Son Gelişmeler

Yeni Haberler

Genel

TEK AMAÇLARI BU KÜÇÜK BALIĞI AVLAMAK… PROF. DR SARI ZÜLFÜYARE DOKUNDU

BÜTÜN PLAN ŞU MİNİCİK BALIĞI AVLAMAK!

İki tip balıkçı var:
Biri ekmeğini denizden çıkaran, çileli, balıkçılığı kendi kültürü gören, sadece cebini değil, denizi de düşünen. Bu grup, balıkçılığın sürdürülebilirliğinden yana. Sayıları çok yüksek hemen hemen toplam balıkçının yüzde 90’ınını oluşturuyorlar. Ama sesleri çıkamaz, çünkü balıkçı görünümlü “işinsanlarının” baskısı altındalar.

Diğeri balıkçı görünümlü “işinsanı” . Balıkçılığı kârlı bir yatırım olarak gördüğü için yapıyor. Kâr maksimizasyonu esas hedef. Hem balıkçı, hem inşaatçı, hem kabzımal, hem soğukhava depocusu, hem işleme tesisi sahibi. Küçük büyük fark etmez, denizde ne bulursa avlayıp paraya çevirme derdinde. Balık biterse hemen tekneyi satar daha kârlı bir sektöre yatırım yapar. Sayıları az, toplam balıkçı içinde en fazla sayıca yüzde 10 civarındalar. Ama her yerde bunların sözü geçer. Örgütlerde sesini yükselten birinci grup balıkçının balığını alıp-satmazlar, tehdit ederler. Parti fark etmeksizin politikacılarla yakın dostlukları vardır. Kimin borusu öterse ondan yanadırlar.

Genel

TÜRK DENİZCİLİĞİ VE KABOTAJ HAKKI 100. YIL PRESTİJ ESERİ

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından dönemin egemen güçlerine adeta meydan okuması kabul edilen Türk Kabotaj Hakkının 100. Yılı için prestij bir eser hazırlanıyor. Henüz 3 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti’nin kıyılarında ve limanlarında sadece Türk bayraklı gemilerin çalışmasını sağlayan kabotaj hakkı 20 Nisan 1926 tarihinde Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilirken 1 Temmuz 1926 günü yürürlüğe girmişti. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıtmak için donatılan S/S Karadeniz vapuru ise 3 gün sonra 4 Temmuz günü deniz hegemon devleti İngiltere’nin Londra limanına girerek Türk Kabotajı’nın ilanını cesurca pekiştirmişti.

Genel

TÜRK BOĞAZLARI GEÇİŞİNE MONTRÖ TBS’DEN DOĞAN HAK ZAMMI

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türk Boğazları’ndan uğraksız geçen gemilerden alınan ücretlerin hesaplanmasında esas alınan “altın frank” değerinin, 1 Temmuz itibarıyla yüzde 15 artırılarak 5,83 dolara yükseltileceğini açıkladı. Uraloğlu, “Montrö Türk Boğazları Sözleşmesi çerçevesinde, İstanbul ve Çanakkale boğazlarından uğraksız geçen gemilerden alınan ücretlerin hesaplanmasında kullanılan ve gemilerin net tonları üzerinden alınan ‘altın frank’ değerini, 1 Temmuz 2025 itibarıyla geçen yıla göre yüzde 15 artırarak 5,83 dolara çıkaracağız” ifadesini kullandı.

