İYİ BİR GEMİ İŞLETMECİSİ NASIL OLMALIDIR? TALİP ÖZCENGİZ’İN KALEMİNDEN
Hepimiz, dünyaya geldiğimiz andan itibaren, adına hayat denen badireyi atlatmakla meşgul aslında. Aralarına kendi ellerimizle yerleştirdiğimiz kilometre taşları olmasa, zamanın su gibi akıp geçtiğini iyice unutacağız. Seçtiğimiz meslek de bu kilometre taşlarının en önemlilerinden biri ve tabi bizim konumuz “DENİZCİLİK”. 1978 Senesinde Yüksek Denizcilik Okulu’nun kapısından içeri adımımı attıktan sonra bir okul günü kütüphaneyi gezerken rafların birinden rastgele aldığım bir kitabın ilk sayfasındaki kısacık bir önsöz doğru yerde olduğumu anlamama yetmişti. Rahmetli Kaptan Günay SALMAN, 1973 yılında yayınladığı ‘Tankercilik’ kitabının birinci sayfasına önsöz olarak şunu yazmıştı; “Tankerde alınan tedbirler bir defaya mahsustur. ” Bu tehlikeli fakat bir o kadar da zevkli mesleği en ince ayrıntılarına kadar öğrenme isteğini içimde ateşleyen bu tek cümleyi her zaman hatırladım, halen hatırlarım ve her fırsatta bizden sonra gelenlere hatırlatmanın da üzerime vazife olduğu düşüncesi içindeyim. Denizcilik; yüzlerce hatta binlerce yılda biriken örf, adet ve geleneklerin toplamıdır. Denizciliğin içinden örf, adet ve gelenekleri çıkardığınız zaman elinizde bir avuç su kalır sadece. O su da içsen içilmez, satsan satılmaz, kaşla göz arasında ellerinizin arasından kayar gider ve geriye kocaman bir hiç kalır. Bugünün genç zabitleri, aynı bizler gibi göz açıp kapayana kadar yarının ihtiyar denizcileri olacaklar. Geçmişin bayrağını geleceğe taşımanın denizcilikte ne kadar önemli olduğunu ise bizzat yaşayarak görecekler.
















