1. Haberler
  2. Genel
  3. Arşimet Kanununu Osmanlı’da ilk dile getiren Piri Reis’ti

Arşimet Kanununu Osmanlı’da ilk dile getiren Piri Reis’ti

Yazıda geçen tarihi olgular, Göztepe’den komşumuz ünlü tarihçi Reşat Ekrem Koçu’dan derlenmiştir. Denizcilik gücü askeri bahriye (donanma) ile ticaret bahriyesinin birlikteliğidir. Önemli olan ikisini birden güçlendirerek hareket etme bilincinde olmak ve bu hareketi sağlamaktır. Toplumumuz denize uzak yaşayan, denizin kazancını az düşünen kısaca genlerimizde denizcilik kavramı az olan bir toplum. Önceden de yazmıştım. 1073 senesinde Orta Asya’dan Antalya Elmalı’ya gelen toplum denizi senelerce yukardan seyretmiş taa ki 1973 senesine kadar. 900 sene sonra Kaş’a deniz kıyısına inmişler ve denizle tanışmışlar.KAPTAN MEHMET ALİ SÖKMEN YAZDI

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Osmanlı denizi, deniz ticaretini baştan savmaya, gemileri karadan yürüten Fatih Sultan Mehmet ile başladı. Dostluk ilişkileri kurmak amacı ile Avrupa devletlerine tek yanlı ayrıcalıklar tanıdı. İlk önemli kapitülasyon Kanuni döneminde Fransa’ya verildi. Kapitülasyonların Osmanlı Devleti’nin hükümdarlık haklarını sınırlayan, yerel ekonominin gelişmesini engelleyen hükümlerin sonuçları neticesinde Osmanlı büyük zarar gördü ve hiçbir zaman sanayii toplumu olamadı.

Türk gemiciler kendi kara sularında gemi işletemezken balıkçılık, süngercilik gibi uğraşlar bile yabancılara bırakıldı. Sonuçta bütün bu olumsuzluklar 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması ile ortadan kalktı. 1 Temmuz Kabotaj Bayramı ilan edildi. Önceleri coşku ile kutlanırken bu günlerde sadece anılıyor. Kısaca kabotajı açıklayayım: Bir devletin kendi denizlerinde gemilerinin ve gemicilerinin çıkarlarını koruma hakkıdır. Kanunun 1’inci maddesi Türk kıyılarında bir noktadan başka bir noktaya yük ve yolcu taşıma ticareti, kıyılarında, limanlarında, kılavuzluk hizmetleri ile tüm liman hizmetlerini yerine getirme hakkı Türk vatandaşlarına ve Türk bayraklı gemilere verilmiştir. Kısaca Kabotaj Bayramı ülke çıkarlarını korumak, sömürülmesini önlemek için çıkarılmış bir yasayla yapılan bayramdı.

Tekrar Osmanlı’ya dönelim. Donanma 15 yüzyıl sonlarına kadar yok sayılacak derecedeydi. Akdeniz korsanları ne zaman ki Osmanlı topraklarına saldırıp talan edince Kanuni’nin aklına donanma fikri geliverdi. Bilmedikleri bir konuydu. Çare Akdeniz korsanlarını bünyeye almaktı. Başta Barbaros ve leventleri İstanbul’a davet edildi. Uzun müzakerelerden sonra korsanlar Osmanlı tebaası olmayı kabul ettiler. Tek hedef Osmanlı menfaatlerini Akdeniz’de korumaktı. Korudular.

Bu arada denizcilik bilimi çerçevesinde adımlar atıldı. Piri Reis (1470-1554) haritalar yaptı, kitap yazdı (Kitab-ı Bahriye). Piri Reis, sefarad bir anne ile Gelibolulu bir balıkçının oğluydu. Önce balıkçılık sonra amcaları ile korsanlık yapmıştır. Kendisini geliştirip denizcilik bilimine büyük hizmetleri olmuştur. Çizdiği en önemli harita Atlas Okyanusunun kuzeyi ile kuzey ve orta Amerika’nın kıyıları ve Grönland’dan Florida’ya kadar uzanan kıyı şerididir.

