1. Haberler
  2. Genel
  3. 30 METRE YÜKSEKLİKTEKİ DALGADA SÖRF YAPMAYI HAYAL EDEBİLİR MİYİZ? TALİP ÖZCENGİZ İLE KAHVE MOLASI

30 METRE YÜKSEKLİKTEKİ DALGADA SÖRF YAPMAYI HAYAL EDEBİLİR MİYİZ? TALİP ÖZCENGİZ İLE KAHVE MOLASI

BAZILARI HAYAL ETMEKLE KALMIYOR! Surf(Sörf) yapmak-yani dalgaların üzerinde kaymak-çok zevkli aynı zamanda zor bir spor. Çok bilinen şekliyle, rüzgar ve dalga sörfü olarak ikiye ayrılır. Bu molamızda size, “DALGA SÖRFÜ”nde POSEYDON’un yakın akrabalarından biriyle yaptığım çok özel bir söyleşiyi aktaracağım. Söyleşinin adı “DALGALARIN EFENDİSİ”. Kemerlerinizi bağlayın diyeceğim ama diyemiyorum. Ne havadayız ne karada. Bir dalga tepesinde, yalınayak başıkabak, adına sörf tahtası denen bir tahta parçası üzerindeyiz, vallahi de billahi de hepsi o kadar. Allah sizi inandırsın... Soru: İyi Günler Değerli Konuklarım. Hepinize merhaba. KAHVE MOLASI’na hoşgeldiniz. Bugün size Poseydon’un yakın akrabalarından biri Garrett McNamara’yı (Garet Maknamara) tanıtmak istiyorum. Merhaba, Hoş geldiniz Maknamara. Size nasıl hitap edelim istersiniz? Cevap: Hoş bulduk. Lakabım GMAC (Ci-Mek) ama bana Garet diyebilirsiniz.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Teşekkürler Garet. Öncelikle şunu sormak istiyorum, Denizler Tanrısı Poseydon ile akrabalığınız olduğu söyleniyor. Siz o mitolojideki yarı insan yarı tanrılardan falan mısınız yoksa? Eğer bir mahsuru yoksa bize anlatır mısınız ?

Evet, benim de kulağıma geldi bu tip söylentiler. Dalgalar biraz yüksek olunca hakkımda böyle dedikodular çıkarmışlar. Vallahi düz bir insanım. (Gülüyor)

Kendinizi biraz bize tanıtır mısınız? Nerede doğdunuz büyüdünüz? Çoluk çocuk var mı?

10 Ağustos 1967’de Amerika’nın Massachusetts(Masaçuset) eyaletinin Pittsfield (Pitsfild) şehrinde doğdum. 53 yaşındayım. 1,78 metre boyundayım ve kilom 79. Küçük kardeşimle beraber çocukluğumuz Berkeley Kaliforniya’da, Guatemala ve Hawai Adaları’nda geçti. (Hawai, Pacific Okyanusu’ nda bir volkanik adalar grubudur. Amerika Birleşik Devletleri eyaletlerinden biridir.) Kardeşim ile ben, ailevi nedenlerden dolayı iyi bir çocukluk yaşayamadık ama, bu sayede 11 yaşımda Hawai’de dalgalarla tanıştım ve dalga sörfü yapmaya başladım. İki kere evlendim. İkinci evliliğimi çevre bilimi öğretmeni Nicole(Nikol) ile 2012’de Portekiz’in küçük bir balıkçı kasabası olan Nazaré(Nazare) kasabasında yaptım. Bu evlilikten iki çocuğumuz var. 2015 doğumlu Barrel ve 2018 doğumlu Theia Love Nazaré Celeste Rose. Nikol ile ben biliyoruz ileride Rose(Roz) resmi dairelerde biraz zorluk yaşayacak ama, biz bu ismi çok sevdik.(Yine gülüyor). Portekiz’e yerleştik. Evlendiğimiz yer olan Nazare’de yaşıyoruz. BÜYÜK DALGA SÖRFÜ benim hayatım, onsuz yaşayamam.

BÜYÜK DALGA SÖRFÜ’nde profesyonelliğe geçişiniz nasıl oldu? Dünyada bir sürü sörf merkezi varken sizin bu Nazare’de evlenip çoluk çocuğa karışmanız ve orada yaşamanız çok ilginç. Bu işin içinde bir bit yeniği var ama, yavaş yavaş oraya da geleceğiz.

