1. Haberler
  2. Deniz Kültürü
  3. “BAK KILIÇ BİR TARİH GÖÇÜYOR… 10 KASIM 1938 SAAT: 09.05”

“BAK KILIÇ BİR TARİH GÖÇÜYOR… 10 KASIM 1938 SAAT: 09.05”

Atatürk çok çökmüştü. Koskoca 57 senede dur durak bilmeden milleti adına çalışmış cepheden cepheye koşmuştu. Selanik de zor bir çocukluk geçirmişken derhal orduya atıldı ve bu zamandan itibaren Orduda ve sürgünlerde halkını düşünerek hareket etti. Sayısız devrimler yaptı, fabrikalar kurdu. Yıllarca köle olan ve nüfus sayımlarında büyükbaş hayvan kadar değeri olmayan bir milleti ayağa kaldırdı. Özgürlük dedi, egemenlik dedi, yurtta sulh cihanda sulh dedi. Onu anlayanlar Millet olma yolunda emin adımlarla ilerlerken anlamayanlar ise köle fikirleriyle geri adım atmaya mahkum oldular. Ülke 2. Dünya Savaşına adım adım ilerlerken diğer devletler hep onu örnek aldılar ve o şekilde çalışmaya başladılar. Mustafa Kemal Atatürk komaya girmeden önce yani 1937 yılından itibaren büyük bir savaşın geleceğini görüyordu. Bu yüzden bütün önlemlerini almaya çalıştı.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Karnından 6 litre su alındı”

Atatürk’ün sağlığı Yalova’da daha da bozulmaya başladı. Kaşıntılar ve burun kanamaları ard arda geliyordu. Fransa’dan getirilen Noel Fissenger ilk tedavisini uyguladı. Atatürk yavaş yavaş kendini toparlıyordu. 6 Eylül’e doğru karın şişlikleri artmaya başladı, ağrıları oluyordu. Karnından 6 litre su alındı. Atatürk 5 Kasım’da Türk ordusuna bir mektup yazdı bu onun son mektubuydu ardından vasiyetini yazdırarak gerek CHP’ye, İsmet Paşa’nın çocuklarına, kız kardeşi Makbule Atadan Hanıma ve manevi evlatlarına mal varlıklarını bıraktı. Bin bir emekle kurduğu Türk Dil Kurumu DK ve Türk Tarih Kurumu’nu da unutmamıştı.

Doktor İbrahim Özkaya Gazi Paşa’nın son anlarını dakika dakika not alıyordu;

10 Kasım 1938 Perşembe;  00.05 sonda ile 140 cc’lik idrar boşaltıldı

02.00- Yarım balon oksijen verildi.

 

Gazi Paşa hasta yatağındayken sürekli kırlara gitmek Ankara’ya gitmek arzusundaydı ama doktorlar buna izin vermiyordu yolculuk yapması tehlikeliydi. Bilinci açıkken etrafındakilere; “Demek ölümüm de böyle olacak” diyordu. Ama yine de etrafındakiler üzülmesin diye neşeli görünmeye çalışıyordu. Nöbet anında iki defa üst üste saati sormuştu. Aldığı cevaplarda artık bilinci kapanıyordu. Saat 03.30’da ateşi 38’e kadar çıktı. 06.25’te solunumu yüzeyselleşti. 08.00’da glikoz içerikli serum verildi. Atatürk’ün yüzü daha da soluyordu ve boğazından hırıltı sesleri geliyordu. Doktor Kamil Berk ağlıyordu, elindeki pamukla Atatürk’ün ağzını ıslattı. Salih Bozok odada gergin dolaşıyor ağlayan doktorlara fırça atıyordu. Nuri Bey kütüphaneden ara ara çıkıp odaya geliyordu. 08.05-08.25 arasında tekrar serum verildi. 09.00’da Nabzı 130, soluk alıp verme oranı 34 olarak saptandı.

