1. Haberler
  2. Genel
  3. İstanbul Boğazı’nda Denizanası İstilası Yaşanıyor

İstanbul Boğazı’nda Denizanası İstilası Yaşanıyor

Marmara Denizi müsilaj felaketiyle boğuşurken İstanbul Boğazı denizanası istilasına uğradı. Bilim insanları boğazın Avrupa kıyısında görülen denizanası artışının kirliliğin bir sonucu olduğunu ve 2021 yazının deniz ekosistemi için zorlu geçeceğini düşünüyor. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar, “Aşırı balık avcılığı, denizanasıyla beslenen balığın ortamdan çekilmesine neden oluyor. Baskının kalkmasıyla aşırı artışı yaşanıyor. Ne yazık ki ekosistem, 500 milyon yıldır yaşayan denizanalarının lehine evriliyor.” dedi. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) bilim danışmanı Dr. Erol Kesici ise, henüz havalar ısınmadan beliren bu artışın kirliliğin göstergesi olduğunu belirtti. Dr. Kesici, “Bunun temel nedeni denizlerdeki kimyasal ve organik kirlilik. Müsilajlaş sonucu su yosunları artarken denizdeki azot, fosfor, karbon yükünün yanı sıra evsel, endüstriyel ve tarımsal atıklardan kaynaklanan besi elementlerinin oluşturduğu su yosunları denizanaları için besin kaynağı oluyor." diye konuştu.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstanbul Boğazı’nda Bebek, Kuruçeşme, Arnavutköy, Emirgan gibi zayıf akıntılı yerlerde denizanaları adeta denizin yüzeyini kapladı. Teknelerin arasında her boşluğu dolduran, çıpa iplerinin ve halatların arasındaki yüzeyde yoğunlaşan denizanaları görüntü kirliliği oluştururken su kalitesini düşürüyor. Türkiye sularında 15 tür gerçek denizanası bulunduğunu belirten Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar, evsel ve endüstriyel atıkların artışı ve küresel iklim değişikliğinin denizanalarını aşırı çoğalttığını belirtti. Meslek hayatının 26 yılını denizanalarını araştırarak geçiren İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Okyar, denizanası artışını Marmara Denizi’nin kirliliğe verdiği tepki olarak yorumladı. Okyar, “Marmara Denizi 50 yıldır doğru yönetilmiyor. Azot ve fosfor yüküyle ortaya çıkan müsilaj, Doğu Marmara’da büyük sorunlara yol açacak. İstanbul Boğazı’nda güçlü akıntıya rağmen iklim değişikliği ve habitat bozulmasını fırsata çeviren denizanaları devasa sayılara ulaşıyor. Bu ekosistemin ciddi tahrip edildiği gösteriyor, radikal kararların alınmalı” dedi.

Kıyı betonlaşması işlerine yarıyor

Prof. Dr.  Okyar, açıkta görülen deniz analarının evsel ve endüstriyel kirlilikle kıyılara yaklaştığını ekledi. Okyar, “Denizanaları sıcaklık ve tuzluluğa uyum sağlar. Kıyı suları geçmişe oranla daha sıcak. Ayrıca, denizlerimiz artık besin tuzu yönünden ötrofik yani kirli. Oksijen oranının düşmesiyle denizanaları baskınlık kurar ve olumsuz çevre koşullarına kolayca uyar. Ölen bireyler parçalanır ve dibe çöker. Çürüyen denizanası oksijeni azaltır. Denizanaları larval dönemde sent zemin arar. Kıyılarda dolgu ve beton üreme ve gelişme alanları artar. Boğazda aşırı denizanasını görmek şaşırtıcı değil çünkü larval dönemleri için gerekli betonlaşma görüyoruz.” dedi.

Yerkürede bizden kıdemliler

Güçlü canlılar olan denizanalarının düşük oksijende yaşadıklarına dikkat çeken Prof. Dr. Okyar, “Oksijen düşüşüyle avantajı ele alırlar. 500 milyon yıldır suküre dünyamızdalar. Dinozorlar yok oldu ama onlar halen var. Besin zincirinin parçası denizanalarının her canlı gibi ekosistemde görevi vardır. Uskumru, çaça, deniz kaplumbağası, kılıç balıkları, martılar, yunus, deniz ejderhası gibi 100’den fazla tür deniz analarıyla beslenir. Çoğalmalarındaki başka bir etkende doğal avcısının azalması.” dedi.

