1. Haberler
  2. Deniz Kültürü
  3. Marmara Denizi için 2022 yılında ‘Bir şey yapmalı’

Marmara Denizi için 2022 yılında ‘Bir şey yapmalı’

2021 yılı insan etkisiyle oluşan pek çok çevresel felaketle geçti. Orman yangınları ve sel felaketlerinin öncesinde Marmara Denizi’nde 80-90 gün süren deniz salyası 2021 yılının en büyük çevre sorunlarından biri olmuştu. İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklığın tahmin edilenin üzerinde yükselmesi küresel tehlikeye işaret ederken, yeni yılın ilk günlerinde deniz ekolojisine yönelik olası sorunları uzmanlara sorduk. Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, “Müsilaj Marmara Denizi ile kurduğumuz yanlış ilişkini sonucuydu. Marmara ile ilişkimizi ekolojik temelli eksene oturtmalıyız. Yanlış atık yönetim politikası, iklim değişikliği ve Marmara Denizi’nin orijinal yapısıyla birleşince çıkan ekolojik felaketleri yaşamak istemiyorsak yepyeni atık yönetim politikası benimsemeliyiz” dedi. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neslihan Özdelice ise, “Denize yapılacak tüm deşarjlarda sağlıklı ve tam randımanlı çalışan arıtma sistemleri uygulanmalı. Ergene Nehri, ağır metal kirliliğinin olduğu yani yoğun endüstri kirliliğini taşıyan akarsu. Bu nehrin arıtılmadan Marmara Denizi’ne verilmesi oldukça sakıncalı.” dedi.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Müsilajla mücadele önemli çalışmalar

Endüstriyel balıkçılığımızın temeli olan Türk Boğazlar Sistemi, Çanakkale ve İstanbul Boğazları ile Marmara Denizi’nden oluşuyor. Çanakkale Karadeniz’den gelen güçlü yüzey akıntısı nedeniyle temiz kalan İstanbul Boğazı dışında tek iç denizimiz Marmara ve Çanakkale boğazı 2021 yazını deniz salyası yani müsilaj sorunuyla boğuşarak geçirdi. Balıkçıların av sezonunun 21 gün önce bitirmesine neden olan müsilaj turizm sektörünü derinden yaraladı. Müsilaj ile 3 ay süren mücadele olumlu sonuç verse de 2022 yılında benzer sorunların yaşanıp yaşanmayacağı henüz bilinmiyor. Müsilajla mücadelede önemli çalışmalar yapan bilim insanlarına yaşayacağımız yılda Marmara Denizi için yapılabilecekleri sorduk.

 

Prof. Dr. Sarı

“Marmara’yı Karadeniz suları temizledi”

Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, müsilajın dağılmasında Karadeniz’den gelen soğuk ve temiz suyun çok etkili olduğunu belirtti. Prof. Dr. Sarı, “Marmara Denizi yüzey suları (ilk 25 metre) büyük oranda Karadeniz’den İstanbul Boğazı aracılığıyla gelerek Çanakkale Boğazı’ndan Ege Denizi’ne geçen sulardan oluşuyor. Karadeniz’den gelen suyun miktarı Ekim’de en az, Haziran ayında en fazla seviyeye ulaşıyor. Dipte güneyden kuzeye akan tuzlu ama besince fakir, oksijence zengin Akdeniz kökenli sular var. Üstte az tuzlu ve az yoğun Karadeniz; altta çok tuzlu, çok yoğun Akdeniz var. Yoğunlukları, sıcaklıkları, tuzlulukları farklı iki akıntı sistemi aradaki tamponla ayrılıyor. Müsilaj bu tampon bölgenin üzerinde oluşuyor. Geçmişten farklı olarak deniz yüzeyine çıkıp, bütün koy ve körfezleri kaplayan müsilaj, Temmuz başında yüzeyden, Ağustos ortasında ise tüm su kolonundan temizlendi. Temizlik çalışmaları çok önemli ama esas etki Karadeniz’den gelen güçlü, soğuk sularla ilgili.

