1. Haberler
  2. Bizim Denizler
  3. KAR LEOPARI ESİN HANDAL YAZDI… NE KADAR ZOR OLABİRDİ Kİ?

KAR LEOPARI ESİN HANDAL YAZDI… NE KADAR ZOR OLABİRDİ Kİ?

Bu faaliyete gitmek aklımın ucunda bile yoktu. Aslında önceden planlamış olduğum ve hatta hem ameliyatımı hem yurtdışı gelişimi ona göre planladığım başka bir kış faaliyetimiz vardı ama hayaller ve gerçekler hep örtüşmüyor. 45 yaşında ilk kez cerrahi operasyona maruz kaldığım için ve detaylara hâkim olmadığım için yanlış planlama yapmışım. Her ameliyat bir iyileşme süreci gerektiriyormuş, benim düşündüğüm gibi bugün sünnet yârin deniz değilmiş. İşte ameliyat sonrası bana riskli olacağından dolayı, 1 haftalık Ağrı kış faaliyetine bu yüzden katılmadım. Bir şey yapamamamın suçluluğu ile Adana’da yaşayan arkadaşım ‘hadi gel günübirlik kolay bir dağ yaparız’ dedi. Günübirlik ne kadar zor olabilirdi ki?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

‘Yaaa hallederiz… Olmadı Adana’da kebap yer döneriz’

Ya da en kötüsü Adana’da kebap yiyip dönerdim. Risk olasılığı düşük güzel bir plandı aslında. En az 15 yıldır tanıdığım Cihan ile yapacağımız tırmanışımıza, Ankara’dan Akın isimli dağcı arkadaşta katıldı. Aslında çıkmak istediğimiz zirve 2300 metre civarı yükseklikte yani toplamda 700 metre gibi bir yükseliş yapmamız gerekiyordu, bunun 500 metre yükselmesi derin karda, iz açarak duvara yaklaşma, gerisi ipli tırmanıştı. Normalde kendi dağ antrenmanlarımda günde 1700 metre tırmanıp geri dönüyorum, bu yüzden düz hesap yapıp tamam ‘Yaaa hallederiz’ dedim. Gece 01.00’de Adana’dan yola çıkıp, Niğde’den Akın’ı aldık. Köye ulaştık köyde yıllardır ekmeğini bizimle paylaşan traktörcü Mehmet abi ve ailesiyle kahvaltı yapıp yola çıktık. Kış olduğu için araç yolunun son noktasına kadar Mehmet abi bizi 4 çeker araç ile bıraktı ya da bırakamadı.

 

‘Hani serbest çıkacaktın’

Yürümeye başlayacağımız yere geldiğimizde hava o kadar soğuktu ki kimse arabadan inmedi. Bir süre duran ama kaloriferi yanan arabada sohbet ettik. Sonra Mehmet abi bizi kovunca, yürüyüşe başladık. Dağda kuraldır yürüdükçe ısınırsın. 2 saatlik bir yürüyüşle duvarın dibine vardık. Duvarda iş Cihan’a düşüyordu aramızda teknik tırmanış derecesi en yüksek olan O’ydu ve rota gayet bilinmezdi. Cihan ‘haydi ip açıp tırmanalım’ dediği noktada ben tutturdum ‘Boşver ipi, biraz serbest tırmanalım’ diye. Tabi ki lider tırmanışçının dediği oldu. Ben tırmanmaya başladığımda ise ilk adımda kayaların koptuğunu ve kaydığını gördüm, daha ikinci adımı bile atamadan Cihan’a bağırdım ‘Nasıl çıktın sen burayı’ diye. Gülüp ‘Hani serbest çıkacaktın’ diye tüm gün boyunca geyik yaptık. İlk ip tırmanışı yani ilk 40 metre inanılmaz zordu, ayağımızı nereye bassak kayıyor, tuttuğumuz her kaya elimizde kalıyor ve her yer kar olduğu için ellerimiz donuyordu.

İkinci emniyet hayat kurtarır

Ben en çok ilk 40 metrede zorlandım haa birde inişte. İkinci ip tırmanışına geçerken beklediğimiz yerde ayak basma yeri olmadığı (düz duvar) ve aşağısı uçurum olduğu için ben iki adım aşağıda bulduğum bir kayanın üzerine oturdum. Kaya ile temas etmek her zaman vücut ısısını düşürür biliyordum ama başka seçenek yoktu ve tırmanma sırası bana gelene kadar idare ederim dedim. Edemedim. Hem kara hem kayaya temas ettiğim için vücut ısım düştü, hareket etme şansım da yoktu çünkü arkam uçurumdu ve kaya küçüktü. Hatta tek ayağım boşlukta sallanmaktan uyuştu kan dolaşımı durdu. Çantamda sıcak çay vardı içsem belki toparlardım ama çantamı çıkaracak yeri bırakın iki elimi aynı anda bıraksam düşerdim. Tam o sırada emniyet için bağlı olduğum ve beni kaya da tutan sikke koptu ve ipim 1.5 metre boşa çıktı. Allahtan ana istasyondan ikinci emniyetim vardı. Herhangi bir hata yaparsam 1.5 metre ya düşecek yada kayaya çarpacaktım. Üşümüş olan bedenim ve beynim zar zor tırmandığım yeri 2 metre inme kararı verdi.

Ameliyat yerlerime taş gelmemeliydi…

Bulduğumuz bir olukta ayakta beklemeye başladım. Görece güvenliydi, başıma taş çarpma riski dışında. Ben olukta olduğum için yukarıdan Cihan’in attığı yada düşürdüğü her şey kafama geliyordu. Kasklarımız vardı ama o kadar çok kar, yosun, küçük taş geliyordu ki montun kapüşonunu kafama geçirip kafamla göbeğimi korudum (ameliyat yerlerime taş gelmesin diye). Tüm uğraşılara rağmen yine üşüdüm hatta dişlerim istemsiz olarak birbirine çarpmaya başladı. O sırada kendi kendime ‘Kendine gel, 8000’lere gittin üşümedin, 2000 metrede üşüyemezsin numara yapma’ diye bağırdım sonra da video çekerek beynimi oyaladım. Sonrasında aramızda yaptığımız konuşmalarda planladığım Ağrı Dağı tırmanışa gitsem daha kolay olacağını konuştuk.

Asıl hesaba katmadığım şey inerken başıma geldi. Çıktığımız iki ip boyunu bir seferde inmek zorunda olduğumuzdan toplamda 50-55 metrelik duvardan ip inişi yaptık ve tüm bu 50 metre boyunca hem emniyet kemerim hem tüm ip benim göbeğime yani ameliyat yaralarıma sürtündü işte orada düşüncesizlik ettiğimi anladım, bir ayımı bile doldurmadan dağa gitmek gereksizdi. Her şeye rağmen oldukça heyecanlı, uykusuz geçen adrenalini yüksek bir dağ faaliyeti oldu. Her koşulda dağda olmak beni mutlu ediyor. Daha sağlıklı koşullarda yeni dağ maceraları beni bekler.

ESİN HANDAL

PROFESYONEL DAĞ REHBERİ/

İLK TÜRK KADIN KAR LEOPARI

 

 

 

 

TÜRKİYE DAĞCILIK FEDERASYONU İLGİLİ HABER

https://tdf.tr/7037/aladaglar-kaletepe-kuzey-yuzu-november-pain-rotasi-ilk-kis-tirmanisi-gerceklestirildi/

KAR LEOPARI ESİN HANDAL YAZDI… NE KADAR ZOR OLABİRDİ Kİ?
0







Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!