1. Haberler
  2. Genel
  3. Köylülerin Pişmanlığı ‘Eber Gölü Yaşıyormuş Değerini Bilemedik’ Dr. Erol Kesici gerçeklik vurgusu

Köylülerin Pişmanlığı ‘Eber Gölü Yaşıyormuş Değerini Bilemedik’ Dr. Erol Kesici gerçeklik vurgusu

“GÖLDE DEDİĞİNİZ GİBİ CANLIYMIŞ HOCAM, DİLEMEDİK SİZİ, HİÇ BİTER Mİ GÖL DEDİK! EBER GÖLÜ DE KURUDU! YARATTIĞIMIZ FELAKETİN BEDELİNİ; ÖDÜYORUZ- YAŞIYORUZ” KEŞKE SİZİ DİNLEMİŞ OLSAYDIK HOCAM” Keşke ben haklı olmasaydım Mehmet Amca da, Akşehir ve Eber Gölü kurumamış olsaydı, bu konu haklılık konusu değil, doğal alanlarımızla , doğa ile ilgili müdahalelerde “bin defa düşünüp bir defa biçmek gerek”, doğanın kayıplarının, biçilmelerinin geri dönüşü adeta imkansız ve çok zaman alıcı….

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Afyonkarahisar’ın Eber Kasabası sınırlarında yer alan tektonik kökenli, son  Buzul Çağının göllerinden, 5. Büyük Doğal Tatlısu Gölümüz olan Eber Gölü’nün geçtiğimiz yıllarda adeta çürüyen suyu, şimdide kurumakta. İç Anadolu Bölgesinin Akarçay Havzasında yer alan Eber Gölü,165 km²’lik yüzölçüme  – enderin kesimi 24m. ( Mayıs 1969) sahipken, aşırı kullanım ve kirlilik sonucunda yıllar içerisinde, 2000 yılında yüzölçümü 33 km²’ derinliği 4m.ye kadar düşmüş ve geçtiğimiz yıl giderek kuramaya başlayan (20 km²’ yüzeye- 2m derinliğe) göl, Temmuz ayının sonunda neredeyse tamamen kurumuş durumdadır.

EBER GÖLÜ HAVZANIN CAN DAMARI- KAYNAĞIYDI – “BANKA GİBİYDİ” Eber ürünleriyle, bölge ekonomisinde çok önemli bir katma değerdi. Çevresinde yaşayan 30 binden fazla insanın adeta bereketli tarla ve fabrikasıydı. Göl, yöre halkının ve ülkemizin önemli bir geçim kaynağını oluşturan ürünlerinin yanı sıra,  çok sayıdaki bitki çeşitliliği, tatlı su balıkları, su kuşları, su kaplumbağaları ve diğer doğal hayvanları bakımından yaşamın ve ekonominin can damarıydı!  Bu nedenle; zengin biyolojik çeşitliliğini korumak için, Konya K.ve T.V. K.K 22 Haziran 1992 gün ve 1359 sayılı kararıyla “1. Derece Tabiat Sit Alanı” ilan edilmişti. Korunamadı!

* Göldeki kamış ve saz bitkileri nedeniyle yöreye,  SEKA Kağıt Fabrikası kurulmuştu, kamış- saz ve gölün tıbbi aromatik bitkileri yurt dışına izolasyon- parfümeri malzemesi olarak( altlık-hasırotu), kurbağalar, salyangozlar, balıklar işlenerek Avrupa’ya ihraç edilerek on milyonlarca dolar gelir sağlanırdı.

ÇOK ÖNEMLİ KUŞ GÖÇ YOLLARINDANDI! Eber Gölü, biyolojik çeşitliliği, zengin bitki örtüsü ve  kuşlar için kışlamak,  barınma, çoğalma, korunma ve  beslenme alanı olarak en ideal ortamı oluşturan- kamışlık- sazlık alanlarıyla birçok kuş türüne üreme ve yaşam alanı olarak ev sahipliği yapmaktadır. Avrupa, Asya ve Afrika arasında göç eden, göçmen kuşların, İstanbul üzerinden izledikleri göç yollarının önemli noktalarından biri de Eber Gölü’dür. Eber Gölü’nde 200 ye yakın kuş türü belirlenmiştir (Alaca balıkçıl, Gülen sumru,Büyük cılıbıt ,Erguvani balıkçıl Sakarca kazı Küçük sakarca kazı. Küçük karabatak Dalmaçya Pelikanı Bayağı balaban  Dikkuyruk Balıkçıl vd.). Son yıllarda göldeki su seviyesinin giderek azalması sonucunda gölün giderek tuzlanması nedeniyle göl nisan aylarında Pelikan ve Flamingoların tercih ettikleri yaşam alanına dönüşmüştür.

