Deniz Kültürü 3 ay önceBu makaleyi yazma sorumluluğu ve isteği, gazeteci ve deniz tarihi araştırmacısı arkadaşım Gökhan Karakaş’ın beni bir röportaja davet etmesiyle başladı. 2025 yılının Nisan ayındaki sıradan bir gün gerçekleşen bu röportajın konusu Kardak, günü farklı kılan ise bir kaptanın açık yüreklilikle deneyimlerini aktarmasıydı. Kardak Krizi’ne giden süreci başlatan M/V Figen Akat isimli geminin kaptanı değerli meslektaşım Dursun Sarı’nın anlatımları, ’30. Yılında Kardak’ izimli kitabın ana konusuydu. Bu röportaja tanık olduktan sonra 24 Aralık 1995 gecesi geminin süvarisi olan Dursun Sarı’nın deneyimlerinden elde ettiklerimi aktarma sorumluluğunu hissettim. Bu bağlamda Kaptan Dursun Sarı’yı 30 yıl sonra da olsa yaşadıklarını anlattığı ve tarihe ışık tuttuğu için tebrik ederim.
Bazı günler vardır, unutulmaz. Bu günler çoğunlukla felaket derecesinde olan ya da tam tersine ülke veya insanlık için yararlı, olağanüstü olayların yaşandığı günlerdir. Bazıları tarih açar, tarih kapatır. Bazıları ise farkındalık yaratır; yeni kural ve düzenlemelere neden olur. Tarih, bu tür olaylarla doludur. Bu olaylar insan hafızasına ilmik ilmik işlenir.
E. Amiral Cem Gürdeniz’in deyimiyle, bir geminin karaya oturması şüphesiz talihsiz bir olaydır; ancak bu olayın meydana gelmesi, ada hakkında belirsiz olan durumun yeniden gözden geçirilmesine vesile olduğu için hayır olarak da nitelendirilebilir. Atalarımızın dediği gibi, bazı şerler hayra vesile olabilir; kim bilir.
FOTOĞRAF: Kaptan Dursun Sarı( Ayakta solda)