Arda arda gelen felaketlerin bir çoğu sistemsizlikten
Bizde bir söz vardır. Bir insana 40 defa deli derseniz gerek ahali gerekse o kişi kendini deli zanneder. Bizler şüphesiz bu menfur olayları şiddetle kınıyoruz ancak olaylar arda gelince tepkilerimiz anlık yükseliyor sonraları ivme kaybediyoruz. Bu durumun bir çok açıklaması olabilir. Arda arda gelen felaketlerin bir çoğu sistemsizlik ve politik duruş sergileyerek korumacılık nedeniyle caydırıcı önlemlerin alınmaması ile adaletin geç tecelli etmesi veya adalete güven sarsılması vb gibi bu örnekle çoğaltılabilir.

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkez üslü Güney Doğu Anadolu’da 11 ilimizi kapsayan bir deprem felaketi yaşadık. O felaket üzerine Denizci Gözüyle Yapı Denetimi adlı makalemi (1) bir dergide yayınlamıştım. Aradan geçen 2 yıl içinde olayın şekli farklı olmakla birlikte tespitlerimde hiçbir iyileştirici değişiklik olmamıştır. Sosyal medyaya çıkan sorumlular, bilirkişi diye lanse edilen kişilerin beyanatları, karşılıklı suçlamalar, sorumluların bulunmasını canı gönülden istiyoruz diyen bütün taraflar sıra kendi bölgesine gelince kendi kusrlarının üstü silinip sansülenerek verilen hamasi beyanatlar. Ve elbette sonuç birkaç kişinin sorumlu olduğu gerekçesi ile adli kovuşturma yapılıp hapse girmeleri, bir süre sonra bir şekilde aramıza katılmaları ile sonuçlanmaktadır.

Olaya sosyolojik çerçeveden bakınca sadece günümüzde mi böyle oluyor sorusu sorulursa elbette hayır cevabını alırız. Tarih boyunca benzer olaylar olmaktadır. 1926 tarihli Açgözlüler Toplumu ile 1931 de yayımlanan Eşitlik, Tawney’nin Hiristiyan Sosyalizmi akımından beslenen siyaset felsefesini ortaya koyduğu iki önemli yapıtıdır. Açgözlüler Toplumu adlı eseri kapitalızmin eleştirisidir. İngiliz İşçi Partisinin Marksçı olmayan kanatlarına rahat bir nefes aldıran bu çalışmada bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler deyimi ile ifade edilen bu ‘’ sözde dinsel’’ referanslara sahip bulunan kapitalizmin serbest piyasacı ilkelerini ‘’açgözlülük etiği’’ olarak damgalar. Tawney bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler kapitalizmi şu noktalarda eleştirir (2).
- Öncelikle bu sistem asalak bir rantiye sınıfını koruyup kollamaktadır.
- İkinci olarak, baştacı edilen iktisadi özgürlük asla geniş halk yığınlarına uzanmamakta, kitlelerin alayhine sonuçlar doğuracak bir avuç kapitalizmin lehine işlemektedir.
- Son olarak açgözlülük kültürünün yerleşmesi neticesinde inanç sistemi zayıflamaktadır.
Yukarıda alıntısını yaptığımız 1926 yılında söylenmiş olan yani tam 100 yıl önce Tawney’in görüş ve düşünceleri ile günümüzde ne gibi değişikler olmuştur. Bu söylem üstünde hepimizin değerlendirme yapması gerekli bir konu diye düşünüyorum. Etik ve ahlaki değerlerin kaybolduğu maddi açıdan her şeyin mubah varsayıldığı veya göz yumulduğu bir topluluktan bir şekilde kurtulmamız gerekiyor. Bu değerler erozyonun insanlar dahil bütün canlıların en büyük tehtitdir.