 

Oda karanlık, halk sokaklarda.. Dolmabahçe sarayı önü çok kalabalık

Oda tamamen karanlığa bürünmüştü, halk bir haber alabilmek için sokaklara, Dolmabahçe sarayı önüne toplandı. Saat 09.04’te İbrahim Hakkı Tekçe, Hasan Rıza Soyak ve Kılıç Ali Bey yan yana durdular.

Hasan Rıza Soyak ağlayarak Kılıç Bey’e; “Bak Kılıç bir Tarih göçüyor” dedi. Saat 09.05’te Atatürk gözlerini açtı; “Aleykümselam” diyerek başını sağa çevirdi ve şanlı Türk milleti adına yorgun düşmüş ruhunu teslim etti. Salih Bozok odadan ayrıldı, odada bulunanlar Gazi Paşa ile vedalaşıp elini öptüler. Nuri Bey ve diğerleri Salih Bey’in peşinden koştularsa da yetişemediler Salih Bey göğsüne iki el ateş açarak intihar etti. Kütüphaneci Nuri Bey Mustafa Kemal Paşa ile vedalaşırken bayılacak gibi oldu.

 

 

ATATÜRK’ÜN YÜZ MASKI VE CENAZE TÖRENİ

Berber Mehmet Tanrıkut Atatürk’ün hem yakın dostu hem de berberiydi. Uzun yıllar o tıraş etmişti. Atatürk öldükten sonra yüzünün tıraş edilmesi istendi ama Mehmet Bey ağlamaktan bitap düştüğü için bunu yapamadı. Hıfzıssıhha Müzesi Müdürü Doktor Nuri Hakkı Aktansel işini yapacakken bayılacak gibi oldu. Derhal dışarı çıkarıldığında alçı ve gerekli malzemeler duruyordu. Tam kimin yapacağı konuşulurken Nuri Bey; “Bu işi Mehmet Bey yapar, Atatürk’ün heykelleri yapılırken ressamlarla beraberdi” dedi. Mehmet Bey tıraş etmeyi reddetti bu yüzden Atatürk’ün yüzü delikli olarak alındı. Saat 11.00’da İstanbul halkı haberi alınca ağlayarak sokaklara döküldü, İstanbul Üniversitesi’nde görevli hocalar ve yurda davet edilen yabancı hocalar derslerine o gün ara verdiler. Sarayın Muayede çatısının bayrağı Nuri Ulusu Bey tarafından indirildi. Gedikpaşa’da bulunan Beyazıt Kulesindeki Bayrak yarıya inince Berber Mehmet’in karısı Zehra Hanım feryat figan ağlamaya başladı. Oğulları 4 yaşındaydı ve etrafında olup bitenlere anlam veremiyordu. Annesine sorduğunda; Atatürk öldü oğlum yanıtını aldı. Bu yanıt belki de hayatı boyunca ne kulaklarından ne de hafızasından silinmeyecekti.

Atatürk’ün naaşı, tahnit işlemleri bitirildikten sonra, kurşun galvanizli tabuta konulmuş, o da gül ağacından yapılan bir başka tabuta yerleştirilmiş ve öylece katafalka yerleştirilmiş, üzerine uğrunda yıllardır mücadele ettiği Türk bayrağı örtülmüş bir şekilde Dolmabahçe Sarayı’nın Muayede Salonu’na alınmıştı. 16 Kasım 1938 Çarşamba günü sabah saat 10.00’da naaş ziyarete açıldı. Yapılan İstanbul Programı’na göre saat 14.00’e kadar askerî ve mülki erkân, arkasından halk ziyaret edecekti. Bu ziyaret 17 ve 18 Kasım günleri de saat 10.00’dan başlayarak 24.00’e kadar sürecekti. Cenazenin Ankara’ya nakli ile ilgili hazırlıklar, 19 Kasım Cumartesi sabahına kadar sürdü. Kortej, Galata Köprüsü’nü geçecek, tabut Sarayburnu Rıhtımı’na yanaşmış Zafer Torpidosu’na, oradan Yavuz Zırhlısı’na çıkarılacaktı. Daha sabahın ilk ışıklarından itibaren çok sayıda vatandaş güzergâhı doldurmuş bulunuyordu. Atatürk’ün naaşının yer aldığı tabut Dolmabahçe’den çıkarılmadan hemen önce, bu büyük insana bir “son görev” daha yerine getirildi: “Cenaze Namazı” kılındı. Kardeşi Makbule Hanım, daha önceden ağabeyinin cenaze namazının nerede kılınacağını, Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak’a sormuştu.

