
Ömer Faruk KARA – Emekli Öğretim Görevlisi- Deniz ve Balıkçılık Bilimcisi
Türkiye denizleri Karadeniz’in de içinde olduğu yarı kapalı Akdeniz çanağı içindedir. Türkiye Akdeniz, Ege Denizi ve bir iç deniz olan Marmara Denizi’ne sahildar yarım ada görünümlü bir ülkedir. Ayrıca, doğal göl, gölet ve baraj gölleriyle tatlı su balıkçılık kaynakları açısından da küçümsenmeyecek bir potansiyele sahiptir.
Yakın geçmişte, 2007 yılında avcılık yoluyla denizlerimizden yıllık balık eldesi 589.000 ton iken 2017 yılında bu rakam 332.000 ton’a gerilemiştir(1) . Karadeniz dâhil Akdeniz çanağına sahildar 25 ülkenin avcılık yoluyla elde ettiği toplam balık miktarı 1.1-1.2 milyon ton balık/yıl olup, bunun %27’si olan ortalama 332.000 ton/yıl balığı Türkiye tek başına avlamaktadır(2). İç sulardan avcılık yoluyla olan balık eldesi yıllık ortalama 40.000 ton balık/yıldır (1). 2017 yılı itibariyle iç sular ve denizlerdeki kültür balığı üretimimiz ise 276.500 ton balık/yıldır (1).

Balıkçı Başına Yıllık Balık Eldesi
Türkiye’nin toplam balık eldesi (deniz, iç sular ve kültür balıkçılığı) yaklaşık 650.000 ton balık/yıldır. Bunun da % 60’ı doğal sucul kaynaklardan (deniz ve iç sulardan) avcılık yoluyla, % 40’ı ise akvakültür yoluyla elde edilmiştir.
Balıkçı başına yıllık balık eldesini avcılık yoluyla gerçekleştirilen miktar ile akvakültür yoluyla üretilen miktarları yalın bir açıklama ile ortaya koyabilmek olasıdır.
Endüstriyel balıkçılıkta 726 adet gırgır teknesi ile 700 adet trol teknesi aktif olarak avcılık yapmaktadır (3). Gırgır teknelerinde ortalama 24 balıkçı çalışmakta olup toplam gırgırcı balıkçı sayısı ise (726 gırgır teknesi x 24 balıkçı) 17.424 balıkçıdır.
Tablo: 1.Türkiye’de balık av sezonunun başlangıç tarihi 1 Kasım 2020 olmak koşuluyla, her bir
gırgır takımı için, türler bazında önerilen ton balık/yıl av kotası (Kara, Ö, F. 2020).

Balıkçılık sektöründe 2017 yılı itibariyle avcılık yoluyla elde edilen balık miktarı ile akvakültür yoluyla gerçekleştirilen toplam balık 630.820 ton/yıldır. Gayri resmi rakamlar çerçevesinde balıkçılık sektörü aktif çalışanı 56 504. (avcılık yapan) + 10 500 kişi (23 470 tesiste, akvakültür yoluyla üretim yapan) = 67 004 kişi olarak öngörüldüğünde kişi başına düşen ortalama üretim ise 9.41 ton balık/yıldır.

Hem popüler hem de fonksiyonel gıdalar sınıfında yer alan balıklar toplumun protein gereksinimini karşılamasını yanı sıra, önemli bir ihraç ürünü olarak da ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Hayvansal protein kaynakları, ekonomik ürün yelpazesinde kırmızı et ve beyaz et olarak ele alındığında, balığın gıda değeri açısından kırmızı ete oranla üstünlüğü tartışılmaz bir konumda iken, parasal değer açısından ülkemizde kırmızı etin çok gerisinde olması dikkat çekicidir. Günümüzde kırmızı et fiyatları kg olarak 35-120 TL arasında değişirken, balığın fiyatı ise 15-60 TL arasındadır. Tüm balıkçılık aktivitelerinin GSYMH’ya katkısı ise yaklaşık 15 milyar TL/yıldır.
Bilimsel ve Yönetimsel Açmazlar
Balıkçılığımız sektör bazında ele alınıp, analiz edildiğinde kültür balıkçılığı hariç, doğadan avcılık yoluyla elde edilen miktarın her geçen yıl, balık türlerinin ortalama satış boyunda görülen küçülmeler balık stoklarının çöktüğünün kanıtıdır. Bu da balıkçılıktan geçimini sağlayan balıkçıların gelecekte sıkıntıya düşeceğinin ve işini kaybedeceğinin göstergesidir.

Balık yumurtlayarak kendini yenileyen projesi sonsuz doğal kaynaktır. 2000- 2017 yılları arasındaki 17 yıllık balık av istatistiki rakamları incelendiğinde(1); doğal avcılık yolu ile çöküşün ana nedenlerinin bilimsel açıdan irdelenip, bu güne değin çözüm üretilememiş olması, önemli bir eksiklik olarak dikkati çeker. Bu eksikliğin giderilmesinde önemli rolü olan bilimsel araştırma çalışmaları ise sucul ortamın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bir plan çerçevesinde mevsimsel ve güdümlü olarak izlenmesidir. Özellikle ekonomik değeri olan balıkların yumurta bırakma dönemlerinde mil2 veya m3’deki yumurta yoğunluk miktarından toplam stokun ölçümü; diğer taraftan alan tarama yöntemiyle dip balıkları stokunu hesaplama ve pelajik balıkların akustik aletlerle stok ölçüm tahmin araştırma çalışmalarının kesintisiz sürdürülmesi kaynak yönetiminin sağlıklı olması açısından zorunluluk taşır.
