

Denizin altı üstünden berbat
Marmara Denizi’nin yüzeyinde sarı-kahverengi renklerde görülen ve yapışkan küme şeklinde ilerleyen müsilaj tüm körfez, koy ve kıyılarda aralıklarla etkisini sürdürüyor. Bilim insanlarına göre müsilaj, Marmara Denizi’nin kaldıramayacağı insansal kirliliği haykırıyor. Balıkçıların salya ya da köpük dediği kirlilik bu günlerde rüzgarın ve denizin hareketleriyle bazı yerlerde azalırken, özellikle İstanbul’un doğusu (Kartal-Tuzla) ile İzmit Körfezi’nde yüzeyde görülebiliyor. Müsilaj yoğunluğunu 6 aydır takip ettiklerini söyleyen Bandırma Onyedi Eylül Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, suyun altına çöken yoğun tabakadan elde edilen ilk sonuçları paylaştı.

FOTOĞRAF: ATEŞ EVİRGEN
2 uzman dalgıç derinlere indi
Prens Adaları civarında Ateş Evirgen ve Serco Ekşiyan’ın yaptığı dalışlarda müsilajın sualtında kabusa döndüğünü söyleyen Prof. Dr. Sarı, “Ocak ayından beri takip ediyoruz. Balıkçıların isyanının kimse duymadı. Parçalanarak deniz yüzeyine çıktığında herkes gördü” dedi. Prof. Dr. Sarı, “Müsilaj artık bir kabusa döndü. Herkes ‘kurtulduk’ diye düşünürken suyun altına indi. Havalar durağan giderse denizaltındaki 0-30 metrede müsilaj devam edecek. Yüzeye çıktığında balık ölümüne neden oluyor. Çökenler ise kıyısal alanlarda oksijeni tüketerek canlılara zarar veriyor. Denizin altı daha az ışık aldığı için parçalanma daha uzun sürer ve oksijen tüketimi devam eder. Müsilaj, yaşayan bir sistem olan ve ekosistemini devamı için çok önemli olan deniz tabanına battaniye gibi çöktü.” dedi.

FOTOĞRAF: ATEŞ EVİRGEN
“Dip balıkları ve mercanlar tehdit altında”
İki uzman dalgıcın dalışlarındaki görüntülerin ürkütücü olduğunu belirten Prof. Dr. Sarı, “Oysa deniz tabanı yaşayan bir ortamdır. Üzerinde canlı toplulukları vardır. Özellikle Büyükada civarındaki dalışlarda görüntülerde mercan dallarının müsilaj ile örtüldüğünü gördük. Midye yatakları tamamen kaplandı. En çok yassı balıklar pisi, kalkan, vatoz, kalkan etkilenecek. Yengeç, trakonya, iskorpit gibi canlıların yaşam alanları da tehlikede. 3 faktör müsilajın ürkütücü boyutunu arttırıyor. Deniz suyunun ortalama sıcaklığından fazla olması, deniz yüzeyi ve dibinin hareketsiz olması, denizdeki azot ve fosfor yükünün aşırı olması. İklim değişikliğine etki edemeyeceğimize göre denizin yükünü azaltmalıyız. Marmara, uzun yılların birikimi ile artık haykırıyor. Denizin yükünü alacak tedbirler almazsak daha çok hissedeceğiz bu haykırışı. Arıtmadan 1 litre kimyasalı bile Marmara’ya bırakmamalıyız. Yoksa Marmara’yı kaybedeceğiz. Bakanlıklar ve Marmara Belediyeler Birliği gibi kurumlar harekete geçmeli, yeni bir atık yönetim anlayışını uygulamalıyız” dedi.

“Çanakkale Boğazı’nda mercanlar ağır hasar aldı”
Müsilajın, 31 Aralık 2020’de görüldüğü ve bilimsel literatüre kazandırılan bir makale ile raporlandığı ilk yer olan (Özalp, 2021) Çanakkale kıyıları da benzer şekilde ürkütücü. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Sualtı Teknolojileri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Özalp de suyun altındaki yok oluşun tanıklarından. Doç. Dr. Barış Özalp, “2008 yılındaki müsilajdan sonra Türk boğazlar sisteminde görülen en büyük ve ağır olayı yaşıyoruz. 2008’de yüksek lisans çalışmaları sırasında görüntülediğim gibi karşımızda. Suyun altına çökmekle kalmadı balık mağaralarına bile girdiğini gördük. Gerçek bir kaos yaşıyoruz. Müsilaj Çanakkale Boğazı’nda, Aralık 2020’de, ilk kez boğazın yüksek biyoçeşitlilik alanlarından olan mercan habitatlarında, gorgonların ve sert mercan izleme çalışmaları sırasında gerçekleştirilen sualtı araştırma dalışlarında görüldü.