Piyam- Eber Sarısı  (Thermopsis turcica- Vuralia turcica );dünyada sadece Eber ve Akşehir yöresinde doğal olarak yaşamakta olup, Tabiat turizmi kullanılma potansiyeli taşıyan, görünümü nedeniyle kesme çiçek ve park bahçelerde kullanılma potansiyeli ve tıbbi ve aromatik özelliğe sahiptir. Piyam,  göllerin kurumasıyla birlikte nesli tehdit altında olduğundan koruma altındaki Eber sarısı koparma cezası getirilmiştir(koparana 60 bin TL). “YARATTIĞIMIZ FELAKETİ YAŞAMAKTAYIZ”

“Sazlar, kazlar, kurbağalar yok olunca, sivrisinek – gün sinekleri ve fareler çoğaldı.” Yöredeki önemli sözlerden biride, “saz olmazsa kaz olmaz, kaz olmazsa saz olmaz” Ekolojik denge birçok zenginliğin kaynağıydı yörede. Su yüzlerce çeşit ekonomik ve yaşamsal öneme sahip su bitkilerinin yanı sıra gölde çok sayıda hayvan türleri yaşamaktadır. Bunlar biri de Türkiye’de endemik bir kurbağa türü Beyşehir Kurbağası(Anadolu kurbağası) (Pelophylax caralitanus) idi. Gölde her tür için yapılan aşırı avcılık, gölün kuruması- kirlenmesi çevresindeki yaşamın dengelerini de derinden sarsmıştır. Yöre halkı, Fransa, İngiltere ve Hollanda gibi ülkelerin büyük ilgi gösterdiği önemli bir geçim kaynağı olan ve hiç bitmeyecekmiş gibi aşırı miktarda avlanan kurbağaların neredeyse neslinin tükenmesinin sonucunda pişmanlıklarını dile getirmekte. “Göle biz her bakımdan “ihanet ettik” hiç bitmez, kirlenmez, tükenmez sandık, o da canlıymış bilemedik. Her şeyden önce susuz kalmaktayız, fasülye, domat, biber ve meyve için su bulamaz hale geldik. Su pahalı. Onunla da kalmadı cildimi-ciğerimiz kurudu, biz kuruduk… Gurbağa sesine hasret kaldık, göl Gurbağasız olur mu? Gurbağalar yok olunca, geceleri gün sineklerinden sivrilerden ışık yakamaz olduk. Su yılanları, kemirgenler yok olunca sazlıklar, tarlalar farelere kaldı. Ürüne zarar veriyolar… Gölün guruması her şeye etki etmekte, sıcak havalarda, gölün atık kokusu dayanılmaz oluyor, bilemedik hocam, emanete sahip çıkamadık, felaketi yaşamaktayız, elden ne gelir onu da bilmemekteyiz …” diyerek üzüntü ve pişmanlıklarını dile getirmekteler.

HOPAKLAR KARAYA OTURDU! Halk arasında yüzen ada (hopak- Göl içerisinde Kamış ve Sazlıklarda bunların köklerinin birbirine sarılmasından, adeta ağ oluşturması, aralarının otlarla kaplanarak irili ufaklı bitki adaları) bilinen, rüzgarın etkisiyle veya sırıkla itilerek hareket eden yöreye önem katan  adacıklar göl kuruyunca  karaya oturdu ve adadaki bitkiler kurumaya başladı.

ATIK BIRAKIMI ve KURUMA Havzadaki göllerin vahşi sulama yöntemiyle tarımda kullanılmasının yanı sıra gölleri besleyen dereleri ve yüzey sularının önüne gölet-set- baraj yapılması ve havzadaki çok sayıdaki sondaj kuyularıyla yeraltı sularının çekilmesi, gölün yıllardır beslenememesine, artan su ihtiyacına bağlı olarak gölün biyolojik su bütçesinin  korunmaması gölün ve yaşamının kurumasına neden olmuştur.

