İşe stokların belirlenmesiyle başlamalıyız
Yapılması gereken ilk icraata gelince; uzmanlar kurulunca şimdiye kadar ülkemizde yapılan ve yapılagelmekte olan araştırmalar çerçevesinde ± kabul edilebilir bir hata payı ile gerek demersal gerekse pelajik kaynakların stok konumlarına açıklık getirilmelidir. Belirlenen balık stokunun 1/3’ünün avlanabilir olmasına, 2/3’ünün ise denizde yaşamını sürdürmesine olanak sağlanmalıdır. Bu stokların korunarak sürdürülebilirliği açısından olmazsa olmaz bir kural olarak benimsenmelidir. Ayrıca Türkiye denizlerinde hem demersal hem de pelajik balıkların güdümlü araştırmalarla devamlı izlenmesi programa bağlanmalıdır. Toparlamak gerekirse merkezi otorite tarafından Türkiye’nin sahip olduğu denizlerindeki sucul kaynakların konumu mutlaka rakamsal olarak ortaya konulmalı kaynakların işletiminde atılacak olası tüm adımlar rastgele değil, bilimsel olmalıdır.

Balıkçı teknelerine düzenleme gerekiyor
İkinci aşamada yapılacak iş, mevcut stok durumuna göre balıkçı filosunun ne olması gerektiğinin yine rakamsal olarak ortaya konulmasıdır. Bu çerçevede avcılığın (işletimin) ekonomik olmasını sağlamak açısından filonun en uygun düzeye çekilmesi için olması gereken rakamlar net olarak belirlenmelidir. Gırgır ve trol tekne sayıları teknik özellikleri (spesifikasyonları) çerçevesinde netleştirilmelidir. Filo fazlalığı tekne sahiplerinin gönüllü isteğinden çok hem AB’nin hem de resmi otoritenin belirleyeceği kurallar çerçevesinde giderilmeli ve tazminatları ödenmelidir. Bu konuda önerilebilecek bir husus da av gücü fazlalığı yaratan özellikle büyük ölçekli gırgır teknelerinin yurt dışındaki sahalara yönlendirilmesidir. Sistem oluşturulduktan sonra yurt dışındaki teknelerin tekrardan sularımızda avcılık yapamayacakları da hükme bağlanmalıdır. Ayrıca geleneksel balıkçıların konumları da mercek altına alınmalı ölçütler belirlenmelidir. Üçüncü aşamada ise ilk iki aşamada oluşturulan yapının olumluluğunu pekiştirmek için mutlaka kota sistemine geçiş esas olmalıdır. Böylelikle resmi otorite tarafından belirli bir sürede alınmasına izin verilen av miktarı ortaya konulmalı ve filonun av durumu da belirlenen ölçütler çerçevesinde kontrol altında tutulmalıdır.
Kota sistemi ve av takvimi
Dördüncü olarak çözümlenmesi gereken husus av sezonu takvimine yapılması gereken müdahaledir. 21 Temmuz 2020 tarihinde deneyimli uzman Balıkçılık Biyoloğu Ö. Faruk Kara’nın https://denizkartali.com da bir makalesi yayınlandı(4). Makalenin başlığı ise “Balıkçılığımıza iki can yeleği; kota sistemi ve yeni av takvimi” idi. Ne var ki makale Covid 19’un gölgesinde kaldığı için fark edilmedi bile. Oysa makalenin içeriği çöken balıkçılığımızın yeniden gün ışığına çıkarılabilmesi için çok sade, bir o kadar da önemli noktalarına detaylı bilgilendirmelerle açıklık kazandırıyordu. Makalede değinilen en önemli nokta 1 Eylül-15 Nisan arasını kapsayan av takviminin neden değiştirilmesi gerekliliği idi. Bu görüşün ülkemizde ilk kez telaffuz edilmesi önemli ve endüstriyel balıkçıları ise kısa vade de hoşnutsuz kılacak, buna karşın orta vadede ise düzlüğe çıkartacak bir öneri olduğudur. Nasıl mı konuyu salt lüfer üzerinden iz sürerek açıklık getirelim.

