 11 batarya yerleştirilmişti.

Ateş hattı 5 Mart 1915 günü başladı

Amiral Peirse’ın komodorluğunu yaptığı filo, İzmir Körfezine 5 Mart’ta vardı ve hemen Yenikale istihkâmına hücum etme emri verildi. Üç zırhlının katıldığı bu saldırı ile yaklaşık bir saat süren bir bombardıman sırasında İngiliz kaynaklarına göre Yenikale’de sessizlik hâkimdi ve diğer istihkâmlardan da herhangi bir karşılık verilmemişti. Bu sayede İngilizler İzmir’i korumakla sorumlu olan istihkâmların ateş gücünü test etme olanağını bulamamışlardı. Sonraki gün 6 Mart sabahı, mayın tarayıcı gemilerinin, İngiliz muhriplerinden yapılan koruma ateşi ile harekete geçirilmesiyle, tüm istihkâmlardan ateş açılmaya başlandı. Böylece Türk savunması kendini göstermişti. Öyle farklı yerlerden ateş açılmıştı ki görünüşe göre bu istihkâmlar İngiliz istihbaratını yanıltmışlardı.

Bu arada İzmir’in kozmopolit bir kent olduğu göz önünde tutulduğunda İtilaf donanmasına İzmir’de yaşayan bazı gayri Müslimlerin ajanlık yaptığı söylenebilir. Savunma amaçlı en küçük askeri bir hareket anında Körfez ağzındaki donanmanın istihbarat servisine iletiliyordu.

İzmir’de yaşayan ve önemli bir tüccar olan İngiliz vatandaşı Eric Whittall aracılığıyla Albay Deeds adında bir İngiliz subayı dönemin İzmir Valisi Rahmi Bey ile gayri resmi bir görüşmede bulundu. İngiliz İstihbarat servisinin bir elemanı olduğu düşünülen Albay Deeds’in Rahmi Bey ile yaptığı görüşmede İngilizlerin şehre asker çıkartmak istedikleri ve şehirdeki yabancı uyruklu kişilere iyi davranışları ile bilinen valinin buna göz yumması karşılığında kendisine prenslik teklif edildiği bilinmektedir. Ancak Rahmi Bey tarafından bu teklif reddedilmiştir.

Okino mayın gemisi battı

Bombardıman devam ederken, 8 Mart’ı 9 Mart’a bağlayan gece bu amaçla son bir girişimde bulunuldu. Ancak İzmir’in savunmasını geçemeyen ve Yenikale’in ancak 3.000 yardasına (1,5 deniz mili) kadar bir alanın mayınlarını temizlemeyi başaran İngilizler, bu sırada Okino adında küçük bir mayın tarama gemisinin batmasına da engel olamamışlardı.

9 Mart öğleden sonra iki İngiliz muhribi ateşkes işaretiyle istihkâmlara yaklaşmaya çalıştıysa da üzerlerine ateş açılması üzerine geri çekildi. Saat 15.00’e kadar bekleyen İngilizler, bir deniz uçağıyla yaptıkları keşfin ardından ateş açılan istihkâmı yarım saat bombaladılar. Daha sonra Urla yönünden ateşkes işareti veren bir botun yaklaşmasıyla ateş kesildi.

Botla gelen Osmanlı subayı, ateşin yanlışlıkla açıldığını bildirerek müzakerelere başladı ve taraflar 11 Mart saat 10.00’a kadar geçici ateşkes konusunda anlaştı. İngiliz Amiral, şehre saldırmayacaklarını ancak kalelerin teslim edilmesini ve mayınlı sahada gemilerin geçişine uygun bir yol açılmasını talep etti. Vali Rahmi Bey ise bu talepleri reddetti.

Ateşkesin ilk günlerinde İngiliz Deniz Bakanlığı, Amiral Pierse’e verdiği yeni bir direktif ile savaş gemilerinin Çanakkale Boğazı’na gönderilmek üzere hazırlıklara başlamasını istedi. Gerçekten, İngilizler tüm güçlerini toplayarak boğazı zorlamak üzere son bir büyük harekâta, 18 Mart harekâtına, hazırlanıyorlardı. Amiral Carden’in talebiyle Euryalus, Swiftsure ve Triumph muhripleri, Çanakkale’ye geri çağırıldılar. Böylece dört gün süren bombardıman İzmir’in zaferi ile son bulmuş oldu. İtilaf askeri gücü 5-9 Mart 1915 tarihleri arasında İzmir’e yönelik gerçekleştirdikleri harekâtları, amaçladıkları etkiyi yaratamamış ve başarısız olarak geri çekilmek durumunda kalmışlardır.