Geçmişten günümüze balıkçılık takvimi; her yıl 15 Nisan’dan 31 Ağustos’a kadar olan süreçte balıkların yumurta bırakması için av yasağı; 1 Eylül’den 14 Nisana kadar ise avlanma sezonu olarak uygulanmıştır. Günümüzde toplam av gücümüz; pelajik balıklar için 726 gırgır teknesi, demersal balıklar için 700 trol teknesi, hem yüzey hem de dip balık türlerini kıyı balıkçılığı ile avlayan 13.952 küçük ölçekli balıkçı tekneleriyle beraber toplam balıkçılık av gücümüz 15.378 tekneden oluşmaktadır(3).

Küçük ölçekli balıkçıların avcılık yöntemi rastgele olup, günlük üretimleri ortalama 10-15 kg balık/gündür. Küçük ölçekli balıkçılıkta, günlük av üretimi az miktarda olduğu için, bu avcılık türünün balık stoklarının aşırı avlanmasında etkinliği söz konusu olamaz. Endüstriyel balıkçılardan gırgır takımları, sularımız için yıllık birim av güçleri; takımların ağ ve beygir gücü büyüklüğüne bağlı olarak 500-2000 ton balık/yıldır. Denizlerimiz trol takımları genelde günü birlik av yaptıkları sahalara gidiş ve dönüşteki seyir süreleri, hemen hemen trol çekiminde geçen süre ile ayni olduğu için, günlük av üretimleri düşük olup, 200-300 kg balık/gündür.
Balıkçılığın on yıllardır bilimsellikten yoksun işletilişi, her yıl üretimin bir önceki yılı aratması, balık stoklarının çöküşünün habercisidir. Bu da balıkçılık kaynak yönetiminin güncellenmesi zorunluluğunu beraberinde getirmektedir. Eğer işletilen kaynak av verimliliği açısından bir önceki yılı aratıyor ve ekonomik önemi olan tür balıkların boyları avlanabilir boyunun altında kalıyorsa, bunun anlamı balık av gücünün aşırı avlanmayı tetiklediğidir. Bu koşullarda, stokların kendini yenileyebilmesi için av gücünü azaltmak veya diğer bir tanımlama ile av operasyon sayısını sınırlamak bir zorunluluktur. Bu önerinin anlamı, av sezonunda denizlerimizde gelecek yılın stokunu yenileyecek miktarda ergin balık bırakılması gerekliliğidir. Bu nedenle, denizlerimizdeki ekonomik önemi olan balıkların davranışları, göçleri ve türün biyolojisine bağlı büyüme hızı, dikkate alınarak avlanma takviminde yeni bir düzenlemeye gidilmesi kaçınılmazdır. Böylelikle sınırlı süreli ve kota miktarlı avcılık, üç sene gibi orta vadede ekonomik önemi olan pelajik ve demersal balık stoklarının toparlanabilmesine olanak sağlanacaktır.

Balık Nüfusunu Dengeleyen Parametreler
Balık nüfusunun azalmasının önüne geçebilmek ve onu dengede tutabilmek, kısıtlayıcı bazı önlemler ile olasıdır. Satır başları ile balık nüfusunu dengeleyen parametreleri 6 başlık altında toparlanabilir. Bunlar;
- Eşeysel olgunluğa erişen her balığa yaşamları boyunca hiç olmazsa en az bir kere yumurta dökme yani neslini devam ettirebilme şansını vermek; bu nedenle eşeysel olgunluk boyuna gelmemiş balığı avlamamak.
- Yumurtadan çıkalı 3-4 ay olmuş ve kendini düşmanlarından korumak isteyen genç balıkların yaşam ortamı olan 50 m derinden daha sığ sularda, gırgır ve trol ağlarıyla av yapılmamasını sağlamak.
- Göçmen balıkların bir denizden diğer denize beslenme ve yumurtlama göçü yaparken kullandıkları boğaz ve kanal (biyolojik koridoru) geçişini fırsat bilip bu ortamlarda gırgır ve trol balıkçılığını engellemek.
- Ekonomik önemi olan balıkların balıkhaneden geçen yıllık ortalama boy-ağırlık verilerinin kaydını tutmak. Yıllık ortalama boy ve ağırlıkta şayet bir küçülme varsa o türün gelecek yıl için av baskısını azaltacak kısıtlamaları gündeme taşımak.
- Gırgır ve trol tekneleriyle her av operasyonunda avlanan balığın tarih, tür, miktar ve konumunu gösteren bilgilerin jurnale işlenmesini zorunlu kılmak. Bu kayıtların ülke balıkçılığının ve balıkçıların geleceği açısından öneminin yapıcı ve aydınlatıcı bir bilgilendirme ile özendirmek.
- Endüstriyel balıkçı kesimince kullanılan teknelerle yapılan avcılığın ekonomik olmasının sağlanması adına tekne boyut ve motor güçlerinin ne olması gerektiğinin sektör temsilcilerini bilgilendirmek, onları parasal açıdan oluşacak gizli kayıplardan arındırılacaklarını benimsetmek.