FOTOĞRAF: BARIŞ ÖZALP
Sahte Dip Yapısı Oluşturdu
Müsilaj daha sonra Çanakkale Boğazının birçok bölgesinde kaydedildi. Bu sene ne yazık ki, 5 aya yakın süren ve halen devam eden ciddi bir müsilaj olayından söz ediyoruz. Aralık-Ocak ile Mart-Mayıs 2021 arasında ciddi etkisi olan müsilaj, sadece Şubat ayında görülmedi. Mart 2021’de gerçekleştirilen ölçümlerde, bölgeden birinci sahte-dip (false-benthos) kaydı alınmıştır. Mayıs ayında ise çok üzücü ama, ikinci false-benthos kaydı alınmıştır. Sualtı video kayıtlarından da görüldüğü gibi birçok omurgasızın ciddi derecede etkilendiği belirlenmiştir. Şu an Çanakkale Boğazında birçok bölgede, özellikle deniz tabanını halı gibi saran bir sahte-dip oluşumu bulunmakta olup, Çanakkale Boğazının mercan türleri, sünger habitatları ve diğer bentik omurgasızların bundan ağır etkileneceği düşünülmektedir. Dipte yaşam süren yumuşak mercanları müsilaj sardı. Beslenmeleri ve nefes almalarını engelliyor. Halen, gorgon mercanları ve kolonisel sert mercanlar dışındaki diğer bentik omurgasızlara verdiği ciddi zarar incelenemedi. Deniz patlıcanları, süngerler ve diğer bentik omurgasızlar izlenmeli.” dedi. Doç. Dr. Barış Özalp, “Nedeni ise iklim değişikliği sebepli su sıcaklığı artışlarının, planktonik organizmaların yoğun üremesine sebep olması ve artan organik maddenin yarattığı durum bu… Kirliliğin de denizlerdeki planktonik üremeyi arttırdığına dair yapılmış çalışmalar bulunmaktadır. Çanakkale Boğazı sularının ısındığını, yapılan bu çalışmada raporladık. Marmara Denizi atık deposu olmamalıdır. Kısmen dağılsa da müsilaj Çanakkale’de yüzeyde ve 1-50 metre derinlikte etkisini sürdürüyor ve dipte oluşan sahte-dip (false-benthos) kuvvetli boğaz akıntılarında dahi dağılmadan halen dipte duruyor” dedi.


FOTOĞRAF: BARIŞ ÖZALP
Kocaeli Körfezi’nde Risk Büyük
Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halim Ergül ise İzmit Körfezi’ndeki müsilaj yoğunluğunu şöyle değerlendirdi. “20 metre derinliğe kadar görüyoruz. Aşırı artışın nedeni azot ve fosfor bileşiklerinin rüzgar ve akıntı etkisiyle fitoplanktonla buluşması. Bu yıl tüm Marmara’da gözden kaçmayacak kadar belirgin. İzmit ve Gemlik Körfezi gibi akıntının nispeten yavaş olduğu yerlerde dikkate değer ölçüde arttı. Marmara Denizi çevresinde 25 Milyon insan yaşıyor ve endüstriyel atıklar denize bırakılıyor. Endüstriyel atıklar sadece ileri arıtma sistemlerinde çok düşük değerlere düşürülebiliyor. Durum çok ciddi, acil tedbir almak gerekli. Makrofauna mutlaka çok etkilenecek. Balık ölümleri olabilir ama asıl etkisi balığın yemi olan küçük boyutlu ve ekonomik değeri olmayan amfipodların ölebilir. Besin zincirinde bu canlılar çok önemli.” diye konuştu.


FOTOĞRAF: BARIŞ ÖZALP

Başka bir boyutu düşündürdü
Kirlilikten en çok etkilenen İzmit Körfezi’nin Darıca bölgesinde Milliyet ekibi dalış yaptı. Nefes Dalış Merkezi’nin rehberliğinde girdiğimiz mavilikler ilk metrelerden itibaren müsilajın olumsuz etkisini gösterdi. Su yüzeyinde hiç görülmeyen müsilaj ilk metrelerden itibaren sualtındaki görüşü 1 metreye kadar düşürdü. Önümüzden kümeler halinde geçen yoğunluk suyun üzerindeki kirliliğin derinlere indiğinin göstergesiydi. 5 dalgıç birbirimizi kaybetmemek için yakın mesafede dolaşmak zorunda kaldık. Özellikle sualtı bitkilerinin üzerini kaplayan müsilajın dip akıntısının etkisiyle geniş bir battaniye gibi uzandığını ürkerek izledik.



GÖKHAN KARAKAŞ



















