1. Haberler
  2. Genel
  3. İki Mavinin Ortasında Deniz ve Gökyüzü Arasındaydılar

İki Mavinin Ortasında Deniz ve Gökyüzü Arasındaydılar

Ben yeniden denizlere açılmalıyım, Denizle gök arasında yapayalnız kalmalıyım, Yüksek bir gemi ve yol gösteren bir yıldız tek isteğim… Dümenin gıcırtısı, rüzgarın şarkısı ve beyaz yelkenin sallanışı ile Suları örten buğuyu ve uzaktan söken şafağı seyretmek bütün zevkim. Evet ben yeniden denizlere açılmalıyım... John Masefield

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yedi Denizlerin Everesti’ni Geçen İlk Türk Yelkenlisi Uzaklar II

 Ortak paydası mavilikler olan insanların birbirine yolladığı bu dizeleri imza sözcüklerim olarak yaptığım ilk günlerdi. İnsanoğlunun hayal kurduğu oranda mutlu olduğunu bir martının süzüldüğü ufka baktığımda anladığım zamanlara denk gelir. İskoç filozof David Hume’ninHiçbir şey, insanın hayal gücü kadar hür değildir” özlü sözünü de öğrendiğim zaman tünelindeydim aslında. Dünyanın güney ucu, beyaz kıta, buzul ülkesi Antarktika’ya ulaşan ilk Türk yelkenlisinin kaptanı Osman Atasoy’a gönderdiğim elektronik postanın altındaki bu dizelerin beni merak ve öğrenme güdüsüyle bir kez daha buluşturacağını bilemezdim. 14 metrelik Uzaklar II adlı yelkenliyle 2 okyanusta 22 bin deniz mili (15 bin 725 km) kat ederek aştığı mavilikleri bana anlatmaya çalışan Osman ağabeyimin arkasında bıraktığı maceraları dinlemek için acele ediyordum. Beni; Uzaklar II ile iki mavinin ortasında rota tutan Osman Atasoy ve Sibel Karasu’nun Türk denizcilik tarihinde bıraktığı izin peşindeki bir gazeteci olmaktan çıkaran elektronik mektubuma gelen cevap oldu. 2011- 2012 yılları arasında takip etmekten yorulmadığım Osman Ağabeyim, Antarktika’ya giden ilk Türk yelkenlisinin kamarasında ses vermiş ve e-posta adresimin altında imza olarak kullandığım her yazışmada şiirin kendisini mutlu ettiğini belirtmişti.

Uzaklar II Ateş topraklarını iskelesine aldığında…

16’ıncı yüzyılın büyük kaşifi Macellan’ın Tierra del Fuego yani Ateş Toprakları(Macellan Geçidi) adını verdiği Güney Amerika kıtasının en güney ucundan dönüşe geçen 21’inci yüzyılın Türk denizcisi Osman Atasoy, 19’uncu yüzyıl şairi John Masefield’in dizelerini paylaşmanın mutluluğunu paylaşıyordu benimle. Günümüze denizlere sırtını dönen kara soylu bir halk olarak gelen Türkler için büyük bir denizci adımı atan Uzaklar II’nin kaptanı Osman Atasoy, Anadolu’ya dönüş yolunda iskelesine aldığı Ateş Toprakları’na bakarak kurduğu hayalleri anlatıyordu bana. Buraya ulaşan ilk Türk yelkenlisi olmanın dışına çıkılmazsa gelişlerinin tek başına bir şey ifade etmeyeceğini yazan Osman Atasoy, Türk insanının su küre dünyayı tanıma hayallerinin peşinden gitmesi gerektiğini vurguluyordu.

 

İki Cesur Denizci Osman Atasoy ve Sibel Karasu

14 metrelik Uzaklar II adlı yelkenli tekneleriyle 28 Ekim 2008’de Marmaris Netsel Marina’dan “Vira Bismillah” diyen Osman Atasoy ve Sibel Karasu, medeniyetler beşiği Orta Deniz-Mediterranean yani Akdeniz’den çıkarak Cebelitarık Boğazı’na yönelmişti. Atlas Okyanusu’na doğru yelkenlerini şişiren Uzaklar II, Kanarya Adaları’ndaki molaların ardından Güney Amerika kıtasının zenginliklerini 4 yıl boyunca hazmederek gezen iki cesur denizci kıtanın güney ülkesi Arjantin’in en güneyindeki Yedi Denizlerin Everest’i olarak bilinen Horn Burnu’nu geçmek için tüm hazırlıklarını yapmıştı. Horn Burnu’nu 9 Mart 2011’de dönen ikili Antarktika’ya yönelerek buzul örtüsü üzerine Türk bayrağını diken ilk denizciler oldu. Bilinmezlikleriyle dolu gizemlerini halen koruyan Antarktika’da balinalar, penguenler ve albatroslarla 2 ay geçiren Uzaklar II’nin yolculuğu 23 Mart 2012’de Arjantin’in güney ucundaki Ushuaia Limanı’na mola vermişti. 22 bin mil süren deniz yolculuğunu tamamlamak için Horn Burnu, Ateş Toprakları ve Drake Geçidi’ni ardında bırakan Uzaklar II, 21 Kasım 2012 tarihinde Marmaris Netsel Marina’ya girmişti. O dönemin üst düzey bürokratları tarafından karşılanan denizcilerden Osman Atasoy, “Türkiye artık büyük bir ülke. Antarktika’da bir Türk üssü olmalıdır. Pek çok ülkenin üssünün olduğu yerde Türkiye’nin olması gerekir. Orada varlık göstermek gerekiyor. Türk bayrağı orada dalgalanmalı ve yakında bu olacak inşallah” demişti.