1990’ların başlarında, “BÜYÜK DALGALARDA YEDEKTE ÇEKİLEREK DALGA ÜZERİNE BIRAKILMAK SURETİYLE YAPILAN SÖRF” ile ilgili kurulan komiteye ilk ben dahil oldum. Daha öncesinde, sörf tahtasının üzerinde yatıp var gücümüzle ellerimizle kürek çekerek dalgaların üzerine çıkabiliyorduk en bilinen şekliyle. Fakat bir zaman sonra üzerine bu şekilde çıkabildiğimiz dalgalar artık beni tatmin etmemeye başlamıştı. Çocukluğumdan beri en büyük hayalim, dünyanın en büyük dalgası üzerine çıkıp sörf yapmaktı. İlk büyük başarımız, Hawai adasının Jaws plajında yapılan “Tow Surfing World Cup 2002”(Yedekli Dalga Sörfü Dünya Kupası 2002)’de geldi. Yedekçim Rodrigo Resende ile birincilik kupasını kucakladık ve 70bin dolar para ödülü kazandık. (Biraz önce yukarıda kısaca anlattığımız şekilde sörfçüler bir jetski’ye bağlı olarak yedekte çekilip dalganın tepesine kadar bırakılıyor. Burada sörfçü kadar, onu yedeğinde çekerek jetski kullanan kişinin beceresi de çok hayati bir öneme sahip. Hem sörfçüyü doğru zamanda dalganın tepesine taşıyacak, hem de azami dikkat ile dalganın arkasında emniyetli ve olabildiğince yakın bir mesafede hazır bekleyecek. Sörfçünün olası bir düşmesi esnasında yedekçi, yıldırım hızıyla dev dalgaların arasından onu bulup çıkarmak ve yedeğine alarak tehlikeli bölgeden uzaklaştırmak zorunda. Bir sonraki dalga tepesi üzerlerine kırılmadan önce onu emniyete alacak şekilde hızlı ve çevik olması çok, ama çok önemli. Bu resmen, her ikisi için de bir ölüm kalım meselesi desek, emin olun, hiç abartmış olmuyoruz.) 2003 yılına geldiğimizde, dünyada bilinen belli başlı bütün sörf merkezlerinde her türlü dalgayla tanışmıştık bile.

İlk büyük tehlikeyi yine 2003 yılında Hawai adasının Jaws plajında yaşadım. Sadece 6 metrelik bir dalgada az kaldı herkesin gözü önünde boğuluyordum. Fakat her şeye rağmen büyük dalgalarda sörf yapmaktan kendimi alamıyordum. 2007 yılının yazında, yedekçim Mamala ile Alaska’da dünya tarihinde bir ilke imza attık. Ana buzuldan kopan büyük bir buz blokunun (aysberg) meydana getirdiği 91 metre uzunluğunda ve 2 metre yüksekliğinde bir “buzul tsunamisi” (Tsunami: Japonca liman dalgası) üzerinde, sıfır derece su sıcaklığında sörf yaptık. Beklemek çok zordu ama beklediğimize değdi doğrusu…

İnanılmaz şeyler anlatıyorsunuz. Lütfen devam edin. Nefesimizi tuttuk sizi dinliyoruz.

