1. Haberler
  2. Genel
  3. DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY’IN GÜNÜMÜZE HATIRLATTIKLARI

DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY’IN GÜNÜMÜZE HATIRLATTIKLARI

Mustafa Kemal Paşa yaptığı inkılapları Türk Milletine mal etmeye çalışıyordu. O’nu öldürmek amacıyla bir Suikast planlandı. Atatürk’ün öldürülmesi demek sadece inkılapların yarıda kalması demek değildi bir milletin gelişiminin durması ve hatta geriye gitmesi demekti. 1923’te Cumhuriyet ilan edildikten kısa bir süre sonra 1924’ten 1926’ya kadar inkılaplar yapılmaya başlandı. Mecliste bulunan bazı Saltanat düşkünü gerici zihniyetteki Milletvekilleri her fırsatta bu inkılaplara karşı çıkmayı kendilerine marifet biliyorlardı. Mecliste bulunan ve kökeni İttihat ve Terakki’ye dayanan bazı Mebuslar ise yönetimin sadece kendilerinde olmasını istiyorlardı.

featured
Derviş Mehmet isminde bir yobaz ve 6 arkadaşı İzmir’in Menemen ilçesinde 23 Aralık 1930 günü Ey Müslümanlar! Ne duruyorsunuz; Halife Abdülmecit hududa geldi, Sancak-ı Şerif çıktı, gelin altında toplanalım, şeriat isteyelim şeklinde başlattığı olayı bastırmak için Öğretmen Asteğmen Kubilay gelmiş ancak isyancılar tarafından canice başı gövdesinden ayrılarak şehit edilmiştir.
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hainliğin ismi Ziya Hurşit

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulduktan kısa bir süre sonra Şeyh Sait isyanı çıktı. Bu isyandan dolayı parti üyeleri zan altında kaldılar. Kısa bir süre sonra partisiz kalan daha doğrusu muhalefet yapamayacaklarını anlayan sözüm ona bazı mebuslar; “Bu memlekette iktidar yalnız bizim hakkımızdır, biz ayrıldıktan sonra gelenler işlerini bitirmişlerdir, artık çekilsinler” fikrine kapılmışlardı. Artık yavaş yavaş bir suikast fikri oluşmaya başlıyordu. Eski İaşe Nazırı Küçük Efendi Kara Kemal iş bitiriciydi ve bu suikastte ön plana çıkıyordu. Ekip kendisine Yakup Cemil Bey gibi birisini arıyordu. İşin sonunda Abdülkadir Bey ekibi Lazistan (Rize) Mebusu Ziya Hurşit Bey ile tanıştırdı. Ziya Hurşit tam bir muhalifti. Mecliste düşündüklerini söylemekten çekinmezdi. Yaşı müsait olmadığı halde mebus olarak meclise alınmış Cumhuriyetin ilanına muhalif oy vermişti. Suikastçiler önceleri Ankara’da bir girişimde bulunmak istediler Ayıcı Arif Bey onları bir süre evinde saklayacaktı lakin mevsim şartlarından dolayı bundan vazgeçtiler. Tam bu sıralarda Gazi Paşa’nın İzmir’e gideceği söylentileri duyulmaya başladı.

Suikastçiler bu sefer hedeflerini İzmir’e çevirdiler. Suikast ekibi İzmir’e gitmeden önce Şükrü Bey’den işlerine yarayacak silah ve cephaneyi edindiler bir de mektup aldılar. Bu mektup Albay Rasim ve Şükrü Bey tarafından imzalanmış şekilde verildi, İzmir’de bulunan Sarı Efe Edip adındaki bir çiftlik sahibine verilecekti. Mustafa Kemal Paşa 16 Haziran’da İzmir’e gelecekti fakat son bir kararla bu tarihi bir gün sonrasına taşıdı. Motor sahibi Giritli Şevki Bey Sarı Edip Efe’den ve Mustafa Kemal Paşa’nın ziyaret tarihini ileri taşımasından şüphe etmişti. Derhal İzmir Valisi Kazım Dirik’in yanına giderek hazırladığı şu mektubu verdi;

 Gazi Paşa Hazretleri’ne,

Bendeniz Yunan Harbinde Sarı Efe Edip Bey’in arkadaşı idim. Dün akşam bir haber gönderdi. Bir yere gittim. Orada tanıdığım Hilmi isminde bir zabitle hiç tanımadığım sonradan anladığım sabık Lazistan Mebusu Ziya Bey isminde birisi vardı. Ve size suikast edecekleri ve onlara muavenet etmekliğimi teklif ettiler. Bendeniz hemen orada işlerini bitirmek şiddetle fikrimden geçti ise de daha önce halaskarımıza haber vermek daha iyi olacağını hissettim ve muavenet edeceğimi söyledim. Ve bütün plan ve arkadaşlarını anladıktan sonra ayrıldık.