Bilimsel açıdan stokların kendini yenileyebilmesi, deniz ortamında mevcut, eşeysel olgunluğa erişmiş balıkların yumurtlayarak ve yine beslenme göçü yapan pelajik balıkların av sahalarına gelmesi ve yumurtlamalarıyla stoklarda bir artış ve yenilenme gerçekleşebilir. Çöken stokların kendini yenileyebilmesi, yumurtadan çıkan türün avlanabilir ağırlık ve boya erişebilmesi için belirli bir zaman sürecine gereksinimi vardır. Bu büyüme süreci, her balık türünün biyolojik büyüme hızıyla ilgili olup, farklı zaman dilimlerinde gerçekleşir. Örneğin; Karadeniz hamsisi mayıs-ağustos ayları arasında yumurtlar. Yumurtadan çıkan yavrular, 9 aylıkken 5-6 cm boyda olurlar. 1 yaşına geldiğinde ise yumurta döker(5). 1+ yaşında iken sahip olduğu boy 7-8 cm kadardır. 2 yaşında ise 11-12.5 cm boya erişir. Bu örnekler; kıraça istavrit, sardalye, kolyoz-uskumru, lüfer (defneyaprağı, çinakop), palamut vonozu vb. balıklar için de çoğaltılabilir. Sardalye (Sardina pilchardus) aralık ayından nisan sonuna kadar yumurta bırakır. Diğerleri, mayıs ayından itibaren yumurta döker. Yumurtadan çıkan genç bireyler, 1 Eylülde başlayan avlanma sezonunda kazandıkları boylar; kıraça istavrit için (6-7 cm), kolyoz-uskumru vonozları (7-9 cm), lüfer (çinakop 11-12 cm), palamut (vonozu 13-14 cm)’dir. 1 Eylülle başlayan av sezonunda, balık satış reyonlarında, yukarda isimleri verilen balık türlerini genellikle yoğun bir şekilde küçük boy gruplarında olduğu gözlemlenir. Sonuçta, av sezonu bitmeden denizde avlanacak balık kalmamaktadır. Bu ilginç söylem ise tüketicilere ait olmayıp, balıkçı kooperatifleri, balıkçı ve kabzımallara aittir.
Deniz balıkçılığımızdaki çöküş sarmalından düzlüğe çıkılması için, bilimsellik içeren “koruyarak sürdürülebilir balıkçılık” kavramının gündeme taşınması ve bu bağlamda, balıkçılığın çöküşünde görülen sorunların aşılmasına çare olarak 2014 yılında, ülkemizde mevcut av filosunun sayıca azaltılması yoluna gidilmiştir. Bu maksatla, 130 milyon TL tutarında bir meblağın balıkçıya hibe şeklinde verilerek, muayyen bir miktar av filosunun avcılıktan alıkonulması sağlandı. Buna rağmen stoklarda bir iyileşme izlenemedi. Konu bilimsel yönden doğru olmakla beraber, yapılan yanlışlık, stokları yoğun avlayan veya birim av gücü yüksek olan “endüstriyel balıkçılık av gücü” yerine, günlük av üretimi en düşük olan, “geleneksel kıyı balıkçısı” av filosunda küçülmenin yapılması oldu.
Sürdürülebilir avlanma, bir balık stokunu veya kaynağını her sene göçlerle gelen balıklar ve yumurtlama ile yenilenen balık stokundan, yenilenen balık miktarı kadar balığın stoktan çekilmesidir. Diğer bir ifadeyle stoka giren balıkla, stoktan balıkçılıkla avlanan balık miktarının adet veya ağırlıkça denk olmasıdır. Üç boyutlu sucul bir ortamda ve hareketli olan canlıyı takip etmek ve onu hesaplayıp dengeli av miktarını tahmin etmek ancak, sucul ortamda mevsimsel devamlılığı olan güdümlü balıkçılık araştırmalarıyla saptanabilir. Araştırmada elde edilen bulguların değerlendirilmesi, mevcut balıkçılık av gücümüzün av sezonunda, mevcut stoktan ne kadar zamanda veya ne kadar av operasyonu ile ne miktarda balık avlamasının gerektiğini ortaya koyar.
Gırgır Teknesi Av Gücümüz
Denizlerimizde aktif olarak çalışan gırgır balıkçı tekneleri 726 adettir(3). Gırgır balıkçılığımızdaki avlanma alanları genellikle sahil ve kıyı ötesi mesafeleri içermektedir. Sularımız gırgır balıkçı tekneleri sahip oldukları tekne boyu, motor gücü, seyir donanımı ve güvenliği açılarından kıyı ötesi sularda avlanabilme, balığı arayıp bulma ve liman yapmadan lojistik açıdan 3-5 gün denizde kalabilme olanağına sahiptir. Böyle olmakla beraber, genelde gırgır balıkçımız balığın sahil sularına geldiğinde avlamayı tercih etmektedir. Bilimsel anlamda tartışılan “24 m derinden daha sığ sularda gırgır avcılığı yapılamaz” yasa hükmüne rağmen, gırgır balıkçımızın çoğu kez bu hükme uymaması, geleneksel küçük ölçekli kıyı balıkçısıyla sorun yaşamasına neden olmaktadır.