Prof. Dr. Mustafa Sarı ve Prof. Dr. Yasemin Özdelice

En özel deniz tek iç deniz Marmara

Marmara Denizi’nde iklim değişikliğiyle sıcaklıklarının ve durağan yapısına bağlı kirlilik yükünün arttığını vurgulayan Prof. Dr. Sarı, “Tek yapmamız gereken kirlilik yükünün azaltmak. Müsilaj aslında tam ekolojik felakettir. Ağların gözlerini kapattığı için balıkçılar avcılık yapamaz, avlanan da satılamaz. Koy ve körfezleri kaplayan müsilaj yerli turiste hitap eden otelleri, yazlıkları boş bıraktı. Çünkü kimse denize girmek istemedi. Ekonomik kayıp çok yüksek oldu. Unutulmamalı ki müsilaj, Marmara Denizi ile kurduğumuz yanlış ilişkini sonucu. Marmara Denizi ile ilişkimizi ekolojik temelli eksene oturtmalıyız. Müsilaj Marmara Denizi ile kurduğumuz yanlış ilişkini sonucuydu.

Marmara ile ilişkimizi ekolojik temelli eksene oturtmalıyız. Yanlış atık yönetim politikası, iklim değişikliği ve Marmara Denizi’nin orijinal yapısıyla birleşince çıkan ekolojik felaketleri yaşamak istemiyorsak yepyeni atık yönetim politikası benimsemeliyiz. Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmesi çok iyi. Müsilaj engellemek için deşarj limitlerinin ve kıyı kullanım şekillerinin yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Denizel tür çeşitliliği arttırılmalı. Deniz dar iki boğazla büyük denizlerle bağlı. Sürdürülebilir balıkçılığın ilk adımı olarak boğazları her türlü avcılığa kapatmalı. Deniz dibini tarayan avcılık (algarna, derinsu manyatı) durdurulmalı.” dedi.

Prof. Dr. Özdelice

“Tek yapmamız gereken randımanlı arıtma”

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neslihan Özdelice ise, Marmara Denizi’ne verilen derin deşarjı sonlandırmanın yeterli olmayacağını belirtti. Prof. Dr. Özdelice, “Tüm deşarjlarda sağlıklı ve tam randımanlı çalışan arıtma sistemleri uygulanmalı. Yüzeyde köpüksü müsilaja ve dipte ipliksi müsilaja neden olan türler Marmara Denizi’nden ilk kez kaydedildi. Değişen ortam koşullarına bir yanıt olarak bu canlılar aşırı çoğaldı. Ergene Nehri ağırlıklı ağır metal kirliliği yani yoğun endüstri kirliliği taşıyan akarsu. Bu nehrin tüm koşulları sağlanmış arıtma sistemine tabi tutulmadan iç denize verilmesi çok sakıncalı. Özellikle tek hücreli canlılar kurşun ve bakır gibi ağır metal varlığında müsilaj salgılama kapasitelerini arttırır. Müsilaj, tek nedene bağlı gelişmez. İklimsel değişiklikler, kirlilik, aşırı avcılık ve kıyısal alanların bozulmasıyla ilgilidir. Kirliliği önlemediğimiz taktirde ilerde müsilaj dışında insan sağlığını tehdit eden başka olaylarla karşılaşabiliriz.” dedi.

Müsillaj yorgan gibi örttü

Prof. Dr. Mustafa Sarı, müsilajın en çok deniz dibine bağlı yaşamını sürdüren hareketsiz organizmalara zarar verdiğini belirtti. Sarı, “Kalın müsilaj kümeleri yorgan gibi örttü. Deniz dibini yalancı dip yapısıyla oluşturdu. Dipte yaşayan süngerler, sert ve yumuşak mercanlar gibi organizmalar müsilaj örtüsünün altında kaldı. Beslenemeyip oksijen alamadıkları için toplu ölümler oldu. 0-30 m derinliklerde yer alan tüm sünger toplulukları öldü. Bize Akdeniz ekosisteminin hediyesi yumuşak mercan kolonileri büyük zarar gördü. Ölen bir mercan dalının o büyüklüğe ulaşması için 100 yıldan fazla beklemek gerek. Marmara Denizi’nde ekolojik hasar çok büyük, ancak henüz bilim insanları dışında kimse bunun farkında değil.” dedi. Derinlere Saygı Dalış topluluğu, müsilajın en yoğun olduğu dönemde yaptığı dalışlarla Marmara Denizi’nin temizlenmesi için pankart açmıştı.

Marmara Denizi için 2022 yılında ‘Bir şey yapmalı’
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!