Nesli tehlike altındaki balık: Orkinos
Ne yazık ki bu balıkların da bu üreme zamanına hiç önem verilmedi, şu anda olduğu gibi. Orkinos avcılığı başladığından bu zamana kadar geçen süre içerisinde bu avcılık ayrı bir sektör oldu. Aşırı avcılığı önlemek için uluslararası kota sınırlandırılması getirildi. Türkiye’ye verilen kota miktarları kura ile belirlenen balıkçı teknelerinin eşit olarak bölünmek suretiyle orkinos avcılığı yapılmaya başlandı. Ne yazık ki orkinos avcılığı balığın üreme zamanında da yapılması ve bir de kota dışı avlanılması bu balığın neslini tehlikeye sokmakta. Geçmiş yıllara baktığımızda Karadeniz ‘de de avcılığı yapılan orkinos balığının avcılık sahası 30-40 yıl içerisinde Akdeniz ve hatta Kıbrıs sınırlarına kadar gerilemiştir. Bunun başlıca sebepleri avcılığın üreme zamanına denk gelmesi ve balığın neslinin hızla yok olması. Diğer bir sebep de avcılık yapan balıkçı teknelerinin donanımlarının her geçen yıla göre daha da modernleşmesi. Diğer balıklarda olduğu gibi balıkların kaçabilecek hiçbir yerleri kalmayışı, ağların boylarındaki büyümeler, derinliğinin artması ve en önemlisi orkinosun çok hızlı bir balık olması nedeniyle dibe daha hızlı inmesini sağlamak için ağların kurşun yakalarının ağırlıklarının aşırı derecede artırılması.

Çok para uğruna bozulan ekosistem
Amaç orkinosun zaten avlamak olduğu için bu uygulamalar normalmiş gibi olabilir. Yalnız unutulmaması gereken önemli konu bu avcılığın ne yazık ki balığın üreme zamanında yapılması. Çok para uğruna dünyanın dengesini bozuyoruz. Maalesef kendi koyduğumuz kurallara kendimiz bile uyumuyoruz ya da kuralları işimize geldiği gibi koyuyoruz. Yoksa dünyanın dengesi bozulmuş kime ne. Denizde balık azalmış ya da yok olmuş bana ne mantığıyla yola devam ediyoruz. Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek değerlendirmesi yapmıyoruz. Mesela insanlar neden birikim yaparlar? Geleceklerini garanti altına almak için, çocuklarının gelecekte daha iyi yaşayabilmeleri için. Onun için bizden sonraki neslimizin denizlerimizden faydalanabilmesi için denizlerimize birikim yaptırmalıyız. Denizlerimizi har vurup harman savurmamalıyız.

Denizcilik Bakanlığı şanssızlığı
Aslında en büyük yanlışımız üç tarafı denizlerle çevrili olan bir ülkenin denizcilik bakanlığının olmayışı. Tarım Bakanlığının bir birimi olan denizciliğin günümüzün hastalığı olan koronavirüs yasaklarıyla ile ilgili kararlarda ismi bile geçmiyor. Deniz sektöründen yüz binlerce insan ekmek yediği halde. Yetkililere soruyorum; Denizcilik Bakanlığı açmak bu kadar zor mu? Ya da külfetli mi? Tarımla denizi nasıl bu kadar bağdaştırabiliyorsunuz? Bu iki ayrı sektörün ne gibi bir ortak özelliği var da bir bakanlığın çatısı altında bir birim olarak kalıyor? Zaten bu yüzden biz balıkçıların düşünceleri, istekleri, önerileri, teklifleri sadece tarım il müdürlüklerine kadar gidebiliyor. Oradan ileri gitme şansı yok biz denizciler tarımın üvey kardeşi konumundayız. Görünen o ki ne yazık ki böyle de kalacağız.




