Buranın zabıtasına emin olmadığım için doğrudan doğruya zat-ı alinize haber veriyorum. Planlarını anlatmak için yazım az olduğundan emir buyuracağınız zata şifahi anlatmaya hazır olduğumu arz ile hürmet eylerim.

15 Haziran 1926

Giritli Şevki

Giritli Şevki Bey’in ihbarı üzerine bir suikast tertip edildiği anlaşıldı. Derhal polisler bir arama başlattı ve o gün Laz İsmail, Ziya Hurşit, Gürcü Yusuf, Çopur Hilmi yakalandılar. İstanbul’a kaçan Sarı Edip Efe ve Alaaddin Bey’de orada yakalandılar. Ankara’daki İstiklal Mahkemesi 17 Haziran 1926’da İzmir’e taşındı. Mahkeme başkanlığını Afyon Mebusu Ali Çetinkaya Bey, üyeliklerini Ayıntap Mebusu Kılıç Ali Bey, Aydın Mebusu Reşit Galip Bey, Rize Mebusu Laz Ali Zırh Bey ve Savcılığını Denizli Mebusu Necip Ali Küçüka Bey yürütüyordu. Bu mahkemeye Ali’ler Mahkemesi de denilmiştir. Bu mahkemeden sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası üyeleriyle eski İttihatçılar yargılanarak haklarında tutuklama kararı verildi. Mahkemeden sonra Gazi Paşa, Ziya Hurşit ile bir araya gelerek suikaste girişmesinin sebebini sordu. Aynı görüşme ertesi gün de devam etti. Mahkemenin ikinci safhasında suçlu bulunanlar cezalandırıldılar. Bugün baktığımızda İzmir Suikastinin başarıya ulaşamamış olması hala var olan gerici zihniyetin ekmeğine yağ sürmüş olsa da bu bizim için büyük bir şanstır. Yüce Allah, kurtarıcımız ve kurucumuz olan Gazi Paşa’mızı bu aciz millete bağışlamıştır.

 

 

Gerek sokaklarda dolaşan, gerek esnaf olan, gerek mebus olan ve gerekse Tarih akademilerini işgal eden bazı gericiler VATAN HAİNLERİNİ kutsama yarışına girmişlerdir. Son olayı biliyorsunuz İngiliz destekçisi VATAN HAİNİ Şeyh Sait’in ismi bulvara verilmişti onun üzerine bir yazı yazdık. Efendim bunlar ülkenin yakasına yapışmış olan mikrobik virüslerden hallicelerdir. Biz koronavirüsü bile yenebiliriz ama bunları yenebilmek için bir müddet uzak kalmak lazım lakin gelin görün ki bazen aynı ortamda bulunup aynı havayı teneffüs etmek zorunda kalıyoruz. Neyse onlar kendi cehaletiyle mutlu olmaya devam etsinler Gazi Paşa’mızı yenebileceklerini düşünsünler biz gelelim asıl meselemize.

