
Gemi modelciliği kişisel gelişim için ideal bir hobidir
İnsanların kendi meslekleri dışında ilgilendikleri birçok konu vardır. Sosyal hayatımızda iş saatlerimizin dışında film seyretmek, müzik dinlemek, spor yapmak ya da balık tutmak gibi birçok farklı etkinliklerde bulunabilmekteyiz. Bu gibi hobiler sayesinde günün yorgunluğunu atmak ve ilgi duyduğumuz alanda bilgimizin artmasına yardımcı olmaktadır. Gemi modelciliği de bu hobiye ilgi duyanlar için alanında gelişim sağlayabilecekleri hobiler arasında yer almaktadır.

Gemi modelciliği, bir insanın yapabileceği en nitelikli uğraşlardan bir tanesidir. Ciddi anlamda yapılanını bir hobi değil de daha çok bir uğraş olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü gemi modelciliği bir aşamadan sonra insanı derin diyarlara doğru götürür ve insanı eğitmeye başlar. Kendinizi gemi iskeletlerinin, batıkların, düğümlerin, halatların ve denizcilik tarihinin içinde bulursunuz. İnsanoğlunun kısa hayatına dev bir dünyanın minyatürlerini sığdırır.

Gemiler biblo gibi kusursuz değildir
Gemi modelciliği, plan okuma, el becerisi, sabır, araştırma, malzeme bilgisi gerektiren bir iştir. Yani komplike bir olaydır. Birçok ağaç çeşidine ait ahşap ile birlikte, pirinç, bakır, plastik malzemeler kullanılabilmektedir. Ben daha çok eskitme üzerine çalışmalar yapmaktayım. Gemilerin biblo gibi kusursuz olmadıklarını düşünerek yılların ve denizin etkisi ile yıpranmalarına gerçeklik hissini düşünerek yapmaktayım. Gemi modelini yapmak ne kadar zahmetli ise eskitme efekti yapmak o kadar keyiflidir. Pas, kir, yosun, eskimiş boya efektleri; her fırça dokunuşu büyük etkilere sebep olacaktır. Her dokunuşta gerçeklik katmanız da büyük önem taşıyacaktır.

Onu bir istimbottan çok öteye taşıyan sözler bu güvertede söylendi
Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün Adana’dan Haydarpaşa garına geldiği yıl 13 Kasım 1918 de boğazdan karşıya geçerken yaveri Cevat Abbas işgal donanmasının geçişini görmenin üzüntüsü içinde ağlayınca Mustafa Kemal onu “Ağlama çocuk, geldikleri gibi giderler” sözü ile teselli etti. Bu vesileyle Kurtuluş Savaşı’nın ilk işareti de verilmiştir.

Tarihimizde bu denli büyük bir öneme sahip olan, Kurtuluş Savaşı’nın denizdeki sembolü Kartal, uzun yıllar sonra Tuzla’da ıssız bir koya terk edilir. Yarı batık haldeki Kartal’ın eritilmesine razı olmayan deniz insanı Arif Ertik’in çabalarını duyan gazeteci Sayın Gökhan Karakaş harekete geçer. Kartal, yorgun ve perişan halde geri dönüşüme gönderilmek üzere hurdaya çıkartılmıştır. Kaderine terk edilen istimbotun, Sayın Amiral Cem Gürdeniz başkanlığında eski günlerine kavuşturulması üzere çalışmalar başlatılır ve Kartal ilk günkü tarihsel güzelliğiyle gün yüzüne çıkar.

Kartal’ın hikayesi…
Bir gemi modelcisi olarak Kartal istimbotunu kurtarma, yaşatma çalışmalarını uzun bir süre takip edip 1918 yılındaki o haliyle tasarlamayı düşünmeye başladım. Ancak bu uzun bir araştırma ve bilgi birikimi isteyen işti. Bulabildiğim kadar plan ve doküman neticesinde; isimlerini telaffuz etmeden geçemeyeceğim yılların tecrübeleri Sayın Kudret Altınkeser, Sayın Fethi İzer, Sayın Gökhan Karakaş ve Sayın Yıldırım Serkan Kale ile birçok kez fikir alışverişinde bulunarak modelin yapımını tamamlamış bulundum. Daha önce bahsetmiş olduğum gibi bir biblo şeklinde değil de biraz da yaşanmışlık katarak eskitme efekti ile sonuçlandırdım.

Şimdi ise tarihimizdeki büyük öneme sahip olan Kartal İstimbotunun modelini yapmanın gururunu yaşamaktayım.
Saygılarımla…




