Ada işgal ediliyor

Yenikale’den elleri boş dönen İtilaf devletleri Donanması tornistan yaptı ama çok da uzaklara gitmedi maalesef. Donanma geriye çekildi ancak genel olarak yedek İngiliz deniz subaylarının komutanlığını yaptığı Monitor tipi ve yardımcı sınıf gemiler ve adalar arasında iletişimi sağlayan hızlı yatlarla ve birkaç yüz kişiyle Uzunada ve Hekim Adasını işgal etti. Böylece İngilizler İzmir’in burnunun ucunda bir üs elde etmiş oldular.

 

Savaşta İzmir’i keşfe ve bombalamaya gelen düşman uçakları genelde Midilli, Limni, Sakız gibi adalardan saldırılarını yapıyordu. O zamanın teknolojisi, özellikle menzil açısından bu uçakların İzmir’e gelip gitmelerini kısıtlıyordu. Uzunada (Kösten, Eglezonisi, Long Island) Mayıs 1915’te işgal edildiğinde, İngilizler adanın kuzeybatısında bulunan sahile yakın bir düzlüğe o zamanın imkanları ölçüsünde bir hava pisti yaptılar. Pist yapımında adada yaşayan Anadolu Rumları çalıştırıldı. Ayrıca pist yapıldıktan sonra Fransız ve İngiliz uçakları beraber İzmir’e akınlar yaptılar. Adayı işgal edenler, Hekim adasına da bir birlik yerleştirmeyi ihmal etmedi.

Türkler, Rumlar ve Levanten Aileler

Uzunada’ya yerleşen Anadolu Rumları Sakız, Sisam ve Karaburun’dan gelip adaya yerleşmiştir. Uzunada’daki Rum nüfus, denizcilik ve balıkçılık faaliyetlerine dayalı, kısmen yerleşik ve kısmen hareketli bir topluluk yapısını yansıtmaktadır. Adada iki köy ve bir mezra vardı. O zamanlar adanın güneyinde bulunan Aya Nikola (Tolos) köyü adanın başkenti gibiydi. Köydeki karakolda bir jandarma çavuşu ve birkaç jandarma Türk bulunurdu. Adada yaşayanlar Anadolu Rumuydu ayrıca bir Levanten aile adada yazlık eve sahipti. Köyde iskeleler, yelkenli- kürekli tekneler, çarşı, dükkanlar, ayakkabıcılar, kahvehaneler bulunurdu. Köyde 350 ev vardı, yaklaşık 1400-1500 kişi yaşardı. Tholos ile adanın kuzeybatısında bulunan Çiftlik Köyü (Aya Paraskevi) arası yayan 1 saat 15 dakikalık mesafedeydi. Bu ikinci köy, yapılan hava pistine yakındı. Bu köyde 75 aile yaşardı ve köyün toplam nüfusu 350-400 kişiydi. Bir de adanın batısında Çiftlik köyüne yakın Çeşmeli Balıkçıların oturduğu bir mezra vardı, buranı adı ise Kokinokavos idi.

İngilizler Mayıs 1915’te Uzunada ve Hekim Adasını işgal ettiler. İşgalciler Toloz limanında daha çok küçük gemileri muhafaza ederken, daha büyük gemilerini ise adanın kuzeybatısında bulunan ve Mordoğan’a bakan koyda demirlediler. İngilizler, sınıfı Monitor olarak adlandırılan, 54 metre boyunda, 9,4 m eninde, 1,8 m su çeken ve 580 deplasman tonluk, altı düz küçük savaş gemileri ile sahillere sokularak; Karaburun, Mordoğan, Gülbahçe, Urla, Kilizman, Foça ve Menemen sahillerini topa tutup, buralarda yaşayan ahalinin canlarını çok yakmışlardır. Ayrıca zaman zaman Türk çobanlarının sürülerindeki hayvanlara el koyarak Uzunada’ya götürmüşledir.

İngilizler adada bir gazete çıkarmışlar, ayrıca adanın kuzeyine ve güneyine birer postane açmışlar, adaya eski bir İngiliz istihbarat görevlisini sivil idareci olarak atamışlardır. Bugün arşivlerde Uzunada’ya gönderilen zarflara ve o döneme ait pullara rastlanır.

