
İnsanlığın faydasına olacak eserler
1452 – 1519 yılları arasında yaşayan mucit, ressam, mimar, mühendis Leonardo Da Vinci insanlık tarihine bıraktığı pek çok eserle anılıyor. İtalyan bilim insanı Da Vinci’nin suyun üzerinde yürüme fikrini hayata geçiremezken ardından pek çok insan bu hayalin peşinden gitmişti. Zamanın ötesindeki sanatçı Da Vinci, suyu ‘doğanın aracı’ olarak tanımlarken suya duyduğu büyük saygı ve hayranlığı eserlerine sıklıkla yansıtmıştı. İnsanlığın faydasına olabilecek eserler üretmekte kararlı olan Da Vinci, sel baskınlarında hatta dünyanın sonunu getirecek bir tufanda bile suyun üzerinde yürünmesini sağlayacak iki büyük ayakkabı tasarlamıştı. Da Vinci’nin 15’inci yüzyılın sonlarında tasarladığı suda yürüme cihazının çizimi Milano’daki Biblioteca Ambrosiana’da görülebilirken, 460 yıl sonra bir Türk deniz subayı tarafından hayata geçirilmişti.


Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın gözde subaylarından Yüzbaşı Atilla Hülaga, iki kıtayı ayıran efsanelere konu olan eşsiz İstanbul Boğazı’nda yürüyerek Da Vinci’nin hayalini gerçekleştirmek istiyordu. ABD’de Mayın- Nükleer Silah Kullanma Kursu gördükten sonra sualtı silahları üzerine uzmanlık yapan Atilla Hülagü, içinde yatan mücitlik duygusunun peşinden giderek 1960’lı yılların Türkiyesinde sürekli elindeki malzemeleri kullanarak yürüyüş modelleri geliştirdi. 2 yıl boyunca eşi Perran Hanım ile çalışan Hülagü, tüm fizik kanunlarını ve Arşimed prensibini esas alarak yürüyüş ayakkabısı tasarladı. 90 metrekare teneke, 50 gram lehim, iki el içi boyutunda bez parçası, 3 metre lastik, 1 metrekare alüminyum plaka ile 152 cm boyunda 20 cm eninde yaptığı deniz yürüyüşü ayakkabısına ‘Padıl’ ismini verdi.



Yılmadı, vazgeçmedi yedinci denemede başardı
Suyla temas edildiğinde açılan yukarı çekildiğinde kapanan padıllar Beylerbeyi’nde deneyen Hülagü, denge sorunu nedeniyle 2 kez başarısız oldu. Yüzbaşı Hülagü, İstanbul Boğazı’nın en dar noktası Anadoluhisarı-Rumelihisarı arasındaki 740 metreyi akıntıyla 2 bin metre olarak hesapladı. 9 ve 23 Temmuz’da yaptığı iki deneme basın ve halk tarafından ilgiyle takip edilen Hülagü, sahile çok az mesafeler kala denize düşmüştü. Azimle amacına ilerleyen Hülagü, 30 Temmuz 1961 günü Baltalimanı’ndan padıllarıyla başladığı yürüyüşü akıntının tersi yönüne doğru devam ettirerek 2 bin 200 metreyi tamamladı. Beykoz-Küçüksu’ya ulaştığında 4 bin 452 adım atan ve 56 dakika su üzerinde yürüyen Hülagü böylece suyun üzerinde yürüyen ilk insan olarak adını yazdırmıştı. Hülagü, Cebelitarık Boğazı’nı 30 bin 354 adımda ve 6,5 saatte geçebileceğini hesaplarken Manş Denizi’ni de yürüyerek geçebileceğini belirtmişti. 1982 yılında hayatını kaybeden Hülagü’nün eşi ve çocukları suyun üzerinde yürümenin 60. Yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın konuğu olacak.


60 yıl sonra değerinin bilinmesi çok güzel
Şair ve yazar Sunay Akın’ın İstanbul Boğazı’na Atilla Hülagü’nün heykelinin yapılması önerisi tekrar gündeme geldi. Tarihe iz bırakan deniz subayının oğlu Erol Hülagü, “Ben 2 yaşındayken babam yürüyüşü gerçekleştirmiş. Antrenman yaparken yanında olduğumu hatırlıyorum. Kendisini hep geliştiren, okuyan, araştıran bir insandı. Askeriyedeyken hurdaya ayrılan mayın ve torpidoları tamir edip tekrar kullandırdığını biliyorum. Hatta tehlike yaratacak olayları önlem alarak insanlara yardım etmiş. Askerlerin vurması için uçan hedefler yapmış. Emekli olduktan sonra uçurtmalarla reklam sektörüne girdi ve çok başarılı oldu. Çok iyi İngilizce bilirdi ve Apollo 11 aya ayak bastığında ABD radyosundan dinleyip bize anlatırdı. Değerinin anlaşılması ve gündeme gelmesi ailesi olarak bizi çok mutlu ediyor” dedi.



















