1. Haberler
  2. Genel
  3. Anne şefkatiyle Vira Bismillah

Anne şefkatiyle Vira Bismillah

3 tarafı denizlerle çevrili Türkiye Marmara Denizi’yle bir ada ülkesinin coğrafi özelliklerini taşıyor. 8 bin 337 km uzanan kıyı çizgisi ve 4 deniziyle pek çok su ürünü avlanmasını sağlayan ülkemizdeki kadın balıkçı sayısı hızla artarken İzmir’de Akdeniz ve Egeli kadın balıkçılar buluştu. Seyir cihazı ve balık bulucu kullanmadan denize açılarak geleneksel yöntemlerle avlanan kadın balıkçılar maviliklerin sunduğu bereketle aile bütçelerine büyük katkı sağlıyor. İzmir-Mordaoğan’dan açıldığı sularda dil ve barbun balığı avlayarak 3 çocuğunu büyüttüğünü belirten Zeynep Karaca, “Denizi kendim gibi yani anne gibi görürüm. Şefkatine sığınır, sunacağı berekete inanırım” dedi. Mersin-Erdemli’de ağlarını seren Ayşe Işın ise, “Merhum annemden öğrendiğim yöntemlerle denizden rızkımızı çıkartıyorum. O’nu mahcup etmemek etmek için yeterli balık avladığımda limana dönerim.” dedi. Kadın Balıkçılar Derneği Başkan Yardımcısı Sevinç Konkuş ise sayıları bin civarında olan kadın balıkçı sayısının artması için tekneye ve kooperatife ortak olmaları gerektiğini belirtti.

featured
Google'da Abone Ol
2
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Deniz kalender bir annedir”

Türkiye’nin iç sularında ve deniz kıyılarında balık avcılığı yapan yaklaşık 20 bin tekne bulunuyor. Bu teknelerinin yüzde 90 oranındaki büyük çoğunluğu geleneksel yöntemlerle kıyılarda avlanan küçük ölçekli balıkçılara ait. Pasif av araçları ve 12 metreden küçük teknelerle kıyıya yakın bölgelerde aynı gün içinde avlanan kıyı balıkçılarının içinde kadınlarda var. Genellikle sabah erken saatlerde çıktıkları denizden öğle saatlerinde dönerek ev işlerini yapan balıkçı kadınlar denizden kopmadan hayatlarını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler tarafından çok önemsenen geleneksel yöntemlerle avcılık yapan kadın balıkçılar geçtiğimiz günlerde WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından buluşturuldu. Mersin-Erdemli’den İzmir’e giden kadın balıkçılar, küçük ölçekli balıkçılığın hem ülke hem aile ekonomisine nasıl katkı yaptığını deneyimlerini birbirine anlatarak paylaştı.

“Sen iyi ol deniz zaten iyi”

Mordoğan su Ürünleri Kooperatifi üyesi olduğunu belirten Zeynep Karaca babası Yusuf Karaca’dan kendisine miras kalan balıkçılığın hayatının vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirtti. Karaca, “35 yıldır denizdeyim. Merhum eşim Latif’in teknesiyle yıllarca beraber avlandık. O’nun en büyük yardımcısı oldum. Hatta hastalandığı için tek başıma çıktım uzun süre. Deniz öyle şefkatlidir ki sen iyi olursan o sana daha iyi olur. 3 çocuğumu balık tutarak büyüttüm. Dil ve barbun evimi geçindirdi. Eskiden günde 50 kg avladığım balık şimdilerde 10 kg’a kadar düştü. Deniz kalender bir annedir iyi bakarsan hayat verir” dedi.

