Yeni Haberler

Genel

HEY ONBEŞLİ TÜRKÜSÜ’NÜN KÖKENİ VE 15’LİLER TARTIŞMASI

“Hey Onbeşli” türküsü, son yıllarda Çanakkale Zaferi bağlamında sıkça anılmaktadır. Sosyal medyada ve bazı programlarda türkü, “15 yaşındaki çocuklar cepheye koştu” biçiminde yorumlanmakta, bu da halk arasında yanlış anlaşılmalara yol açmaktadır. Oysa türkünün asıl bağlamı Tokat yöresine ait bir halk ezgisi ve Osmanlı askerlik sistemine dayanmaktadır. Türkü, Tokat yöresine ait uzun hava ve oyun havası özelliklerini taşır. Bilinen ilk ses kaydı 1927’de Feryadi Hafız Hakkı Bey tarafından yapılmıştır. 1943 yılında Muzaffer Sarısözen başkanlığındaki Ankara Devlet Konservatuvarı derleme ekibi, Tokat’ta Belediye Başkanı Mustafa Yolcu ve saz ustası Emin Diker’den türküyü derlemiştir.

Genel

MURAT KEKLİKÇİ’NİN ARDINDAN…

Medya dünyasından acı ölüm haberi geldi. Yıllarca savaş muhabirliği yapan, son olarak ise Sabah Gazetesi’nde görev alan deneyimli muhabir ve fotoğraf editörü Gazeteci Murat Keklikçi, 17 Mart günü sabaha karşı geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi. Keklikçi, son yolculuğuna Florya-Basınköy camisinden uğurlanırken cami avlusunu dolduran kalabalık O’nun ne kadar iyi bir insan ve unutulmaz bir isim olduğunu kanıtladı. Murat Keklikçi, bir süre önce kalp yetmezliğinden hastaneye kaldırılmış ve yoğun bakımda tedavi görmüştü.

Deniz Kültürü

66 NUMARA BOĞAZİÇİ’NDEN İŞ VAPURUNA… İSTANBUL AŞIĞI GAZETECİ ADİL BALİ’NİN KALEMİNDEN

Galataport’ta bir vapurun güvertesinde dururken insan bazen zamanın katmanlarını aynı anda hissedebiliyor. Bugün tam da öyle bir gündü. Türkiye İş Bankası’nın yüzen şubesi İş Vapurunun açılışındaydım; ama aslında yalnızca yeni bir projeye değil, geçmişle gelecek arasında kurulmuş güçlü bir köprüye tanıklık ediyordum.
İş Vapuru, sıfırdan inşa edilmiş çağdaş bir yapı. Ancak ilhamını yüz yılı aşkın bir hafızadan alıyor. Banka tarihinde özel bir yeri olan Şirket-i Hayriye filosunun 66 numaralı Boğaziçi Vapuru, bu projenin ruhunu belirleyen asıl kaynak.

Genel

DENİZİN ESKİMEYEN SULTANLARI GEÇİT TÖRENİ YAPTI

Deniz kültürünün maviliklerdeki aynası klasik tekneler ilk kez bir geçit töreniyle İstanbul’u selamladı. Klasik Tekneler Platformu (KTP) tarafından düzenlenen buluşmaya katılan 25 deniz prensesi Moda koyunda oluşturdukları konvoyla, denizciliğin adeta zaman tünelini sahneledi. Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) Kurucusu (E) Amiral Cem Gürdeniz, “Tekneler denizcilik dünyasının sanat eserleridir. Sanat eserleri özgünlükle, emekle, sabırla değer kazanır. Klasik tekneler, yüzyılların geleneğini, zarafetini ve ustalığını taşıyan yaşayan kültür varlıklarıdır. Ricam, gördüğünüz, duyduğunuz, tespit ettiğiniz tüm klasik tekneleri bize bildirmenizdir. Kayıt altına alalım, elimizden geldiğince koruyalım. Bazen hiç beklemediğimiz bir yerde, bir tarlanın ortasında bile yıllarca saklı kalmış bir tekneyle karşılaşabiliyoruz.” dedi.

Genel

ÇOCUK SAFLIĞIYLA MAHALLE MAÇI KURALLARI

ÇOCUKLUĞUMUZUN FUTBOL KURALLARI 1-Bozuk para olmayınca düz bir taşla yaş mı? kuru mu? yöntemiyle maç başlardı....

Genel

TCG İSTANBUL HİSAR D RF FIRLATTI

Türk savunma sanayii deniz platformlarına yönelik silah sistemi geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda; Türkiye’nin ilk milli firkateyni olan MİLGEM-5 TCG İSTANBUL’dan (F-515), Roketsan tarafından geliştirilen HİSAR-D RF Hava Savunma Füzesi ile Milli Dikey Atım Lançer Sistemi (MİDLAS) aracılığıyla yeni bir test atışı gerçekleştirildi. Milli dikey atım lançer sistemi (MİDLAS) ile TCG İstanbul’dan HİSAR-D RF füzesiyle gerçekleştirilen atış testi, başarıyla tamamlandı.

Genel

TEK AMAÇLARI BU KÜÇÜK BALIĞI AVLAMAK… PROF. DR SARI ZÜLFÜYARE DOKUNDU

BÜTÜN PLAN ŞU MİNİCİK BALIĞI AVLAMAK!