 Arada geçen yıllarda artık okyanuslardaki fırtınaları ve onlardan gelebilecek swell’leri (svel/ölü dalga) hafiye gibi takip etmeye başlamıştım. (Burada yine büyük bir parantez açmamız şart. Okyanusta hareket halindeki alçak basınç merkezleri( depresyon) olan büyük fırtınalar arkalarında denizcilerin swell(svel) diye tabir ettikleri “ölü dalgalar” bırakır. Bu ölü dalgalar sahile yaklaştıkça denizin derinliğinin azalması neticesinde büyür ve güçlenir. Okyanus kıyısında bir tepeden günlük güneşlik bir havada peşi sıra sahile gelen kocaman dalgalar görürseniz işte bilin ki onlar çok uzaklarda esmiş büyük bir fırtınanın ölü dalgalarıdır. Yani artık esmeyen,bitmiş,ölü bir fırtınanın artçıları. Bu ölü dalgalara lisanımızda kalaş, keleş, pis kalaşlar, pis keleşler gibi tabirler de duymuşluğum vardır. Bu arada hazır yeri gelmişken, eski kaptanlarımızdan rahmetli Yusuf YELKENKAYA’ya, bir gemi stajı seyrinde, köprüüstünde keyifle piposunu tüttürdüğü tam “eşref saatinde” sorduğum şu soruya aldığım cevabı hiç unutmam. “Süvari Beyim, niye alçak basınç diyorlar bunlara acaba? demiştim. Evladım, ismi üstünde işte, görmüyor musun, Alçak basınç! diye esprili bir şekilde cevap vermişti. Eski Beybaba’ larımıza-hele hele daha stajyerken- öyle canınızın istediği zaman soru falan soramazdınız. Ben şanslıydım böyle bir kaptanla çalışma fırsatı bulduğum için, çünkü aramızda bir değil birden fazla jenerasyon farkı vardı. Cumhuriyet dönemi Türk deniz ticaretinin adeta canlı tarihiydi. Yine başka bir sohbet esnasında, elli yıldan fazladır denizlerde dolaşan bu kurt denizciye tam piposunu yaktığı sırada; “ Beyim, denizi çok seviyorsunuz değil mi? diye sormuştum. “Yok be torun, denizi sevdiğimden falan değil, hanım evde pipo içirtmiyor artık ondan…” diye cevap vermişti. Işıklar içinde yatsın. Tatlı sert, babacan ve çok nüktedan bir beybabamızdı…)

A bird’s-eye view of a colossal Nazaré peak lumbering behind Sebastian Steudtner. Video: Cameron Calistro

 Demek bu işin bir de ön araştırması var Garet. Hava raporlarını takip ve benzeri gibi. Çok ilginç. Sizi can kulağı ile dinliyoruz. Bu arada Portekiz’e ilk ne zaman geldiniz onu da bize belirtebilir misiniz ?

 Portekiz’e 2010 yılında geldim… Evet, nerede kalmıştık? Bu işte en önemli şeylerden biri sabırdır. Sabırlı ve her zaman tetikte olmak. Hem vücut kondüsyonunuzu hem de ruh sağlığınızı her zaman en üst seviyede tutmak şart. Geçmek bilmez günler ve aylar sonrasında, nihayet 2011 yılının kasım ayında beklediğimiz dalga geldi. Beni dalgaya çıkaran yedekçim Dick(Dik) ile beraber Nazare’de yakaladığım 24 metrelik bir dalga ile Guinness World Records Book’a (Dünya Rekorlar Kitabı) girdim. Fakat bu rekor beni tatmin etmekten ziyade daha fena kamçıladı. Kan kokusu almış köpekbalıkları gibi daha büyük dalgaların peşine düştüm. Ta ki 2013 yılının ocak ayında kadar. Yine Nazare’de, Praia do Norte (Praya Du Norte)-Kuzey Kumsalı’nda, 30 METRELİK bir dalgaya çıkarak “TARİHTE BİLİNEN EN BÜYÜK DALGA” üzerinde sörf yapmayı başardım. Bana eşlik eden yedekçilerim Alastair ve Andrew’a buradan teşekkürü bir borç bilirim.

Hayal etmek bile zor. Ortalama bir apartman dairesi yüksekliği 2,5 metre olsa, tam 12 katlı bir apartmanın tepesinden, üzerinize doğru devrilen binlerce tonluk bir su kütlesinin önünde ve akabinde kırılmaya başlayan dalganın içinde, küçücük bir tahta parçası üstünde, başlıyorsunuz çıplak ayak kaymaya! Denizde bundan daha tehlikeli birşey var mı acaba diye insan kendine sormadan edemiyor ama, burada biz size soralım bu soruyu. Sanki bir çığın önünden kayarak kaçmaya çalışan bir kayakçıya benziyor biraz?

15 Metrelik Bir Dalga İçinde Bende Kaza Geçirdim

 Evet haklısınız, sadece bir tahta parçasıyla denizde bundan daha tehlikeli bir spor yoktur kanaatimce. Bu tehlikelerden ben de nasibimi aldım tabi. 2016 yılında Amerika’nın Kaliforniya eyaletinin Maverick(Maverik) sahilinde 15 metrelik bir dalga içinde düştüm. Jetski ile kurtarılana kadar sırtımdan ve kolumdan ağır yaralandım. Bir dizi ameliyatlar geçirdim. Benim bu geçirdiğim kaza da ayrıca en kötü sörf kazalarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. Boğulmama çok az kalmıştı. Kamera ile kayıt edilmiş en kötü sörf kazalarından biridir.

