Japon imparatoruna İade-İ Ziyaret

Kushimoto kıyılarında Pınar Öktem’in yaptığı Ertuğrul heykeli.
Osmanlı İmparatorluğu’yla dostluk ilişkileri kuran Japon İmparatoru Meiji’ye Sultan II. Abdülhamit’in hediyelerini götürdükten sonra dönüş yoluna çıkan Ertuğrul fırkateyni Pasifik Okyanusu’nda şiddetli fırtınaya yakalanmıştı. 16 Eylül 1890 günü Japonya’nın güneyindeki Kushimoto’daki Şeytan Kayalıkları’na çarparak sulara gömülen fırkateynde 561 denizci hayatını kaybetmiş, 69 denizci kurtulmuştu. Deniz fenerine yüzen Türk askerleri ise Kushimotolular tarafından dostça ağırlanmıştı. Türk Deniz Kuvvetleri, iki ülke arasında tarihi bağ kuran deniz kazasının 100’üncü yıl dönümünde TCG Turgutreis’i ve 125’inci yıldönümünde TCG Gediz fıkateynlerini aynı rotayla Japonya’ya göndermişti.

Ertuğrul Şehitleri Anıtı- Kushimoto
Japonya’nın Kushimoto kasabasında yaşayanlar, Ertuğrul firkateynine duydukları saygının ifadesi olarak yaptıkları anıtta her yıl resmi tören düzenliyor. Japonya ve Türkiye arasındaki ebedi dostluğun ilk halkası Ertuğrul fırkateyni kazasını deniz harp tarihi uzmanı Dr. Evren Mercan, Milliyet’e değerlendirdi.

Dr. Evren Mercan, “Sultan II. Abdülhamid Rusya’nın belirgin askeri üstünlüğüne karşı dengeleyici unsur için Japonya’yı seçti. Avrupa’nın teknoloji ve eğitim modelini uygulayan binlerce km uzaklıktaki Japonya’nın Osmanlı’ya benzer yol haritası vardı. Japonya’nın, Osmanlı’nın bekasını tehdit eden Rusya’ya uzak doğudan göz dağı verme potansiyeli vardı. 1887’de Japon İmparatoru Meiji’nin amcası Prens Komatsu Akihito’nun İstanbul’a gelmesi iki ülke arasındaki diplomatik ilişkinin kurulmasını sağladı. İade-i ziyaret için donanmadan bir geminin yola çıkması, Müslüman limanlarına ziyaretle Osmanlı sancağını dalgalandırması amaçlandı” dedi.

İngiliz Binbaşı’nın Uyarısına Rağmen Yola Çıkıldı

Dr. Evren Mercan
Zedelenmiş Osmanlı imajını düzeltmek isteyen Sultan Abdülhamid’in milli imkânlarla Tersane-i Amire’de yapılan Ertuğrul’u seçtiğini ekleyen Dr. Mercan, “Bu hassas görev için 79 metre boyundaki Ertuğrul fırkateyni seçildi. Geminin baş çarkçısı İngiliz Binbaşı Harty, ‘Uzak Doğu seferini yapamaz’ olumsuz raporu vermesine rağmen Ertuğrul 14 Temmuz 1889’da yolculuğuna başladı. Dönemin Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa’nın damadı Tuğamiral Osman Paşa ve Yarbay Ali Bey komutasında 61’i zabit, 548’i mürettebat olmak üzere 609 kişi doğuda Osmanlı Devleti’nin sancağını göstermek için Süveyş üzerinden Aden, Bombay, Kolombo, Singapur, Saygon ve Hong Kong gibi limanlara uğradı. Yolculukta ciddi problemler çıksa da Sultan Abdülhamid için başarılı halkla ilişkiler çalışması oldu. Japonya’ya ulaşan Ertuğrul, Yokohama Limanı’ndan uğurlanırken Japon yetkililer tayfun mevsimi uyarıları yapmıştı. Fakat, Osman Paşa İstanbul’dan gelen hareket emriyle yelken açtı. Hareketten kısa süre sonra tayfuna yakalanan Ertuğrul, Amami Ōshima adasına sürüklendi, Fanakura kayalıklarında battı. 16 Eylül 1890 akşamı meydana gelen faciada Osman Paşa dâhil, 54 subay ve 527 mürettebat şehit oldu, 69 kişi kurtuldu. Bu olay, Türk denizcilik tarihinin en fazla kayıplı kazalarından biriydi” dedi.

İki ülke arasında doğan sempati dostluğa dönüştü
Dr. Mercan, bu üzücü olayın farklı coğrafya ve jeopolitiğe sahip iki ülkenin diplomatik ilişkilerini fazlasıyla geliştirdiğini söyledi. Dr. Mercan, “Osmanlı ve Japonya arasında yakınlık ve sempati doğdu. 1905 yılında Rus-Japon Harbi’ni kazanan Japonya, Osmanlı yönetimine yürütülen askerî reformların neleri başarabileceğini gösterdi ve Batılı modernleşmede rol model ülke fikrini verdi. Harbiye Mektebi’nde uzun yıllar yabancı dil olarak Japonca okutulması ise iki ülke arasındaki ilişkinin derinliğine işaret etmektedir” diye konuştu.




