Gırgır avcılığı, teknolojik yapılanma ve az çaba karşılığında yoğun üretime dayanan bir balıkçılık uygulamasıdır. Sularımızda avlanan gırgır teknelerinin avcılık etkinliği, tekne boyutlarına, hedef tür balık seçimine, ağ büyüklüğüne ve aktif çalışan 20-40 kadar balıkçı adedine bağlı olarak, yıllık balık üretim miktarı 500-2.000 ton balık/yıldır.
Bugün 726 adet olan gırgır filosunun 233 adedini 30 m ve üzeri gırgırlar oluşturmaktadır. 233 adet gırgır takımı, yaklaşık 400-450 bin ton balık/yıl olan, deniz balıkları üretiminin tamamını üretecek av gücüne sahiptir. Diğer bir ifade ile bu teknelerin her biri av mevsiminde ortalama 2.000 ton balık/yıl üretim gerçekleştirdiğinde, 200 tekne 400.000 ton balık/yıl üretebilecek demektir.

Geçmişten günümüze, Türkiye sularında gırgır takımı ile yoğun avlanan hedef tür balıklar, başta hamsi olmak üzere, sardalye, istavrit, palamut, lüfer, kolyoz, uskumru, orkinos ve çaça balığı olarak sıralanabilir. Bu balıkların en büyük bölümünü 100-350 bin ton yıl/balık üretimi olan hamsi teşkil eder (1). Hamsinin en yoğun av verdiği denizlerimiz başta Karadeniz olmak üzere Marmara, Ege ve Akdeniz’dir. Yine bu denizlerde av veren istavrit, çaça balığı, palamut, lüfer gırgır balıkçılığının favori avlarıdır. Marmara Denizi, Ege ve Akdeniz’de sardalye, kolyoz, uskumru, akya, orkinos balıkları gırgır balıkçılığı için önemli balıklardır. Orkinos kotaya tabi olduğu için, kura sonucu seçilen sınırlı sayıda gırgırlar bu balığın avından yararlanabilmektedir.
Mevcut gırgır av filosu tablosuna baktığımızda (kayıtlı görünen 726 adet gırgır av teknesi) balık rezervlerimizin (yaklaşık 500 bin ton deniz balığı/yıl) çok üzerinde gırgır av gücü fazlalığına sahip olunduğu tartışma götürmeyen bir gerçektir. Mevcut gırgır av filosu varlığının bu şekilde sürdürülmesi halinde, hedef tür pelajik balık boylarının küçülmesine ve stokların çökmesine neden olacağı kuşkusuzdur. Bu güne değin önemli teşvik ve yatırımlarla erişilen gırgır av filosunun etkin ve ekonomik olarak kullanımı için filonun avdan çekilmesi yerine, 30-50 m ve üzeri boydaki gırgır teknelerini, gereksinimi olan yakın Akdeniz çanağı dışı ülkelerin denizlerinde, ortaklaşa çalışma olanaklarını aramak öncelikli hedef olarak benimsenmelidir. Diğer bir ifade ile 30 metrenin üzerindeki teknelerimize talip olmak isteyen ülkelere tekneleri değerinde elden çıkarmaktır. Onların yerine ise daha küçük boyutlu 18-20 m boyunda 360-400 Hp gücünde motor ve 16-20 personelle gırgır ağ donanımına uygun, ülke balıkçılığımız için ekonomik olabilecek bir boyuta taşımak balıkçılığımızın geleceğin açısından olumlu bir tasarım olacaktır.
Sürdürülebilir Balıkçılık
Balıkçılıkta somut veriler ışığında tartışarak uygulanacak av yasakları veya sınırlamalar, umut edilen balıkçılık verimliliğini veya koruyarak sürdürülebilir balıkçılığı sağlar.
Balıkçılıkta doğum kontrolü canlı nüfusunun istenen düzeyde gelişmesini engelleyen ve azalmasına neden olan bir uygulamadır. Bu nedenle balıklara üreme özgürlüğünün verilmesi bir gerekliliktir. Bunun için aşırı av baskısının sınırlandırılması, diğer ifade ile av kotasının konulması bir zorunluluktur. Böylece stoku yenileyecek balığa da yumurtlama şansı verilmiş olacaktır.
Balık Stokunun Yenilenme Süreci İçin Güncel Av Takvimi ve Sınırlı Av Kotası
Balıkçılıkta araştırmaya dayalı bilimsel yöntemin amacı kaynaktaki ticari önemi olan balık stoklarını ölçmektir. Ölçümü yapılmayan kaynağı sürdürülebilir modelle işletemezsiniz yani ölçmeden biçemezsiniz. Ölçülmeden yapılan balıkçılık, cebindeki paranın miktarını bilmeden seyahate çıkmakla eş anlamlıdır. Şayet kaynaktaki balığın miktarı güncelliği olan balık stok ölçüm yöntemi ile belirlenirse, saptanan balık stoku toplam miktarın (ton/balık), sürdürülebilir miktar av için, balık stokunun 1/3’ü avlanabilir. Yani stokun 2/3’ü denizde yaşamını devam ettirme konumunda bırakılır.