Zehirli Türler Marmara’da Görülmeye Başlandı

Okyar, “Karadeniz’in tek çıkışı İstanbul Boğazı. 100 metre derinlikten sonra hidrojen sülfürle biyolojik yaşam bulunmuyor. Fakat ilk 100 metrede dünyanın bolluk açısından en zengin suları var. Müsilaj ya da alg artışı gibi denizanası çoğalması da denizin kirliliğe verdiği tepkidir. İklim değişikliğiyle türler kuzeye doğru yayılıyor. Cotylorhiza tuberculata (maviş denizanası) Akdeniz ve Ege Denizi’nden sonra Prens Adalarında, İzmit Körfezi, Tuzla ve Erdek Körfezi’nde görüldü. Marmara Denizi’nde Chrysaora hysoscella pusula denizanasını saymazsak çok zehirli denizanası yoktu. Fakat yüzücüler için tehlikeli Drymonema sp. kaydedildi. İklim değişikliği, habitat tahribatı ve kirlilikle tehlikeli türlerin artışı kaçınılmaz. Kıyılarımızda zehirli denizanası türleri artıyor. Cotylorhiza tuberculata, Aequorea vitrina ve Drymonema sp. gibi zehirli türler artık görülüyor. Ay denizanası Aurelia aurita ve fıçı denizanası Rhizostoma pulma gibi türler de. Büyük kümelerle görülen bu denizanası artışı turizm ve balıkçılığı olumsuz etkiler. Ağları tıkayan denizanaları teknelerin soğutma deliklerini de tıkar. Balıkların besin ve yumurtalarından beslenerek ekosisteme zarar verir. Denizanası artışı gelecek yıllarda insan sağlığı, balıkçılık ve turizm açısından ciddi sorunlar oluşturacak.” dedi.

 

Avantaja çevirmeliyiz

Dünyada denizanalarının arttığını vurgulayan Okyar, bu artışın avantaja çevrilebileceğini ekledi. Okyar, “Onları yok edemeyeceğimize göre ekonomik kazanca dönüştürebiliriz. Uzakdoğu da besin olarak tüketiliyor. Balıkçılar için ihraç ürünü olabilir. Ekonomik gelir için kozmetik, ilaç ve tıp sanayinde kullanabiliriz çünkü kolajen kaynağıdır. Denizanası, mikroplastik parçacıklarını tutkal gibi yakalar. Gübreden, balık yemine hatta insan gıdasına kadar işlenebilir. Yakalanan bu canlıların yüzde 95’i sudur ve suyun dışında bırakıldıklarında kuruyarak yok olurlar.” diye konuştu.

“Deniz ölürse müsilaj ve deniz anası artar”

İstanbul’a geldiğinde deniz anası istilasıyla karşılaştığını söyleyen Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) bilim danışmanı Dr. Erol Kesici ise, henüz havalar ısınmadan beliren bu artışın kirliliğin göstergesi olduğunu belirtti. Dr. Kesici, “Bunun temel nedeni denizlerdeki kimyasal ve organik kirlilik. Müsilajlaş sonucu su yosunları artarken denizdeki azot, fosfor, karbon yükünün yanı sıra evsel, endüstriyel ve tarımsal atıklardan kaynaklanan besi elementlerinin oluşturduğu su yosunları denizanaları için besin kaynağı oluyor. Besin bulmakta güçlük çekmeyen istilacı denizanaları doğal dengenin bozulması ve tür çeşitliliğinin azalmasıyla baskın oluyor. Marmara Denizi’nin 1970’lerden beri kirlendiği bilinmekte ve yanlış uygulamaların ağır sonuçları yaşamakta. Kimyasalları biriktiren dip çamurunun bilimsel yöntemlerle temizlenmemesiyle Marmara Denizi adeta ölü bir deniz oldu. Çevre sorunlarının çözümünde, gelecek kuşaklara yenilebilecek balık, içilebilecek su, soluna bilecek hava ve ürün yetiştirebilecek toprak bırakmak için toplumsal ve bireysel sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz” dedi.

İstanbul Boğazı’nda Denizanası İstilası Yaşanıyor
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!