

İlk kez patlayıcı gülleler son kez yelkenliler kullanıldı
Osmanlı İmparatorluğu ile Rus İmparatorluğu arasında süren Kırım Savaşı’nın en önemli çarpışması Sinop’ta yaşanmıştı. Osmanlı ordusunun denizden geçen ikmal yolunu korumak için Sinop’ta Patrona Osman Paşa komutasında bir donanma bulunduruluyordu. Sivastopol üssünde konuşlanan Rus Karadeniz donanmasının komutanı Amiral Nahimov, sadece 280 km uzaklıktaki Sinop’a baskın yapmak istedi. İstanbul’dan yardım alma fırsatı olmayan Sinop’a 30 Kasım 1853 günü ateş gücü yüksek gemilerle saldıran Rus donanması Karadeniz’deki gece sisinden faydalandı. 12 gemide toplam 722 top ile limanda demirli Osmanlı gemilerinin karşısına çıkan Ruslar, ilk kez kullanılan patlayıcı gülleler ile saldırıya geçti. Karşılık bile veremeyen Osmanlı donanması 1-2 saat içinde tamamen yok edildi. Osmanlı donanmasındaki yelkenli fırkateynler Avnullah, Fazlullah, Nizamiye, Nesîm-i Zafer, Nâvek-i Bahrî, Dimyad ve Kaaid-i Zafer, yelkenli korvetler Necm-Efşân, Feyz-i Mâbûd, Gül-i Sefîd ile buharlı vapurlar Ereğli ve Pervaz-ı Bahrî Karadeniz’de batırılan gemilerdi. 2 bin 800 kişinin şehit olduğu baskında buharlı Taif fırkateyni limanı zamanında terk ederek uzaklaşırken 2 Aralık günü ulaştığı İstanbul’a haberi verdiğinde, komutan Patrona Osman Paşa esir düşmüş yardımcısı Bozcaadalı Hüseyin Paşa da şehit olmuştu. Sinop Baskını, dünya deniz savaşları tarihine yelkenli ahşap gemilerin rol aldığı son çarpışma ve patlayıcı mermilerle donatılan güllelerin kullanıldığı ilk çarpışma olarak geçmişti.

“Sinop Sualtı Tarihi Müzesi Kurulmalı”
Yerel tarihçi ve sualtı eğitmeni Yaşar Tarakçı, 30 yıldır araştırdığı baskınla ilgili sualtında sadece 2 gemi enkazının kaldığını belirtti. Sinop Deniz Savaşı 30 Kasım 1853 isimli kitabın yazarı Tarakçı, “Baskını araştırdıkça bir avuç kahramanın fedakârlıklarını gördüm. Savaşı yarım saatte bitiren teknolojik üstünlüktü. Kendisinden üstün düşmanın varlığına rağmen kaçmayan askerlerin şehit olduğu bu baskın kamuoyunda çok tanınmıyor. Sinop’un en büyük eksikliklerinden birisi denizin altında sakladığı tarihsel zenginliği doğal güzellikleri anlatamaması. Karadeniz’in Sakladığı Nâvek-i Bahri ve Nesim-i Zafer tüm kalıntılarıyla tarihe kazandırılmalı. 11 gemiden sadece 2 tanesi sualtında duruyor. Nâvek-i Bahri firkateyni 14 metre derinlikte dönem silahlarıyla birlikte yatıyor. 37 metredeki Nesim-i Zafer firkateyni ise Rusların zafer hatırası olarak Sivastopol’a götürdüğü sırada batmıştı. İki gemi üzerinde sualtı arkeolojinin ışığında bilimsel araştırma yapılmalı ve dalış turizmine kazandırılmasını istiyoruz. Sinop’ta yapılacak sualtı müzesi baskında şehit olan askerlerimizin hatırlanmasına yardımcı olacaktır.” dedi.

“Neden dalışa yasak olduğunu anlayamıyoruz”
Sualtı görüntüleme yönetmeni ve belgeselci Tahsin Ceylan ise, Karadeniz kıyılarımızın tarihsel zenginliğiyle büyük turizm potansiyeli barındırdığını belirtti. Sinop baskını batıklarını görüntüleyen Ceylan, “Akdeniz’de 17 bin deniz canlısı tanımlanırken bizim kıyılarımızdaki canlı türü 6 bin civarında. Ancak sualtı kültürel varlıklarıyla dünyanın en zengin ülkesiyiz. Sinop kıyıları sualtı arkeolojisi açısından en zengin yerlerden. Osmanlı-Rus savaşından sualtında kalanlar 168 yıldır ordalar ve bölge 168 yıldır dalışa yasak. Dalışa yasak olmasına rağmen yıllar içinde talan edildi pek çok eser. Suyun altındaki eserleri yasaklarla koruyamayacağımızın en somut kanıtı Sinop. Yasaklara rağmen çapalar, toplar ve gemi parçaları yok edildi. Sinop batıkları arkeolojik çalışmaların sonunda dalışa açılmalı turizm potansiyeli kullanılmalı.

Sinop baskını ünlü Rus ressam İvan Ayvazovski’nin en ünlü eserleri arasında Sinop baskını yağlı boya tablosu da bulunuyor. Sinop baskınını hatırlatmak için 1857 yılında bir çeşme, 1933 yılında ise bir anıt yaptırılmıştı.





