Mesleğini 50 yılı aşkın zamandır icra eden bir deniz biyoloğu olarak, balıkçılığımızdaki çöküşün engellenmesi açısından önerim; gırgır balıkçılığı için yapılan kuramsal kota modellemesinde, av sezonu açılışının 1 Kasım tarihi olarak düzenlenmesidir (Bkz. Tablo 1). Gırgır tekneleri için farklı deniz ve bölgelerimizde her gırgır takımı için verilen kota miktarı (avlanan balığın ortalama tür kotasına bakmaksızın) gerçekleştikten sonra, gırgır teknesi avdan çekilmelidir. Av kotasını dolduramayan tekneler ancak av bitiş tarihi olan 28 Şubat’a kadar avlanabilir. Bu tür kotalı avlanma yönteminde, orta vadede (3 yıl gibi) balık stokunda bir yenilenme olacaktır. Farklı türler için önerilen ortalama satış fiyatları, bu günkü güncel fiyatlar olup, tüketicinin alım gücünü sarsmayacaktır. Ayrıca söz konusu av kotasını tutturan tekne için, hesaplanan ücret, av giderlerini karşıladıktan sonra, kalan miktar üreticiyi mağdur etmeyecek boyuttadır. Konu ile ilgili tasarımı şu şekilde toparlamak olasıdır.
- Av sezonu başlangıç tarihi, denizlerimiz için 1 Eylül yerine, hamsinin av sezonu olan kasım ayına çekilmelidir. Böylelikle mevcut stokun yenilenmesinde ve av baskısının azalmasında göz ardı edilemeyecek boyutta yarar sağlanacaktır. Gırgır balıkçılığı için önerilen bu uygulamada, mayıs-temmuz aylarında yumurtadan çıkmış yavru (juvenil) balıklar kasım ayına kadar olan süreçte, örneğin; lüfer yavruları sarıkanat boyuna ve palamut vonozu ise 350-400 gr ağırlığa erişmiş olacaklardır. Özellikle Kasım 15’den sonra başlayan hamsi avı, gırgır balıkçısının önemli bir kısmının hamsi avına yönelmesini sağlayacaktır. Lüfer ve palamut balıklarının daha az sayıdaki gırgırlar tarafından tercih edilmesi, palamut ve lüfer stoklarında aşırı avlanmayı önleyeceği için, gelecek senenin stokunu yenileyecek yeterli miktarda lüfer ve palamut balıkları yumurtlama şansı bulacak ve söz konusu anaç balıklar gelecek senenin kofanası ve toriği olarak av verecektir.
- Av istatistik kayıtlarından geçmiş senelerde ekonomik öneme sahip pelajik balıkların maksimum av verdiği yıllarda hamsinin 350.000 ton/yıl, palamut un 70.000 ton/yıl, lüferin 25.000 ton/yıl, istavritin 32.000 ton/yıl, sardalyenin 34.000 ton/yıl, çaça balığının 87.000 ton/yıl av verdiği görülmektedir(1).
- Geçmişte Karadeniz ve Marmara denizlerinde hamsi ve istavrit balıkları üzerine olan akustik aletlerle stok hesaplamalarında hamsi için bulunan stok değeri yaklaşık bir milyon ton, istavrit için bulunan değer yaklaşık 500 bin ton/yıldır(6). Karadeniz’de balık verimi km2/500kg ve avcılığın da ise km2/200 kg’dır(7). Araştırmacılar Karadeniz’in besleyebileceği balık miktarının 1 milyon ton olabileceğini öngörmektedirler.
- Karadeniz ve Marmara denizlerinin balık stokları açısından eski verimli günlerine dönebilmesi ve denizde mevcut anaç balıkların nesillerini devam ettirebilmesi ancak, balık av sezonu açılışının 1 Eylül yerine 1 Kasım tarihine çekilmesiyle başarılabilir. Bu bağlamda, gırgır av teknelerini parasal açıdan darboğaza sokmayacak, 3 yıl için geçerli bir av kotasının saptanması sürdürülebilir balıkçılığın sigortası olarak öngörülebilir.
- Av sezonunda kotası dolan balıkçının avdan çekilmesiyle, stokta kalan yeterli miktardaki balığın her sene yumurtlayarak stokun en az üç sene içinde maksimum boyuta erişmesi sağlanabilir. Bilimsel veriler ışığı altında stokun maksimum boyuta eriştiği belirlendiğinde, optimum avlanabilir balık stoku için, mevcut gırgır teknelerini adet, birim av gücü, av süresi veya günlük operasyon adedi kavramlarını içeren planlamanın yapılması esastır. Böylelikle yapılacak av sezonu güncelleme çalışmaları sonucunda balıkçılığın geleceği için sağlıklı bir yol haritası hayata geçirilebilir.
Tablo: 1.Türkiye’de balık av sezonunun başlangıç tarihi 1 Kasım 2020 olmak koşuluyla, her bir
gırgır takımı için, türler bazında önerilen ton balık/yıl av kotası (Kara, Ö, F. 2020).
