
Suyun kıymetini anlamak için susuzluğu veren yaradan
Kıymetini anlamamız için zamanın sessizliğini verdi bize
Biliyoruz aslında, kıymet bilmek karakterlerimizdir.
Evet, aşklarımızın kadehinde acılık vardır
Ama biz zaten azıcıkta düşmanlarımızı sevip
Dostlarımızdan uzak durmak üzerine kurmuştuk
Hayatı ve kurtuluş umutlarımızı.
Güneşin şimdilik bizi aydınlatması bitti,
Başka diyarları aydınlatmaya ve ısıtmaya gitti.
İçimizde bambaşka bir heves,
Ensemizde ılık bir nefes
İnsan güneş batarken hiç rüya görür mü?
Biz görürüz yatağa da gerek kalmaz
Bir küpeşte kenarında
Veya lomboz vardiyasında
Uykuya ihtiyaç olmadan…
Gözlerimiz açıktır en patlağından,
Güneş batımı rüyalarımız
Otuz iki kısım tekmili birden
Yaşanır hunharca…

Güneş, acılarımızı avutur rüyalarımızda
Sevinçlerimizi deli mavide yeşertir
Allah kelamını papatyalardan duyduk
Ama sevmeyi denizden öğrendik, saygıyla
Güneş gibi severiz ışık olmayı
Önümüzde koşan canları
Eşimizi, dostumuzu, çocuklarımızı ve onların taşkın ruhlarını,
Yaşatmak zihnimizde hoşumuza gider
Hayatın bayramı bir dost, bir insanüstü
Arayışımız vardır.
Kendimiz olsak, kendimiz için olsak ve yürüsek deriz
Böyle bir gurur fazla gelir mi insan olana?
Evlerin arasına dalmış geceyi biz ne yapalım
Zaten geceleri grandide ıslık öttüren rüzgâr,
Gündüzleri baş bodoslamaya vuran dalgalar uyutmaz
Bozar sessizliği, üstelik tamiri de mümkün değildir
Oysa gündüz gözü ile rüya, istisna değildir bizim için
Köprüüstünde, makine dairesinde, kuzinede, salonlarda
Dışarının karanlığı yanında tinsel mekânlarımız aydınlıktır
Dışarıda boğucu karanlık bir hava,
İçeride bahar bahçe
Otuz iki kısım tekmili birden
Bir sancak bir iskele yatar dururuz.

Rüyasında gözüne ışık tutulur mu insanın?
Aldis tuttular bize, ev yapımı, patlamaya hazır
Bir ışık çaktı bilinçaltımız, üstümüz başımız paramparça
Bizler, gölgesi bile yosun ve iyot kokan insanlarız
Kuruduğunda kalpleri, bir yakamoza sığınan insanlarız
Gün doğuşunda veya batışında rasat yaptığımızda
Geminin mevkii değil, kendi mevkilerimizdir koyduğumuz
Kutup yıldızını bulup sabitlemek istediğimiz,
Benliğimiz, varlığımızdır…
Geminin baş bodoslamasında oyun yapan yunus,
Geminin değil sadece, hayatımıza yön verir bizim,
Gideceği limanı bilen,
Her türlü rüzgârın faydalı olduğu insanoğludur denizci
Görene, görebilene suretlerinde hep bir “ben” vardır,
Benlik vardır
Sığamayız hiçbir yere,
Sonsuzluk ile mücadele eder
Ama kazanmak asla aklımızın ucundan geçmez

Bir son sefer vardır ki; daha önce defalarca el sallanmış,
Gittiği seferinden şikâyeti olmayanların çıktığı,
Kimin ne zaman çıkacağı belli olmayan o son sefer,
Şarkılara manilere konu olmuş o son sefer,
Her denizcinin hikâyesidir, kaderidir…
Dönmek farz der, döneceğimizi farz eder
Ama her seferimize son sefermiş gibi çıkarız…




















