1. Haberler
  2. Genel
  3. Denizlerde iyileşme etkin arıtma sistemi ile ortaya çıkar

Denizlerde iyileşme etkin arıtma sistemi ile ortaya çıkar

Aşırı avcılık ve denizlerdeki kirlenme nedeniyle bereketsiz geçen balıkçılığa salgının olumsuz etkisini değerlendiren Prof. Dr. Saadet Karakulak, “Hava kirliliğinin, deniz trafiğinin ve sanayi faaliyetlerinin azalması denizlere iyi gelecek. Ama iyileşme hemen olmayacaktır. Mayıs ayında küçük ölçekli balıkçılığa izin verilmeli” dedi. Prof. Dr. Gülşen Altuğ ise, “Virüsün denizdeki akıbeti ve risk oluşturmasına yönelik veriler kısıtlı. Ama denize atıklarla ulaşan SARS ve MERS gibi koronavirüslerinden elde edilen veriler, riskin düşük olduğunu düşündürmekte” dedi.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

8 bin 337 kilometrelik kıyı çizgimizde 227 gün süren balık av sezonu balıkçıları ve balık severleri sevindirmedi. Tür çeşitliliğinde ve miktarındaki azalmaya koronavirüs yasakları eklenince sezon erken kapandı. İstanbul Üniversitesi Su Bilimlere Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saadet Karakulak, “Pandemi süresince insan faaliyetlerin azalmasıyla hava kirliliğinin yüzde 30-40 seviyelerine inmesiyle denizlerde karbondioksit çözünmesini düşecektir. Karbondioksit salınımının üçte birini denizler emer. Suda çözünen karbondioksit, karbonik aside dönüşerek okyanusların asit oranını artırır. Mart 2020’de Hollanda’nın kanalizasyon suyunda koronavirüs tespit edildi. Arıtma sistemlerimiz tam randımanla çalışıyor mu? Virüsün derin deşarj suları ile denize taşınması mümkün. Deniz ortamında virüsün yaşayıp yaşamadığını bilmiyoruz. Nemli ortamları seviyor ve plajlarda olma ihtimali yüksek. Yaz aylarını düşünürsek insan sağlığı bakımından tehlike olup olmadığına yönelik araştırmalar acilen başlatılmalıdır” dedi.

FOTOĞRAF: JOHANNES MOTHS

Alman ARD televizyonunda teknikerlik yapan Johannes Moths, koronavirüs pandemisi sırasında deniz trafiğinin ve insan faaliyetinin azalmasıyla daha görünür olan yunusları İstanbul Boğazı’nda görüntüledi. 

“Yunus ve köpekbalıklarının alan kullanımı arttı”

Prof. Dr. Karakulak, “İnsan faaliyetlerinin azalmasıyla yunus gibi deniz memelileriyle köpekbalıklarının alanlarını genişlettiklerini görüyoruz. İstanbul Boğazı’ndaki yunusların gemi trafiğinin azalmasıyla dolaşım alanlarını genişlettiği açık. Aşırı av baskısı, deniz kirliliği ve küresel iklim değişikliğinden olumsuz etkilenen balık stoklarını korumak için uzun vadeli koruma planlarına ihtiyaç var. Gırgır ve trol balıkçıları salgından fazla etkilenmedi. Küçük ölçekli balıkçılar salgından en çok etkilenenler oldu. 2019/2020 balıkçılık sezonu son yılların en kötü balıkçılık sezonuydu. Küçük ölçekli yani geleneksel balıkçılar, günübirlik avcılık yaparlar dünyada en çok desteklenerek önemsenen balıkçılık grubudur. 13 bin küçük ölçekli balıkçı teknesinde en az iki kişinin çalıştığını düşünürsek 30 binden fazla balıkçı ailesinin salgından olumsuz etkilendiği ortada. Şu anda denize çıkamıyorlar. Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) 28 Nisan tarihli raporunda, Akdeniz’deki küçük ölçekli balıkçılığın salgından olumsuz etkilendiğini her açıdan mağdur olduklarını belirtmişti” dedi.

“Marmara kıyı balıkçısına açılmalı”

Karakulak, “Mart, Nisan ve Mayıs balıkçılık için çok önemlidir. Ege Denizi’nden Karadeniz’e göç eden istavrit, lüfer, palamut gibi balıkların avcılığı bu aylarda Marmara Denizi’nde yapılır. Salgının başlamasıyla avcılık durdu. Haziran’da normalleşme sürecine girilse de geleneksel balıkçıların mağduriyetini gidermez. Çünkü Marmara Denizi’nde Haziran- Eylül aylarında balıkçılık olmaz. Geleneksel balıkçıların sokağa çıkma yasağından muaf tutularak Mayıs ayında avcılık yapmaları sağlanmalı. Avladıkları balıkları kendi satmalarına olanak verilmeli. Yıl sonunda balıkçılara verilen destekler öne çekilmeli. Avrupa Birliği’nin balıkçılık sektörüne 160 milyon Euro destek veriyor” diye konuştu.

