
RIZA DEDE
Boğaz
Masmavi bu sabah
İnsan korkuyor bu kadar güzel anlardan
Gidip kendimi ben takıyorum geçmişin oltasına
Bir kayık içinde bir balıkçı
Kayık mı balıkçının
Balıkçı mı kayığın belli değil
Belli olan fazlasıyla
Etten kemikten Rıza Dede nin hayali
Rıza Dede
Nerede bir balıkçı görsem
Hiç şaşmaz sen gelirsin aklıma
Her zaman gülen yüzün nurlu gözlerin ışıl ışıl
Yüzüne hüzün katmayı becerememiş çatlaklar
Boğaz ın en derin yerinden daha derin
Bembeyaz gür saçların
Yarıklar içinde nasırlı ellerin gözlerimizi kaçırdığımız
Bize kürek çekmeyi boya karıştırmayı
Fırça tutmayı olta yapmayı öğrettiğin
İskelenin tam önünde
Iskarmoz kırdım bugün ben Bebek Koyu nda Rıza Dede
Akıntıya kapıldım sürükleniyorum
Sen beni yağmurla kapıştırdın bu sabah Rıza Dede
Rıza Dede
Dereboyu nun yukarısındaki evine tırmanırken yorgun argın
Her tarafından çekiştiren mahallenin çocuklarına
Hiç birini unutmadan dağıttın şekerlerden
Ne olurdu bari birini saklasaydım
Bir haziran günü kara bulutlar inmezdi denize
Tökezlendim üzerime elli yıl birden çökünce
O günlerden kalmış bir dost

Bir arkadaş aradım bana omuz verecek
Bulamayınca çözdüm halatlarını içimdeki kayıkların
Onlar kapılıp giderken Boğaz ın akıntısına
Ben çakılıp kaldım olduğum yere
Vapur yanaştı kalktı
Kaptan el salladı düdük çaldı
Gişe memuru koş koş diye bağırdı
Köpekler havladı martılar havalandı
Yok kılım kıpırdamadı
Ta ki elimdeki şemsiyeyle göz göze gelene kadar
Fırlattım onu gücümün yettiği kadar uzağa
Hızlanan yağmura aldırmadan
Bardaktan boşanırcasına
Kimse anlamadan yağmura karışıp
Aslanlar gibi ağladım
Güneş sıyrılırken geride bıraktığı bulutların üzerine
Bir not bırakmış
Karşılık beklemeden sev diye
Görünce onu
Döndüm eve üzerimi değişmeye

“Taştan yürekler yontacaksın en sert kayalardan / Biraz dağlardan / Biraz okyanus kıyılarından / Ellerinle / Parmaklarınla / Tırnaklarınla / Alnının ve Aklının teriyle /
Keski ve çekiç ile herkes yapar / En azından / Yürek neymiş bilecek gelecek kuşaklar…”
YAŞLI BALIKÇILAR
Yaşlı balıkçılar
Adalı
Hep başka bir şeye benzetmeye çalıştım onları
Kayıklarını kıskandığımdan mıdır nedir
Denizlerin dövdüğü kayalara benziyorlar en çok
Ellerindeki kayalıkları görene kadar
Ayırt edemiyorum birbirinden onları

“Deniz bak kaçıp kaçıp geliyorum sana / Okyanus sesleri getirdim hasta yatağına…”
İLMEK
Çok düşünürsen
Gam alırsın
Çözmek için çok uğraşırsın sonra
Hayat
Üzerine devrildiği anda
Bir yelken gelsin gözünün önüne yeter
Ağır olsun her şey
Sabır denen şey
İcat oldu bir okyanusta
Her harfinin hakkını vereceksin deniz kelimesinin
Bana sorarsan belagattır anlamı
Çünkü sözü eden kimse
Yüreğindekini dolandırmadan verir karşısındakine
Yahu ben feylesof olmayan bir balıkçı daha
Görmedim memleketimin hiçbir denizinde
Balıkları gönül rızasıyla kandırıyorlar
Ekmek için çünkü
O sebepten
Ben bir balık ile balıkçı arasına
Girmem
İstesem de giremem
Kimse de girmesin zaten

“ İçim geçmiş / Suyun üstünde kendini seyreden balıkçı teknelerine / Dalmışım çıkamıyorum / Nasıl çıkılır bilen var mı zaten / Gecenin yardımıyla / Belki kurtulur hiç değilse birinin demiri kayaların arasından / Benden hiç hayır yok / Başka nasıl kurtulur zaten / Kaptanlık / Bir gemiye binip / Bir limandan bir limana gitmek olsaydı sadece / Ben hiç kaptan olur muydum zaten…”

İRFAN
SERVİS AÇMA BANA BUGÜN
İrfan
Servis açma bana bugün
Boğaz bekliyor olacak beni çatıda
Söz verdim ona
Görüşelim mi dedi
Görüşelim dedim
İkiletmedim ancak
Bir ricam olacak senden İrfan
Eskiden koşa koşa çıktığım bu merdivenlere artık tırmandığımı bilmesin
Söyleme bir şey
Nasıl diye sorarsa iyi de geçiştir
Sanırım anlaştık İrfan
Eskimeyen eski anılar konuşulacak sadece bugün burada İrfan
Kendimi yemeye geldim ben bugün buraya İrfan
Servis açma bana bugün
Boğaz karşımda
Belki bir kadeh rakı istersem
Bil ki dilim sürçmesin diyedir heyecandan
Kendim için değil
Kırma beni ne olur
Kırmazsan iyi olur
İrfan
Servis açma bana bugün
Kendimi yemeye geldim ben bugün buraya İrfan
Haberin olsun
Yiyip bitirmeden kalkmam masadan
Bir KAHVE MOLASI’nın daha sonuna geldik değerli dostlar. En fazla elli yıl içinde dünya denizlerinde balık kalmayacağı acı gerçeğini kabullenmek çok zor. (Dünya plastiğe boğuluyor. Gözle görülenden çok daha fazla zararı var plastiğin. Plastik maddeler moleküler yapıda okyanusların kimyasını bozuyor. Plastik yok olmuyor. 400/500 senede çözülüyor ve çözülüp de bir yere gitmiyor, diğer organizmalara karışıyor. Dünya plastik üretimini yarından itibaren durdurur ve gücü elinde tutan devletler, birbirlerini yok etmek için hazır tuttuğu onbinlerce füzenin içine bu mevcut plastikleri koyup uzayın derinliklerine yollarsa eğer, belki gelecek nesillerin Boğaz’a bakarak bir lüfer yeme şansı olur. Gördüğünüz üzere ufak da olsa bir şans var.)
Bu her şeyi kendi haline bırakmak anlamına gelmiyor şüphesiz. Üzerimize düşeni yapmaya, denizlerimizi ve içindeki varlıkları bütün gücümüzle korumaya devam edeceğiz, gayret edeceğiz, umudumuzu kaybetmeyeceğiz…
“Unutulmadıkça ölünmez
Kalanlarla konuşur
Seni anar avunur
Öyle yaşarım
Tekrar karşılaşırsak eğer
Ben balıktım de
Seni hatırlarım”
Sağlıcakla Kalın !

Derleyen / Şiirler : Talip Özcengiz, Atina, 14.02.2021



