- Tablo 1’de ekonomik önemi haiz pelajik balık türleri ile her gırgır teknesi için önerilen balık av kota miktarı, balık türlerinin tahmin olunan balıkhane kg taban satış fiyatı ve yine her tekne için ortalama tahmin olunan gayri safi gelir kuramsal olarak ortaya konulmuştur
Endüstriyel Balıkçının Av Sezonunu İçinde zorunlu İşletme Sarf Kalemleri
Sularımızda av yapan gırgır teknelerinin beygir güçleri (bot ve yardımcı tekne dâhil) 400 – 2400 Hp arasında değişmektedir. Ortalama olarak ana makine gücü her tekne için, 1000 Hp olarak öngörüldüğünde ve av sezonu da 1 Kasım–28 Şubat tarihleri arasında yapıldığında, 120 günlük av sezonunda sarf edilecek ortalama akaryakıt; günlük (8 saat) ve 120 günlük yakıt sarfı ortalama gırgır takımı başına hesaplanabilir. 1Hp güç saatte tam devirde tekne 0.18lt. mazot ile o/oo3 yağ tüketir.
Bu öngörü ile 1000Hp x 0.18 = 180lt. mazot teknenin tam devirde olan tüketimidir. Genelde tekne seyir durumunda ve av operasyonu esnasında ana makinası tam devirde olmayıp % 60-70 oranında güç kullanarak yakıt sarf eder. Bu bağlamda bir gırgır için günlük ortalama mazot ve yağ tüketimini 180 x 0.7 = 126lt./saat x 8 = 1008lt. gün mazot tüketimi ve %o3 motor yağ sarfiyatı da 3lt yağ olarak hesaplanabilir. Parasal olarak bunun değeri bir gırgır takımı için, mazot litresi 5 TL olarak varsayıldığında, günlük yakıt gideri yaklaşık 5.000 TL’dir.
——————
(*) Çaça balığı sularımızda özellikle orta ve doğu Karadeniz’de yoğun sürüler oluşturur. Kış aylarında sahilden uzak olan yerlerde, yaz aylarında ise, sahile yakın olan yerlerde bulunur. Önerilen çaça balığı av kotasının 1.Mayıs-15 Haziran tarikleri arasında orta ve doğu Karadeniz gırgır ve orta su trolleri tarafından kullanılması planlanmalıdır. Çaça balığı halk tarafından tercih edilen bir tür değildir. Balık unu sanayinin ham maddesi olarak tüketilir. Karadeniz’de yumurtlama bütün mevsim devam eder, yaz aylarında azalır. Yoğun yumurtlama soğuk mevsimlerin 1.ve 2. ayında gerçekleşir. Orta ve Doğu Karadeniz’de yoğun olan çaça balık avı nisan mayıs aylarında sahilin 60-80 m derinlerinde orta su trolü ve gırgırlar tarafından gerçekleştirilir.

(**)Akdeniz-Ege’de orkinos avına kura ile tayin edilen 20-22 tekne için verilen kota 2.350 ton orkinos/yıl olup, tekne başı yaklaşık 110 ton balık/yıldır.
Bir gırgır teknesinin aktif personeli yaklaşık, sabit gemi personeli dâhil, balıkçılar ve aşçı ile en az 24 kişidir. Günlük kumanya, yiyecek, su, kahve, çay vb. giderler kişi başı 40 TL var sayıldığında; günlük gider 40 x 24 kişi = 960 TL’dir. Av sezonu 120 gün olduğuna göre; 960 x 120 gün = 115 200TL’dir. Normal koşullardaki sezonluk ortalama akaryakıt gideri ise 5.000 TL x 120 gün= 600.000 TL’dir. Oysa hava muhalefeti ve çeşitli nedenlerle 120 gün olan av sezonu esnasında bir tekne ortalama bu sürecin 1/3 ünü kullanamaz. Bu nedenle akaryakıt tüketimini 400.000 TL olarak varsaymak daha sağlıklı bir düşüncedir. Haliyle sezonluk akaryakıt tüketimi ile kumana giderlerinin toplamı 400.000 TL + 115.200 = 515.200 TL’dir.
Bunun ortalama %7’sini beklenmeyen giderler (tekne arızası, ağ yırtılması, liman giriş çıkış ücretleri vb.) olarak öngörüldüğünde, bunun ederi ise 515.200 x 0.07 = 36.064 TL’dir. Toplamda, personel maaş gideri hariç, bir gırgır teknesinin av sezonuna başlayıp sezon sonuna kadar olan giderleri 515.200 TL + 36.064 TL = 551.264 TL olarak varsayılabilir.
Bir gırgır teknesi, sabit gemi personeli (kaptan, makinist, reis, en az 2 gemici) dışında, av sezonunda dışardan en az 15 balıkçı temin etmek zorundadır. Temin edilen bu balıkçılara her biri için en az 10-15.000 TL arasında avans ödemesi yapılır. Bu miktar bir gırgır takımı için, 200-300.000 TL demektir. Günümüzde av sezonu açılışında bir gırgır takımının denize açılmadan, en az 350.000 TL işletme sermayesine gereksinimi vardır.
Denizlerin Verimlilikleri Temelinde Önerilen Av Kotası

Tablo 1’e göre öngörülen Doğu Karadeniz’de bir gırgır takımı için önerilen ortalama av kotası, farklı türlerde 505 ton balık/yıl; Batı Karadeniz için 235 ton balık/yıl; Marmara denizi için 243 ton balık/yıl; Ege denizi için 140 ton balık/yıl ve Akdeniz için 55 ton balık/yıldır. Buna 2020 yılı için yaklaşık 2.350 ton yıl olan ortalama tekne başı 110 ton/yıl olan orkinos kotası da dâhildir.