Peki, hiç ölen oldu mu bu büyük dalgalarda Garet?

11 kişi öldü bugüne kadar maalesef. Çok üzücü.

Neden NAZARE?

Garet, şimdi gelelim şu Portekiz’in Nazare kasabasına. Senin neden buraya yerleştiğini artık biraz biraz anlamaya başladık. Bize biraz Nazare’yi anlatır mısın?

 Nazare, Portekiz’in Atlas Okyanusu kıyısında, onbeşbin kişinin yaşadığı şirin bir balıkçı kasabası. (Nazare’nin simgesi “Farol Da Nazaré” deniz feneridir. Akdeniz’den Kuzey Avrupa’ya veya Kuzey Avrupa’dan Akdeniz ve Batı Afrika’ya giden bütün gemi kaptanları bu feneri bilir. O deniz fenerine bakarak mutlaka bir kerteriz almış veya mevki koymuşlardır) Neden en büyük dalgalar Nazare’de? Portekiz boylu boyunca okyanusa bakan uçsuz bucaksız sahillerle dolu değil mi?

Evet, haklısınız fakat Nazare’yi farklı yapan bir şey var. Nazare Denizaltı Kanyonu !

 Gitgide heyecanımız artıyor. Bize detaylarda fazla “boğulmadan” en basit şekliyle kısaca biraz anlatabilir misiniz?

Nazare ’nin oturduğu sahil platosu, sahilden okyanusa doğru aniden “Nazare Kanyonu” olarak bilinen 4900 metrelik bir derinliğe ulaşır. Yani bir nevi denizaltı uçurumudur. Bu yüzden Nazare Kanyonu veya Nazare Denizaltı Kanyonu olarak anılır. Okyanustan gelen ölü dalgalar burada lokal akıntılar ile güçlenir. Sahile yaklaşan okyanusun ölü dalgaları kanyon bitiminde aniden sığlaşır. Bu ani sığlaşma neticesi dipten aldığı destekle beraber bütün enerjisini yukarıya doğru vererek hızla yükselmeye başlar. İşte bu yükselen dalgalar Nazare’nin Kuzey Kumsalı’nda bir anda dev dalgalara dönüşür. Bu dev dalgalar, sahile yaklaştıkça bir noktadan sonra dalga altının dalga üstünü taşıyamaz hale gelmesi sebebiyle kırılmaya başlar. (Önden çekişli bir arabanın saatte 100 km ile giderken aniden köküne kadar ayak frenine bastığınızı ve beraberinde el frenini çektiğinizi düşünün veya bir engel önünde kazıklayan atın üstündeki binicinin “Newton hareketi koruma kanunu” gereği atın üstünden öne doğru uçması gibi. Bir fizik eğitmeni bunları muhakkak daha güzel izah eder. Ben anlaşılabilir olmak adına “ameliyeden” ne anladıysam onu aktarmaya gayret ediyorum. Eksik veya yanlışlarım varsa peşinen özür dilerim.)

Bu dalgaların bir mevsimi var mıdır ? Yoksa yılın her zamanı olur mu Garet ?

Dev dalgaların oluşma ihtimalinin olduğu dönem daha çok ekimden mayıs ayına kadar olan altı aylık dönemdir.

 Mütevazı bir karakteriniz var. Çok doğal bir şey gibi anlatıyorsunuz herşeyi. 2017 yılında Portekiz Donanması’nın en büyük ödülü “Vasco Da Gama Onur Ödülü” nü alan ilk ve tek yabancı olduğunuzu konuklarımıza buradan biz söyleyelim bari.

Teşekkür ederim.

 Söyleşimizin sonlarına yaklaşıyoruz, size biraz zor olduğunu düşündüğüm bir soru sormak istiyorum Garet. Bu dalgaların peşini ne zaman bırakacaksınız, veya bırakacak mısınız?

2016 yılında geçirdiğim kazadan sonra artık tamamen iyileştim. Eski gücüme kavuştum. Hergün kalktığımda önce mutlaka havayı koklarım sonra hava raporlarına bakarım. Dalgaları takip etmek benim hayatımın bir parçası. Sağlığım müsade ettiği sürece bu tutkumdan asla vazgeçmem. Bundan sonra gelecek “ en büyük dalgayı” iple çekiyorum.

  Ve işte son sorumuz!  Sörf yapmaktan başka zevkleriniz neler?