“Öyle heyecanlıydım ki Datça Feneri’ni 21 milden gördüm”

İki denizci Atlas Okyanusu’nun güney ucundan çıktıkları 6 bin 412 deniz mili (12 bin km) yolu 53 günde kat etmeyi başarırken Portekiz’in Madeira Adası Funchal Limanı’ndaki dinlenme molasının ardından Marmaris’e ulaşmıştı. Osman Atasoy’un hayallerinin ortağı ve en az onun kadar heyecanlı denizci ve dalgıç Sibel Karasu ise “Beyaz kıtada üs için uygun bir yer belirledik bile. Çevresinde penguenler yaşıyor. Antarktika rüya gibi bir yer. Türkiye’yi o kadar çok özlemiştim ki normalde 17 milden görülen Datça Feneri’ni 21 mil öteden gördüm. Karasularımıza girdiğimizde teknemize bir sivrisinek girdi. Osman öldürmek için hareketlenirken, Türkiye’nin sineğini bile özlediğimi söyleyince aramızda gülüştük” söyleriyle içinde birikenleri haykırmıştı.

Buzul Kıtada Kırmızı Beyaz Hayaller Kurduranlara Teşekkür Borçluyuz…

Şimdilerde bu hayalin gerçekleşmesi için adımların atıldığını görmek ne güzel değil mi? Türk bilim insanlarının sıklıkla gittiği beyaz kıta Antarktika için Türkçe hayaller kurmayı bize öğreten ilk kişilerin Osman Atasoy ve Sibel Karasu olduğu gerçeğine değinmek istedim. Şimdilerde bu satırların okunduğu coğrafyaya çok yakın Ege Denizi’nin turkuaz güzelliğinde yaşayan ikiliye hayalden gerçeğe uzanan bu yolculuk için teşekkür etmeliyiz.

ŞİİR KUTUSU

Bugün denizcilerin en çok okuduğu Deniz Humması, İlk kez 1902’de John Masefield’ın Tuzlu Su Baladları isimli şiir kitabında yer aldı. Şiirin Türkçeye çevirisini Melih Cevdet Anday yapmıştı.

Deniz Tutkusu

Yine denizlere dönmeliyim, ıssız deniz, semaya

Bütün istediğim bir gemi ve yolunu gösteren yıldız

Çark vursun rüzgar söylesin, beyaz yelkenler çarpsın havaya

Ve denizde sisli bir fecir, bir fecir istediğim yalnız.

Yine denizlere dönmeliyim, dalgaların çağrısına

Öyle hoyrat, öyle saf bir çağrış ki karşı durulmaz buna

Bütün istediğim rüzgarlı bir gün, bulutların yarışı

Savrulan köpükler, serpintiler, martıların haykırışı

Yine denizlere dönmeliyim, serserilik hayatına

Martılara, balinalara o keskin rüzgarlı yollarda

Bütün istediğim yolculuk boyunca, bıkıncaya dek

Uyumak, rüya görmek ve bir gemici masalı dinlemek

KAYNAKLAR:

https://www.storyboardthat.com/tr/lesson-plans/deniz-hummas%C4%B1-john-masefield

https://www.ateslekarsilikveren.com/search/label/John%20Masefield%20%C5%9Eiirleri

https://www.sualtigazetesi.com/14-metrelik-yelkenli-ile-4-yilda-devri-alem/?themedemo=SG

https://www.milliyet.com.tr/gundem/14-metrelik-yelkenli-ile-4-yilda-devri-alem-1634937

https://www.milliyet.com.tr/gundem/antarktika-ya-butce-cikmali-1795235

https://www.sozcu.com.tr/2012/gundem/uzaklar-dondu-134064/

https://www.milliyet.com.tr/gundem/turk-bilim-insanlarindan-antarktika-cikarmasi-2213714

https://www.milliyet.com.tr/gundem/antarktika-ya-turk-bilim-ussu-1663038

https://www.milliyet.com.tr/gundem/antarktika-icin-akademik-merkez-2000191

Bu sayfalardan mavi yürekli insanları anlatacağımız yazılarımızda; yaşayan kültür hazinesi Anadolu bilgesi Son süngerci Aksona Mehmet, dünyanın su küre olduğunu kanıtlamak için 3 okyanusu kürekle geçen dünyadaki ilk denizci Erden Eruç, Türk sualtı belgeselciliğinin kurucusu efsane dalgıç Haluk Cecan, dünyanın en iyi dağcılarından ve dağ rehberlerinden Tunç Fındık gibi isimler bizlerle olacak.

İki Mavinin Ortasında Deniz ve Gökyüzü Arasındaydılar
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!