Gırgır balıkçılığında av miktarı açısından en verimsiz olan alan Akdeniz olmasına karşın orkinos avcılığında elde edilen gelir ise dikkat çekicidir. Orkinosun Ege ve Akdeniz’de olan avı 2.350 ton kota ve ortalama ihraç kg satış fiyatı yaklaşık 140TL’dir. (https//www.kaptanhaber.com orkinos ihracatı-100-milyon-dolara yaklaştı). Orkinos Akdeniz ve Ege denizi balıkçılığına sene de yaklaşık 338.000.000TL değerinde ekstra bir katkıda bulunmakta ve bu da Akdeniz balıkçılığının önemini artırmaktadır.
Denizlerimiz temelinde av sezonu güncellenmesi ve kota ile getirilecek 3 yıllık kuramsal av üretim kısıtlaması neticesi, gırgır takımlarının avlayacağı pelajik balık miktarı yaklaşık 195.000 ton balık/yıl olup, tahmin olunan toplam gelir ise 2.380.905.000 TL olacaktır.
Denizlerimizde av sezonunun yeniden yapılanması hususu gündeme alınır ve ekonomik öneme sahip balıkların av üretim kota miktarları en az üç sene için sıkı bir takiple izlendiğinde, eşeysel erginliğe ulaşmış balıklara en az kendilerini meydana getirme fırsatı verileceği için, hedef tür balıkların stoklarının yenilenmesi gerçekleşebilecektir. Diğer bir ifade ile aşırı avlanma ve yoğun av baskısı azalacaktır. Bu uygulama balıklarda bireysel boy ve ağırlık artışını beraberinde getirecektir. Bu da balığın pazar şansını ve fiyat artışını güçlendirecektir. Bu oluşumlar zaman içinde balıkçının ekonomisine pozitif katkı sağlayacaktır.
Gırgır tekneleri için yapılan av maliyet hesapları, toplam teknelerinin yakıt gideri, beygir gücü ortalaması alınarak saptanabilir. Yine tahmin olunan toplam gırgır balıkçı ve personel sayısı taban alınarak hesaplanabilir. Denizlerimizde av yapan gırgır teknelerinin beygir gücü, tekne boyu ve taşıdığı personel açısından homojen değildir. Sularımızda av yapan gırgır teknelerinin boyutları 18–63 m’ler arasında ve motor güçleri 400–2400 Hp’dır. Boyları 30 m ve daha büyük olan yaklaşık 233 gırgır teknesi Karadeniz ve Marmara’da avlanmaktadır.(3)
Marmara ve Karadeniz gırgır av tekneleri sayıları1-2 adet arasında değişen ve aktarma teknesi adı verilen balık taşıma teknesine sahiptir. Yine orkinos gırgır tekneleri de 1-2 adet livar veya balık taşıma teknesi kullanır. Bu açılardan bakıldığında gırgır balıkçılığı, yarattığı istihdam ve yoğun avlanan balığın dağılımını sağlayan iş kolları açılarından her gırgır av teknesi, küçük bir işletme görünümündedir. Buna rağmen 2020 av döneminde gırgır tekneleri ortalama av kotası balık miktarları, balık türleri için öngörülen taban fiyatlarlar, farklı av gücü büyüklüklerine sahip gırgır takımlarının, ön görülen uygulamadan ekonomik açıdan olumsuz yönde etkilenmeyeceği söylenemez.
Bu nedenle, yukarda ortalama bir gırgır takımı için yapılan av maliyet hesapları, farklı denizlerimizde av yapan farklı büyüklükteki gırgır takımlarının boy, beygir gücü, taşıdığı aktarma teknesi ve personel adedine bağlı olarak yüksek maliyet arz edebilir. Yine her gırgır takımı için ortalama saptanan av kotası, rastgele ile başlayan avlanma sürecinde, şansı olan birçok tekne tarafından kota, kısa sürede doldurulabilecektir. Şansı yaver gitmeyen tekne için zaman uzayacak buna bağlı giderlerde artabilecektir.
Balıkçılıkta Gelir Paylaşımı
Günümüzde gırgır takımları çalışanları ücret paylaşımı açısından iki yöntemle yönetilmektedir. Biri Osmanlıdan kalan pay usulü diğeri ise, aylık maaş usulüdür. Osmanlıdan kalan pay usulü; Toplam üretilen balığın toplam satış tutarı (vergi, rüsum, balıkçının toplam iaşe giderleri vb. toplam satılan balık fiyatından çıkarıldıktan sonra kalan miktar) olan net kar ikiye bölünür. İkiye bölünen net karın ½ si, gırgır teknesinindir (tekne ve ağın aşınma payı ve sigortasıdır). Kalan ½ net kar; çalışan balıkçı ve tekne personeline bölünür. Bu işlem sırasında kaptan, makinist ve balıkçı reisi diğer çalışanlardan farklı olarak 1.5 veya 2 payla ödüllendirilir. Bu durumda çalışan tüm personel eğer 20 kişi ise, reis, makinist ve kaptan 2 pay alırsa, net kar 23’e bölünür.