“O’nun cenaze namazı tertemiz hale getirdiği bütün vatanda bu farizanın yerine getirilebileceği her yerde kılınabilir”

Cenazenin bir Camiye götürülmesinin dinen şart olup olmadığı, devrin büyük din âlimlerinden, İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi hocalarından Ord. Prof. Mehmet Şerafettin Yaltkaya’dan sorulmuş, Yaltkaya, böyle şer’i bir zorunluluk olmadığını, fakat bir kere de Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Rıfat Börekçi’ye sorulmasını istemişti. Millî Mücadele’nin ilk günlerinden beri, Atatürk’ün yanında yer almış, Cumhuriyetin ilk Diyanet İşleri Başkanı olan Rıfat Börekçi, Yaltkaya’nın kanaatini paylaşarak, “Onun cenaze namazı tertemiz hale getirdiği bütün vatanda bu farizanın yerine getirilebileceği her yerde kılınabilir.” Dedi.

 

Atatürk’ün cenaze namazı, tabutun saraydan çıkarılmasından, yani resmî törenin başlamasından hemen önce, saat 07.30 ile 08.15 arasında muayede salonunda kılındı. Namazın imameti Ord. Prof. Mehmet Şerafettin Yaltkaya tarafından yapılmış, namaza cemaat olarak orada hazır bulunanlar katılmış ve Türkçe “telkin” ve “tekbirler” getirildi.

Naaşın bulunduğu tabut, 8.30’da Dolmabahçe’den çıkarılarak top arabasına konuldu. Resmî nakil törenini oluşturan “cenaze alayı”, 09.00’da hareketle, Tramvay yolunu takiben Tophane, Karaköy, Köprü yolu ile Eminönü meydanı, Bahçekapı, Sirkeci ve Salkım Söğüt üzerinden Gülhane Parkı ve park içindeki yolu takiben Sarayburnu’na vardı. Saat 12.42’de Zafer Torpidosu’na, 13.20’de de Yavuz Zırhlısı’na konulan naaş Ankara yolculuğuna hazırdı.

 

Yavuz, 19.30’da İzmit Mayın İskelesi’ne yanaştı. Buradaki nakil işlemi ve resmî tören önceden belirlenen programa göre icra edildi. Tabut, saat 20.23’te, daha önceleri Atatürk’ü yurt gezilerine götüren trenin beyaz renkteki vagonuna konuldu.

 

Ankara’ya hareket eden tren ertesi gün, 20 Kasım 1938 Pazar günü saat 10.03’te Ankara Garı’na ağır ağır giriyordu.