Türkiye’nin 4. büyük adası Uzunada

Birinci Dünya savaşı tüm hızıyla sürerken, İzmir’in burnunun ucundaki Uzunada’nın düşman elinde bulunması, doğal olarak Türk ve Alman komutanları, düşmanı adadan atmanın çarelerini aramaya yöneltmiştir. Sonunda çare bulunmuş, 3-4 Mayıs 1916 aysız bir gecede günümüzde Pasaport iskelesinin bulunduğu limandan kalkan bir römorkör, yedeğinde içi boş şatlarla körfez ağzına doğru yola çıkmıştır. Aynı zamanda Türk piyadesi de Urla’ya doğru yürüyüşe geçmiştir. Römorkör Urla civarında adanın çevresinde karakol görevi yapan İngiliz gemilerini atlatarak, Urla iskelesine varmış, oraya karadan getirilen topları ve cephaneyi alarak Mordoğan yönüne hareket etmiş, bugün Kamukent denilen yerde taşıdığı top ve cephaneyi karaya çıkartmıştır. 15 Mayıs 1916’da buradan Türk-Alman ve Avusturya-Macaristan karma topçu birliği adanın kuzeybatısında demirli Monitor 30 gemisini batırmıştır. Paniğe kapılan işgalciler yaklaşık iki hafta içinde peyderpey adaya terk etmişler ve nihayet 4 Haziran 1916 günü Gülbahçe Körfezinden hareket eden Türk askeri Uzunada’ya çıkarak, yaklaşık 1 yıl düşman elinde kalan Türkiye’nin 4. Büyük adasına Türk bayrağını dikmiştir.

Yenikale (1656) asırlar boyunca stratejik öneme sahip konumunu sürdürmüş ve birçok kez, üzerine düşen görevi başarı ile yapmıştır. Bilindiği üzere Sancakkale körfezin kilidi konumundadır. Körfeze giren ve çıkan gemiler Sancakkale’ye tabi olmaktadır. Türk- İtalyan, Balkan ve Birinci Dünya Savaşında bu bölge mayınlanmış, hatta bazı gemiler geçişi menetmek için burada tarafımızdan kasten batırılmıştır. Bunları sıralayacak olursak: El konulan ve batırılan İngiliz bayraklı S.S. Assiout, S.S. City of Khios ve S.S. Billiter gemileri, mayına çarpan Amerikan bayraklı ticaret gemileri S.S. Texas ve S.S. Nevada, Osmanlı ticaret gemileri S.S. Adana, S.S. Saadet, Osmanlı Saltanat yatı Sultaniye, geçidi tıkayacak taş yüklü mavna, şat, şalopa vb. deniz araçları olmak üzere toplam 8-9 gemi buradadır.

Bu batıkların çıkarılmaları 30 Ekim 1918 ile Mayıs 1919 arasında yabancılar, 1967-1971 yılları arasında Rıza Kalkavan ve 1972-1974 yılları arasında Dz. K.K. Donanma dalgıçları tarafından olmuştur.

 

Sonuç olarak 5–9 Mart 1915’te gerçekleşen Yenikale savunması, yalnızca İzmir’in korunmasına yönelik yerel bir başarı değil, aynı zamanda Çanakkale Deniz Harekâtı öncesinde Ege’de İtilaf donanmasının planlarını sınırlayan önemli bir direniş olmuştur. Sınırlı imkânlara rağmen gösterilen bu savunma, İzmir Körfezi’nin stratejik önemini açıkça ortaya koymuştur. Bu süreçte Uzunada da dikkat çekici bir rol oynamıştır. İtilaf devletlerinin adayı işgal ederek burada bir hava üssü kurmaları, adanın bölgesel askerî değerini göstermektedir. Buna karşılık Osmanlı kuvvetlerinin 1916’da gerçekleştirdiği harekâtla Uzunada’nın geri alınması, bu cephede dengelerin yeniden kurulmasını sağlamıştır. Dolayısıyla Yenikale savunması ile Uzunada’nın işgali ve geri alınması birlikte değerlendirildiğinde, İzmir Körfezi’nin Birinci Dünya Savaşı sırasında Ege ve Doğu Akdeniz stratejisinde önemli bir düğüm noktası olduğu anlaşılmaktadır. Günümüzde Sancakkale ve çevresi ise yalnızca bir askerî hatıra değil, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir tarih mirasıdır.

Bundan üç hafta önce Gazi Sancakkale’nin düşmana direnmesinin 111. Yıldönümü andık.  Gerek bu savunmada gerekse de Birinci Dünya Savaşı’nda ve Kurtuluş Savaşı’nda yitirdiğimiz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü; saygı, minnet, sevgi ve özlemle anıyoruz.

Kaptan Uluç HANHAN

YENİKALE’NİN SAVUNMASI BAĞLAMINDA UZUNADA… KAPTAN ULUÇ HANHAN YAZDI

Yorumlar kapalı.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!