“Ev işlerini de aksatmadım anneliğimi de”

Mersin’deki Erdemli Su Ürünleri Kooperatifi’ndeki birkaç kadın balıkçıyı temsil eden Ayşe Işın’da, çocukluğundan itibaren annesiyle çıktığı maviliklere her zaman hayran olduğunu vurguladı. Işın, “Annem Şerife sümbül çok iyi bir balıkçıydı. Ağabeyim Ömer ile bizi tekneye alıp enginliklere götürürdü. Çocukluğumdan beri yaz kış teknenin üstünde balık avlıyorum. Sabah 5’te kalkıp açıldığımız oluyor. Balıkhanede kendi balığımı gururla satıyorum. Karides, dil balığı, lagos ve sardalya en çok tuttuğum türler. Önceleri diğer balıkçılar ve balıkhanedekiler şaşırıyordu, mücadele etmekten yılmadım, ağları temizledim, dalgalarla boğuştum, uykusuz kaldım ama başardım. Ev işlerimi de aksatmadım anneliğimi de. Şerife Anne Ağ Örme Atölyesi’ni açmak için çabalıyorum. Böylece yöremizde denize çıkmayan balıkçı eşleri ağ örerek ekonomiye katkı sağlayabilir. Yakın zamanda Şerife Ana isimli kendi teknemi alarak tek başıma denizde olacağım. Kadının gücünü ve azmini kanıtlamaya devam edeceğim. Kadın balıkçı anne olduğu için yetinmeyi bilir, ağı yeteri kadar dolunca evine döner” diye konuştu.

“Çocukken teknede saklanarak balığa çıkardım”

Erdemli’deki balıkçılardan Şengül Göktepe ise, çocukken babasının teknesine saklanarak çıktığı balık avının artık yaşam biçimi olduğunu söyledi. Göktepe, “Erkek kardeşimle tekneye girip babamın gelmesini bekliyorduk. Babam geldiğinde bizi görünce beraber balığa çıkmak zorunda kalırdı. Denize açılmayı çok seviyorum.  Denizin bereketini, ağlara dolan balıkları ışıltısını yaşadıkça kopamıyorum maviliklerden. Kadının her şeyi yapabileceğine ve kadının balıkçılık mesleğine çok yakıştığını biliyorum. Akdeniz’in mavi sularında tekne de bulunmak bana iyi geliyor” dedi.

“Ağlara hele de topan gelirse değme keyfime”

Mordoğan kadın balıkçılarından Aslı Köseler ise, kayınvalidesi Hayriye Köseler’in desteği ve teşvikiyle başladığı balıkıçlığın artık yaşam biçimi olduğunu söylüyor. Şimdilerde iki oğlu Fikret ve Ergün ile 17 yıldır balığa çıktığını söyleyen Aslı Köseler, “Ege Denizi’nin güzelliğini yaşadığım bu kıyılar bana yaşama sevinci veriyor. Bir gün önce hazırladığımız ağlara sabahın ilk ışıklarıyla gelen barbun ve kefaller denizin bereketini kanıtlıyor. Hele de topan adlı büyük balık gelirse kendimizi daha mutlu hissediyoruz. Kadın balıkçıların denizlerde daha çok yer alamsı için projeler üretilmeli” dedi.

 

Tekneye ortak olurlarsa görünür olurlar

Kadın Balıkçılar Derneği Başkan Yardımcısı Sevinç Konkuş ise Türkiye’de kadın balıkçılar üzerine kapsamlı bir araştırma ve istatistik olmadığını belirtti. Kadın balıkçıların Muğla-Gökova ile mersin-Erdemli arasında yoğunlaştığını belirten Konkuş, “Binden fazla kadın balıkçılız var. Büyük çoğunluğu eş ya da babalarının balıkçı belgeleriyle avlanıyor. Sayılarının artması için kadın balıkçıların teknelere ortak hatta tekne sahibi olması gerekiyor. Çünkü böylece balıkçı kooperatifine de ortak olabiliyorlar. Hissedar olurlarsa kayıtlarda da görünecekler ve devlet farkında olacak. Sigorta primlerinin balıkçılık mesleğinden ödenmesi ve devletin yardımlarından faydalanmaları büyük bir adım olacaktır” dedi.

Anne şefkatiyle Vira Bismillah
2







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!