Peronda başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü (Atatürk’ün ölümüne kadar mektuplaşmışlardır), Meclis Reisi Abdülhalik Renda, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Bakanlar, Milletvekilleri, Komutanlar olmak üzere protokoldeki bütün zevat bulunuyordu. Başbakan Celal Bayar, beyaz trende, tabutun arkasındaki vagonda Atatürk’ün Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak ve bazı eski arkadaşları ile beraber İstanbul’dan gelenler arasında idi. Cenaze alayı, İstasyonla Büyük Millet Meclisi arasındaki kısa mesafeyi, mahşeri bir kalabalık arasında, ancak onsekiz dakikada alabildi Türk bayrağına sarılı tabut Millet Meclisi önünde hazırlanan katafalka konuldu. Burada subaylar tarafından tutulan “Nöbet” 20 Kasım 1938 Pazar günü saat 10.30’da başladı, 21 Kasım 1938 Pazartesi törenin başlayacağı 09.00 saatine kadar devam etti. Her rütbeden 6 subayın yer aldığı 45 “nöbet postası” ile bu ihtiram nöbeti gerçekleştirildi. Pazar günü saat 12.10’dan itibaren halkın ziyareti başladı. Aynı gün gece 23.50’ye kadar Ankaralılar Atatürk’ü gözyaşları içinde ziyaret ettiler. Daha önceden ilan edildiği gibi, resmî devlet töreni 21 Kasım 1938 Pazartesi günü icra edildi. Tören sabah saat 09.42’de on iki milletvekili tarafından tabutun bir top arabasına konulması ile başladı. Cenazeye bu sırada 12 general refakat edecekti. Kortej, Chopin’in matem marşı ile 10.45’te “muvakkat (geçici) kabir” olarak seçilen Etnografya Müzesi’ne doğru hareket etti. Saat 13.35’te muvakkat (geçici) kabre ulaşıldı ve tabut, Müzenin giriş salonundaki mermer satıh üzerine konuldu. Tabutun etrafı bir çelenk halesine çevrildi. Başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Meclis Başkanı Abdülhalik Renda, Başbakan Celal Bayar, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak olmak üzere protokolde ön saflarda yer alanlar “son tazim duruşu”nu yaptılar.

21 Kasım’da yapılan bu resmî cenaze törenine Alman, İngiliz, Bulgar, Fransız, Yunan, İran, Romen, Sovyet, Yugoslav ve İtalyan heyetleri ve “kıtaları” da katılmıştır. İngiltere’den vaktiyle Çanakkale’de Atatürk’e karşı savaşan ve hatta bu savaşlarda bir ayağını kaybeden Lord Birdwood, Almanya’dan Von Neurat, Fransa’dan İçişleri Bakanı Albedt Sarraut, Yunan Başbakanı General Metaksas, Yugoslav Generali Millutin Nediç, Romen Milli Savunma Bakanı Teodenescu, Bulgar Saray Bakanı Panof, Afgan Kralının amcası Mareşal Şah Veli Han, Arnavutluk Adalet Bakanı Shatok, İtalya’dan Baron Pompeo Aluizi, Rus Dışişleri Komiser Muavini Potemkin geldi.

İran, Mısır, Macaristan, Japonya, Polonya, Çekoslovakya, Hollanda, İsveç, Finlandiya, Suriye, İspanya, Danimarka ve Letonya’yı ise Ankara’daki Büyükelçilikleri başkanlığındaki heyetler temsil ediyorlardı. Ayrıca grup grup gazeteciler ve Fox, Paramount gibi milletlerarası haber şirketlerinden gelen ünlü kameramanlar korteji sonuna kadar cenaze törenini takip ettiler.

Milli Bayramlarda, hutbelerde dahi adını anmadığınız, eleştiri adı altında hakaret ettiğiniz, tek amacı zaferler kazanan önemli lider ve olayların gelecek nesillere anlatılması olan Tarih bölümlerine (!) Yine eleştiri adı altında nifak tohumu sokarak hakaret ettirdiğiniz bu insana ve silah arkadaşlarına başta İsmet İnönü dahil muhtaçsınız.

Atatürk ve silah arkadaşlarına Allah’tan rahmet dilerim.

 

UMUT MERİÇ BERBEROĞLU

 

 

 

 

 

1- GÜNEŞ İHSAN, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Düşünsel Yapısı (1920-1923)
2- AYBARS ERGÜN, İstiklal Mahkemeleri
3- ŞİMŞİR BİLAL Sakarya’dan İzmir’e (1921-1922)
4- AÇIKALIN AYHAN Türkiye Cumhuriyeti, Devrimler Ve Ötesi
5- ALTAY FAHRETTİN, On Yıl Savaş ve Sonrası
6- GÜRSOY YAŞAR Atatürk’ün Katilleri ve O Doktor
7- KUTAY CEMAL Atatürk’ün Son Günleri

“BAK KILIÇ BİR TARİH GÖÇÜYOR… 10 KASIM 1938 SAAT: 09.05”






Bizi Takip Edin