Peki, özde bu menfur yangın olayını ele alırsak bu tip olaylara ülkemizde nasıl reaksiyor veriliyor. İncelenmesi ve sorgulanması ana unsurlar ne olmalı. Bunlardan bazılarına bir göz atarsak; sorumlular kim, olay nasıl ve niçin oldu, önlemler niçin yeterli değildi, olay kişisel hatadan mı yoksa bir ihmaller zinciri neticesinde mi oldu, benzer olayın olmaması için acil olarak nasıl bir yasal mevzuat yapılmalı, bu olaydan sonra kamu oyunu rahatlatacak adli ve idari önlem ve yaptırımlar yapılacak mı vb gibi onlarca düşünce kafamızı kurcalayacak.
Günlerdir sosyal medyada sorumlulardan bahsediliyor ki bu ilk etapta doğru bir sorudur? Peki sorumlu kim? Olayımıza geniş bir çerçeveden bakarsak zincirleme bir sorumluk olduğunu değerlendiriyorum. Yangın merdiveni, sprinter ve alarm sistemi, yanmaz kapı ve paneller, yangın söndürme cihazları vb gibi ekipmanın durumu ile major kusurlarla ilgili ilgili teknik kısmına değinmeyeceğim. Bu olay adli ve idari soruşturmada henüz. Medyada çıkan haberlere de değinmeyeceğim. Ancak mesleki tecrübem olay hakkında sıfır bilgi sahibi olsam bile olayın oluşumu ve müdaha şekli hakkında 20 madde sıralarsam ve bunun yarısının bu olaya uyduğunu iddia ederim.
Geniş çerçevede sorumluğu incelersek karşımıza üç ana başlık çıkacaktır.
- Olaydan direk sorumlu olanlar
- Olaydan dolaylı sorumlu olanlar
- Sistemsizlik, yetersiz mevzuat ve yetersiz denetlemele
1- Olaydan direk sorumlu olanlar: Olayımızdaki sorumluluk eğer dikkatli incelenir ise uzun soluklu ve karmaşık bir denklemdir. Bu nedenle kök nedene bakmak gerekiyor. Binanın yapım aşamasındaki yönetmelik gereği mimari ve statik unsurların yerine getirilip getirilmemesi, kullanılan malzemenin binaya ve yapılan işe uygunluğu. Bunlar o zaman şartlarına göre uygun olsa bile aradan uzun zaman geçmesi nedeniyle değişen koşullar nedeniyle yeni yangın yönetmeliğine uyumlu olup olmaması da önemlidir. Bunların yanında denetlemelerin zamanında ve gereğince yapıp yapılmadığı, yangın talimlerinin belirlenmiş zaman diliminde yapılması ve hatta mevzuatta olmasa dahi hayati önem taşıyan bir unsurun otel işleticisi veya sorumlusu tarafından eksikliğinin tespit edilmesi ve bunun ivedilikle yerine getirilmesi gibi konular ele alınmalıdır.

Sosyal medyada çıkan haberler müthiş derece bilgi kirliliği ile doludur. Bilgisine baş vurulan kişi ve kurumlar kabahati karşı tarafa yüklemek için uğraş veriyorlar. Yani aynanın iki yüzünün sadece sırlı kısmı kullanılıyor. Diğer yüze bakılmıyor zira bakılırsa kendi gerçek yüzlerini görecekler. O nedenle işlerine gelen karanlık yani kapalı kısımdır. Bu durum sadece kusurlu veya sorumlu ki sorusuna cevap aramak kadar olayın aydınlatılması ve gelecekte aynı hataların yapılmaması için önemlidir. Bu nedenle tarafsız kişileri yapacakları soruşturmanın ve rapor burada önem kazanmaktadır. Olayın adli olduğu kadar vicdani tarafı var ki bu taraf sadece insanın kendi kendine muhasebesi ile mümkündür ve çok ağırdır.

- Olaydan dolaylı sorumlu olanlar: Olayın içinde olmayan ancak geçmişte farklı olsa da yanlış olan olaylara tepki vermeyen geniş halk kitleleri yani bizlerde zımni kusurluyuz diye değerlendiriyorum. Olayla ilgimiz olmaması bizi olayın dolaylı sorumlusu yapar mı? Sosyolojide Toplumsal Sorumluluk kuralı vardır. Bu kural, yaşamak için bize muhtaç olanlar yardım etmemizi söyler. Örneğin öğretmenlerin öğrencilerine öğretmeleri ve hayata hazırlıklı olmaları beklenir. Anne babanın çocuklarını iyi yetiştirtirmeleri gibi. Bu kuralın başka getirisi kişilere toplumsal sorumluluk yüklemektedir. Örneğin yolda açık bulunan mazgalı veya engeli düzeltmek veya düzeltemezsek ilgililere haber vermek gibi. Önemli olan duyarlılık ve sorumluktur. Toplum ve birey olarak bu sorumluluğu yerine ne kadar getiriyoruz. Dedemiz açık olan mazgala ayağı takıldı yada su birikintisine saptandı yaralandı. Aynı durum babalarımız ve bizlerin başına geldi.