İki tip balıkçı var:
Biri ekmeğini denizden çıkaran, çileli, balıkçılığı kendi kültürü gören, sadece cebini değil, denizi de düşünen. Bu grup, balıkçılığın sürdürülebilirliğinden yana. Sayıları çok yüksek hemen hemen toplam balıkçının yüzde 90’ınını oluşturuyorlar. Ama sesleri çıkamaz, çünkü balıkçı görünümlü “işinsanlarının” baskısı altındalar.

Diğeri balıkçı görünümlü “işinsanı” . Balıkçılığı kârlı bir yatırım olarak gördüğü için yapıyor. Kâr maksimizasyonu esas hedef. Hem balıkçı, hem inşaatçı, hem kabzımal, hem soğukhava depocusu, hem işleme tesisi sahibi. Küçük büyük fark etmez, denizde ne bulursa avlayıp paraya çevirme derdinde. Balık biterse hemen tekneyi satar daha kârlı bir sektöre yatırım yapar. Sayıları az, toplam balıkçı içinde en fazla sayıca yüzde 10 civarındalar. Ama her yerde bunların sözü geçer. Örgütlerde sesini yükselten birinci grup balıkçının balığını alıp-satmazlar, tehdit ederler. Parti fark etmeksizin politikacılarla yakın dostlukları vardır. Kimin borusu öterse ondan yanadırlar.

Genel

TÜRK DENİZCİLİĞİ VE KABOTAJ HAKKI 100. YIL PRESTİJ ESERİ

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından dönemin egemen güçlerine adeta meydan okuması kabul edilen Türk Kabotaj Hakkının 100. Yılı için prestij bir eser hazırlanıyor. Henüz 3 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti’nin kıyılarında ve limanlarında sadece Türk bayraklı gemilerin çalışmasını sağlayan kabotaj hakkı 20 Nisan 1926 tarihinde Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilirken 1 Temmuz 1926 günü yürürlüğe girmişti. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıtmak için donatılan S/S Karadeniz vapuru ise 3 gün sonra 4 Temmuz günü deniz hegemon devleti İngiltere’nin Londra limanına girerek Türk Kabotajı’nın ilanını cesurca pekiştirmişti.

Genel

TÜRK BOĞAZLARI GEÇİŞİNE MONTRÖ TBS’DEN DOĞAN HAK ZAMMI

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türk Boğazları’ndan uğraksız geçen gemilerden alınan ücretlerin hesaplanmasında esas alınan “altın frank” değerinin, 1 Temmuz itibarıyla yüzde 15 artırılarak 5,83 dolara yükseltileceğini açıkladı. Uraloğlu, “Montrö Türk Boğazları Sözleşmesi çerçevesinde, İstanbul ve Çanakkale boğazlarından uğraksız geçen gemilerden alınan ücretlerin hesaplanmasında kullanılan ve gemilerin net tonları üzerinden alınan ‘altın frank’ değerini, 1 Temmuz 2025 itibarıyla geçen yıla göre yüzde 15 artırarak 5,83 dolara çıkaracağız” ifadesini kullandı.

Genel

ÇANAKKALE’YE HOŞGELDİN KARTAL İSTİMBOT… MÜMİN ALBAY İSTİMBOTA DOKUNDU VE YAZDI

Tarihlerin 30 Ekim 1918’i gösterdiği bir sonbahar gününde Limni Adasının Mondros limanında, Britanya Kraliyet Donanmasına ait Lord Nelson sınıfı zırhlı bir dretnot demirliydi. HMS Agememnon isimli bu zırhlı dretnot, o gün, yüzyıllarca belki de bin yıllarca unutulmayacak olan bir mütarekeye (bırakışma) ye tanıklık etmekteydi. İngiltere’nin Akdeniz Filosu Komutanı Amiral Sir Somerset Arthur Gough-CALTROPHE ile Osmanlı Devleti Bahriye Nazırı Albay Hüseyin Rauf ORBAY arasında imzalanan ve 25 maddeden oluşan bahse konu mütareke, aynı zamanda son altı yüzyılın haşmetli İmparatorluğu Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşından mağlup olarak ayrılmasını da belgeliyordu.
Ve ne hazindir ki, Osmanlı Devletinin başkenti İstanbul’u yani payitahtı işgal etmek için 1915 yılı başlarından itibaren Çanakkale Boğazını zorlayan müttefik işgal ve istila ordusu, hem 18 Mart 1915 te denizde, hem de 25 Nisan 1915 te başlayıp 09 Ocak 1916 da Çanakkale’yi terk ettikleri kara muharebelerindeki mağlubiyetlerine rağmen, Mondros Mütarekesinin 1’inci maddesine dayanarak, 06 Kasım 1918 tarihinden itibaren Çanakkale Boğazından geçmeye başlayarak, 13 Kasım 1918 tarihinden itibaren İstanbul sularına demirliyor ve askerlerini karaya çıkarmak suretiyle İstanbul işgal ediliyordu. İşgal donanmasının önce 63 daha sonra 11 ve bir Yunan zırhlısının da katılımıyla 73 parçalık gemisi artık İstanbul önlerindeydi. İşte o gün böylesine kara ama kapkara bir gündü.







Bizi Takip Edin