Genel

ÇANAKKALE’YE HOŞGELDİN KARTAL İSTİMBOT… MÜMİN ALBAY İSTİMBOTA DOKUNDU VE YAZDI

Tarihlerin 30 Ekim 1918’i gösterdiği bir sonbahar gününde Limni Adasının Mondros limanında, Britanya Kraliyet Donanmasına ait Lord Nelson sınıfı zırhlı bir dretnot demirliydi. HMS Agememnon isimli bu zırhlı dretnot, o gün, yüzyıllarca belki de bin yıllarca unutulmayacak olan bir mütarekeye (bırakışma) ye tanıklık etmekteydi. İngiltere’nin Akdeniz Filosu Komutanı Amiral Sir Somerset Arthur Gough-CALTROPHE ile Osmanlı Devleti Bahriye Nazırı Albay Hüseyin Rauf ORBAY arasında imzalanan ve 25 maddeden oluşan bahse konu mütareke, aynı zamanda son altı yüzyılın haşmetli İmparatorluğu Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşından mağlup olarak ayrılmasını da belgeliyordu.
Ve ne hazindir ki, Osmanlı Devletinin başkenti İstanbul’u yani payitahtı işgal etmek için 1915 yılı başlarından itibaren Çanakkale Boğazını zorlayan müttefik işgal ve istila ordusu, hem 18 Mart 1915 te denizde, hem de 25 Nisan 1915 te başlayıp 09 Ocak 1916 da Çanakkale’yi terk ettikleri kara muharebelerindeki mağlubiyetlerine rağmen, Mondros Mütarekesinin 1’inci maddesine dayanarak, 06 Kasım 1918 tarihinden itibaren Çanakkale Boğazından geçmeye başlayarak, 13 Kasım 1918 tarihinden itibaren İstanbul sularına demirliyor ve askerlerini karaya çıkarmak suretiyle İstanbul işgal ediliyordu. İşgal donanmasının önce 63 daha sonra 11 ve bir Yunan zırhlısının da katılımıyla 73 parçalık gemisi artık İstanbul önlerindeydi. İşte o gün böylesine kara ama kapkara bir gündü.

ABİDİN DAVER

DUBLIN’DEN ISTANBUL’A KÜREK ÇEKEREK GELİYORLAR

Asya ve Avrupa kıtalarının birleştiği İstanbul, 3 gencin kıtalararası macerasına ilham oluyor. İrlanda’nın başkenti Dublin’den Eylül 2024 tarihinde yola çıkan 3 İrlandalı genç, tüm Avrupa kıtasını kanolarıyla kat ederek tarihe geçecek bir yolculuğa imza atıyor. İrlanda’da kanser tedavisi gören çocuklar için Daisy Lodge For Mayo aracılığıyla bağış toplayan John Patrick Coyne, Ryan Joseph Fallon ve Liam Patrick Cotter yaklaşık 5 bin kilometre mesafeyi kürek çekerek ya da yürüyerek geçecek. 24-25 nisan tarihlerinde İstanbul’a gelerek yolculuklarını tamamlamayı planlayan 3 genç, denizde arama kurtarma gönüllüleri-DAK/SAR, eşliğinde İstanbul Boğazı’nda onlarca tekneyle karşılanacak.

AÇIK DENIZ

KAYYUMA KARŞI SARAÇHANE EYLEMLERİ SÜRECEK

İBB Başkanı İmamoğlu’nun şafak vakti evine yapılan baskınla gözaltına alınmasının ardından patlak veren protestolar beşinci gece de devam etti. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart Çarşamba şafak vakti evine yapılan baskınla gözaltına alınması sonrası başlayan protestolar beşinci gece de devam etti.

AÇIK DENIZ

AMİRAL VAROL ATALAY DENİZLERDE HAYAT KURTARACAK

Türk donanmasına ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’na uzun yıllar hizmet ettikten sonra Denizciler Dayanışma Derneği kapsamında DAK/SAR’ı kuran Amiral Varol Atalay, ismini taşıyan bir kurtarma teknesiyle hatırlanacak. Hayat kurtarmak için pek çok gönüllünün bağışı ve bir tersanenin büyük katkısıyla yapılan Amiral Atalay’ın deniz denemeleri başarıyla devam ediyor. Denizciler Dayanışma Derneği Başkanı Murat Kaya, “DAK/SAR gibi güzide bir kurumun böyle güçlü ve donanımlı bir tekneyle rotasına devam etmesinden gurur duyuyoruz. Kurtarma filomuza katıldığında kurucumuzu daha çok anarak vefa borcumuzu da yerine getireceğiz. Amiral Atalay kurduğu sistem ve gönüllü ağıyla hayat kurtarmaya devam edecek” dedi.