2004-2006 yıllarını kapsayan 36/1 numaralı denizlerde ve iç-sularda ticari amaçlı su ürünleri avcılığını düzenleyen sirkülerde çinakop için avlanabilir asgari boy 14 cm olarak belirlenmiştir. 3/1 numaralı ticari amaçlı su ürünleri avcılığını düzenleyen tebliğde (2012-2016 av sezonu için) lüfer balığının asgari avlanabilir boyu 20 cm iken 4/1 numaralı tebliğde 18 cm’ye düşürülmüştür. Göktürk ve arkadaşları (2017) tarafından “Balıkçılıkta yasak av boyu problemi: İstanbul’da satışa sunulan balıkların uygunluğunun incelenmesi” gerçekleştirilmiştir(5). Elde edilen sonuç avcılıklarda bilim dışılığın egemen olduğudur. Nitekim araştırıcılarca Aralık ayında alınan örneklerde % 88,88; Şubat ayında alınan örneklerde ise % 94,44’ünün (3/1 numaralı tebliğe göre) asgari avlanabilir boyun altında satıldığını belirtmişlerdir. Bu durum merkezi yönetim açısından bir skandaldır ve Bakanlıkta karar vericilerin donanımsızlıklarının yanı sıra endüstriyel balıkçılara da teslimiyetçiliklerinin de göstergesidir. Tebliğlerde öngörülen ve bilimsel olmayan asgari boy ölçümüne bile uyulmaması vahşetten de öte bir durumdur.

Balığına göre davranış geliştirmeliyiz
Kara’ya göre “Çöken stokların kendini yenileyebilmesi, yumurtadan çıkan türün avlanabilir ağırlık ve boya erişebilmesi için belirli bir zaman sürecine gereksinimi vardır. Bu büyüme süreci, her balık türünün biyolojik büyüme hızıyla ilgili olup, farklı zaman dilimlerinde gerçekleşir. Örneğin; Karadeniz hamsisi mayıs-ağustos ayları arasında yumurtlar. Yumurtadan çıkan yavrular, 9 aylıkken 5-6 cm boyda olurlar. 1 yaşına geldiğinde ise yumurta döker(6). 1+ yaşında iken sahip olduğu boy 7-8 cm kadardır. 2 yaşında ise 11-12.5 cm boya erişir. Bu örnekler; kıraça istavrit, sardalye, kolyoz-uskumru, lüfer (defneyaprağı, çinakop), palamut vonozu vb. balıklar için de çoğaltılabilir. Yumurtadan çıkan genç bireyler, 1 Eylülde başlayan avlanma sezonunda kazandıkları boylar; kıraça istavrit için 6-7 cm, kolyoz-uskumru vonozları 7-9 cm, çinakop 11-12 cm, palamut vonozu ise 13-14 cm’dir(4).”
Eylül ayında ekonomik değeri olan yeni nesil balıkların hiç biri eşeysel olgunlukta değildir. Boy ve buna bağlı olarak ağırlık açısından da ekonomik ederleri de normal ederlerinin altındadır. Bu durum işletmecilik açısından da olumsuzluk yaratan bir durumdur. Bu olumsuzluğu gidermenin yolu yavru balıklara 2-2,5 ay daha büyüme ve buna bağlı olarak ağırlık kazanmalarına olanak sağlamak olmalıdır. Bunun için sezonun açılışının 1 Eylül olarak değil en erken 1 Kasım, en geç 15 Kasım olarak benimsenmesidir. Bu da mevcut stokun yenilenmesinde ve av baskısının da azalmasında yarar sağlayacaktır. Av sezonu da 31 Mart tarihi itibariyle sonlandırılmalıdır.
Trol tekneleri için 1 Kasım-15 Nisan arası avcılık yapmaları benimsenebilir. Çünkü trol avcılığında 1970’li yıllardan beri önü alınamayan bir aşırı avcılık vardır ve hektar başına düşen av verimlilikleri çok azalmıştır. Geleneksel balıkçılıkta ise çoğu balığın yumurta döktüğü zaman dilimi esas alınarak 2 aylık bir sınırlamadan söz edilebilir. (Devam edecek)

Balık Bilimci Nezih Bilecik
YAZINSAL KAYNAKLAR
- Kara, F. 2020. Balıkçılığımıza iki can yeleği : kota sistemi ve yeni av takvimi. https://denizkartali.com 10 s. 21 Temmuz 2020.
- Göktürk, D. & Deniz, T. & Yılmaz, S. & Sacıhan, S. D. 2017. Balıkçılıkta yasak av boyu problemi: İstanbul’da satışa sunulan balıkların uygunluğunun incelenmesi. Ecological Life Sciences (NWSAELS), 12 (1), 1-15.
- Lisevenko, L. A. & Andrianov, D. P. (1996). Reproductive biology of anchovy (Engraulis encrasicolus ponticus Alexandrov 1927) in the Black Sea. Sci. Mar. 60 (supl.2) 209-218.



