Geçtiğimiz yıllarda, suya artan taleple birlikte yüzeysel akışla gölün birçok yerinden açılan devasa kanallarla da gölün suyu adeta boşaltılmıştır. Günümüzde artan kuyu açma ne deniyle de artık yeraltı sularına ulaşmak mümkün değildir. Eber Gölü’nün suyunun çürümesinin  nedeni, 1980’li yılların başından itibaren  tarımsal, emaye, kağıt ve şeker fabrikaları ve çevresindeki 17 yerleşim alanının evsel atıkları “hiç arıtılmadan doğrudan Akarçay’a, oradan da Eber’e yollanması” , gölün yıllarca  atık depo  yeri olarak kullanılmasıdır.  Son yıllarda, suyun kirliliği nedeniyle balık ölümleri neredeyse normal bir olay haline gelmiştir.  Gölü kirleten iç ve dış faktörler giderek artmış, neredeyse her mevsim beliren algler nedeniyle gölün suyu yeşil- siyah renge dönüşmüştür. Göl suyu aşırı azot ve fosfor yükleri nedeniyle adeta çürümüş su özelliğindedir. Dip çamuru adeta katran karasına dönen gölün suyundan üretilen ürünlerin gıdaların güvencesinin söz konusu olmadığını ve bu özellikteki sular, dördüncü sınıf su kalitesinde sular olup, tarımda bile kullanılması sakıncalıdır.

Çözüm; Gölün geri dönüşü oldukça zaman gerektirmektedir. Gölü besleyen su kaynaklarının önü açılmalıdır. Sondaj kuyuları sınırlandırılmalıdır. Göle başka bir yerden ( ki oralarda da su kıtlığı var) su getirmek çözüm değildir. Gölün doğal akışı korumak en önemli koruma çalışmasıdır. Gölün dip çamuru ekonomik amaçlarla değil bilimsel yöntemlerle ekolojik  yapısının korunarak temizlenmesi gerekmektedir.

Yıllardır sazlık alanlardaki bitkilerin gençleştirilmesi ve bakımlarının yapılması gerektiğini önermemize rağmen yapılmaması gölün kurumasına / kirlenmesine neden olan etkenlerdendir. Göl çevresindeki bilhassa tamamen karalaşmış alanlardaki kamışlık sahalar bilimsel yöntemlerle temizlenmelidir. Su kuşlarının su içerisinde olduklarında güvenli ortamları oluşturmalarının yanı sıra gölün suyunun temizlenmesinde büyük önem arz eden kamış ve sazlar aşırı suya ihtiyaç duymaları nedeniyle kontrollü şekilde kesilmelidir.

Belirli bölgelerinde çok azda olsa su ve canlılık emaresi görülen göl dinlendirilmelidir Göle atık alanı olarak kullanmaktan vazgeçilmelidir.  Akşehir Gölü’nün kuruma evresinin son zamanlarını yaşayan Eber Gölü’nün koruma ve kullanımında, artık çok hassas ve göl bilimi kurallarına göre uygulamaların yapılması gerekmektedir, yoksa Eber Gölü coğrafyamızdan tamamen silinecek ve kış dönemlerinde  sadece su birikintisine dönecektir. Ekonomik kayıplar farklı şekillerde telafi edilebilir, ama göl önemli bir canlı yaşam alanı, kuşların göç alanı, yörenin yağışını belirleyen su kaynağıdır. Bunların yarattığı olumlulukların sağlanması – geri kazanılması parayla mümkün olmayacaktır. Gelecek kuşaklarımız bu şekildeki doğa yok edilişleri karşısında başta burada yaşayan insanları hiçbir zaman iyi dileklerle anmayacaktır. Göletler ve barajların ömürleri 30-40 yıllıktır, çamur deposuna dönerek görevlerini sona erdiği gibi sellerin de nedenidirler, oysaki doğal göller milyonlarca yıldır insan müdahalesi olmadan yaşamlarını sürürmüşlerdir. Şimdiye kadar doğal göllere yapmış olduğumuz su deposu- gölet ve baraj bakışı değiştirmek zorunluluktur. Gelecek kuşaklarımızı düşünüyorsak, yaşadığımız yerlere için kendimizi borçlu hissediyorsak aklımızı ve bilimi kullanarak emaneti ileri taşımak gerekir.

 

Türkiye Tabiatı Koruma Derneği  Bilim Danışmanı

Hidrobiyolog

Göl Uzmanı Dr. Erol KESİCİ

 

 

Köylülerin Pişmanlığı ‘Eber Gölü Yaşıyormuş Değerini Bilemedik’ Dr. Erol Kesici gerçeklik vurgusu
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!