Yeni Haberler

Genel

CUDİ DAĞININ ETEĞİNDE BEŞİKTAŞ KÖYÜ

Türkiye’nin en ilginç köylerinden biri Irak sınırında Cudi Dağı’nın eteklerinde kurulan Silopi’deki Beşiktaş Köyü. Bölgede terör olaylarının artmasıyla 1994 yılında boşaltılan Damlıca köyü 2004 yılında tekrar kurulduğunda Beşiktaş ismini alırken o tarihten beri halk siyah beyaz renklerle yaşıyor. Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün desteğiyle yapılan Beşiktaş İlköğretim Okulu’nda okuyan 14 öğrenci siyah-beyaz formalarıyla okula geliyor. Köyde yaşayan ve büyük çoğunluğu Beşiktaş taraftarı olan 300 kişi, tek isteklerinin hatırlanmak olduğunu belirtiyor. Yıllar içinde unutulan köyde yaşayanlar ziyarete gelenlerle çok mutlu oluyor.

Genel

İki Mavinin Ortasında Deniz ve Gökyüzü Arasındaydılar

Ben yeniden denizlere açılmalıyım,
Denizle gök arasında yapayalnız kalmalıyım,
Yüksek bir gemi ve yol gösteren bir yıldız tek isteğim…
Dümenin gıcırtısı, rüzgarın şarkısı ve beyaz yelkenin sallanışı ile
Suları örten buğuyu ve uzaktan söken şafağı seyretmek bütün zevkim.
Evet ben yeniden denizlere açılmalıyım…
John Masefield

Genel

KABATAŞLI BEŞİKTAŞLILARDAN ŞEREF BEY’E VEFA

Kabataşlı Beşiktaşlılar Derneği, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün 118’inci yılı kutlamaları nedeniyle bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Derneğin başkanı...

Genel

Doğa ve İnsan Sevgisiyle Geçen Bir Ömür… Tekin Can’a 81’nci Doğum Günü

Beşiktaş Jimnastik Kulübü Divan Kurulu Üyesi, Doğal Yaşamı ve Hayvanları Koruma Derneği Başkanı, Deniz Kartalları ve Beşiktaşlı Denizciler gibi toplulukların saygın ismi Tekin Can’ın 81’inci doğum günü eğlenceli bir parti ile kutlandı. Tuzlalı iş insanı Salih Karaoğlu’nun organize ettiği doğum günü koronavirüs pandemisi nedeniyle sınırlı katılımla gerçekleşirken Tekin Can kendisi için hazırlanan sürprizle çok mutlu oldu.

Genel

Beşiktaşlı De Souza Forma ve Kramponunu Çocuklar İçin Satıyor

Beşiktaşlı futbolcu, takımının Galatasaray’ı 2-0 yendiği maçta gol attığı kramponu ve formayı, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) yararına açık artırmaya çıkardı.

Genel

Babam ve Beşiktaş… Kaptan Değer Pamuk Duygu Yüküyle Yazdı

1980 senesinin Eylül ayıydı, Fenerbahçe Lisesi’nde ortaokula başladığımda Feneryolu’nda doğmuş, orada büyümüş, o zaman bana yüzbinlerce gibi gelen onlarca Fenerbahçeli çocuğun arasında okula başlamıştım. Sınıfta 40`dan fazla çocuk vardı, sadece bir kaçı Galatasaraylıydı ve ben tek Beşiktaşlıydım. Yetmezmiş gibi Fenerbahçe kongre üyesi bir dedenin torunu, ve neredeyse çok daha hasta bir futbol seyircisi olan ve çocukluğuyla genç kızlığı stadyumlarda Lefter’leri Can`ları izleyerek geçen Fenerbahceli bir annenin çocuğuydum. Kaldı ki daha ilkokul yıllarımda bile mahallede kan ter içerisinde top pesinde koştururken, bazı günler uzaklardan gelen boğuk seslerin, gürültülerin nerden geldiğini ilk başta anlayamamış, daha sonraları o gürültülerin mahallenin 19-20 yaşlarındaki ‘rol modeli tribün abilerinin’ o günlerde üstlerine sarı-lacivert ne bulurlarsa giyip gittikleri Fenerbahçe maçlarının oynandığı yerden geldiğini fark etmiştim. Uzun lafın kısası, Fenerbahçe Stadına sadece 1.5 kilometre mesafede doğmuş ve Kadıköy’ün orta yerinde büyümüş bir çocuk olarak neredeyse sarı-laciverti tutmaktan başka şansım yoktu. Sünnetimde gelen siyah-beyaz top ve Kartal Yuvası olmayan o yıllarda muhtemelen bir spor dükkânından alınmış beyaz şort ve siyah-beyaz çubuklu formanın yüzü suyu hürmetine midir bilmem ama, o sarı rengin baskısı içerisinde bile benim siyahla beyazın ve Beşiktaş’ın peşinden gitmemi sağlayan tek bir adam vardı, o da 7 çocuklu bir ailenin, hatta 7 erkek çocuklu bir ailenin tam ortancası olan babamdı. 2 numaralı ağabeyine gönülden bağlı olan ve onu kendisine rol model olarak seçmiş bir adamdı, bir şekilde Galatasaraylı anne-babaya ve Galatasaraylı en büyük ağabeyine rağmen 2 numaralı abisinin peşinden gitmişti o da, onun tuttuğu takımı tutuyordu. BEŞİKTAŞLIYDI…







Bizi Takip Edin