Bir diğer ödeme yöntemi ise, çalışma sürecinde aylık maaş hesabıyla olan ödeme şeklidir. Sabit gemi personeli ve dışardan av sezonu için gelen geçici personel aylık maaş esasına göre ücretlendirilir. Mal sahibi balık tutsa da, tutamasa da, av sezonu süresince geçici personele söz verdiği aylık ücreti ödemek sorundadır. Pay usulünde çalışanın geliri avlanan balıkla artar veya azalır. Balıkçı özverili çalışmak zorundadır. Çünkü kaçan balık kendi hanesi için zarardır. Aylık usulünde, geçici personelin maaşı balık avlansa da, avlanmasa da sabittir.
Kotayla Sınırlandırılan Endüstriyel Balıkçılığın Gelecek İçin Kazanımları
Farklı denizlerde farklı pelajik türler için önerilen av kota miktarları ve kısıtlanan av sezonu süresi, yine kotasını dolduran gırgır teknesinin avdan çekilme zorunluluğu, şüphesiz gırgır balıkçısının avlanma özgürlüğünün sınırlandırılmasıyla eş anlamlıdır.

Bu uygulamanın 2020 av sezonu için gündeme taşınması, özellikle on yıllardır değiştirilmeyen 1 Eylül av sezonu başlangıç tarihi yerine 1 Kasım tarihinin önerilmesi, balıkçılar ve kabzımallar arasında “Eski köye yeni âdet mi getiriliyor?” deyimiyle olumsuz tepkime verecekleri kuşkusuzdur.
Çöken balıkçılığın sorununa çözüm olabilecek bu öneri, gündeme alınıp tartışılmaz ve sistemin eskisi gibi devamı istenirse, yüksek av gücüne sahip aktif 700 den fazla gırgır takımları günümüzde ve gelecekte denizlerimizde yeterli balık bulamayacağı veya avladığı balığın yapılan av masraflarını karşılamaktan uzak olacağı bir gerçeği ile bir kez daha yüzleşeceklerdir.
Bu önerinin somut bulguları, denizlerimizde mevcut ekonomik önemi olan çoğu pelajik ve demersal anaç balıkların yumurtlama dönemi olan yaz aylarında, yumurtadan çıkan yavru bireylerin 15 Nisan’dan 30 Ekim’e kadar olan 6-7 aylık süreçte boylarında ve ağırlıklarında kayda değer artışlar olacaktır. Özellikle lüfer (defneyaprağı ve çinakop boyutlarından) sarıkanat boyuna; palamut balığı (vonoz boyutundan) 350-400 gr ağırlığa, uskumru-kolyoz (vonozları) vb. balıklar boy ve ağırlık kazanarak, gelecek senenin avını oluşturacak boyuta gelebileceklerdir.
Gırgır av operasyonları 120 günlük bir süreci ve yine av kotasını tamamlayan takımlar avdan çekileceği için, stoklar üzerine olan av baskısı azalacaktır. Bu durum denizel ortamda stoku devam ettirecek miktarda avlanmamış balıkların gelecek seneye kalmasını sağlayacaktır. Gelecek senin stokunu oluşturacak bireyler, örneğin hamsi, lüfer (sarıkanat), palamut, sardalye, istavrit vb. bir (1) veya bir artı (1+) yaşını dolduran dişiler eşeysel olgunluğa erişip, yumurtlayarak stokun yenilenmesine katkıda bulunacaktır. Gırgır balıkçımızın ikinci senenin av sezonunda, avlayacağı balıkların önemli bir kısmını kofana, torik, orta boy istavrit ve 54-60 adedi 1 kg gelen hamsi oluşturacaktır. Ortalama boy ve ağırlık açılarından kalibrasyonu yüksek balık türlerinin pazarlama sorunu olmayacağı gibi satış fiyat getirisi de yüksek olacaktır. Bu da, balıkçının refahına artı katkı sağlayacaktır.
Son söz
Yaşını doldurmamış balığı yaşat ki; yaşayasın.
Ömer Faruk KARA
Emekli Öğretim Görevlisi
Deniz ve Balıkçılık Bilimcisi
KAYNAKÇA
- TOB (2019). Tarım Orman Bakanlığı Su Ürünleri istatistikleri. Mart. 2019 (Ankara).
- (2018). The State of Mediterranean and Black Sea Fisheries. General Fisheries Commission for the Mediterranean. Rome. 172 pp. Licence: CC BY-NC-SA 3.0 IGO.
- TÜİK (2011). Türkiye İstatistik Kurumu Su Ürünleri istatistikleri (Ankara).
- (2019). Fishery and Aquaculture Statistics (2017). 106 p. Food and Agriculture Organization of the United Nations. Rome.
- LISEVENKO, L. A. & ANDRIANOV, D. P. (1996). Reproductive biology of anchovy (Engraulis encrasicolus ponticus Alexandrov 1927) in the Black Sea. Sci. Mar. 60 (supl.2) 209-218.
- KARA, Ö, F. (1980). “Karadeniz’in balıkçılık Potansiyeli ve Bölgedeki Balık Avlama Olanakları”. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. Sektör Programları ve Proje Müdürlüğü. Yayın No: 32. 56 s. İstanbul
- ZENKEVICH, L. (1963). (S. Botchharskaya Transl.) Biology of the seas of the U.S.S.R. London. George Allen and Unwin Ltd. P. 464.



