- Değişen bir şey yok. Eğer önlem alınmazsa, benzer durum çocuklarımız, torunlarımızın başına gelme ihtimalinde. Geçmiş ve günümüzde sonsuz döngü içinde fasit daire çerçevesinde sorunlar ve çözümsüzlük aynı oluyorsa burada bir sorun var demektir. Ya biz şikayet edip olumsuzluğun düzelmesi için üzerinde durmuyoruz veya şikayet mercii bulamıyoruz veya bulsak bile kaale alınmıyoruz. En çarpıcı konu da buradaki ilgiler ki çoğu kamu yönetici olsuğu için siyasi kanattan geliyor. Kendilerine oy verenler yani bizler bu konuya aman benim partim veya adamım zarar görmesin diye hiç ses çıkarmaz ve hesap sormazsak bu kusura dolaylı ortak oluyoruz. Burada esas olan kişinin veya kurumların değil kamunun menfaati ve huzurudur. Gelişmiş ülke vatandaşları kapısının önüne çöpünü bırakan samimi komşusunu bile şikayet ediyor. Bu durum aslında bir yurttaşlık görevidir.
- Sistemsizlik, yetersiz mevzuat veya yetersiz denetlemeler: Sistem nedir diye sorduğumuzda genel olarak parçalardan oluşan dizinin, bütünün genel amacına doğru birlik halinde çalışması ile ortaya çıkan yapılardır. Sistem kavramı, bir yapı bütünlüğünü ve sorun çözme sürecini içerir. Sistem de insan unsuru önemli olmakla birlikte bir ana yapı oluştuğu için her hangi bir insanın olması düzgün sistem içinde ana faaliyetlerin sonucunu olumsuz etkilemesi çok olası değildir. Sistemli bir kurum binaların yangın emniyeti konusunda gerekli yasal zorunlulukları yerine getirip bunların bakımı, tutumu, tatbikat yapılması, denetlenmesi ve gereğince ek tedbirler alınması hususlarını bir yazılı takvime bağlar o takvim süresi içinde faaliyetleri uygulanmak zorundadır. Denizcilikte ISM, ISPS, SOLAS, MARPOL vb gibi kurallarını yerine getirilmesi bir sistemli çalışmadır. Uygulama olarak denizde can kurtarmasına ve emniyet tedbirlerine yönelik mevzuatın öngördüğü şekilde role talimleri yapılmaktadır. Bu talimler zorunludur ve denetlenmektedir. Mevzuatın ön gördüğü (bu konuda ana mevzuat SOLAS-Uluslararası Denizde Can Güvenliği Sözleşmesidir) düzenli bir şekilde yapılmasını anlıyoruz.

Genel çerçeveden bakıldığı zaman mevzuat bakımından ülke olarak çok zengin olduğumuz ancak uygulama aşamasında ve mevzuatların gereği gibi yapılmasını sağlamak konusundaki denetlemede eksiklerimiz olduğunu tecrübelerim ölçüsünde anlamaktayım. Bazen yeterli denetlemiyoruz veya denette görülen kusurları baskı unsurları veya başka nedenlerle hafifletiyoruz. Elbette görevini tam yapanları burada tenzih ediyoruz. Konumuz ile ilgili dikkatimi çeken en önemli unsurlardan biri Sayın Turizm Bakanı’nın otelin yangın emniyeti ile ilgili alınacak tedbirleri denetleyecek olan kurumu işaret ederek X kurumun sorumluluğuna değindi.Bakan Bey, sorumlu olan kurumdan bahsetmiş ancak denetleme sürecinin hangi zamanda olacağı mevzutta belirtilmediğinden bahsetmiş. Buna göre sorumlu kurum denetçileri ya uygun gördükleri zamanda denetleyecekler yada birileri gel bizi denetle diyecek veya bir şekilde bir şikayet olacak ki denetlensin. Bu ucu açık ve fiiliyatta birçok sakıncalı durum yaratabilecek bir durum olduğu için mevzut eksikliği olarak niteleyebiliriz. Halbuki yasa koyucu denetleme tarihleri ve sertifikaların uygunluk/elverişlilik sürelerini belirlemesi gerekirdi. Süresi geçen sertifikalar da yenisi alınana kadar faailiyetten men edilmesi gerekir. Bu uygulamalar gemilerde ve hava araçlarında yapılıyor. Gemilerde her 5 yılda 1 zorunlu special sörvey aralarda da ara sörvey yapılıyor. Faaliyetlerine devam edeceğine dair yetkili kurum Liman Başkanlıklarıdır. Kara araçlarında ise 2 yılda bir genel muayene yapılması da bir örnek teşkil edilebilir. Muayenesi yapılmayan bir kara aracı ne trafiğe çıkabiliyor nede sigortalanabiliyor. Peki, hareketli araçlarda yapılması zorunlu denetim ve sertifikasyonlar sabit duran binalara neden yapılamıyor? Bizler genelde otel üzerinde yoğunlaştık. Gökdelen biçiminde daireler ve iş yerlerinde veya hastahaneler de durum nasıl hiç sorgulandı mı?
Sonuç olarak; sorumluların bulunup gerekli yasal yaptırıma tutulmaları adli kurumların yapacağı uygulamadır. Bunun kadar önemli olaydan ders çıkarmadır. Bu ve benzer olayların bir daha tekerrür etmemesi, can, mal ve çevreye zarar gelmemesi için ivedi olarak mevzuatların gözden geçirilmesi, eksikliklerin giderilmesi, yasal boşlukların bırakılmaması önemlidir. Bunun için baş vurulacak örnekler deniz ve havacılıkta vardır. Deniz ve havacılığın bu kadar mevzuat açısından isabetli olmasının nedeni şüphesiz sadece yerel değil uluslararası kuralllara (Denizde IMO: Uluslarararası Denizcilik Teşkilatı, havacılıkta ise ICAO: Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü) tabi tutulmalarıdır.
Kaynaklar:
- Ömer Asmalı. 18 Mart 2023. Denizcilik Dergisi.
- Beech, M. ve Hickson, K. (2007). Labour’s Thinkers: The Intellectual Roots of Labour from Tawney to Gordon Brown. London: Tauris Academic Studies.



