Başka bir köyden geldiler

Şeyh Sait isyanı bastırıldıktan kısa bir süre sonra çıkan İzmir Suikasti de nihayet bertaraf edilmişti. Mustafa Kemal Paşa ve inkılap karşıtları bazı gerici tayfalar yeni bir isyanın başını çekmek için fırsat kolluyorlardı. 1929 yılında Amerika’da bir ekonomik kriz çıktı bu ekonomik krizden yeni Cumhuriyet’te nasibini almıştı. Serbest Cumhuriyet Fırkası kurucusu Fethi Okyar ve arkadaşları Atatürk’ün liderliğini ve inkılaplarını benimseyen insanlardı. Fakat zamanla İnkılap ve Atatürk karşıtları bu partide yer almaya başlayınca bu sefer partinin destek kitlesi değişti. Serbest Cumhuriyet Fırkası ile Cumhuriyet Halk Fırkası arasındaki gerilim iyice tırmanmış ve seçmene de yansımıştı. Özellikle partinin 7 Eylül 1930 yılında gerçekleştirdiği İzmir Mitingi oldukça çetrefilli geçmişti. Parti, belediye seçimlerine müdahalede bulunulduğu iddiasıyla Fethi Bey tarafından feshedildi. Parti’nin feshinden kısa bir süre sonra Menemen Olayı yaşandı. Derviş kılıklı 6 gerici Şeriat hevesiyle Manisa’nın Paşa Köyü’ne geldiler. Paşa köyde 3 gün ikamet eden gerici kafalar burada halkı laiklik konusunda galeyana getirdiler, şeriatı övücü sözler söylüyorlardı. Bir müddet halkın da desteğiyle mühimmat ihtiyaçlarını karşıladılar. Buradan Yağcılar Köyü’ne geçen gericiler burada da aynı söylemlerle halkın desteğini almaya çalıştılar. Ertesi sabah namazdan sonra Çukur köyden Menemen’e indiler. Tarihler 23 Aralık 1930’u gösteriyordu. Yobazların Piri (!) olan Derviş Mehmet öne atılarak; “Ben mehdiyim, dinimiz mahvoluyor, şeriatı kurtarmaya geldim” diye haykırıyordu.

 

Kubilay oracıkta yığılmıştı. Derviş Mehmet ve avaneleri onu bir caminin dibine götürerek henüz diriyken kafasını kestiler ve bayrağa koyup ellerinde dolaştırdılar.

Halkı etrafına toplayarak 770 bin kişilik Halife Ordusuna sahip olduğunu, İstanbul’u kuşattıklarını, Ankara Hükümeti’ni yıkıp Sultan Abdülhamid’in oğlu Sultan Selim’i halife ilan edeceklerini söylüyordu. Ardından elindeki tüfeği havaya kaldırarak; İnna Fetahna Leke Fetha Mübin” (Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik) yazılı bayrağı eline aldı. Camiden de Cemaat toplayarak Hükümet Konağı’na kadar geldiler. Meydandaki halkı yine aynı sözlerle galeyana getirerek zikre başladılar. Tüm bu olayların yaşandığı sırada oradaki bir Jandarma eri, komutanının evine giderek olayı anlattı. Olay yerine gelen Jandarma Komutanı ihtarda bulunduysa da onu dinlemediler. Alay Komutanı Muavini Yarbay Nedim Bey, Asteğmen Kubilay’a bölüğünün acele etmesi emrini verdi. Yedek Subay Asteğmen Kubilay ve bölüğü aceleyle olay yerine geldiklerinde mermi dahi alamamışlardı. Kubilay, bölüğünü geride tuttu ve gericilerin ortasına geçti yaptıklarının yanlış olduğunu anlattı. Gericiler geri çekilmeyince Kubilay, bölüğüne ateş emri verdi. Derviş Mehmet, yaralanmayınca etrafındakilere; “Bakın bana kurşun bile işlemedi ben mehdiyim” demeye devam etti. Tam bu sırada gericilerden birinin sıktığı kurşun Kubilay’a geldi. Kubilay oracıkta yığılmıştı. Derviş Mehmet ve avaneleri onu bir Caminin dibine götürerek henüz diriyken kafasını kestiler ve bayrağa koyup ellerinde dolaştırdılar. 10 adım geride duran Çavuşlar derhal oradan ayrıldılar. Katliamı gören Bekçi Hasan hemen silahına sarıldı ve gericilere bir el ateş açtı. Onun da üzerine kurşunlar yağdırdılar. Bekçi Şevki de olaya seyircisiz kalamaz ve silahına sarılır ama gericiler onu da şehit ederler. Alaydan gönderilen tam teçhizatlı bölük sonunda olay yerine vardığında kendisini mehdi olarak tanıtan ve kurşun işlemeyeceğini söyleyen gericilerin başını vurdular.

