Neşeyle sekerek pasarelladan geçerdi…
Dünya güzeli, dünya iyisi, neşeli, coşkulu, dinamik, sportmen ve herkesin günlünde taht kurmuş bir kızımızdı. Denizci ve doktor olan anne babasından almıştı ilk deniz aşkını ve Dragos’ta yelken kulüpte bir optimistte öğrenmişti çocukken yelkenciliği. Sonra öylesine geliştirmişti ki, One Yacht’ın yelken eğitimlerinde hocalık yapmaya başlamıştı. O iskeleye geldiğinde neşe de birlikte gelirdi. Sanki iskele bir anda dirilir, bir deniz canlısı gibi olurdu. Neşeyle sekerek pasarelladan geçer, boynumuza sarılırdı sevgiyle.
Direğe çıkılacak, Beyza girişirdi hemen, tonozda sorun var, Beyza atlardı, hiçbir işten kaçmaz, her işi başarırdı.
Bir gün günlük işler bitmiş, Erol Şar’la teknede oturuyorduk. Bir küçük arıza vardı motorda. Bir şey sökülecekti, anımsamıyorum neydi. Beyza biz tam bunları konuşurken gelmişti yanımıza, gözlerindeki ışıltıyla, dinmeyen heyecanıyla. Birden atıldı, “Ben yapacağım bunu,” dedi. Sonra heyecanla Erol’a: “Erol Abi, sen kenardan beni izleyeceksin, ben söküp takacağım, yanlış yaparsam bana söylersin, tamam mı?” dedi.
Güldük ikimiz de.

“Okyanus hazırlığı galiba Beyza?” dedim.
“Öğrenmem lazım Mehmet Abi, her şeyi öğrenmem lazım, denizin ortasında kimse yok,” dedi yine heyecanla.
Denize ve teknelere dair her şeyi, doymaz bir iştahla öğrenmek istiyordu.
Deniz Biyolojisi okuyordu İzmir’de. Son sınıftaydı. Tam mesleğini bulmuştu. Dünya denizlerinde dolaşacak, belki birçok araştırma yapacaktı. Hangi gemide olursa olsun, o gemiyi neşelendirecek, insanların birbirini sevmesini sağlayacaktı. Bir kusuru vardı, riskler alırdı hiç düşünmeden. Hayatla savaştığını bilir miydi bilmiyorum bu riskleri alırken. 30 knot üstü fırtınalarda iki-üç gece uyumadan arkadaşı Akın ile tekne transferi yaparlardı, Marmaris’ten İstanbul’a.
Dün sabah yine bir fırtınaya yakalanmıştı, denize çıktığında. Bu, o kıyılarda görülmemiş ani çıkan bir fırtınaydı. Nereden geldiği belli olmayan bir rüzgâr, çevresinde bir anafor yapmıştı. Yelkenini nereye çevireceğini bilemedi ve çok kötü bir kaza oldu. O kaza olduğunda yelkeni öğrendiği ilk optimistindeydi. Yani Rosebud’ında. Denizin karanlık yüzü onu çocukluğunun teknesinde yakalamıştı. Bu kimsenin karşı koyamayacağı bir kaderdi.
Beyza’mızı bugün Ailesi, arkadaşları, denizci dostları, hep birlikte içimiz yana yana toprağa uğurladık, hepimizin annesi toprağa. Ama o orada değil, yelkenlisiyle çoktan okyanusa ulaştı bile.
Rüzgârın kolayına, pruvan neta olsun Beyza Kaptan.
MEHMET ZAMAN SAÇLIOĞLU




















