Harekata zemin hazırlayan son kıvılcım, Megali İdea’sı bağlamında her daim Enosisi gerçekleştirmek isteyen Yunanistan’ın, Kıbrıs da yapmış olduğu darbedir. Sadece soydaşlarımızın ellerinden alınan hak ve hürriyetlerini iade etmek ve siyasi bir çözüm bulunamaması üzerine başlatılmış bir harekat değil, Rumların can güvenliğinin de ortadan kalkmış olmasıydı. Öyle ki; ada halklarının günümüze kadar barış içerisinde yaşamalarını mümkün kılan harekatı zamanın Başbakanı Bülent Ecevit dünya kamuoyuna açıklarken “Biz adaya sadece Türkler için değil, aynı zamanda Rumlar’a da barış getirmek için çıkıyoruz” diyecektir. Türkiye’nin barışçı bir ülke olduğu halde gerektiğinde hak ve menfaatlerini korumada nasıl kararlı bir devlet olduğunu dünyaya göstermesi açısından önemli bir sınav olmuştur. Yarım yüzyılı aşkın hiç savaşmadığı dikkate alınırsa, tarih boyunca kahramanlığı ve gücü tescil edilmiş olan Türk Ordusu’nun harekata çok iyi hazırlanmış olmasıydı.

Zafere ulaşmak için daha fazlasını yapabilme kabiliyetine sahip TSK, barışcıl ve insancıl gayeden ayrılmadan BM (Birleşmiş Milletler)’nin ateşkes çağrısına derhal uyacak şekilde gerekli ve yeterli hedefleri en kısa zamanda ele geçirmiştir. Türk kahramanlığının ve asil karakterinin yeni bir destanı olarak tarih sayfalarında yerini alan bu harekat, durulacak yerin ne kadar iyi bilindiği ve ne kadar isabetle seçildiğini bugün de göstermektedir. Harekattan bu yana Türk askerlerinin ada içinde tavır ve hareketleri bütün insanlığa örnek olmuş durumdadır. Sağlanan bu başarının temelinde, yalnız Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin haklarını gözetmek değil, dünya ve bölge barışının göz önünde bulundurulmasının rolü vardır.

Ada; son zamanlarda Doğu Akdeniz’de sürdürülmekte olan hidrokarbon arama ve sondaj faaliyetleri ile bölgede kurulmaya çalışılan dengenin adeta bir düğüm noktası haline getirilmeye çalışılmaktadır. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ni dışlayacak şekilde, aynı enerji çanağında bulunan ülkelerin birbirleri ve ABD ile yapmış olduğu ittifaklar ve enerji şirketlerinin bölgedeki hareket tarzları kriz yaratmaktadır. Yunan ve Rum tarafının ısrarla sürdürdüğü hegemonyacı dış politika yanlışlıkları ve tarihi manipüle etmeleri, ABD ve AB başta olmak üzere Batı Dünyası’nın zaafından kaynaklanmaktadır. Niyet edilen tek egemenlik çatısı ve nihayetinde Kıbrıs Türkleri’nin yok edilmesidir. BM gözetiminde yaklaşık 50 yıldır sürdürülen ve son olarak Cenevre’de sonuçsuz kalan görüşmelerin geldiği nokta, fiilen bölünmüşlüktür. Artık tüm dünya şunu bilmeli ve gerçeği kabul etmelidir ki Kıbrıs Adası; iki farklı halkın Kıbrıs’lı Türklerin ve Rumların ortak vatanıdır.

Bugün, Ada da bu iki halkı temsil eden iki ayrı, eşit ve egemen Kuzey Kıbrıs Türk ve Güney Kıbrıs Rum Devletleri bulunmaktadır. Yıllardır haksız, adaletsiz ve izolasyon içerisinde yaşama mahkum edilen KKTC, Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği destek doğrultusunda onurlu yaşamaya ve kendi kendisini yönetmeye alışmışdır. Gelinen durum, BM’nin KKTC’nin tanınmasına öncülük ederek Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’in barış ve istikrar abidesi olmasını sağlamasıdır. Çanakkale Savaşı, İstiklal Harbi, Kore Savaşı ve daha nicelerinde olduğu gibi Kıbrıs Barış Harekatı da bütün insanlığa göstermiştir ki; vatan, şeref ve haysiyet söz konusu olunca harbin insanca yapılabilebileceğini gösteren sadece ve sadece Türklerdir. Kıbrıs Türkleri ve bizler, bugün haklı ve kesin bir zaferin sevincini ve gururunu taşıyoruz. Bu eşsiz zafer kutlu olsun

İSMET HERGÜNŞEN
Emekli Deniz Kurmay Albay
Kabataş Erkek Lisesi ve sonrasında Deniz Harp Okulu’ndan mezun olarak Donanma’ya katıldı. Muhrip, Hücumbot ve Firkateyn sınıfı gemilerlerdeki görevlerinin ardından TCG Fatih Fırkateyni’nde komutanlık ve Hücumbotlarda komodorluk yaptı. Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlık görevi esnasında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Bahçeşehir Üniversitesi ve Deniz Ticaret Enstitüsi’nde Denizcilik dersleri vermiştir.



