Arşimet’ten Piri Reis’e

Piri Reis, Arşimet kanununu Osmanlı’da ilk dile getirendir. Suyun kaldırma kuvvetini yazmış ve suya indirilen bir gemi, taşırdığı suyun ağırlığı kendi ağırlığına eşit olduğu kadar batar. Gemi yüklendikçe daha çok su taşırır ve daha derine batar; böylece kaldırma kuvveti, geminin ve yükünün ağırlığını sürekli dengeler. Osmanlı’da denizcilik önderleri bu kuralı kabul etmemiş ve Tanrının kudreti demişlerdir. Ayrıca yer kürenin yüzde 71’i denizler yüzde 29’u karalar demiş, ona göre pozisyon almamız gerekir kuralına Osmanlı’yı yine inandıramamıştır. Bu değerli denizci Osmanlı’ya çok geldiği için Kahire’de idam edildi. Bu arada İstanbul’da kurulan rasathane Tanrı’ya şerh koşuyor fikri ile şeyhülislamın fetvası padişahın emri ile Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa tarafından topa tutuldu ve yerle yeksan edildi. Bu zaman diliminde Osmanlı Akdeniz çanağından çıkamazken Avrupa denizciliğin en önemli kazanç olduğunu kabul etmiştir. İspanyol, Portekizli denizciler batıya ; İngiliz , Hollandalı denizciler doğuya yönelmişlerdir. Güney Amerika İspanyol kültürünü almış ve bütün Güney Amerika ülkeleri. Brezilya hariç, İspanyolcayı resim dil kabul etmişlerdir. Brezilya Portekizce konuşur. Hollanda ve İngiliz denizciler Hindistan’dan ve Çin’den baharat, İpek Yolu’nu açmış ve bu kıymetli ürünleri Avrupa ‘ya taşımışlardır. Bu arada deniz ticaretini garantiye alan adımlar atılmış 1688 yılında Londra’da Edward Llyod adında birinin işlettiği kahvehane, gemi sahipleri, iş adamları, tüccarların deniz ticaretine ilişkin bilgi alışverişinde bulundukları bir mekan olmuştur. Burada sefere çıkan bir gemi veya geminin yükü üzerinden teminat veren kişilere Under Writer (sigortacı, sigorta eden) sıfatıyla belgeler düzenleyerek faaliyette bulunmaya başlamışlar ve yine bu kişiler Llyod’un ölümünden sonra kendi aralarında Llyod’s adında bir topluluk kurmuşlardır.

Avrupa denizcilik gücünü geliştirirken Osmanlı bütün gücüyle denizden ve denizcilikten uzaklaşmıştır. Basit örnek Abdülhamit donanmayı Haliç’e hapsedip çürütmüştür. Sahildar bir ülkenin deniz gücü olmazsa sonu da olmaz. Örnek Osmanlı. Denizcilik bir hayat biçimidir. Daha açık bir dille söylersek zor yaşamın meşakkatli tarafı ama bir o kadar da tutkusudur. Bu felsefe denizi ve denizciliği kendilerine ilk edinmiş toplumlar içindir. Bize gelirsek; denizciliğimiz 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren’ kabotaj kanunu’ ile ‘Denizcilik Gücü’ boyutunda devrim yaşamıştır. Kapitülasyonlar kaldırılmış, Türk Kara Suları içinde yabancı firmalara olanak sağlayan sömürüye dur denilmiştir.

1 Kasım 1937 tarihine TBMM açılış konuşmasında Atatürk denizciliğimizin rotasını şöyle çiziyor: En güzel coğrafi vaziyette ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri denizci millet yetiştirmek kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten istifadeyi bilmeliyiz. “Denizciliği Türk’ün büyük ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız’

Atatürk yeni Türkiye’yi denize yönlendirdi. Ancak bugün Türkiye ne kadar denizcidir? Eleştiriyi temel almak; her olaya, gelişmeye dikkatlice bakmak, tarihin ve düşüncenin bütünlüğünü gözden kaçırmamak, bir karar vermeden önce bilmek, adamakıllı bilirsek başarırız ve netice olumlu olur. Burada geçmişte yaşananları tekrar hatırlatmak istiyorum. 1980 darbesinden sonra Denizci Başbakan gemi alacağım diyenlere kredileri, fonları akıttı. Perşembe Pazarı’nda tornacı, tesviyeci, elektrikçi kalmadı. Hepsi armatör oldu ve kısa zamanda çoğu battı. Bu denizciliği ne kadar bildiğimizin göstergesiydi. Sonra özelleştirme furyası başladı. Limanlar teker teker elden çıktı. Limanların yükleme, boşaltma olayından ziyade stratejik alanlar olduğu unutuldu. Yunanlı kaptan arkadaşımın aracılığıyla Yunanlı bir armatör adalar arasında çalışacak 4000 dwt tonluk klasik bir tanker yaptırmak için aracı olmamı istediler. Geminin planları çizilmiş, uygun bir tersane arıyorlardı. Bu işleri iyi bilen gemi inşaat mühendisi bir arkadaşımı devreye soktum. Sonra arayan soran olmadı. Yunanistan’da hiçbir klas kuruluşu inşayı üstlenmemiş. Sonuçta armatör Montenegro’da (Karadağ) teknesini yaptırmış.

Gemilerin çoğu kolay bayrağa kaçtı. Türk bayraklı gemiler limanlarda PSCO’nun ilk hedefi oldu. Çeyrek asırdan fazla kılavuzluk yaptım bu mesleği hiç konuşmak istemiyorum. Konuşulacak bir ortam kalmadı. Konumuma uzak ama Deniz Kuvvetleri atılım yaptı. MİLGEM projesi hayata geçti. FETÖ hemen müdahale etti. Balyoz davaları ortaya çıktı. Kasaptaki ete soğan doğrayalım mı doğramayalım mı derken Yunanlılar bizim 19 adayı armut gibi toplamaya başladılar. Tavşan Adası, Yılan Adası, Eşek Adası…

Bu arada denizcilik gücü tam yol…

Kaptan M. Ali SÖKMEN

Arşimet Kanununu Osmanlı’da ilk dile getiren Piri Reis’ti
0







Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!