Denizlerimizde virüs riski düşük

Virüsün plajlarda olma ihtimalini değerlendiren İ.Ü Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülşen Altuğ ise, bu konuda yeterli veri olmadığına dikkat çekti. Mikrobiyoloji uzmanı Altuğ, “COVID19’a neden olan virüs hastalarla atık sulara ulaşıyor. Merak ediyoruz atık sularımıza bu virüs eklendi mi? Atık su arıtım sistemlerinde arıtma sonrası virüslerin etkisiz hale geldiği ama evsel su numuneleri ile bölgesel virüs bulaşışı hakkında veriler sağlanabiliyor. Deniz suyuna atıklar yoluyla ulaşan SARS ve MERS gibi koronavirüslerin neden olduğu salgınlarından elde edilen veriler, bu riskin düşük olduğunu düşündürmekte. Deniz ekosistemi son derece dinamiktir. Bakteriler denizlerde güçlü adaptasyon yetenekleri ile metabolik avantajlar geliştirir ancak virüs yaşamak için canlı hücreye muhtaç. Bilim insanları tuzluluk, UV radyasyon, sıcaklık faktörlerinin virüs için dezavantaj olduğu kanısındalar” dedi.

“Gerçek sorun ekosistem sağlığıdır”

Prof. Dr. Altuğ, “Pandemiden plajların kapatıldığı ülkelerde deniz kıyısında temasa bağlı riske dikkat çekiliyor. Sahilde Covid19’dan korunmak yine sosyal mesafe ile ilgili. 10 kişiden fazla olunmaması ve 6 metrelik mesafenin korunması gibi önlemler alınmakta. COVID-19’a neden olan virüsün insanlara havuzlarda, jakuzilerde, kaplıcalarda veya su oyun alanlarında yayılabileceğine dair bir kanıt yok. Ama tesislerin klor ve brom ile dezenfeksiyonu sudaki virüsü etkisiz hale getirir. Normal zamanlarda da atık sular ve yağmur suyu birçok virüs, patojen, ağır metal, kimyasal madde, ilaç kalıntıları içerebilir ve bunların hepsi insanı hasta edebilir. Salgın süresince kullandığımız dezenfektanlar ve kimyasal ürünler atık sularla denize ulaştı. Denizlerimizde antibiyotiklere dirençli bakteri oranında artış bekliyoruz. Koronavirüs günlerinde tüm antibiyotiklere dirençli süper bir bakteriyle karşılaşmak istemeyiz. Su ve sabuna ulaşılabileceksek dezenfektanı dikkatli kullanmak gerekir. Sorun plajlarda virüsün bulunma ihtimali gibi algılanıyor ama gerçekte sorun ekosistem sağlığıdır. İklim değişimi biyolojisinde mikroorganizmaların küresel önemi var. Dünya Sağlık Teşkilatı, ‘Mikrobiyologların İnsanlığa Uyarısı Konsensus Raporu’ ile gezegen sağlığını öne çıkardı. Yüzme alanlarının kullanımından ötesini kapsıyor denizdeki balığın taşıdığı patojenden, ovadaki farenin taşıdığı hanta virüse, yarasanın COVİD 19’undan tarladaki ürünün içerdiği kimyasala kadar gezegeni ilgilendiren her şeyin sağlığından sorumluyuz. Farklı disiplinlerden uzmanların bir arada çalışmasına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var” diye konuştu.

Balıkçılar Destek Bekliyor

31 bin 241 ortağıyla 572 su ürünleri kooperatifini bünyesinde barındıran İstanbul Bölgesi Su Ürünleri Kooperatifler Birliği Başkanı Erdoğan Kartal ise, “Kıyı balıkçılığı bu yıl yokluklarla savaştı. Üstüne gelen Kovit19 kaldıramayacağımız kadar büyük darbe vurdu. Kıyı balıkçıları günlük kazançları ile yaşayan insanlardır. Günlük kazandığı için para biriktirmesi mümkün değildir. Denizcilik sektöründe en çok etkilenenler kıyı balıkçıları oldu. Bu mağduriyetimiz içinden çıkılmaz sorunlar doğurdu. 65 yaş üstü kıyı balıkçısı ya da tayfaları resmen açlık sınırında. Kıyı balıkçılarının ülke şartlarında hibeye ihtiyacı var. Ruhsatlı teknelerin ruhsat değerlerine bakılarak acilen uzun vadeli faizsiz, kefilsiz kredi bile kısa vadede çözüm olabilir” dedi.

Denizlerde iyileşme etkin arıtma sistemi ile ortaya çıkar
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!