Bizim Denizler

OLİMPİYAT SPORCUSU OLABİLMEK… NELERİ KUCAKLAYIP, NELERDEN VAZGEÇMEK…

Herşeyden önce bayrağımızı büyüleyici ve heyecan dolu o havada dalgalandırmak demek bana göre… Bayrak olmak bir bakıma, ay yıldızını taşıdığın göğsünde. Tüm olmazlara rağmen, olmak, oldurmak… Sağlıklı, özenli ve sürekli olabilmeyi başarmak… Yalnızlaşırken, kendinle cesurca çoğalmak… Aileni, sevgilini, geleceğini bekletmeyi, bir kenara bırakabilmeyi göze almak…Seni senden daha iyi tanıyan bir antrenörle ,varolduğunu sandığın, sınırlarını aşmak veya…Kendinin ebeveyni olmak…Hayal kurabilmek ve ona tutunabilmek…Çevresel koşullara uyum sağlama becerisinin yüksek olması…Hayat yarışında, her türlü dönüşüme uyum sağlayarak, hedefe odaklanmak ve çabayı seçmek diğer yandan… Yarış stratejisini iyi belirlemek, yarıştıkça rakiplerini tanımak… Antrenmanların ve yarışların verdiği acıya aşina olmak ve mental olarak her seferinde daha da güçlenmek demek, bazen de zayıflamak, kendinin farkına varıp yine toparlanmak…

Bizim Denizler

MAVİ VATAN’DAN ERTUĞRUL’A MEKTUP… AMİRAL CEM GÜRDENİZ YAZDI

Dumlupınar Başkomutanlık Meydan Muharebesinde zafere erişen Mustafa Kemal, daha sonra Batı Cephesinin tüm birliklerine “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir, ileri”, emrini verdi. Bu direktif Anadolu’nun, denizlerle buluşmasına yönelik bir jeopolitik direktif idi. Anadolu’nun Akdeniz ve okyanuslarla olan bağlarını koparan Sevr zincirine bir manifestoydu. Bu görkemli zaferi başlatan askeri direktif, Cumhuriyet Donanmasının kuruluşunun da ilk adımı oldu.

YOKTAN VAR EDİLEN CUMHURİYET DONANMASI
Cumhuriyet Donanması’nın stratejik çerçevesini dâhilere özgü öngörüsü ve entelektüel birikimiyle Mustafa Kemal Atatürk çizdi. Anadolu’da 10 asırdır var olan karasal odaklı devlet jeopolitiğini denize çevirerek gerek askeri alanda gerekse sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda denizi Türklerin hayatına sokmayı hedefledi. Onun Cumhuriyet Donanmasını oluşturma ve güçlendirme refleksinde, çekirdek bir donanmanın kurulması öncelik almıştır. TCG Hamidiye Kruvazörü ile 1924 yılında yaptığı Karadeniz gezisinde geminin jurnaline yazdığı aşağıdaki cümleler, Cumhuriyetin denizlere yönelişinin ayrılmaz parçası olan strateji ve kuvvet oluşturma süreçlerinin bina edileceği, teorik alt yapıyı oluşturuyordu. “Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk Devletinin Donanması da mühim ve büyük olmak gerektir. O zaman Türk Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır. Mükemmel ve kadir bir Türk Donanmasına malik olmak gayedir.”

Bizim Denizler

İSTANBUL’UN TEKNESİ KARTAL İSTANBUL’DA KALMALIDIR

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, 13 Kasım 1918 günü Kartal istimbotun pruvasında İstanbul’u işgale gelen birleşik donanmayı gördüğünde söylediği “Geldikleri Gibi Giderler” sözleri tarihe geçmişti. 2016 yılında kaderine terk edildiği Tuzla’nın Güzelyalı koyunda bulunduktan sonra yenilenerek tarihe kazandırılan ikonik Kartal istimbotunun İstanbul yerine Çanakkale’de sergilenme düşüncesi, Kartal İstimbot Platformu üyelerinin tepkisini çekiyor. Teknenin Beşiktaş olmazsa yeni düzenlenen Sarayburnu’nda sergilenebileceğini belirten Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Kartal, Sarayburnu’na yakışır. Sarayburnu’ndaki Atatürk heykeli 1926 yılında yapılmış ülkemizin ilk Atatürk heykelidir. O’nun isteği üzerine sırtı saraya dönüktür ve sağ ayağı Anadolu’ya doğru adım atar. Ayrıca Sarayburnu açıkları, tarihe geçen bu sözlere ilham veren sahnenin yaşandığı yerdir. Değil Çanakkale, İstanbul dışında bir yerde sergilenmesi zaman-mekan ilişkisine terstir” dedi. Kartal İstimbot Platformu Üyesi Kaptan Adil Tuğcu; “Kartal İstimbotu tarihe geçtiği bir çevre dışında sergilenebilir mi? Tarihi olayların değerlendirilmesinde iki ilke esastır: Olayın mekanı ve zamanı.” dedi.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!