 

28 KİŞİ İDAM EDİLDİ

Olay kısa sürede Ankara’da duyuldu. Başbakan İsmet İnönü; “Bu zavallılar laikliğe karşı gelerek şeriat istemektedirler” şeklinde bir açıklama yaptı. Meclis Başkanı Kazım Özalp ise o kara günleri; “Derhal Köşk’e çağırıldım, Mustafa Kemal Paşa görülmemiş bir şekilde kızgındı, üzgündü ve heyecanlıydı. İsmet Paşa, Milli Müdafaa Vekili Zekai Apaydın Bey, Ordu Müfettişi Fahrettin Altay Paşa’da Köşk’e geldiler. Mustafa Kemal Paşa; “Bu ne haldir! Mürteciler hükümet meydanında ordunun subayını din adına boğazlayabiliyorlar. Binlerce Menemenliden kimse çıkıp mani olmuyor, bilakis tekbirlerle teşvik ediyorlar. Yunan idaresi altındayken bu hainler neredeydiler? Onların namusunu ve dinin kurtaran ordunun bir subayına reva gördükleri bu saldırının cezasını yalnız hain katiller değil, hepsi en ağır şekilde çekmelidir! Bu, Cumhuriyet’in ve bizim başımızı kesmektir. Bundan bütün Menemen sorumludur! Bu kasaba Vilmodit (Fransızca bir kelime. Ville Maudite, cezalandırılmış şehir anlamına geliyor) ilan edilmeye mahkum olmuştur!” Orada bulunanlar Mustafa Kemal Paşa’nın sinirinin geçmesini uygun buldular, emri alır almaz hemen harekete geçmediler çünkü kurunun yanında yaş yanacaktı. Mustafa Kemal Paşa bir daha vilmoditten bahsetmeyince derhal diğer hukuki işlemlere başlandı. General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir mahkeme kuruldu. Mahkeme sonucunda 36 kişinin idamına, 40 kişinin sorumsuzluğu nedeniyle salıverilmesine, 27 kişinin beraatına ve 41 kişiye hapis cezası verildi. 2 idam mahkumunun kararı hapis cezasına çevrildikten sonra 28 kişi Menemen’de idam edildi.

Halkçı, Devletçi, Devrimci, Milliyetçi ve Laik Cumhuriyetten yanayız!

Suçlular nihayet cezalarını buldular, vahşetin üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen ne Öğretmen Asteğmen Kubilay’ı, ne Şevki Bey’i ve ne de Hasan Bey’i unutmadık. En çok da yetim kalan Kubilay’ın evladı olan Vedat’ı ve gözü yaşlı anacığını unutmadık. Bugün hala Derviş Mehmet gibi olanları görüyoruz. Onların Atatürk’e ve Cumhuriyetimize olan düşmanlıklarını da biliyoruz. Onların nerelerde ve hangi görevlerde olduklarını da biliyoruz. Onların yarısının Akademideki okumuş cahillerden olduğunu da biliyoruz ve ne yazık ki birçoğunun da eğitimci lakabı var. İşte diyorum ya her eğitimci öğrenci için bir ibrettir. Benim için de öyle… tüm bunlara rağmen yılmak yok!, bizi sindirmeye çalışanlara karşı sinmek yok! Halkçı, Devletçi, Devrimci, Milliyetçi ve Laik Cumhuriyetten yanayız! Çünkü bizler Mustafa Kemal’leriz! Çünkü bizler onun yılmaz yıkılmaz eserinin savunucularıyız.

Ne Mutlu Türk’üm diyene!

Atatürk’ümüz, Milli Mücadele kahramanlarımız, Kuvva-i Milliyeciler, Asteğmen Kubilay, Şevki Bey, Hasan Bey her birinizi sonsuz sevgi, saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

UMUT MERİÇ BERBEROĞLU

 

KAYNAKLAR:

AVCI Uzman Cemal; İzmir Suikasti, Atatürk Araştırma Dergisi
Okyar Fethi Üç Devirde Bir Adam, Tercüman Tarih Yayınları, İstanbul 1980, s.447
Atay Falih Rıfkı Çankaya, Bateş, İstanbul 1980, s. 53-54
Aydemir Şevket Süreyya Tek Adam, C2, (1919-1922), Remzi Kitapevi, İstanbul 1964. s. 369.
TBMM Zabıt Ceridesi, C25, Devre 3, İçtima 4, İnikat 25.
Goloğlu Mahmut, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-1 Devrimler ve Tepkileri (1924-1930), Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul 2017.
Kurtoğlu İsmail, Menemen Olayı, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Eskişehir, 2000.

DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY’IN GÜNÜMÜZE HATIRLATTIKLARI






Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!