Ailemle beraber vakit geçirmeyi, seyahat etmeyi ve italyan yemeklerini çok severim. Herkes gibi ben de covid pandemisi yüzünden seyahat edemiyorum ama benim dünyada zaten en sevdiğim yer Nazare olduğu için bunu hiç de sorun etmiyorum.

Bir Şiirle Nazare’ye gidelim o zaman

Bir ortak noktamız var. Nazare benim de en çok sevdiğim yerlerden biri Garet. Hatta bir yaz günü, okyanusa doğru bir güneş batımında ben de “bir macera” yaşadım Nazare’de. Seninkiler gibi değil ama, yine de ucuz atlatılmış bir olay diye düşünüyorum. Burada sizinle ve konuklarımızla paylaşmaktan gurur duyarım.

Tabi, çok memnun olurum, buyurun.

BİR MACERA

Güneş
Şarabın içine düştü iyi mi
İyi olur mu
Her şeyimiz bizim güneş

Atladım peşinden tabi
Kadeh
Duvarları kaygan
Ne ben çıkabildim içinden
Ne de yardım istedim etraftan

Güneşi kurtarmak için
İçtim hepsini
Ayaklarım değdiğinde yere
İkimizde kurtulmuştuk artık

Güneş
Her zamanki gibi batıya doğru gitti
Ben üstümü değiştirmek için otele

Yolda söyleniyordum kendime
Ulan alt tarafı bir kadeh şarap içecektin

Başına gelenlere bak

Hayatın macera şerefsiz *

Size çok teşekkür ediyoruz Garet. Bizi hem heyecanlandırdınız hem de bilgilendirdiniz. Bizim ülkemizde artık sizin lakabanız “DALGALARIN EFENDİSİ”. Size her daim sağlık ve esenlik diliyoruz!

 Obrigado!

 Garet bize, Obrigado, yani Portekizce teşekkür ederim dedi, değerli konuklar. Sizin son olarak söylemek istediğiniz bir sözünüz var mı Garet ?

 Evet var. “NAZARE ETME NE OLUR, ÇALIŞ SENİN DE OLUR !”

Haydi buyurun bakalım. Aynı sizin gibi, ben de şaşkınlıktan küçük dilimi yutuyordum az daha değerli konuklar. Fakat  işin içyüzü hemen ortaya çıktı. Meğer POSEYDON, 30 METRE VE DAHA ÜSTÜ dalgaların tepesine çıkma cesareti gösteren sörfçülere YERYÜZÜNDE KONUŞULAN BÜTÜN DİLLERİ ANLAMA VE KONUŞMA PAKETİ ödülü veriyormuş. Hem SINIRSIZ KULLANIM hem de HER YÖNE SONSUZ olanaklarlıya. Eğer günün birinde içimizden biri, 30 metre ve üstü bir dalgada sörf yaparsa, Poseydon’dan ödülünü istemeyi unutmasın diye bir dip not ilave etmek gereği duydum burada. Baksanıza, Garet de bizim gibi insanmış sonuçta. Bu durumda, hepimizin en azından bir şansı var demektir, değerli denizci dostlarım!

Böylelikle, bir KAHVE MOLASI’nın daha sonuna geldik. Bir kupa kahve ve gittiği yerden tebessüm eden Kaptan Yusuf YELKENKAYA beybabamızın hayali eşlik etti bana bu söyleşiyi kaleme alırken. Ve dahası, geçirdiği çok talihsiz bir kaza yüzünden Portekiz’de hastanede yatan değerli dostum Abdullah ÇORUHLU’dan gelen sevindirici sağlık haberleri içime su serpti. Ben de bu “hayali söyleşimde” gıyabında bana eşlik eden Garett McNamara ve bütün “DENİZ KARTALI” okurlarına buradan teşekkürü bir borç biliyorum.

Sağlıcakla kalın !

Derleyen: Talip Özcengiz  6.12.2020, Atina

* Kırılmamış Hayaller Kurulmamış Sayılır,2020

Görsel bağlantılar :

  1. garrettmcnamara.com
  2. 100ft World Record Wave, Garrett McNamara Surfing Nazare, Portugal – YouTube

Nazaré Calling | por Garrett McNamara – YouTube

30 METRE YÜKSEKLİKTEKİ DALGADA SÖRF YAPMAYI HAYAL EDEBİLİR MİYİZ? TALİP ÖZCENGİZ İLE KAHVE MOLASI
0







Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!