Geminin radarında bir şey göremedik…
Bir süre sonra da bordamıza bir tekne yanaştı ve tekneden çıkan insanlar güvertede toplanmaya başladı…
Ve ben hala ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordum.
Gemi tanker ve yüklü olduğu için tekneden çıkan insanları lumbar ağzında durdurdum.
İçlerinde ağlayanlar, dövünenler vardı ve ben hala ne olup bittiğini anlamış değildim.
Benim şaşkınlığımı farkedenlerden biri; düşen uçağı gördünüz mü? Diye sorunca ben de gayrı insiyaki ‘’ ne uçağı ‘’ demişim.
Gemide benden başka güverte zabiti yoktu. 2 gemici ve bir pompacı ile güvertedeydik, ancak hiçbir şey görmemiştik.
Hatta üzerimizden bir uçak bile geçmemişti.
Hemen köprüüstüne koştum ve radarı çalıştırdım, gemicilere de motorlu filikayı indirmeye hazır etmelerini söyledim.
Radarda, deniz üzerinde hiçbir şey gürünmüyordu.

Bu arada sahilde insanlar giderek artmaya başlamıştı.
Tekneler yanımıza geliyor ve aynı soruyu soruyorlardı; düşen uçağı gördünüz mü?
İnsanlar bilinçsizce sahilde koşturuyorlardı.
Çaresizliğin ne olduğunu o gün çok daha iyi anladım.
Tahliyeyi bir süre durdurdum.
Gece yarısından sonra sahilde toplaşan insanlar azalmaya başladılar.
Sabah saatlerinde hala sahilde bekleşen insanlar görüyordum.
Bir umut..

Öğlen saatlerinde vardiyamı teslim edip sahile çıktım.
O gün ve daha sonraları düşen Bursa uçağı hakkında kimse bana soru sormadı, tek hatırladığım uçağın Avcılar sahilinde denize düştüğü şeklinde basın haberleriydi.
Bursa uçağını hep yanlış yerde aradılar.
Bu acı ve tatsız anı da benime sonsuza kadar yaşayacak.




















